İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · CUMA

2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

Ali Arslan

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 35. Birleşim · 5. yasama yılı · 17 Aralık 2010 · 836 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Arslan (CHP), 17 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 836 kelime.

Ali Arslan (CHP, Muğla). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-23-2010-12-17-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 2011 yılı Sağlık Bakanlığı ve Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sağlık ve AKP’yi yan yana getirince, hepimiz artık ezberledik ki “Sağlıkta Dönüşüm Programı” akla geliyor. Sağlıkta Dönüşüm Programı, bu konuyu bilenler, uzmanlar, sektörün içinde olanlar tarafından da sağlığın piyasalaşması anlamı taşıyor.

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın en önemli ayaklarından birisi ve en güncel olanı -ki Sağlık Bakanı bu konuda televizyon televizyon dolaşıp her yerde anlatmaya çalışıyor- bildiğiniz gibi, artık, bu aylarda bütün Türkiye'de yaygın olarak uygulanmaya başlayan aile hekimliği. Aile hekimliğini, Sayın Bakan, işte “Ücretsizdir, ne güzel oldu.” diye anlatmaya çalışıyor, vatandaşlara yutturmaya çalışıyor, bir masal anlatıyor âdeta, destan gibi bir masal anlatıyor.

Değerli arkadaşlarım, Aile Hekimliği Yasası’nda gerçekten aile hekimliği ücretsiz. Yasa öyle çıktı, geçen dönemde görev yapan arkadaşlarım bilirler. Ama bakın, AKP ne yaptı biliyor musunuz? 18 Eylül 2009 Cuma günü yayımlanan Resmî Gazete’deki tebliğe göre aile hekimliğine 2 lira katkı payı koydu. Sayın Bakan, bu Sağlıkta Dönüşüm Programı’na karşı çıkan, konuyu çok iyi bildikleri için, bütün dünyada ne sonuçlar doğurduklarını bildikleri için karşı çıkan Türk Tabipleri Birliğine, sivil toplum örgütlerine çok kızıyor. Ama Sayın Bakan bugün eğer “aile hekimliği ücretsiz” diye kasıla kasıla caka satıyorsa, o caka satma Türk Tabipleri Birliğinin açtığı davaya bağlı, Danıştaya açtığı davaya bağlı. Türk Tabipleri Birliğinin açtığı dava sonucu, 22/3/2010 tarihinde, Danıştay “Hayır, yasalara aykırı bu. Yasada birinci basamakta ücret almak yok.” dedi, karar verdi ve Danıştay o 2 lirayı iptal etti. Eğer, bugün “aile hekimliği bedava” diye caka satıyorsan, bunu, çok kızdığın Türk Tabipleri Birliğine, hatta “Kapatmak da bir kanuna bakar, kapatırım.” diye tehdit ettiğiniz Türk Tabipleri Birliğine ve yine çok kızdığınız hukuka borçlusunuz Sayın Bakan.

Bakın, geçen gün komisyonda Sayın Bakan diyor ki sevgili arkadaşlar: “Aile hekimliğinin önemli bileşenlerinden bir tanesi sevk zinciri.” Bu kanunu yine geçen dönemde görev yapan arkadaşlarım tutanaklardan okuyabilirler, bazılarımız da…. Aile hekimliği anlatılırken AKP’nin bütün sözcüleri, Nevzat Doğanlar, Cevdet Erdöller bu kürsüye çıktılar, aile hekimliğinde sevk zincirinin ne kadar önemli olduğunu, ne kadar güzel olduğunu, birinci basamakta sorunların halledileceğini, hastanelerde yığılmaların ortadan kalkacağını, ekonomik olarak da zaten sevk zinciri olmadan bu problemin altından kalkılamayacağını ballandıra ballandıra anlattılar. Komisyonda diyor ki Sağlık Bakanı: “Biz sevk zincirini Sosyal Güvenlik Kurumunun isteği üzerine koyduk. Ben zaten başından beri inanmıyordum yararına.” diyor Sayın Bakan. Madem başından beri inanmıyordun o arkadaşlarına söyleseydin ya “Yapmayın, bir gün mahcup olacaksınız. Biz bunu uygulamayacağız.” diye Cevdet Erdöllere, Nevzat Doğanlara söyleseydiniz de bu kürsüden çıkıp da sevk zincirinin nimetlerini anlatmasalardı. Sayın Bakan hukuka çok kızıyor. Yine Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasında “Hâlâ gerekçeyi açıklamadılar.” diye Anayasa Mahkemesine kızıyor, “Açıklayamazlar.” diye de dalga geçiyor.

Değerli arkadaşlarım, açıkladı sonunda gerekçeyi Anayasa Mahkemesi. Gerekçede, Sağlık Bakanına, bir tıp profesörüne, bugün sağlıkta yaptıklarıyla sağlık çalışanlarına, doktorlara âdeta işkence yapan Sağlık Bakanına hukukçular ders verdiler, ders. Sayın Bakan okumuştur mutlaka, ben bir satırını okuyorum: “Hekimin statüsünün de bu çerçevede değerlendirilerek diğer kamu görevlileriyle aynı yönden farklılığının gözetilmesi gerekir.” Yani hekimleri, sağlık çalışanlarını ayrı bir yere hukuk koyuyor, kendisi tıp profesörü olan Sağlık Bakanı koymuyor. Yazıktır arkadaşlar! Bilmiyorum, Sayın Bakan bu gerekçeyi okurken ne düşündü? Umurunda mıdır, bilmiyorum. Umurunda olmadığı belli, hazırladığı yeni tam gün yasa taslağını da hiç umursamadığı ortada. Hiç bu gerekçeyi dikkate almıyor, sağlık çalışanlarının, hekimlerin ne kadar önemli olduğunun hâlâ farkında değil ama Sağlık Bakanı bazı şeyleri çok umursuyor: Umursadığı şu: Kadrolaşmak. “Ben kadrolaşmıyorum.” diye gelip Plan ve Bütçe Komisyonunda birtakım değerlendirmelerde bulunmuş.

Değerli arkadaşlarım, bakın, Sağlık Bakanlığının İnternet sitesindeki Sağlık Bakanlığının merkez yönetimindeki bazı isimleri okuyacağım, bir de Resmî Gazete’de yayımlanan isimleri okuyacağım.

Bakın, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü -üçlü kararnameyle, Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Başbakanın ve Bakanın imzasıyla- Doktor Mehmet Demir. Cumhurbaşkanı atamış arkadaşlar, üçlü kararnameyle. Şu anda görev yapan kim biliyor musunuz? İrfan Şencan. Başka birisi. Ya hadi, Ahmet Necdet Sezer’e kızıyordunuz, imzaladıklarını uygulamıyordunuz, kendi seçtiğiniz Cumhurbaşkanının üçlü kararnameyle atadığı bir Genel Müdürün yerine niye başkasına görev veriyorsunuz?

Sadece o değil değerli arkadaşlarım, bakın, Sağlık Eğitimi Genel Müdürü, yine üçlü kararnameyle 19/6/2009’da atanmış, Doktor İ. Salih Mollahaliloğlu. Kim görev yapıyor biliyor musunuz? İ. Safa Kapıcıoğlu. Başka birisi arkadaşlar. Başka bir şey yine, iki tane değil: Hudut Sahiller Genel Müdürü. Yine üçlü kararname ile atanmış 27/2/2009 tarihinde, Doktor Ekrem Akbakan. Kim görev yapıyor biliyor musunuz? İbrahim Şentürk görev yapıyor.

Arkadaşlar, bu nasıl iştir? Ali kıran baş kesen. Hukuk dinlemiyorsunuz, kanun dinlemiyorsunuz. Bu atamalar kanuna göre yapılıyor, genel müdür atamalarının nasıl yapılacağı kanunla belirli. Siz, kanun da dinlemiyorsunuz. Kanunda “Aile hekimliğinden para alınmaz.” diyor, alıyorsunuz; kanunda “Genel müdürler şöyle atanır.” diyor, dinlemiyorsunuz. Arkadaşlar, bu nasıl Ali kıran baş kesen? Sağlıkta dönüşümü ballandıra ballandıra anlatıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, sevgili Sacid Hocam bahsetti, Afyon’da biliyorsunuz 7 yurttaşımız –geçmiş olsun kendilerine- rekabetçi piyasa ekonomisi yüzünden, rekabet yüzünden rekabet, yerleştirmeye çalıştığınız piyasacı model yüzünden 7 arkadaşımız gözünü kaybetti. Bu yedi körlük bütün vatandaşlarımızın gözünü açtı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ARSLAN (Devamla)Ben, Sağlık Bakanlığı bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum ama ben de Sayın Ali Küçük gibi bu bütçenin AKP’nin hazırladığı son bütçe olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 17 Aralık 2010

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook