Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 88. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Nisan 2008 · 614 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akın Birdal, 9 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 614 kelime.
Akın Birdal (Diyarbakır). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 9 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-04-09-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı Yasa’nın 46’ncı maddesine ilişkin söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bundan önce, tam otuz yıl önce, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayısta, Taksim’de, 34 yurttaşımız yaşamını yitirmişti ve en son 1978 yılında 1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü kutlanmıştı ve o günden sonra, ne yazık ki, Taksim’de 1 Mayıs kutlanamamıştı. Şimdi, dün öğrendiğimiz kadarıyla, DİSK, Türk-İş ve KESK, 1 Mayıs işçi bayramını kutlamak üzere, İstanbul’da, Taksim’de buluşacaklarını kararlaştırdılar. Bu kararı selamlıyorum ve ezilenlerden, emekçilerden yana bir bayram kararının barış içinde geçmesini diliyorum.
Ayrıca, geçmiş dönemdeki yasama dönemlerinde 1 Mayısın bayram olması yolunda verilen yasa tasarılarının kadük olduğunu biliyoruz ve biz, yarın, Demokratik Toplum Partisi olarak, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününün Türkiye’de de, birçok ülkede olduğu gibi, “işçi bayramı” olarak yasalaşmasını ve tatil yapılmasını yüce Meclisinize getireceğiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz hafta 23’üncü madde üzerinde söz aldığımda, bir demokrasi kültürünün olması gerektiğini, bir sol olmadan, emekçiler olmadan demokrasinin olmayacağını anlatmaya çalışmıştım. Çünkü muhalefetin yaklaşık bu yasa tasarısı görüşülmeye başlandığından beri verilen değişiklik önerilerinin kabul edilmediğini ve dikkate alınmadığını görüyoruz. Şimdi, yine dikkate alınmayacağını bilerek, 46’ncı madde üzerindeki görüşümü sizlere sunacağım. Ancak, biz, halka rağmen halk için siyaset yapılamayacağını burada dillendiriyoruz. Siyaset, içindekiyle barışmaktır. O nedenle, eğer başka yabancı reçeteler yoksa, siyaseti Türkiye halkı için yapıyorsak ve Türkiye halkının barış içinde, bir arada, özgür ve kardeşçe yaşaması için yapıyorsak içimizdekiyle barışmalıyız ve biz de bunu diliyoruz.
Şimdi, bu 46’ncı madde üzerinde kimi zamanki değişiklikler -bazen bir virgül, bazen sözcükler- o hakların kullanımını değiştiriyor. Çünkü, bilindiği gibi, şeytan ayrıntıda gizlidir. Fakat, halk arasında bir söz vardır -çok sıkça duyarız- “Bu kefen param.” diye. “Yastığın altına koydum.” derler yaşlılar ve biraz geçkin olanlar. Kefen parasını eğer yastığın altına koyuyorsa, gerçekten öldüğü zaman cenazesinin ortada kalabileceğinden kaygı duyduğundandır bu. İşte bu, devletin bir sosyal devlet olmadığının en özde ifadesidir halk tarafından.
Yine, halkımız arasında bir şey vardır, “Elden gitmeyince değeri bilinmez iki şey vardır.” diye -biz üçüncüsünü de ekleyelim- gençlik ve sağlık. Gerçekten, sağlığını yitirdikten sonra o sağlığın korunacağının söylenmesinin karşılığı nedir? Aynen özgürlük gibi, elden gitmeyince değeri bilinmez. O nedenle, yurttaşlarımızın sağlığını, beden bütünlüğünü, ruhsal bütünlüğünün yitirmeden sosyal devlet olarak ne yapılması gerekiyorsa yapalım ve bütün için bütçeden de gerekli ayırmayı yapalım.
Şimdi, bu 46’ncı maddenin, 31/05/2006 tarihli ve 5510 Sayılı Yasa’nın 76’ncı maddesinin üçüncü fıkrasının madde metninden çıkarılmasını öneriyoruz. Elbette, bu da yine kabul görmeyecek.
Şimdi, sağlığı, sosyal, kültürel, ekonomik, çevresel ve politik nedenlerden bağımsız olarak sadece kişinin kendisine ait bir durum olarak kabul eden “sigortalı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler sağlıklarını korumaktan asli olarak sorumludurlar” anlayışı değişiklik tasarısında da aynen korunmaktadır.
Şimdi, daha hâlâ belleğimizde, unutmaz ve unutturmaz elbette ki hayat bize. Örneğin, Çernobil kazasından sonra, Sağlık Bakanının kalkıp ya da nükleer Atom Enerjisi Kurum Başkanının “İçin, bize bir şey olmaz” anlayışının sonuçlarını biliyoruz ve hızla kanser hastalığından yaşamını yitiren yurttaşlarımızın…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Birdal.
AKIN BİRDAL (Devamla)Teşekkürler Sayın Başkan.
Bu biliniyor ve bugünlerde yine, kaç kez karar alınmış olmasına karşın Bergama’da siyanür kullanılarak altın çıkarılmasının çevreye, doğaya ve insan yaşamına getirdiği sonuçları yine örnekleriyle biliyoruz ve bunları, insan hakları savunucuları olarak birçok dünya örnekleriyle de raporlar sunduk, ama ne yazık ki, yine dikkate alınmamaktadır. Sağlıklı bir çevre, sağlıklı yaşam yerine, önce sermaye, önce kâr ve önce bize dikte ettirilen uluslararası yabancı sermayelerin ve kurumların reçeteleri…
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu yasa emek ve emekçi karşıtıdır. Bu yasa tasarısı insanlık onurunu hiçe saymaktadır. Bu yasa tasarısı insan haklarının ve ekonomik, sosyal hakların ayaklar altına alınmasıdır. Bu yasa tasarısı Anayasa Mahkemesinden eğer dönmezse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden dönecektir.
Bu umutla hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
67 konuşma daha · 9 Nisan 2008