İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Kürşat Atılgan

Adana Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2010 · 1.182 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kürşat Atılgan (MHP), 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.182 kelime.

Kürşat Atılgan (MHP, Adana). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Anayasa’nın 156’ncı maddesinde yapılan değişiklik üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Giresun’da şehit olan vatan evladı astsubayımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Ayrıca, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum.

Hükûmeti de bölücü terörle mücadelede daha aktif olmaya, bölücü terörünün önünü açmak için Anayasa değişiklikleri yerine, terörle müzakere yerine, mücadele etmeye davet ediyorum bu kürsüden. Daha ne kadar vatan evladı ölmesi lazım ki daha etkin mücadele edelim.

Değerli milletvekilleri, Askerî Yargıtay, askerî mahkemelerin verdiği karar ve hükümlerin son inceleme mercisidir. Bu anayasal kurumumuz 6 Nisan 1914 tarihinde kurulmuştur, yani doksan altı yıllık bir anayasal kurumdur. Askerî yargının varlığı ve gerekliliği silahlı kuvvetlerin varlığıyla izah olunur. Ordular olduğu müddetçe onlara özgü yargılama usul ve biçimi de olmuştur ve öyle olması da gereklidir.

Askerî yargı, silahlı kuvvetlerin varlığından doğan iki yükümlülüğün neticesidir. Bunlardan birincisi, hizmet için hazır bulunma, ikincisi ise itaatin sağlanmasıdır. Dolayısıyla, çok az istisna dışında, ordusu bulunan bütün ülkelerde askerî yargı organları mevcuttur.

Değerli arkadaşlar, orduların temeli disipline ve emirlere mutlak itaate dayanır. Disiplinle kuralları önceden belirlenmiş mevzuat hükümlerine riayet ile sağlanır. Bozulan disiplinin tekrar tesisi, konuyla ilgili hükümlerin kısa sürede uygulanmasını gerektirir. Bu açıdan bakıldığı zaman ordunun temeli disiplin, disiplinin yasal ve koruyucu sağlam temeli de askerî yargıdır. Dolayısıyla, askerî yargı üzerinde yapılan değişiklikler çok itina ile ve çok düşünülerek yapılmalıdır. Aksi takdirde, ordunun disiplinine çok büyük zararlar vermek mümkündür. Yani, bir ordunun operasyonel gücünün en önemli unsuru olan disiplinin bozulmasına sebep oluruz.

Değerli arkadaşlarım, Anayasa Mahkemesinin dört ay önce aldığı askerî hâkimlerle ilgili bir karar doğrultusunda, maalesef, askerî hâkimler sınıfı silahlı kuvvetlerde bir belirsizlik içine girmiştir. Şu anki pozisyonla hâkimlerin sicillerini vermek mümkün değildir. Çünkü Anayasa Mahkemesi “Komutanlar hâkimlere sicil veremez.” diye bir karar vermiştir. Bu durum, askerî hâkimlerin ve savcıların terfilerini tehlikeye sokmuştur. O nedenle, şimdi Millî Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanlığı askerî yargının önemli görevlerini yapan hâkim ve savcıların tayin, terfi, atama usulleri ile bu yapılan son değişikliği de dikkate alarak, bir karar vermek zorundadır. Belki de tüm bu işlemler için hep itiraz ettiğiniz Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu gibi yeni bir kurum kurmak zorundayız, onun da adı Askerî Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurumu olmak zorundadır. Dolayısıyla, herhâlde Hükûmet, Millî Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı önümüzdeki birkaç ay içinde bu konuda yapacağı değişiklikleri bu Meclisi getirecektir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, soğuk savaş döneminden sonra bütün ordularda bir dönüşüm ve değişim vardır. Çok gayet tabiidir Türk Silahlı Kuvvetlerinde de bir dönüşüm ve değişim vardır. Bu değişimin planlaması 90’lı yıllarda yapıldı, 2000’li yıllarda hayata geçmeye başladı ve hâlen de bu dönüşümü Türk Silahlı Kuvvetleri yapmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu dönüşümü çok süratli yapamamasının çok önemli bir gerekçesi vardır. Bunun da en önemli gerekçesi ülkemizi bölmeye yemin etmiş bir terör örgütüyle yapılan silahlı mücadelenin etkin bir şekilde devam etmesidir. Dolayısıyla burada şundan hiç kimsenin şüphesi olmasın ki her türlü gelişmenin ve dönüşümün öncüsü olan Türk Silahlı Kuvvetleri bu dönüşümünü ve gelişimini sağlayacaktır ve soğuk savaş sonrası düzene ayak uyduracaktır. Burada hükûmetlere düşen görev şudur: Silahlı kuvvetlerin bu dönüşümüne yardım edecek birtakım hukuki düzenlemeler yapmaktır. Aksi takdirde bu dönüşümü sancılı yaparsanız ülkeye zarar verirsiniz ama öyle anlaşılıyor ki AKP Hükûmeti, kendi siyasi menfaatleri doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerindeki bu dönüşümü çok sancılı bir şekilde yapmaya niyet etmiştir ve o doğrultuda hareket etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu coğrafya bir Portekiz gibi değildir yani önü İspanya, arkası Atlantik değildir. Bu coğrafya çok kuvvetli bir silahlı kuvvetlere ihtiyaç gösterir çünkü dünyadaki çatışmaların merkezinde yer alan bir coğrafyadayız. Dolayısıyla bu orduyu zayıflatmak, bu silahlı kuvvetleri zayıflatmak hiçbir insanımızın, hiçbir siyasi grubun, hiç kimsenin menfaatine değildir. Düşünebiliyor musunuz ki 2 tane genç savcı “Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüzde 25 generalini tutuklayın.” diye emir çıkaracak ama aynı günün sabahında o savcılar alınacak. Nasıl alındığını Adalet Bakanı açıklamak zorundadır. Ne oldu da o savcıları aldınız, bu işten vazgeçtiniz? Ben biliyorum nasıl o işten vazgeçtiğinizi ama bu kürsüde söylemek istemiyorum. Dolayısıyla, hiçbir dünya ordusunda, hiçbir modern ülkede veya geri kalmış ülkede böyle bir garabet yoktur. Kendi silahlı kuvvetlerinin yüzde 25 general kadrosunu bir emirle “İçeri alın.” diye emir çıkaran bir ülke yoktur.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratırken çok dikkatli olmak gerekir. Bu ülkenin gerçekten kuvvetli, iyi bir silahlı kuvvetlere ihtiyacı vardır. Bunu derken şunu demek istemiyorum: Bu ordunun içinde görev yapanlar içinde görevini yaparken görevinin yetki ve sorumluluklarını kanun dışına çıkarak yapan varsa adalet önünden kaçsın demiyorum. Elbette ki böyle yapanlar adalet önünde hesap vermek zorundadır. Ama şu anda öyle bir psikolojik ortam yaratıldı ki bu ülkede, bu ülkede ne kadar melanet iş varsa onun altında sanki Türk Silahlı Kuvvetleri ve onun mensupları varmış gibi bir psikolojik harekât yaratıldı. Bu doğru değildir.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa)Hayır canım, öyle bir şey yok.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla)“Hayır” diyorsunuz ama öyle olmadığını siz de biliyorsunuz. Her gün, bakın gazetelere, Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında ne yazıldığını hepimiz biliyoruz. Kendi taraftarlarınızın neler dediğini ben biliyorum. Yazıktır, günahtır, bu ülkeye yazık ediyorsunuz.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa)Bu siyasi bir iş değil, yargının işi.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla)Bu işten sadece ve sadece bu ülkenin düşmanları ve bu ülkeyi bölmeye yemin etmiş bölücü terör mensupları ve onun destekçileri sevinmektedir. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, silahlı kuvvetler düşmanlığı yaparken çok dikkat etmek gerekir. Çünkü bu coğrafyada yaşamanın başka yolu yoktur. Bu coğrafyada yedi tane medeniyet batmıştır. Bu coğrafya o kadar ucuz olmamıştır. Milyonlarca şehit kanıyla bu coğrafyayı Türkler vatan yapmıştır. O kadar ucuz değildir bu ülkenin silahlı kuvvetlerini yıpratmak. Dikkat etmek gerekir.

Dolayısıyla, biraz Anayasa değişikliği üzerinde görüşlerimi belirterek anlatmak istiyorum. Konuya bir fıkrayla devam edeyim ki biraz ortam hafiflesin diye söylüyorum. Latin Amerika ülkelerinin birinde anayasa yapılacakmış. Araştırmışlar, demişler ki: “Nereden uzman getirelim?” Biri demiş ki: “Amerika Birleşik Devletleri. İki yüz elli senedir bir anayasayla devam ediyorlar. Dolayısıyla bunu oradan alalım ki en iyi uzmanlar orada olur.” Hemen diğeri itiraz etmiş, demiş ki: “Hayır Türkiye’ye başvuralım. Türkiye’de öyle 2 tane uzman var ki biri Anayasa Komisyonu Başkanı biri Adalet Komisyonu Başkanı. Dolayısıyla onları getirelim, biz de bir anayasa yapalım.” Öyle anlaşılıyor ki bu görüşmelerden sonra Sayın Kuzu ile İyimaya Latin Amerika yolcusu değerli arkadaşlarım. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla bu Anayasa, bakın bu Anayasa 1987 yılından beri on beş defada seksen altı maddesi değiştirilmiştir, şimdi de yirmi dokuz maddesi değiştiriliyor. Değiştirilmeyen maddesi aşağı yukarı kalmıyor. Dünyada bana bir tek ülke gösterin Sayın İyimaya, bir tek ülke gösterin ki yirmi üç yılda anayasasını on altı, on yedi sefer değiştiriyor. Yok böyle bir şey.

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Darbeler değiştiriyor işte, 80 darbesi, 60 darbesi, onlardan hiç bahsetmiyorsun.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla)Peki. Yani sizler “darbe, darbe” diyorsunuz ama ürünü olduğunuz 28 Şubat ve 27 Nisanla ilgili en ufak kılınızı kıpırdatmıyorsunuz.

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Hangi ürün ya?

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla)Hadi… Hadi 27 Nisanla, 28 Şubatla ilgili getirsenize bu Meclise bir şey.

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Cunta var, cunta.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla)Peki… Tabii acıttı mı? Söylediklerimiz acıttı galiba biraz gururunuzu.

MUHARREM VARLI (Adana)Biz cezaevinde yatarken sen neredeydin?

K. KEMAL ANADOL (İzmir)İhaleye giriyordu.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla)Sayın Başkan…

Değerli arkadaşlarım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

100 konuşma daha · 26 Nisan 2010

100 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook