İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)

Yakup Kepenek

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Temmuz 2003 · 795 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yakup Kepenek (CHP), 30 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE KAMU İHALE KANUNU VE KAMU İHALE SÖZLEŞMESİ (S.S.257)); konuşma 795 kelime.

Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-07-30-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-ile-kamu-ihale-kanunu-ve-kamu-iha (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günün bu geç saatinde zamanınızı almakta olduğumu biliyorum; ama, kimi noktaların belirtilmesinde yarar görüyorum ve o nedenle, görüşülmekte olan tasarının 39 uncu maddesi üzerinde, CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum.

Hemen şunu belirteyim ki, diğer maddeleri gibi 39 uncu maddeyle yapılmak istenen değişiklikler de, bu yasanın uygulanmasından doğan bir aksaklıktan kaynaklanmıyor; devlet eliyle ihale sisteminin yeni koşullara uyumundaki sıkıntılardan, bir bakıma, eskiye dönüş özleminden kaynaklanıyor.

Değerli arkadaşlar, önce bir iki noktanın altını birlikte çizelim. Türkiye'de devlet eliyle doğru dürüst ihale yürütülemiyor. Altyapı, mal ve hizmet üretimi, konut üretimi yapılamıyor. Birkaç nokta var. Önce, hizmet pahalıya üretiliyor. Biz, ülke olarak birkaç kilometrelik, 5-6 kilometrelik yolu yapamıyoruz, 5-6 kat harcama yaparak ancak 1 kilometre yol yapıyoruz; yani, 1'i 5'e mal ediyoruz. Sonra, yapılan işi sağlam yapmıyoruz. Özel olarak, kamu yapıları depremde ilk yıkılan yapı özelliğini taşıyor. Bundan daha büyük sorumsuzluk olamaz. Yarın seçmenlerimizin karşısına çıkacağız, yollara düşeceğiz. Gittiğimiz karayollarının haline bakın ve son günlerde yaşanan trajik trafik terörünün verdiği acıları göz önüne getirin.

Bir başka önemli konu var; kamu ihaleleri zamanında bitirilemiyor. 2003 yılı programına göre, bugün Türkiye'de, geçen yıllardan kalma 4 500 dolayında proje var. Bunların 286'sı, 1985 öncesinden kalmıştır, 20 yıllıktır yaklaşık olarak. Yine, bunların 1 297'si 1995 öncesine aittir. Bu ne demektir; bu şu demektir: Pahalı, zamanında bitmeyen, bozuk altyapı binaları, tesisleri yapıla yapıla Türkiye kaynak kaybediyor, Türkiye ahlak kaybediyor, Türkiye konum kaybediyor, Türkiye ekonomisi güçlenemiyor. Sonuçta, daracık sokaklarıyla, kırık dökük yollarıyla, mimarisi olmayan, güzelliği olmayan yapılarıyla, yayalarına yürüme yolu vermeyen kaldırımlarıyla, kötü, çirkin kentlerle, Türk halkı yaşamak zorunda bırakılıyor. Bizim, bu haksızlığı sürdürmeye hakkımız yoktur diye düşünüyorum.

Bu maddeyle, yasanın kapsamı daraltılıyor. Kamu alımlarının, açık, saydam ve rekabetçi olmasının yolları kısıtlanıyor, daraltılıyor. Bakın, bu maddeyle, "ödeneği bulunmayan hiçbir iş için ihaleye çıkılamaz" hükmü, bir tarafa bırakılıyor. Demek ki, kaynaksız toplukonut projeleri yapılacak. Bu, hemen burada bitmiyor. Yatırım projeleri için gerekli ödenek, eğer bir yıldan fazlaysa bir alt koşul konulmaktadır. Burada, ondan da vazgeçiliyor ve çok daha tehlikeli bir iş yapılıyor, "mülkiyet, arsa temini, imar işlemleri ve uygulama projelerine ilişkin şartlar aranmaksızın ihaleye çıkılabileceği" hükmü getiriliyor.

Değerli arkadaşlar, buna bir de Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporundaki gevşetilmeyi eklerseniz, toplukonut konusunda kamu ihale sisteminin, bu tasarıyla bir eskiye dönüşü simgelediğini görürsünüz. Bu durum, şimdiye kadar olduğu gibi, Türkiye'de konut maliyetini çok artıracaktır.

Değerli milletvekilleri, değerli izleyenler; biliyorsunuz, Türkiye'de konut önemlidir; Türkiye insanı için konut bir güvencedir, bir birikim aracıdır; ancak, aynı zamanda belirteyim ki -sol kanattan gelen bir arkadaşınız olarak üzülerek belirteyim- Türkiye, bir konut kooperatifleri mezarlığıdır. Türkiye'de konut kooperatiflerinin etkin, verimli, üretken çalıştığı, saydam çalıştığı, üretimde bulunduğu söylenememektedir. Getirilen değişikliklerle bu yaraya, bu derde çözüm bulunmuyor; tam tersine, eski yöntemin sürdürülmesi isteniyor. Burada danışmanlık konuları, projelendirme konuları, tasarım konuları gündeme gelmiyor, uzman ve birikimli insanımızın bu konulardaki atılımları dikkate alınmıyor.

Toplukonut alanlarında, bildiğiniz gibi, değişik zamanlarda yapılan altyapı hizmetleri -yol, kanalizasyon, su, doğalgaz ve benzerleri- zamanında ve ortak bir biçimde hazırlanmadığından, etkin, ucuz ve verimli hizmet ya da yapı üretilemiyor. Bütün bunların nedenini siz de, ben de çok iyi biliyoruz. Bütün bunların nedeni, devlet ihalelerinin saydamlıktan, açıklıktan, rekabetten uzak tutulması ve birilerine verilmesi anlayışının tercih edilmesidir. Burada, her tercih işleminde, her seçme işleminde olduğu gibi, seçme işi, birilerine verme işi, tercih işi, adı üstünde, özneldir, sübjektiftir, hiçbir ölçüye bağlı değildir.

Birilerine ihale vermenin çoğu kez kaçınılmaz bir sonucu vardır; bir adı vardır; o da rüşvettir, yolsuzluktur. Eğer, Türkiye'nin rüşvet ve yolsuzluk batağından kurtulmasını istiyorsak, bu ve benzeri kamu projelerinin, kesinlikle, birilerine ihale edilecek biçimde ve bu yasanın kapsamını daraltacak bir biçime, bir duruma sokulmaması gerekmektedir. Birilerine ihale, kendi mantığı içinde, işi istediğin gibi yap, işi zamanında yapmak zorunda değilsin, niteliği de önemli değil, güzelliği de önemli değil demektir. Bu büyük zaaf, bu büyük eksiklik, Türkiye'nin en önemli kendi eksiklerinden biridir.

Bu durum neyi getiriyor; hepimizin seçimlerden önce şikâyet ettiği, geçtiğimiz hafta Yolsuzluk Komisyonunda vurgulanan devlet eliyle rant dağıtılması noktasına getiriyor. Biz, Büyük Millet Meclisi olarak geride bırakmakta olduğumuz bu yasama yılında bu konuyu çok net, çok açık, çok düzgün çözdük diyebiliyor muyuz? Yarından sonra seçmenin huzuruna gideceğiz. Orada, dokunulmazlık konusunda sorulan sorulara doğru yanıt verebilecek miyiz? Burada vermediğimiz, kendi vicdanımızda vermediğimiz hesabı seçmene verebilecek miyiz? Bu soruyla seçmenin huzuruna gitmek zorundayız.

Devletin rant dağıtımı mekanizmasını besleyen bir başka önemli öğe, dokunulmazlık meselesine ek olarak ikinci ayak, bürokrasinin tutumudur.

Değerli arkadaşlar, lütfen, son dokuz ayı değerlendirin. Bürokratik atamalarda daha etkin, daha başarılı, daha doğru dürüst, daha çalışkan, daha üretken -genelde- bir kadrolaşmayı yaptığımızı vicdan rahatlığıyla, iç huzuruyla söyleyebiliyor muyuz? Bunu sorgulamak zorundayız diye düşünüyorum.

Bu işin üçüncü ayağı, hiç kuşkusuz, bu İhale Yasasıdır. Dolayısıyla, İhale Yasası, kadrolaşma ve dokunulmazlıklar üçlüsünü bir arada düşünmek zorundayız ve bu nedenlerle, bu maddeyi, yasanın tümü gibi çok olumsuz bulduğumuzu belirtmek istiyorum; bir eskiye dönüş olarak görüyorum ve ikisi arasında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

47 konuşma daha · 30 Temmuz 2003

47 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook