Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 117. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Haziran 2005 · 1.479 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Arslan (CHP), 24 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.479 kelime.
Ali Arslan (CHP, Muğla). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-06-24-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Mecliste, gerçekten, seçildiğimiz günden beri çok önemli yasaları çıkardık, çıkarıyoruz. Bu görüştüğümüz yasa da, inanıyorum ki, önemli, Türkiye'nin ihtiyacı olan, Türkiye'nin sivil havacılığını uluslararası kurallarla, uluslararası taleplerle çakıştıracak olan önemli, ihtiyaç duyulan bir yasa; ama, biliyorsunuz, bugün cuma ve Meclisin olağan çalışma günlerinin dışında olan bir gün.
Yine, bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde okullar kapandı, üniversite sınavları yapıldı. Bütün partililerimiz, bütün örgütlerimiz, bütün bize bağlı belediyeler, Meclisin bu çalışma günlerini de dikkate alarak, üniversite sınavlarının bitmesiyle, okulların kapanmasıyla etkinliklerini bugünlere yaptılar ve maalesef, birçok arkadaşımız da çok yakınlarının, partililerinin, arkadaşlarının, hemşerilerinin bu tür etkinliklerine gitmek zorunda kaldılar ve bugün, biz, bu sıkıntılı ortamda, sanki en acil yasa buymuş gibi, bu sivil havacılık yasasını -içinizdeki birçok arkadaşımız da görüşmemizde ifade ediyorlar- işte, alelacele, zorla, ıkına sıkına, kuralları zorlayarak, var olan insanları yok sayarak, yok olanları var sayarak götürmeye çalışıyoruz, görüşmeye çalışıyoruz.
Bu kadar önemli midir bu yasa; elbette önemlidir kendi içinde, sivil havacılığın önemsiz olduğunu söylemek zor; ama, bakın, benim tanık olduğum başka bir yasa var, geçtiğimiz günlerde bu kürsüden de bunu dile getirdim. Yıllardan beri her hükümet döneminde tasarı haline getirilmiş; ama, bir türlü görüşülmemiş, komisyonlarda görüşülememiş, Özürlüler Yasası. Özürlü yurttaşlarımız bu yasanın komisyonda, Sağlık Komisyonunda görüşülmesinden, mutfakta hazır hale gelmesinden büyük mutluluk duydular, sevinçlerini dile getirdiler; ama, bekliyoruz ki Özürlüler Yasası gündeme gelsin hâlâ. Bu yurttaşlarımızın ihtiyaçları, sanıyorum, sivil havacılıktan çok daha az önemli değil. Nedense, Meclisin gündemine bir türlü getirilemedi.
Bu yasanın önemi neresinde, acaba özürlü yurttaşlarımızın taleplerinden çok daha mı önemlidir diye bakıyorum; olabilir tabiî, bir ihtiyacı karşılayacak. Yola çıkarken de yasanın gerekçelerinde anlatılıyor, işte Türkiye'deki sivil havacılığı uluslararası havacılıkla kaynaştırmak, onların kurallarına uydurmak ve Türkiye'deki sivil havacılığa da bir disiplin vermek; ama, bu yasa görüşülmeye başlandıktan sonra yapılan değişikliklerle, bakıyoruz ki, amaç saptı. Sivil havacılığa ihtiyaç veren, Türk sivil havacılığını uluslararası sivil havacılıkla yan yana getiren, ihtiyacı karşılayacak olan yasa, tersi yerlere gitti.
Değerli arkadaşlarım, 21 inci maddede bir değişiklik yaptık; dün gece yapıldı bu değişiklik. Tasarıyla, sivil havacılıktaki bu örgütlenme içinde yer alacak, görev alacak görevlilerin en az beş yıllık deneyime sahip olmaları öngörülüyor. Bir değişiklik yaptık, değişiklikle bu beş yıllık deneyim koşulunu ortadan kaldırdık.
Şimdi, legonun birkaç parçasını yan yana getirince insan… Bu tasarı elbette önemlidir; ama, asıl önemi, sanıyorum, Adalet ve Kalkınma Partisinin sivil havacılık alanında da örgütlenme, kadrolaşma ihtiyacından aciliyeti var gibi geliyor.
Bakın, benzer bir uygulama Türk Hava Yollarında yapılmış değerli arkadaşlarım. Türk Hava Yollarının Yönetim Kurulu ve şirketin üst düzey yöneticileri arasında daha önce uçak şirketi yönetmiş 1 kişi var. Yönetim Kurulu Başkanı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı kökenli, Genel Müdür öyle, Genel Müdür Teknik Yardımcısı yine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında görev yapmış. Genel Müdür yardımcılarından 1 tanesi bir havayollarından gelmiş; yani, bir görev tecrübesi var. Uçak revizyon atölye başkanı, imalat tamir atölye müdürü... Böyle sırayla gidiyor. Türk Hava Yollarında havacılık tecrübesi olan bir yurttaşımız, bir görevli arkadaşımız 1 kişi var; 1 kişi yok demeyelim, hakkını yemeyelim.
Değerli arkadaşlarım, dün yaptığınız bu değişiklikle de maalesef… Sanıyorum, bu, geçici 2 nci madde... Bu tasarının, bu kanunun Adalet ve Kalkınma Partisinin ne yapmak istediğinin özeti, bu geçici maddenin içinde. Eski kadrolar lağvedilecek, yok sayılacak, yeni bir örgütlenmenin önü açılacak, yeni gelecek yurttaşlarda da havacılık tecrübesi aranmayacak. İnanılır gibi değil değerli arkadaşlarım, inanılır gibi değil!
Bakın, yine, maalesef, geçtiğimiz yaz aylarında -bundan bir süre sonraydı; hep dile getirmek insana hüzün veriyor- bir tren faciası yaşadık. Onun acıları üzerimizdeyken, sivil havacılık alanında -ki, bu çok daha önemli, Allah korusun- deneyimsiz insanların göreve getirilmesiyle, sivil havacılık konusunda yapacağımız bir ihmalle çok daha büyük facialara yol açarız diye şimdiden uyarma ihtiyacını duyuyor bir sorumlu milletvekili olarak insan. Diğer arkadaşlarım da bu konuda endişelerini dile getirdiler.
Değerli arkadaşlarım, kadrolaşma konusunda, Adalet ve Kalkınma Partisi, sanıyorum, şimdiye kadar gelmiş geçmiş cumhuriyet hükümetlerinin en hızlısı; rekor üstüne rekor kırıyor.
Geçtiğimiz günlerde bir değerli milletvekili arkadaşımız, Bursa Milletvekili, Sevgili Kemal Demirel, her bakana ve Başbakana, bu atamalarla ilgili, açıktan atamalarla ilgili bir soru önergesi vermiş. Bütün değerli bakanlarımız bu soru önergesine cevap vermişler; yalnız, sadece bir bakanlık, Ulaştırma Bakanlığı bu soru önergesine henüz cevap vermemiş. Sanıyorum, cevap vermek için bu Sivil Havacılık Yasasının geçmesini bekliyor. O geçtikten sonra bakacağız, göreceğiz, gerçekten kimler, nerelere, kaç kişi yerleştirdi sivil havacılık alanında ve Ulaştırma Bakanlığında.
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul)Hiçbir kişi değişmedi.
GÜROL ERGİN (Muğla)Şimdi değiştireceksiniz. Amacınız bunu değiştirmek. Üç gün sonra göreceğiz.
ALİ ARSLAN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, şimdi, bir hekim milletvekili olarak, bu tasarıda önemli bir eksiklik -biraz da teknik şeyler konuşacağım ama- uçuş hekimliğiyle ilgili, uçuş doktoruyla ilgili, hava tıbbı konusu. Şimdiye kadar, Türkiye olarak en çok ihmal ettiğimiz, bu konuda bir düzenleme yapamadığımız, bir standart oluşturamadığımız bir dal.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün en önemli görev ve sorumluluklarından birisi, uçuş güvenliğinin sağlanması. Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi -dileriz uzunca yıllar görmeyiz- son dönemde çok fazla tanık olmadık, uçak kazaları… Uçak kazalarında en önemli faktör, yüzde 70 ile 80 oranında, insan faktörü. Bu, tabiî, sadece pilotaj ya da uçakta bulanan çalışanların hataları değil, yerde çalışanlar, makinistler, teknisyenler ya da başka hatalar.
Tabiî, hata yapan, insan olunca ve insanın özellikle de sağlığı olunca, o konuda yapılacak bir ihmal, uçuş doktorluğu konusunda, hava tıbbı konusunda yapacağınız bir ihmal, kaza sayılarında, kazaların oluşum sayılarında önemli artışlara neden olabilir. Dileriz olmaz; ama, böyle bir ihtimal de var. O açıdan, hava tıbbı konusunda da bu hazırlamış olduğumuz, çıkaracağımız tasarının önemli eksiklikleri olduğunu burada bir tespit olarak söylemek istiyorum. Mesela, 8 inci maddenin (o) bendinde "alkol, uyuşturucu ve diğer uyarıcı maddelerin etkisi altında iken uçuş operasyon ya da hizmetleri ile ilgili görevlerin ifa edilmemesi için gerekli önlemleri almak" ifadesi var; ancak, bu önlemleri kim alır, nasıl alır, nerede alır, bir açıklık bu konuda tespit edilmemiş, bu tasarıda böyle bir şey yok.
Değerli arkadaşlarım, 4 000 civarında pilotumuz var, 30 000 000'a yakın yurttaşımız da ya da dünya vatandaşları da bizim havayolu şirketlerimizde, sivil havacılık kurumlarımızda uçuyor. Gerçekten çok önemli bir rakam bu. Bu konuda, tıp alanında yapacağınız bir eksiklik, uçağı uçuran pilotun ya da diğer personelin sağlığıyla ilgili yapacağımız bir eksiklik, önemli, vahim hatalara neden olabilir. Bunun, bu tasarıda ya da daha sonra yapacağımız düzenlemelerle giderilmesi gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, mikrofona gelmişken, tabiî, ben de, bölgemle ilgili birkaç sorunu dile getirmek istiyorum. Biliyorsunuz, turizm, son yıllarda ülkemizin önemli gelir kaynaklarından. 15 milyar dolar civarında turizm gelirimiz var ve bu 15 milyar dolarlık turizm gelirinin önemli bir bölümü de, benim ilim Muğla İlinden geliyor. Muğla, 1 120 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridiyle, İspanya'nın kıyı uzunluğundan daha uzun kıyı şeridi olan bir il. Potansiyeli, tek başına, yani, kaba tabiriyle, İspanya'nın turizm geliri düzeyinde bir gelir düzeyi getirebilecek potansiyelde Muğla. İnanılmaz koyları var, tarihî zenginlikleri var, denizi ve güneşi, ormanı... Muhteşem bir kent; ancak, şimdiye kadar yeterince değerlendirdiğimiz söylenemez Muğla'yı; ama, Muğla, turizmde bir yandan gelişmeye devam ederken, iki havaalanına sahip oldu. 1980'le başlayan bu havaalanına sahip olma süreci… Biliyorsunuz, Bodrum-Milas Havaalanı ve Dalaman Havaalanı. Bir süre sonra, turizmdeki hızlı gelişme nedeniyle, bu havaalanları, ihtiyaca cevap veremez hale geldiler.
Dalaman Havaalanının, geçtiğimiz yıl, yap-işlet-devret modeliyle modernize edilme, geliştirilme ihalesi yapıldı, şu anda devam ediyor. Gerçekten, çalışmalar çok iyi. Ben, Sayın Bakana buradan teşekkür ediyorum; ama, süresi içinde bitirilmesi konusunda da duyarlılığımı buradan belirtmek istiyorum.
Bir diğer havaalanımız, henüz olmayan; ama, yörede büyük ihtiyaç duyulan, yörece talep edilen bir havaalanı; Marmaris havaalanı. Böyle bir havaalanı yok; ancak, hem Marmaris'te hem de Datça'da böyle bir havaalanına ihtiyaç var.
Değerli arkadaşlarım, turizmde önemli bir konu, turistin havaalanından konaklayacağı bölgeye en kısa sürede gitmesidir. Her iki havaalanı da, Marmaris ve Datça bölgesindeki ulaşım sorunlarını yeterince çözemiyor. Bodrum Havaalanı, zaten bu bölgeye oldukça uzak. Dalaman Havaalanından karşılanan bir ihtiyaç bu; ancak, birbuçuk saat civarında bir yolculuk gerekiyor Marmaris'e ulaşmak için, Datça'ya daha uzunca bir süre. O açıdan, Marmaris ve Datça arasında yapılacak bir havaalanının, bu bölgedeki müthiş turizm potansiyelinin -gerçekten koylarıyla, deniziyle inanılmaz bir bölge burası, gören arkadaşlarımız vardır- hem o bölgenin gelişmesi, daha da kalkınması hem de ülke ekonomisine katkısı açısından büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Turizm Bakanlığının ve Ulaştırma Bakanlığının bu konuda gerekli çalışmaları yapmasını, o bölgedeki turizm faaliyetleriyle uğraşan yurttaşlarımız adına ve o bölgenin yerel yöneticileri adına buradan talep ediyorum. Sanıyorum, Sayın Bakan, bu talebimiz konusunda da duyarlı davranır diye düşünüyorum. Şimdiden, yapacağı çalışmalar için de teşekkür ediyorum kendisine.
Değerli arkadaşlarım, konuşmamda da anlatmaya çalıştım; bu yasa tasarısı, önemli bir ihtiyaca cevap vermek üzere yola çıkılmış, bu konuda çalışmalar yapılmış; ancak, gerekli sivil toplum örgütleriyle, konunun ehli uzman kişilerle yeterince görüşülmeden, alelacele getirilmiş, bu beğenilmeyen haliyle bile, Mecliste yaptığımız değişikliklerle, âdeta, Adalet ve Kalkınma Partisinin sivil havacılık alanında da kadrolaşma amacı taşıyan bir yasa haline geldi. Bu haliyle, sektördeki ihtiyacı ne kadar karşılar bilemiyorum -dilerim karşılar- karşılayacağına inanmıyorum; ancak, bu yasanın, Türk sivil havacılığına hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Yüce Meclisi, sözlerime son verirken, yeniden, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 24 Haziran 2005