Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2010 · 512 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akın Birdal, 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 512 kelime.
Akın Birdal (Diyarbakır). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Konuşacağım.
BAŞKANBuyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)
Beş dakikadır süreniz.
AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yapılması öngörülen 21’inci madde üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Şimdi, Avrupa Parlamentosu defalarca karar almıştır, Türkiye’deki yargı sisteminin uluslararası hukuk normlarına, Avrupa Birliğinin birtakım kazanımlarına, demokratik değerlerine ve normlarına uygun olmadığına ve değiştirilmesi gerektiğine dair.
Şimdi, bu değişikliklerin, Avrupa Birliği müktesebatına uygun hâle getirilmesi saikiyle yapıldığını biliyoruz. Fakat, ne yazık ki bu düzenlemeler, gerçekten, ne Avrupa Birliği hukuk normlarına uymakta ne olağan yargı sistemine uymakta ne yargının eşitlik ilkesine uymakta. Yine, bu değişikliklerle, Anayasa üzerindeki askerî vesayetin korunduğunu görüyoruz. Askerî yargının taraf olduğu bu tutum, uluslararası hukuka uymayacak. Acaba, bu müktesebata uygun olmadığı sonucuna ne diyecekler, bilemiyoruz.
Şimdi, 23’üncü Dönem seçimlerinden sonra, bir kez, Amerika Devlet Başkanı Obama geldiği zaman generaller geldiler, bu tribünde yer aldılar ve sonra, bir daha gelmediler. Örneğin…
SELAMİ UZUN (Sivas)Gelmediler mi?
AKIN BİRDAL (Devamla)Gelmediler.
“Ulusal egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” diyoruz ama generaller ki -bunlar kamu görevlisidir- onların…
SELAMİ UZUN (Sivas)Sizi boykot ediyorlar.
AKIN BİRDAL (Devamla)Yani, neyi boykot ettiklerini bilmiyoruz ama milletin iradesine karşı bir tutum aldıkları görülüyor. Örneğin, Sayın Bakan, bu konuda bugüne değin rahatsız olmuş mudur? Bu ulusal egemenlik iradesine, anlayışına karşı bu tutumu, bürokratik bir tutumu, nasıl değerlendirmişlerdir? Doğrusu, merak ediyoruz. Daha üç gün önce, burada “Ulusal egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” iradesine karşı, yine, törenlere gelmemişlerdir.
Şimdi, birkaç gün önce, bedelli askerlik tartışması oldu ve 100 bin kişinin, bu yasanın çıkarılması hâlinde, bundan yararlanmak istediğine dair bir tespit yapıldı ve 2,5 milyar TL de Maliye Bakanlığına kaynak yaratılacağı söylendi. Doğrusu, Hükûmetin açıklamalarından, bu bedelli askerliğe ilişkin bir yaklaşım olduğu görülüyordu ama sonra, Genelkurmay Başkanıyla yapılan toplantıda, koşulların olmadığı gerekçesiyle bedelli askerlik başka bir bahara ertelendi.
Şimdi, bir de vicdani ret konusu… Örneğin Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde mutlaka Avrupa Birliği müktesebatına uygun olarak vicdani reddin bir insan hakkı olduğu kabul edilecektir ama ne yazık ki ölmek ve öldürmek istemeyen gençlerimiz bugün askerî mahkemelerde yargılanıyor. Bu nasıl açıklanacaktır, buna Sayın Bakan acaba ne diyecektir, doğrusu merak ediyoruz. O nedenle, vicdani reddin bir an önce Avrupa hukukuna, insan hakları hukukuna ve Avrupa Birliği müktesebatına uygun olarak, bir hak olduğunun artık kabul edilmesi gerekir ve gençlerimizin ellerine silah almayışının bu hukuk anlayışı ile çelişmemesi gerektiğini düşünüyoruz.
Bizler eğer gerçek bir demokrasi istiyorsak, ki ünlü yazar Yaşar Kemal’in deyimiyle… Ki bizim örgütlerimizin birçoğunun girişinde yazar “Ya gerçek demokrasi, ya da hiç!” diye. Şimdi, demokrasi yarım olmaz arkadaşlar. Demokrasi, gerçekten, anayasasıyla çelişmez. O anayasa da vesayetçi bir anayasa olmaktan çok, sivil, demokratik, altını her zaman çizdiğimiz insan haklarına dayalı, hukukun üstünlüğünü temel alan bir sivil anayasadır ve bunu yapacak da mutabakatını sağlayacak da yüce Meclisimizdir. Ama ne yazık ki burada yine bu eksik ve güdük kalacaktır ya da…
1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli Saramago diyor ki: “Bu gökyüzünün altında artık söylenmedik bir şey kalmadı, her şey söylendi. Marifet, artık, söylenenlerin yapılabilmesindedir.” Gerçekten, nasıl bir demokrasi, nasıl bir insan hakları, nasıl bir adalet, bunların hepsi artık söylendi aşağı yukarı, burada kesişiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
100 konuşma daha · 26 Nisan 2010