İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Akın Birdal

Diyarbakır Milletvekili ·

Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2010 · 480 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Akın Birdal, 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 480 kelime.

Akın Birdal (Diyarbakır). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 497 sıra sayılı Anayasa’nın kimi maddelerinde değişiklik teklifi üzerinde 19’uncu maddenin değiştirilmesine ilişkin söz almış bulunuyorum. Saygıyla selamlarım.

Şimdi, gerçekten bu Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının getirilmesinden murat edilen nedir? Örneğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde mahkûm edilen ülkelerin birinci sırasında olan Türkiye’yi alt sıralara çekmek mi murat ediliyor? İkincisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde yapılan başvuruların yüzde 86’sı Türkiye Cumhuriyeti devleti aleyhine sonuçlanıyor. Acaba bunun yüzdesini mi aşağıya çekmek murat ediliyor? Üçüncüsü, ödenen çok yüklü, gerçekten… Örneğin 2007 yılında 7.297.065 euro, 2008’de 5.734.111 euro, 2009’da 6.132.434 euro Türkiye Cumhuriyeti mahkûm edilmiş. Şimdi, örneğin Türkiye’nin mahkûm edilmesine neden olan bu yargı, insan hakları ve demokratikleşmeyle ilgili evrensel hukuka ya da Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelere uydurma gibi böyle bir gereksinme duyuyor mu? Ya da duymadığı hâlde mahkemenin karşısına gelen mahkûmları mahkûm ederken o kararı veren yargıçlar Anayasa’nın 90’ıncı maddesini esas alarak, iç hukukta olmasa bile kabul ettiğimiz ulusalüstü hukukun iç hukukun üstünde olduğunu kabul edip karar veriyorlar mı? Ve ne yazık ki bunların böyle olmadığı görülüyor.

Şimdi, biz buna karşın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının tanınmasının süresinin belirtilmesi gerektiğini düşünüyoruz, yani örneğin iki yıl olmalı, aksi takdirde beş yıl, on yıl sürecektir ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yollarını da, kanallarını daraltacak ya da kapatacaktır.

Aslında bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olsun ya da Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru olsun bunu bence aşağıya çekebilmenin tek bir yolu aslında açılım olduğundan değil olmadığındandır. Açılımdan burada kasıt nedir? Kürt sorununun demokratik çözümüdür. İkincisi demokratikleşmedir, yani düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, Terörle Mücadele Yasası ve Türk Ceza Yasası’ndaki hukuk dışı uygulamaları kaldırmak, cezaevlerinde insan haklarına dayalı düzenlemelerin yapılması, örneğin şu anda 117 bin kişiye ulaştı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç bu kadar tutuklu ve hükümlü olmamıştı. Zaten Türkiye bu baskıcı yasaklarla yarı cezaevine dönüştürülmüş durumda. O nedenle, bence Türkiye’yi bir açık hava cezaevinden kurtarmak gerekiyor, özgür, demokratik bir ülkeye dönüştürmek gerekiyor. Bunun referansı da belli. Örneğin Avrupa Birliği sürecinde, tam üyelik sürecinde yükümlülük altına gireceğimiz, kabul ettiğimiz bir “Kopenhag Siyasi Kriterleri” başlığı var, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve azınlıkların korunması. Yani şimdi, örneğin 1915’in 95’inci yılı nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin de gerçekten, bir oturum –bence- açılması ve bunun burada, insanlığa karşı işlenen suçun sorgulanması gerekebilirdi. Niye tarihçilere bırakıyoruz?

O nedenle, burada siyasi iradedir asıl olan, halkların kardeşliğini, bölge halklarıyla dostluğu oluşturacak olan siyasi iradedir ve bu iradeyi ortaya koyacak olan da Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Şimdi, ayrıca yine getirilen buradaki değişiklik önerimizde, askerlerin, generallerin Yüce Mahkemede -Yüce Divanda- değil sivil mahkemelerde yargılanmasını öngörüyoruz. Eğer, gerçekten askerlere karşı bu Anayasa üzerindeki vesayeti kaldırmak istiyorsanız önce Genelkurmayı Millî Savunma Bakanlığına bağlayın, artı, Millî Güvenlik Kurulunu kaldırın, artı, askerlerin, silahlı kuvvetlerin harcamalarını bir denetime alın. İhalesi belli değil, alımı belli değil, ne alınıyor, ne satılıyor, nereden alınıyor, ne karşılığında alınıyor, bunlar belli değil.

O nedenle, bu Anayasa üzerindeki vesayeti önce bu düzenlemelerle belki kaldırabiliriz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

100 konuşma daha · 26 Nisan 2010

100 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook