İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s. 262)

Algan Hacaloğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Temmuz 2003 · 960 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Algan Hacaloğlu (CHP), 30 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S. 262)); konuşma 960 kelime.

Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s. 262)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-07-30-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasarisi-s-s-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 262 sıra sayılı yasa tasarısının 18 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini dile getirmek üzere söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler, uluslararası hukuk, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer belgeler, temel insan hakları ve özgürlükleri arasında, düşünceyi ifade özgürlüğünü ve onu toplumla paylaşmanın bir aracı olan toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkını, tabiatıyla, vicdan özgürlüğüyle beraber, tabiatıyla, yaşam hakkıyla beraber, temel özgürlükler arasında saymaktadır.

Türkiye, özellikle, 12 Eylül'den günümüze, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasının mevcut yapısı nedeniyle, insanlarına çok çektirdi. Ezilen emekçilerin, memurun, çiftçinin, emeklinin, içerisinde yaşadığı heyecanı, haksızlıklara karşı başkaldırısını toplantıyla dile getirmek isteyen gençlerin, toplantılarında ortaya konulan şiddet, o toplantıları sona erdirmek için kullanılan kaba kuvvet, o çocukları kaybolmuş olan annelerin arayışlarına uygulanan baskı, Türkiye'nin son yirmi yıllık insan hakları karnesinin kırık notlarıdır.

Oysa, sadece taraf olduğumuz uluslararası hukuk değil, Anayasamızda ve o Anayasamızın özünü ilk maddesine yansıtan 2911 sayılı Yasada, oldukça özgürlükçü bir yapının oluşabilmesinin ilk, giriş alanı açılmaktadır.

Bilindiği gibi, Anayasamızın 34 üncü maddesinde "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir" denilir. Sonra, bu konuda yapılacak olan düzenlemelerin özel bir yasayla düzenleneceği ifade edilir. Yani, Anayasa, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin sınırlandırılması için özel bir kısıtlama getirmez; özel kısıtlama hususunda "kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlandırılır" denilir.

Ancak, ilk konuşmamda belirttiğim gibi, 12 Eylül sonrası Türkiye demokrasisinde uygulanan tırpan ve kısıtlamalar, getirilen yasaklar, ne yazık ki, bu alanı da kapsamı içerisine almıştır ve 2911 sayılı Yasa, başından sonuna değiştirilmesi gereken, tamamen Anayasadaki özüne sadık bir şekilde yeniden ele alınması gereken bir yasadır.

Şimdi biz, oturmuşuz, Avrupa Birliği bizden istiyor diye, bu yasanın 4 - 5 maddesinde "efendim, 60 günde değil 30 günde, 30 günde değil 10 günde" diye, bazı süreleri kısaltarak, sanki, o yıllardır, işçimizin, emekçimizin, gençlerimizin temel hakları önüne bir duvar gibi set çeken ve iç güvenlik kuvvetleri ile yargı arasında keyfî uygulamaların alanını, gerekçesini oluşturan bu yasada değişiklikler yapmaya kalkıyoruz ve bunu da, önemli bir reform gibi, uyum yasası çerçevesinde, 4 - 5 madde olarak dile getiriyoruz.

1996 yılında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, 2911 sayılı Yasanın değiştirilmesi için çok kapsamlı bir yasa teklifi vermiştik; ne yazık ki, o dönemde kadük oldu, geçen dönem de halk bizi Meclisin dışında tuttu. Şimdi, bu dönem, hükümet, bu ezici çoğunluğuyla, diğer temel hak ve özgürlükler alanında olması gerektiği gibi, toplantı ve gösteri yürüyüşleri konusunda da, karşımıza, 2911 sayılı Yasanın bütün eksikliklerini giderecek ciddî bir yasa tasarısıyla gelir diye bekliyorduk.

Bu madde üzerinde konuşmaya değmez diye düşünüyorum değerli arkadaşlarım. Gerçekten öyle; olsa ne olur, olmasa ne olur?! Bakınız, bu yasada -muhakkak ki çoğunuz 2911 sayılı Yasayı okumuşsunuzdur; ama, okumamış olanların bilgisine sunmak istiyorum- 4 üncü maddeyle getirilen bir istisna vardır "Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların Devlet ve Hükümet işleri hakkında toplantı ve konuşmaları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin halk ile yapacakları sohbet niteliğindeki görüşmeler" denilerek, bunlar, yasanın kısıtlamalarının dışında tutulmuştur. Bu ne demektir değerli arkadaşlarım; halkın oylarıyla seçilen belediye başkanları, örgütün oylarıyla seçilen parti yöneticileri, muhtarlar, il genel ve belediye meclisi üyeleri, çıkıp da çarşı pazara, şöyle bir toplanın, bir sohbet edelim deseler, eğer o gün savcı ters taraftan kalkmışsa veya yerel emniyet müdürünün o gün neşesi yerinde değilse, gelip müdahale edip, tutanak tutup, sizi mahkemeye verebilir, hakkınızda dava açabilir. Bu kadar tutulacak tarafı olmayan, günümüze taşınmaması gereken bir yasanın bu maddeleri ve diğer birçok maddesi dururken, biz, göstermelik bir şekilde -bu maddede olduğu gibi- efendim, süre 30 gün değil de, 10 gün olsun... Niye üç gün değil?!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Ortalamasını aldık.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Alsanız ne olur, almasanız ne olur.

Değerli arkadaşlarım, sivil toplum örgütleri diyoruz... Bakın, sivil demokrasiden bahsettik, biraz evvel konuştuk, daha konuşacağız. Millî Güvenlik Kurulu diyoruz, sivil demokrasi diyoruz... Sivil toplum örgütlerinin etkinliği, ancak, o örgütlerin halkla beraber, iç içe, kendi ilgi alanlarında eylem yapabilmeleriyle mümkündür. Bugün, bir çevre ve bir meslek odasının genel başkanı gitse, bir yerde, bir konuda toplantı yapsa, eğer sevilmiyorsa, her türlü baskıya maruz kalabilir.

Mevcut yasa, toplantı yapabilirsiniz diyor; ama, nerede yapabilirsiniz; kentin en uzak yerinde, benim size göstereceğim yerde yaparsınız; orada yapın ki, söylediğinizi kimse duymasın diyor. Yine, yasa, yürüyüş yapabilirsiniz diyor; ama, nerede yapabilirsiniz; benim söylediğim güzergâhta yaparsınız, öyle bir güzergâh ki, yürüdüğünüzü kimse görmesin.

Tabiî, bunun uygulamasında her zaman böyle olmuyor; her zaman, yöneticilerimiz belki bu kadar haksız davranmıyor; ama, yirmi yıldır öyle uygulamalar gördük ki, öyle hak ihlalleri gördük ki, o kadar kişinin canı yandı ki, bu yasa değişmeden keyfîliği kaldıramazsınız. Bu yasa, polis güçlerine haksızlık etmektedir, savcılara da haksızlık etmektedir; çünkü, uygulama ve yorum alanı o kadar geniştir ki, bu yasayla hakkı hukuku korumak mümkün değildir.

Bu yasa, örneğin, gündüz toplantılarının güneş batmadan 1 saat evvel sona ermesini öngörüyor. İyi ki, bu yasa Oslo'da veya Alaska'da veya güneşin batmadığı bir yerde uygulanmıyor!.. Böyle bir şey olabilir mi?! Var mı, Avrupa Birliği ülkelerinde böyle bir şey var mı?! Madem, değiştiriyoruz; madem, uyum diyoruz, ne diye bunlara eğilmiyoruz? Ama, rahat olun sevgili arkadaşlarım; Türkiye Büyük Millet Meclisi güvenlik altında; çünkü, mevcut yasa diyor ki: "Türkiye Büyük Millet Meclisine 1 kilometre mesafede kimse toplantı ve gösteri yürüyüşü yapamaz." Biz rahatız, güvendeyiz; yasa bize bu güvenceyi sağlamış; ama, bunu içimize sindirebiliyor muyuz, önce buna karar vermemiz lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, yasanın bir ileriki maddesinde tekrar söz alacağım, diğer görüşlerimi orada belirtmek istiyorum; ancak, tekrar istirham ediyorum, rica ediyorum, vicdanlarınıza seslenmek istiyorum, hükümeti oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu değerli milletvekili arkadaşlarım... (AK Parti sıralarından alkışlar) Lütfen, lafla değil, gerçek anlamda reformla ilgilenelim; çünkü, halk bizden bunu istiyor; çünkü, demokrasimizin ihtiyacı budur. Önümüze getirilen düzenleme ise bir safsatadır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

47 konuşma daha · 30 Temmuz 2003

47 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook