Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değ.yapı.hk.(ss.355)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 48. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Ocak 2004 · 780 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Algan Hacaloğlu (CHP), 28 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞ.YAPI.HK.(SS.355)); konuşma 780 kelime.
Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değ.yapı.hk.(ss.355)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 28 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2004-01-28-yatirimlarin-ve-istihdamin-tesviki-ile-bazi-kanunlarda-deg-yapi-hk-ss (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yatırımların ve istihdamın teşvikiyle ilgili yasa tasarısının 7 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bundan altı yıl evvel, o dönem bu Yüce Meclis çatısı altında bulunan milletvekillerinin çok iyi anımsayacağı gibi, bu tabloyu bir kez daha yaşamıştık. Konu, o zaman da, bugün de, gerekli ciddiyet içinde, olması gereken parametreler ve veriler doğru olarak değerlendirilerek ele alınmadı. O zaman da, milletvekillerimiz kendi aralarında bir yarışa girdiler "o il var, benim ilim yok, biz burada kaybediyoruz, biz niye yokuz" tartışmaları yaşandı ve buradan geçen yasa, zannediyorum, sonuçta 51 ili kapsar noktaya gelmişti. Aradan beş yıl geçti, ne yazık ki, dağ fare doğurdu.
Gerçekten, Türkiye'nin yatırıma ihtiyacı var; gerçekten, Türkiye'nin bugün yaşamakta olduğu en önemli sorunlar, işsizlik, eşitsizlik, bölgelerarası dengesizlik ve yoksulluktur. Bütün bunların çıkışı, sorunların aşılması, Türkiye'nin yatırım portföyünü zenginleştirmesi, yatırımların sadece bir bölgede, batıda, gelişmiş yörelerde değil, Türkiye'nin her yöresinde, bölgenin kaynaklarını, beşerî ve maddî kaynaklarını harekete geçirerek bölgesel kalkınmanın önünün açılması, toplumsal gelişmenin, sosyoekonomik gelişmenin yatırımlarla hızlandırılması...
Tabiî, bu bir yatırım atmosferini yaratabilme sorunu, bu bir güven sorunu; ama, başka sorunlar var. Bugün ele alınan bu yasa tasarısı, özünde, bazı teşviklerle, kaynakları, bu bölgelerde, geri kalmış bu illerde harekete geçirmeyi, yatırıma dönüştürmeyi ve istihdam yaratmayı hedef almakta. Ancak, çok net olarak ifade ediyorum, bundan evvel, 2002 yılı 30 Aralığında süresi dolan ve kadük olan yasanın başarıya ulaşamamasının altında yatan nedenler bugün aynen geçerlidir. O zaman başarıya ulaşamamanın temel nedeni, konuya, bir bölgesel kalkınma, bir bölgesel planlama bütünlüğü içinde bir "sosyoekonomik gelişmişlik" kavramını kucaklayacak ve sektörel bazda teşviki temel alan; ama, uygulamayı bölgesel düzeyde planlayan bir anlayışın uygulamaya konulamamış olmasıdır. Siz, eğer, sosyal ve ekonomik kriterler açısından bir bütünlük arz eden, bir bütün olarak geliştirilmesi gereken bir bölgenin iki iline bu türden teşvik verip, diğer bazı illerini onun bütünselliği dışında tutarsanız, o zaman, gerçekten, bölgesel kalkınmayı değil, bazı bölgelerde çarpık kaynak birikimini ve diğer illerde ise gerilemeyi yaratırsınız, oluşturursunuz.
Biraz evvel ifade ettiğim gibi, daha evvel yürürlükte olan yasanın süresi Aralık 2002 sonunda dolmuştu. Peki, niye uzatmadınız; yani, iyileştirerek, daha evvel niye ele almadınız? Bunu, Şubat 2003'te, Sayın Başbakanın veya belki, o zaman Başbakan olan, şimdiki çok değerli Dışişleri Bakanımızın sözleriyle halka, topluma bir vaat olarak verdiniz, bunu defaatle tekrar ettiniz ve aradan ondört ay geçti, şimdi, önümüze, bence, daha evvel süresi dolan yasadan daha geri bir yasayı getirdiniz. Olan neydi; niye getiremediniz? Biliyorsunuz nedenini; ama, ben size söyleyeyim: IMF size izin vermedi değerli arkadaşlarım.
IMF'nin programını belli boyutta uygulamaya koyma yükümlülüğünü taşıyoruz. Türkiye, ekonomisini belirli çerçevede bir rotaya, bir eksene oturtabilmek için, 2002 yılında uygulamaya koyduğu politikaları devam ettirmek durumunda; ancak, burada, maalesef ve maalesef, kantarın topuzunu kaçırdınız ve IMF ile olan ilişkilerinizde, aşırı teslimiyetçi bir noktaya geldiniz. Bunun sonucunu, işte, tarımda görüyoruz, bedelini çiftçimiz ödüyor. Ülkemizin, ne yazık ki, tarım teşvikleriyle geldiği nokta, tüm batı Avrupa ülkelerinden geride. Bunu, özelleştirme politikalarıyla ve kamu yatırımlarını 2003, 2004 yıllarında en dibe vurduracak uygulamayla, yani kamu yatırımlarını durdurarak uygulamaya koydunuz; bedelini toplum öyle ödüyor. Yatırımların durması demek, işsizlik demektir.
Ülkenin doğu ve güneydoğusunda veyahut da kalkınmada öncelikli yörelerinde mevcut olan tesislerin, yeni yatırımlar yapılmadan, özel sektör oraya dirije edilmeden, gönderilmeden, yönlendirilmeden, özelleştirilerek kapanır noktaya gelmiş olması, üretimin durmuş olması, esasında, bugün, karşı karşıya kaldığımız bu derin yoksullaşmanın, bu toplumsal barışı derinden tehdit eden durumun temel nedenleri arasındadır.
Sayın Maliye Bakanımıza saygı duyuyorum; ama, bu politikasına saygı duymuyorum. Yani "her şeyi satarım, tüm kamu tesislerini satarım" demek ve bunu ülkenin bütününde, sektörel farklılık gözetmeden, stratejik tanım getirmeden uygulamaya koymak, bu kalkınmada öncelikli yörelerdeki uygulamalar, sonuçta, bu tesislerin kapatılmasını gündeme getirmiş ve bugün karşı karşıya kaldığımız sorunların temelini oluşturmuştur.
Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısı, gerçekten bir göz boyamadır. Bununla sonuç alamazsınız. Zannediyorum, şimdi alelacele gündeme gelmesinin nedeni, yaklaşmakta olan seçimlerdir. Yoksa, ben inanıyorum, içinizde, Grubunuzda ekonomiyi bilen, bu konularda gerek yöresinden gerekse geneli anlamda değerlendirme yapacak, yapabilecek çok sayıda arkadaş vardır. Uygulamasında ciddî sorunlarla karşılaşılacak. Pratikte, gerçekten, kaynakların oralara, yani, yatırım yapılması gereken bu geri kalmış yörelere gitmesini sağlayacak çerçeveyi içermeyen bir yasa tasarısıyla siz sonuç alamazsınız. Bedelini yine insanlarımız öder; insanlarımız oralardan göç etmeye devam eder, büyük kentlerde yaşayan insanlarımız öder, Türkiye ekonomisi öder, iç barışımız öder.
Değerli arkadaşlarım, ne yanlıştır burada; öncelikle, temel alınan yıl yanlış. Arkadaşlarımın çoğu benden evvel ifade ettiler. Böyle bir derin kriz döneminin istikrarsız ortamında oluşan gayri safî millî hâsıla üzerinden, çok belirgin olmayan, kuralları çok netleşmemiş kriterlerle oluşturulan il düzeyinde kişi başına gayri safî millî hâsıla değerlerini temel alarak, siz, eğer, teşvik politikalarını geliştireceğiz, uygulayacağız derseniz, çarpık sonuçlar çıkar ortaya.
Bakınız, Bartın ve Sinop'a teşvik veriyorsunuz; ama, aynı bölgenin ili olan Kastamonu'yu -ki, sosyoekonomik gelişmişlik kriteri -0,38- dışlıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
47 konuşma daha · 28 Ocak 2004