Aile hekimliği pilot uygulaması hak.kan.tas.(ss : 680 )
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 21. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Kasım 2004 · 638 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Arslan (CHP), 24 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AİLE HEKİMLİĞİ PİLOT UYGULAMASI HAK.KAN.TAS.(SS : 680 )); konuşma 638 kelime.
Ali Arslan (CHP, Muğla). “Aile hekimliği pilot uygulaması hak.kan.tas.(ss : 680 )”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2004-11-24-aile-hekimligi-pilot-uygulamasi-hak-kan-tas-ss-680-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; gerçi bu madde diş hekimleriyle ilgili; ama, biraz önceki konuşmamda da değindim -ben bir pratisyen hekimim- aslında, aile hekimliği yasası, daha çok pratisyen hekimleri ilgilendiren bir yasa, daha çok onlarla yürütülecek bir hizmet. O açıdan, bu maddede, daha çok pratisyen hekimlerin sorunları hakkında konuşmak istiyorum; o nedenle affınıza sığınıyorum.
Değerli arkadaşlarım, aile hekiminin 1 000 ile 4 000 arasında hastası olacak. 4 000 olduğunu düşünelim. Birinci basamak hizmetlerinin iki temel ayağı var; birisi, koruyucu hekimlik, koruyucu sağlık hizmetleri; bir diğeri de tedavi edici hekimlik. Bilimsel araştırmalara göre, eğer bir hekim 4 000 hastayla tedavi edici hekimlik olarak uğraşırsa, zamanının büyük bölümünü orada geçiriyor, koruyucu sağlık hizmetlerine yeteri zaman ayıramıyor. Bu, Türk Tabipler Birliğinin bilimsel çalışması sonucu ortaya çıkan bir gerçek. O açıdan, birinci basamak sağlık hizmetlerinde koruyucu hekimlik yönünün zayıf kalacağı yönünde de kuşkularımız var, korkularımız var. Tabiî, koruyucu hekimliğin ihmal edilmesi, koruyucu hekimliğin yeterince yapılamaması, çok vahim bir olay. Sağlık göstergelerimizde gerçekten ciddî bozulmalar yapacaktır; daha da utanç verici hale getirecektir.
Aslında, çözümü biraz önceki konuşmamda da söylemeye çalıştım. Sağlığa yeterince kaynak ayırmak gerekiyor. TÜSİAD raporunda da bu tespit edilmiş. TÜSİAD, önerisinde diyor ki: Sağlıkocaklarını geliştirin, sağlıkocaklarına birden fazla hekim verin, iyi yetişmiş sağlık personeli ile iyi donatılmış sağlıkocaklarıyla insanların sağlıkocaklarına güvenmesini sağlayıp ikinci basamaktaki yığılmayı, ikinci basamaktaki hasta çoğalmasını, kuyrukları azaltırsınız. TÜSİAD'ın raporundaki öneri de bu. O açıdan, biz de bu öneriye katılıyoruz.
Aile hekimliği, belki ihtiyaç duyulan, yeterince oturtamadığımız büyük kentlerdeki gelişmiş bölgelerde uygulanabilir, oraya entegre edilebilir. Bence, bu konuda pilot uygulama yapılacaksa, oralarda yapılmalı. Aile hekimliği, şiddetle karşı çıktığımız bir olgu değil; ancak, büyük kentlerin gelişmiş yörelerinde, yeterince sağlıkocaklarını kuramadığımız, yeterince birinci basamak hizmetlerini götüremediğimiz alanlarda uygulanmasında fayda vardır diye düşünüyorum.
Biliyorsunuz, 45 000 civarında pratisyen hekim arkadaşımız var; birinci basamakta, her biri yıllardan beri özveriyle, çok düşük ücretlerle görev yapıyorlar; kendilerine, burada, yeri gelmişken şükranlarımı, saygılarımı sunuyorum. Çıkardığımız bütçe uygulama talimatıyla, gerçekten, hem bu pratisyen hekim arkadaşlarımızı hem de bu hizmet yeterince yürütülemediği için yurttaşımızı büyük sıkıntıya soktuk. En çok kullanılması gereken depresyon ilaçlarını -ki, Psikiyatri Derneği de bunları pratisyen hekimlerin yazabileceğini söylüyor- ve tıbbî deyimiyle modern tansiyon ilaçlarını pratisyen hekimlerin yazmalarını engelledik. Aşağı yukarı 1 000 civarında ilaç.
Ne olacak şimdi; birinci basamakta hasta gelecek, pratisyen hekim ilacını yazamadığı için mecburen hastanelere sevk edecek. Peki, aile hekimliğindeki amaçlardan bir tanesi de, sorunları birinci basamakta çözüp, hastanelerdeki yığılmaları engellemek değil miydi?! O zaman, siz, pratisyen hekime birçok ilacı yazma sınırlaması getirirseniz, temel amacınıza, daha baştan, bu uygulamayla ters düşmüş olursunuz; yani, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu anlamında bir uygulama bu. O açıdan, bunun bir an önce düzeltilmesi, pratisyen hekimlerimizin onurunu kıran, inciten bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor.
Biliyorsunuz, bu pilot il belli, Düzce'de uygulanacak. Ben, Düzce'de birkaç araştırma yaptım, Düzce'deki arkadaşlarımız son derece huzursuz; sözleşmeli çalışacakları için, iş güvenceleriyle ilgili sıkıntıları var. Genç hekim arkadaşlarımız, nasıl olsa bu haliyle de ücretimiz düşük, boş ver, olursa da olsun kabilinden, orada da öldük, burada da ölürsek ölürüz gibi, yeni mezun olan pratisyen hekim arkadaşlarımız çok fazla itiraz etmiyor; ancak, on onbeş yıldan beri hekimlik yapan, iş güvencesi olan arkadaşlarımızda büyük bir tedirginlik var.
Düzce'de sanıyorum, sağlıkocakları da kapatılacak ve pilot uygulama başarısız olur da hekim geri dönmeye çalışırsa, bu sefer de geldiği kurum ortadan kaldırılmış olacak, böyle bir sıkıntı yaşıyorlar.
Tabiî, uygulamada problemler, hekimlerin bu işe sıcak bakmaması ortaya çıkınca, yine aldığım duyumlara göre ve öğrendiğim kadarıyla da, Sağlık Bakanlığı tarafından, bu arkadaşlarımız baskı altında; yani "ya bu işi kabul edersiniz ya da başka illere sizi tayin ederiz" gibi bir baskı altına sokulmuşlar. Bunu da buradan dile getiriyorum. Böyle bir yanlışlıktan da, hükümeti, geri dönmeye çağırıyorum.
Değerli arkadaşlarım, konuşmama son verirken, Yüce Meclisi yeniden saygıyla selamlıyor, Sosyalizasyon Yasasının büyük mimarı, sevgili Nusret Fişek'i rahmetle anıyorum; sosyalizasyon alanında yıllardır başarıyla hizmet yapmış tüm hekim arkadaşlarıma, sağlık çalışanlarına saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 24 Kasım 2004