İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sağlık hizmetleri temel kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.72)

Ali Arslan

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 76. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Mart 2008 · 1.234 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Arslan (CHP), 12 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.72)); konuşma 1.234 kelime.

Ali Arslan (CHP, Muğla). “Sağlık hizmetleri temel kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.72)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 12 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-23-2008-03-12-saglik-hizmetleri-temel-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-7-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan Trabzon Milletvekili Sayın Cevdet Erdöl, Adana Milletvekili Sayın Necdet Ünüvar’ın kanun teklifinin 3’üncü maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu kürsüye bu yasayla ilgili, yani şef, şef yardımcılarının atanmasıyla ilgili bu kürsüye benim çıkışım, sanıyorum üçüncü ya da dördüncü. Ben bile sayılarını karıştırdım. 2002’den beri Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı bu şef, şef yardımcılarıyla ilgili defalarca yasal düzenleme yaptı, ya Cumhurbaşkanından geri döndü ya mahkemelerden geri döndü. Ben usandım, muhalefet usandı, mahkemeler usandı, ama Adalet ve Kalkınma Partisi hâlâ kendi siyasal yandaşlarını şef, şef yardımcısı atayabilmek için yasal düzenleme yapmaktan usanmadı.

Değerli arkadaşlarım, kimdir şef, şef yardımcıları? Şef, şef yardımcıları eğitim hastanelerinde sağlığımızı, bütün Türkiye'nin sağlığını emanet ettiğimiz uzman tabipleri eğiten, uzman tabipleri yetiştiren kişilerdir. Yani bu konuda yapılacak bir hata, bu konuda sırf siyasal yandaşlarımıza koltuk, makam verebilmek için yapılacak bir hata, eğer o şahıslar liyakatiyle bu makamı hak etmiyorlarsa yarın büyük sağlık sorunlarını Türkiye'de yaratabiliriz değerli arkadaşlarım. O açıdan, bu yasa bir bomba gibi bir yasa. Çok düşünmek lazım, çok önem vermek gerekiyor. Aman “Partimiz istiyor, Bakanlık bunu istiyor, biz bunu buradan geçirelim, boş ver, o kadar da önemli değil.” demeyelim, çok çok önemli. Bizim sağlığımız değil, gelecek nesillerdeki çocuklarımızın sağlıklarını, gelecek nesilleri de etkileyecek bir yasayı burada görüşüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, sanki, işte bu konuda bir boşluk var da Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı, Sağlık Bakanlığı bu boşluğu doldurmak için böyle bir yasal düzenlemeyi yapıyormuş havası var. Oysa, bu alanı düzenleyen, 2000 yılından önce de Tıpta Uzmanlık Tüzüğü, Yönetmeliği vardı. Şimdi, Sayın Bakan, buradan, bilmiyorum… İlk defa Sayın Osman Durmuş döneminde o yönetmelik değiştirildi. O yönetmeliğe göre üç aşamalı sınav vardı: Dil sınavı, bilim sınavı, jüri tarafından değerlendirme. Hak edenin, bilgisiyle, becerisiyle, eğitimcilik vasıflarıyla hak edenin şef, şef yardımcısı olabildiği bir düzenleme vardı. Sayın Osman Durmuş, bunu kadrolaşma amacıyla bozdu, bir yönetmelik değişikliği yaptı. Yönetmelik değişikliğine göre, kura ile belirlenmesi gereken jüriyi Sağlık Bakanlığının etkisiyle Sağlık Bakanının oluşturduğu bir jüriye devretti. Bu konuda Danıştay karar verdi ve Sayın Durmuş’un yaptığı düzenlemeyi iptal etti.

Sayın Durmuş’la başlayan bu şef, şef yardımcılıklarında kadrolaşma hevesi Adalet ve Kalkınma Partisine de sirayet etti. Bu konuda, dediğim gibi, üç dört defa yasal düzenleme yapıldı; kimisi Sayın Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer tarafından geri gönderildi, kimisi de bildiğiniz gibi Anayasa Mahkemesi yürütmesini durdurdu. Yetmedi, Sağlık Emekçileri Sendikasının açtığı dava nedeniyle Danıştay 12. Dairesi de daha önce yapılan düzenlemeyi iptal etti. Şimdi aynı yasa tekrar geri getirilmeye çalışılıyor.

Değerli arkadaşlarım, bakın, Sayın Durmuş döneminde yönetmelik iptalinin gerekçesi aynen şöyle: İptal edilen maddeler içinde 5 kişilik jüri üyelerinden tıp fakültesinden seçilen üye hariç olmak üzere 4 jüri üyesinin kura yöntemiyle seçilmesi uygulamasını kaldıran maddeyi Danıştay 5. Dairesi iptal ediyor. Şimdi bu yasayla ne yapıyorsunuz? Gene, jüri üyelerini kurayla değil, Sağlık Bakanlığının belirlediği jüri üyelerinden oluşturuyorsunuz. Adım gibi eminim ki bu yasa macerası yine devam edecek. Sayın Sezer gibi Meclisin çıkardığı yasaları titizlikle inceleyen bir Cumhurbaşkanımız yok, geçirdiğimiz her yasayı onaylıyor, ama açık seçik belli ki bu yasa bu hâliyle yine mahkemelerden geri dönecek.

Değerli arkadaşlarım, ne gariptir ki bakın, biraz önce Sayın Bakana oturduğum yerden sordum. Anayasa Mahkemesi bu yasaya yürütmeyi durdurma kararı verdi. Yürütmeyi durdurma kararı beş gün sonra Resmî Gazete’de yayımlanabildi. O süre içinde bile hızını alamadı Sayın Sağlık Bakanı, bu şef, şef yardımcılarını atamaya devam etti. “Sayısı kaçtır?” diye sordum. Sayın Bakan çok enteresan bir şekilde “Ya, sayısını ne yapacaksın? Sayısı önemli değil. Bunlar bizim vatandaşımız değil mi? Bunlar da bizim profesörlerimiz. Ayıp değil mi?” falan gibi bir cevap verdi, sayısı konusunda bir açıklama yapmadı.

Sorumun tamamını soramadım. Sorumun ikinci bölümü de şuydu: Bu yasa teklifini veren arkadaşımız Sayın Necdet Ünüvar da bildiğimiz kadarıyla o 176 kişinin içinde. Sayın Ünüvar o sırada Sağlık Bakanlığı Müsteşarıydı. Bildiğim kadarıyla, yine o 176 kişinin içinde Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı da vardı. Hatta neler yapıldı; klinikler bölündü, kendi yandaşlarına şef, şef yardımcılığı makamları bulundu.

Değerli arkadaşlarım, doğru, bu atanan arkadaşlarımız da Türkiye Cumhuriyeti’nin profesörleri, doçentleri. Bu konuda bizim bir itirazımız yok. Peki, atamadığınız, kendi siyasal yandaşınız olmayan profesörler, doçentler bu ülkenin vatandaşları değil mi? Bizim de buradaki itirazımız zaten bu. Biz, sizin atadığınız insanlara, vasıflarında, yeteneklerinde gerçekten bu işi yapabilir mi, yapamaz mı noktasıyla yaklaşmadığımız, sadece siyasal yandaşlarınız olduğu için karşı çıkıyoruz. Elbette onların içinde de şef, şef yardımcılıklarını yapabilecek, hak edecek arkadaşlarımız mutlaka vardır. Ama, bakın, Türkiye Cumhuriyeti’nin doktorlarını, profesörlerini madem bu kadar seviyorsunuz, geçen dönemde de yabancı doktorları Türkiye’ye getirmeye çalıştınız. Türkiye’ye yabancı doktor getirmeye çalışan bir Sağlık Bakanının bugünkü Türkiye’deki doktorlara sahip çıkmaya hakkı var mıdır, yok mudur?

Başka… Sağlıkta Dönüşüm Programıyla getirdiğiniz rekabet düzeni içinde bugün -elbette tek faktör değil- Türkiye’deki birçok hekim arkadaşımız şiddete maruz kalıyor, hatta, Ankara Tabip Odası, hekimlere ve sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet konusunda raporlar bile düzenler hâle geldi.

Değerli arkadaşlarım, sözlü şiddetten başlayan, hatta ölümlere kadar süren şiddet… Birkaç meslektaşımız, biliyorsunuz, bu şiddetler sonucu hayatlarını kaybetti, ben kendilerine rahmet diliyorum. Hekimlere yapılan şiddete sahip çıkmayacaksınız, bu arkadaşlarımız Türk doktorları değil mi, Türk profesörleri, doçentleri değil mi kardeşim, niye diye itiraz edeceksiniz!

Sayın Bakan, şiddete uğrayan sağlık çalışanlarına, şiddete uğrayan doktorlarınıza sahip çıkmak görevi sizin göreviniz, bunu düzenlemeniz gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, tam bir kaos sağlıkta, tam bir yazboz tahtası. Deneme yanılma yöntemiyle Türkiye’nin sağlık sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyorsunuz güya. Tam bir acemi fırıncı, katı oluyor su koyuyorsunuz, sıvı oluyor un koyuyorsunuz, ama bu arada kaybedilen zaman, çekilen sıkıntı cabası.

Değerli arkadaşlarım, şef, şef yardımcılığı konusu da tam bir kaos. Biraz önce arkadaşlarım anlatmaya çalıştı, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın temel hedefi, sağlığı piyasalaştırmak. O nedenle, özel hastanelerle ilgili çok cazip düzenlemeler yaptınız geçtiğimiz dönem. Baktınız ki özel hastanelere bu kadar çok avantaj sağlanması Türkiye’deki sağlık sistemini çökertecek, bu sefer de akla hayale gelmedik yöntemlerle o özel hastanelerin önünü kesmeye çalışıyorsunuz. Tam bir yapboz. Çok uyardık geçen dönem.

Bakın, Sayın Murat Başesgioğlu Çalışma Bakanımızdı, bir soru önergesi verdim, dedim ki: SSK, 2005 yılı içinde özel hastanelerden kaç kişiye hizmet satın aldı, kaç para ödedi, devlet hastanelerinden de kaç kişiye hizmet satın aldı, kaç para ödedi? Bunu sordum. Sayın Bakan bütün dürüstlüğüyle bir cevap verdi.

Değerli arkadaşlarım, bakın, rakamlar çok ilginç. O zaman SSK özel hastanelerden 1 milyon kişi için hizmet satın alıyor, 600 trilyon para ödüyor; devlet hastanelerinden 27 milyon kişiye hizmet satın alıyor, tam 27 katı, 2 katrilyon para ödüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Arslan, konuşmanızı tamamlayınız.

ALİ ARSLAN (Devamla)Bakılan hasta sayısı devlet hastanelerinde 27 katı, ödenen para 3 katı. Tam 7 kat fazlaya maliyet çıkıyor özel hastanelerde. Bu sistemin yürümeyeceği o zamanlardan belliydi. Sizi bu kürsüden çok uyardım. Her tarafta mantar gibi özel hastaneler çoğaldı ve gördünüz ki artık devlet hastaneleri yürüyemez durumda. Hekimler boşalıyor, paraları ödenemiyor. Devlet hastanelerinin geri ödeme kurumlarından trilyonlarca liralık alacakları var, ödemiyorsunuz. Sistem yürümüyor. Sistem yürümediği için de bugün totaliter rejimlerde görülen kararları yine yönetmeliklerle çıkarıp özel hastaneleri neredeyse kapanma noktasına getiriyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, sözüm bitmek üzere. Bugün 14 Marta çok yakın bir gün, 12 Mart. Bütün zorluklara rağmen, şiddete rağmen, belirsizliklere rağmen… Bakın, tam gün yasası gelecek mi, gelmeyecek mi herkes endişe içinde; durumlarımız ne olacak, herkes korku içinde. Ben bütün sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı ki bayram olarak kendileri de kabul etmiyor, biraz önce Komisyon Sözcümüz de, Komisyon Başkanımız da artık hafta olması gerektiğini söyledi; ben bütün sağlık çalışanlarının ve hekimlerimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Daha sağlıklı bir Türkiye’de 14 Martları kutladığımız günlerin yakın olması dileğiyle hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 12 Mart 2008

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook