Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 85. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Nisan 2008 · 626 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akın Birdal, 2 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 626 kelime.
Akın Birdal (Diyarbakır). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 2 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-04-02-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı Yasa’nın 23’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Demokratik Toplum Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, gerçekten, bu yasa maddeleri üzerinde yapılan değişikliklerin karşılığı nedir, ne değildir, bence pek dikkate alınmıyor. Aslında, toplumun demokratikleşmesi için emekçilerin ürettikleri üzerinde söz ve karar sahibi olabilmesi ve bunu da birtakım demokratik kanallardan ifade etmesi demokrasinin gereği. Örneğin Sayın Bakan diyor ki: “Bu eylem kararını alanlar, politik bir karar almaktadırlar.” Doğru; nasıl ki bu yasa tasarısıyla uluslararası emperyalist finans ve mali kurumların reçetelerinin buraya getirilmesi nasıl ideolojik ve politik bir tercihse, buna karşı emekçilerin de kendi hak ve özgürlüklerini korumaları ve o yolda eylemlilikleri ideolojik, politik bir karardır ve bu, demokrasinin bir gereğidir. Yani, şimdi, baştan beri izliyoruz, şu yasama dönemi açıldığından beri AKP ne zaman muhalefetin bir önerisini dikkate almıştır? Örneğin, yasa maddeleri üzerinde birtakım öneriler getiriyoruz, arkadaşlar, bunu gerçekten bu toplum için gerekli midir değil midir düşünmeden “Kabul edenler… Etmeyenler…” şeklinde, “Edilmiştir.” ya da ”Edilmemiştir.” Arkadaşlar, bu nasıl demokrasidir? Demokrasi, gerçekten çoğunluğa karşı azınlığın haklarını ve özgürlüklerini gözeten bir rejimdir ve bu rejim üzerinde bir kültür inşasıdır. Şimdi, örneğin nasıl ki dün EXPO 2015 gerçekten bu çatı altında dört partinin ortak iradesiyle çıkmış, ama ne yazık ki bunu İzmir’e taşıyamamışızdır. Keşke bu gerçekten taşınabilseydi ve bu ekonomik, sosyal ve kültürel akımı buraya taşıyabilseydik.
O nedenle, diğer konularda da gerçekten bu yasa… Örneğin, şimdi DİSK, KESK, TTB, TMMOB ve Diş Hekimleri Derneği dün kapıya yaklaştırılmıyor. Bugün, şu anda kadın arkadaşlarımız var, kadın örgütlerinin temsilcileri; kendilerini ifade etmek için bugün zar zor Meclise girebildiler. Dün “nevroz”da, gerçekten, insanların barışçıl, demokratik, bir arada eşit ve özgür ve kardeşçe yaşama dilekleri dikkate alınmıyor. E, şimdi bu nasıl olacak? O nedenle, bakın şimdi, örneğin, ne diyorlar -ki, kadın arkadaşlarımızın hak arama mücadelesini burada selamlıyoruz ve kendileriyle dayanışma içinde olduğumuzu buradan duyuruyoruz- arkadaşlarımız? “Sosyal güvenlikte kadınlar için pozitif ayrımcılık şart.” diyorlar. Elbette, bakın şimdi, eşitlik ama hangi koşullarda? “Ev içindeki karşılıksız emeğimiz ortadan kaldırılıncaya dek erkeklerle eşitmişiz gibi düzenleme yapılmasına karşıyız. Geçici önlem ve pozitif ayrımcılık istiyoruz.” diyorlar. Şimdi, bunu kimden isteyecekler? Elbette ki bu yüce Meclisin iradesinden isteyecekler. Nasıl isteyecekler? Demokratik olarak, gelip buraya kendilerini ifade ederek. O nedenle, şimdi, Avrupa'da, örneğin, meclisin öyle bilmem 500 metresine kadar yaklaştırılmaz falan diye bir şey yok. Avrupa'nın parlamentolarında şuna tanık olmuşuzdur: Çevreciler, ayrımcılığa karşı olanlar, insan hakları savunucuları, emekçiler, farklı cinsel tercihte olanlar, vicdani retçiler gelirler, kendilerini parlamentonun önünde ifade ederler ve ne istiyorlarsa bildirilerini dağıtırlar ve mecliste grubu bulunan siyasi partilerin temsilcileri gelir, o bildiriyi alırlar, giderler gruplarında değerlendirirler, gerçekten ülkenin ve toplumun çıkarlarına neyse, o maddelerde anlaşırlar ve genel kurula getirirler ve oy birliğiyle kabul ederler. Ayrılıklı, diğer farklı düşündükleri maddeleri de -onlar “sümen altı” diyorlar ya da “dosya altı” diyorlar- tek, tek, tek getiriyorlar ve tartışıyorlar. Şimdi, bizim, geldiğimizden beri farklı olanların ve muhalefetin önerilerine bir kez daha grup başkan vekilleri arkadaşlarımız -AKP’den- ve de diğer arkadaşlarımız, “Evet, bu dikkate alınabilinir, gelin bir görüşelim.” denilmiyor. Olmaz arkadaşlar, toplumun beklentilerine, gereksinimlerine böyle karşılık verilmez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
AKIN BİRDAL (Devamla)Gerçekten, sosyal güvenlik neyi getiriyorsa, sağlık sigortası neyi getiriyorsa bunların karşılığı vardır. Nerede? Uluslararası sözleşmelerde. Örneğin, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nde çalışanların haklarının nasıl korunacağı düzenlenmiştir. Ama ne yazık ki Türkiye Büyük Millet Meclisinden hâlâ Birleşmiş Milletlerden bu çıkan sözleşme onaylanıp iç hukukumuza geçirilmemiş, ama ne yazık ki IMF’nin, Dünya Bankasının, Dünya Ticaret Örgütünün reçeteleri ya da programları buraya getirilerek Türkiye halkının beklentilerine ve özlemlerine karşılık vereceği aranmaktadır. Ve verilmez ve ne yazık ki verilmeyecek ve bu toplumu gerecek. Hani uzlaşacaktık?
O zaman, gelin, gerçekten emekçiler ne istiyorsa onların istediklerine kulak vererek uzlaşalım ya da hukuk dışı örgütlenmelerin açığa çıkarılması için sonuna kadar gidilmesi için uzlaşalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 2 Nisan 2008