İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 38. BİRLEŞİM · CUMA

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Ali Arslan

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 38. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Aralık 2008 · 1.137 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Arslan (CHP), 26 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 1.137 kelime.

Ali Arslan (CHP, Muğla). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-23-2008-12-26-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 22’nci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu madde kadroların kullanımına ilişkin esasları düzenleyen bir madde. Aslında her bütçe kanununda olan bir madde. Yıllardan beri var, bazen rakamları değişiyor; bir şablon aslında.

Geçtiğimiz yıl, 2008 yılı bütçesinde bu emeklilik, ölüm, istifa ve nakil sonucu ayrılan memurların yüzde 50’sini geçmeyecek şekilde açıktan atama ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarından nakil öneren bir maddeydi. Geçtiğimiz yıl yüzde 50’ydi sınır. Bu yıl bir farkı var, yüzde 25. Yani boşalma hâlinde -ölüm, emeklilik, istifa, nakille boşalma hâlinde- yüzde 50’si kadar değil, yüzde 25’i kadar kamu personeli alma hakkı tanıyor kamu kurumlarına. Aslında, bu sene bu, Komisyona gelmeden önce yüzde 50’ydi, aynı 2008 yılı bütçesindeki gibi yüzde 50’ydi. Komisyonda AKP milletvekillerinin bir önerisiyle yüzde 25’e düşürüldü.

Değerli arkadaşlarım, işte Mecliste tartışmalar oluyor “Efendim, bu bütçe IMF görüşmelerinin gölgesi altında yapılıyor.” diye. Dün Sayın Kemal Kılıçdaroğlu böyle bir iddiada bulundu, sizler de kızdınız “Yok öyle bir şey!” diye. Belki bir yerde haklısınız, IMF müdahalesi bu bütçe görüşmeleri Genel Kurul salonunda yapılırken olmadı, IMF müdahalesi -bu maddeden anlaşılıyor ki- daha bütçe Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken başladı. O nedenle kanunun kendisinde yüzde 50 iken, şimdi Genel Kurula yüzde 25 olarak indi.

Değerli arkadaşlarım, ne zaman indi? Bakın Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın bir raporu var. Dünyada 177 ülke arasında genç işsizlik oranında en kötü 10’uncu sıradayız, sondan 10’uncuyuz. İşsizlik sayısı giderek artıyor. Her ne kadar siz kabul etmiyorsunuz da Türkiye’de müthiş bir kriz var. Krizin olacağı da kaçınılmaz. Siz ne kadar iyi olursanız olun, mal sattığınız ülkelerde büyük krizler var. Turizmde büyük bir kriz olacak, bu bekleniyor çünkü o ülkelerde kriz var. Siz ne kadar iyi olursanız olun -iyi olsanız bile- bu krizin Türkiye’yi etkileyeceği kaçınılmaz. İşsizlik rekor kırıyor, rekor üstüne rekor kırıyor. Böyle bir dönemde siz kamuya personel alımlarında kısıtlamaya gidiyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, dediğim gibi her yıl yüzde 50 civarında, böyle geçiyor kanun. Ne olmuş biliyor musunuz? 2002’den beri 320 bin civarında kamu personeli, memurumuz emekli olmuş. Ne kadar almışsınız geriye? Bu maddeler çıktığı hâlde, yüzde 50, yüzde 50, yüzde 50 çıktığı hâlde 320 bin kişi emekli olmuş -320 bini biraz geçiyor- 72 bin kamu personeli almışsınız. Yani devleti küçültmeye çalışıyorsunuz. İşte küçültmek için zaten elinizden ne gelirse yaptınız. Fabrikaları, büyük büyük kurumlarımızı sattınız. Yetmiyor, şimdi de kamu personelini azaltıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, işsizlik gerçekten müthiş tırmanıyor, büyük bir sıkıntı var. Bakın, çok da ihtiyaç var aslında.

Muğla Üniversitesinden birtakım rakamlar vermek istiyorum size: 2002 yılında 13 bin öğrenci varmış -13 bin civarında, 13.095- öğretim üyesi sayısı 641, idari personel sayısı 520. 2008’de ikiye katlanmış öğrenci sayısı, 25.251 öğrencisi var. Personel sayısıyla akademik personel sayısı neredeyse aynı kalmış 2002’ye göre, 799 akademik personeli var, idari personel sayısı da 562. Bu üniversiteler sizlere yalvarıyor “Bize kadro verin.” diye, vermiyorsunuz, kıvranıyorlar. Gençlerimiz üniversiteyi bitiriyor, iş yok. İş bulanların derdi büyük. Son dönemde, bildiğiniz gibi, krizle ilgili aman işimi kaybedersem korkuları var. Onun ötesinde başka sıkıntıları da var.

Bakın, öğretmenlerin çeşitleri, çeşit çeşit öğretmen var, çeşit çeşit sağlık çalışanları var.

1) 657’ye bağlı kadrolu öğretmenler.

2) 4/B’li öğretmenler.

Sanıyorum… 4/B’liler sözleşmeli mi oluyor?

3) 4/C’li öğretmenler, geçici görevli.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya)Bilmeden konuşuyorsun, 4/C’li öğretmen yok.

ALİ ARSLAN (Devamla)Yani ezberlemesi bile zor, kendileri de karıştırdı herhâlde.

4) Vekil öğretmenler.

5) Ücretli öğretmenler.

Say say bitmiyor. Hepsinin maaşları ayrı, statüleri ayrı, sosyal hakları ayrı. Müthiş sıkıntı çekiyorlar. Özellikle sağlık alanında da var bu. Çakılı personel diye bir kanun çıkardık, on yıl tayin isteyemiyor. Eşi İzmir’de kendisi Van’da, çoluğuyla çocuğuyla ayrı, herkes ağlıyor. Sizlere de mail geliyordur, elektronik posta geliyordur, “Kurtarın bizi, ben çocuğumu özledim, sinirlerim bozuldu, psikolojim bozuldu. Ne olur beni tayin hakkıyla ödüllendirin!” diye yalvaran elektronik postaları siz de alıyorsunuz. Gerçekten büyük sıkıntı çekiliyor değerli arkadaşlarım. Kamu personel rejimimiz maalesef böyle, karman çorman.

Peki, bunlar işi olanlar. İşsizler? Bildiğiniz gibi, bir KPSS’lilerimiz var bizim, KPSS sınavına girip iş bekleyen çocuklarımız. Geçtiğimiz gün, onların bir forumu var İnternet’te, oraya girdim. İnanır mısınız, yarım saat kadar okudum, ağlayacaktım. Bakın neler yazmışlar değerli arkadaşlarım? Yani işsizliğin hangi boyutlarda olduğunu görün diye okuyorum. Bir gencimiz yazmış, “81 puan aldım, yerleşebilir miyim acaba?” diye diğer arkadaşlarına soruyor. “Gerçi 2006’da 82 puanla yerleşemediğime göre bu sene de hiç yerleşemem zaten. Torpil olmasa şimdiye yerleşirdik ama ne yapalım. Bu devlette ne zaman adalet oldu ki şimdi olsun” Gencimizin yazdığına bakın. “Hani, Adalet ve Kalkınma Partisinin adaleti nerede?” diye soruyor, size soruyor. Vicdanınızı sızlatmıyor mu bunlar, bunları çözmeyecek miyiz?

Bir genç kızımız yazmış değerli arkadaşlarım: “Dört yıldır atama bekliyorum. Söyleyecek çok şey var aslında. Yazmaktan ve konuşmaktan yoruldum artık. Psikolojim bozuldu, hayattan zevk almıyorum.” diyor gencecik kız. “Bizi bu hâle düşürenlerin…” Bir sinkafı, var orayı okumayayım. Lanet okuyor değerli arkadaşlarım.

Şimdi, Türkiye’de bu gençlerimizin sorununu aslında Başbakan da biliyor, Başbakan çözümü başka yerde arıyor. Ne diyor Odalar ve Borsalar Birliği Başkanına? “Ya kardeşim, o kadar üyen var, alsana birer tane genç, işsizliğe çözüm olsana ya.” diyor. E senin o kadar boş memur kadron var, sen niye almıyorsun, elinden tutan mı var? IMF mi tutuyor elinden? Bakın, gençlerimiz KPSS sınavlarına girmiş, yıllardan beri iş bekliyor.

Değerli arkadaşlarım, hakikaten çok büyük problemler yaşıyoruz, çok büyük krizler yaşıyoruz, insanlarımızın, gençlerimizin psikolojileri bozuldu. İş istediğiniz iş adamları bırakın işe almayı, işten adam çıkarıyor. Onu da bırakın, haciz kapılarına gelmiş, intihar ediyorlar değerli arkadaşlarım, bu hâldeyiz.

ERKAN AKÇAY (Manisa)Psikolojik!

ALİ ARSLAN (Devamla)Görev devlete düşüyor. Başbakan diyor ki: “Psikolojik, psikolojik.”

MUSTAFA ENÖZ (Manisa)Kriz zaten psikolojik.

ALİ ARSLAN (Devamla)Başbakan son dönemlerde doktorluğa özendi. Mesela diyor ki: “Hangi doktor hastasına, işte, kefen al der? Böyle bir şey mi olur?”

Değerli arkadaşlar, ben doktorum. Bir doktorun yapabileceği en büyük hata şudur: Hastaya “Sen sağlamsın.” demek. Hastayı öldürürsünüz. Hastaya moral verirsiniz, hasta morallice ölür, başka bir işe yaramaz. Bir doktorun, hastaya “sağlamsın” demesinin başka bir şeyi yoktur, çok tehlikeli bir iştir. Ha, ne olabilir? Başbakan bu hâliyle reçete yazma hakkı yok gibi görünüyor, doktorluğu beceremeyecek gibi görünüyor; Başbakan muska yazabilir sadece, zaten o da onu yapıyor, moral vermeye çalışıyor.

Değerli arkadaşlarım, bakın, Obama seçimleri kazandı, bir ekonomik program açıkladı. Ne diyor?

1) İşsizliği çözeceğim.

En büyük problem. Türkiye'nin de en büyük problemi. Herkesin, gençlerimizin psikolojisi bozuk.

2) Ekonomiyi güçlendireceğim.

3) Aileleri güçlendireceğim, orta direği güçlendireceğim.

E, bizde orta direk kalmadı zaten.

Yapılması gereken ne? Bakın, bize inanmıyorsunuz, Cafer Tayyar Sadıklar, eski Merkez Bankası Başkanı. Yıllardan beri krizlerin içinde Merkez Bankası başkanlığı yapmış bir arkadaşımız. Diyor ki: “Yapılması gereken, acilen öğretmen kadrolarına, sağlık memuru kadrolarına eleman almaktır. Piyasaya likidite yaratmanız gerekiyor.”

E, bize inanmıyorsunuz, bakın, Cafer Tayyar Sadıklar aynı şeyi söylüyor. Obama da aynı şeyi yapıyor ama size birileri “Yapmayın.” diyor. Kim diyor? IMF. “Yapmayın.” Türkiye'nin gerçekleri IMF’nin bize söyledikleri değil değerli arkadaşlarım. E, şimdi, siz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

103 konuşma daha · 26 Aralık 2008

103 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook