2003 mali yılı bütçesi 8. ncı tur görüşmelerinde
Genel Kurul, 56. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Mart 2003 · 1.070 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Er (AK Parti), 26 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 8. NCI TUR GÖRÜŞMELERİNDE); konuşma 1.070 kelime.
Ali Er (AK Parti, Mersin). “2003 mali yılı bütçesi 8. ncı tur görüşmelerinde”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-er-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesi-8-nci-tur-gorusmelerinde (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ ER (Mersin)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; AK Parti Grubu adına, Orman Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Tabiî, orman köylüsü, nüfusumuzun büyük bir bölümünü kapsamaktadır. Bu nedenle de, Orman Bakanlığı bütçesi, bizim için, diğer bütçeler gibi, fevkalade önemlidir.
Değerli arkadaşlar, sözlerimin başında, bu Parlamentoda, bu yüce kürsüde, burada konuşulan bu dertlerin, her geçen yıl ve gün, eksilmesini temenni ediyorum. Yoksa, bu kürsüye, her yıl gelip aynı sözleri söyleyerek, her yıl gelip aynı dertleri söyleyerek, gelecek yıla devredilen dertler olsun istemiyorum artık; çünkü, bu Parlamentonun en eskilerinden birisi olarak, yıllardır, burada, üzüntü çektiğim bir olayı her yıl yaşıyorum. Ben, bu kürsüde ve bize benzer diğer arkadaşlarımız bu kürsüde, bu milletin dertlerini, burada, Yüce Heyetin huzurunda söylüyorlar; ama, gelecek yıl, yine, aynı dertleri söylemekten geri kalamıyorlar. Sebebi de, aynı dertler aktarılıyor, çözülmüyor. Milletvekillerimizin bu kürsüde dile getirdikleri milletimizin dertlerini, bakanlarımız, Bakanlar Kurulumuz, yetkililer inşallah çözer, biz de, inşallah bir daha bu kürsülerden bu dertleri dile getirmeyiz.
Orman köylüsünün derdi gerçekten çok büyük. Orman köylüsünün dertleri, burada, öyle on dakikaya, yirmi dakikaya, bir saate sığacak gibi küçük dertler değil; çünkü, ormanın var olması, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çok önemli. Orman varsa her şey var, orman yoksa da birçok şey de yok demektir. Onun için, orman köylüsüne çok iyi bakarsak, ormanlarımız çoğalır, Türkiyemiz de güzelleşir. Bu dertler çok; ama, ben, orman köylüsünün özellikle birkaç sorununu gündeme getirmek istiyorum; ama, Yüce Meclisin huzurunda, bu konuyu bir daha konuşmamayı diliyorum, bir daha bu dertleri dile getirmemeyi diliyorum.
Muhterem arkadaşlar, bizim köylümüz, adı üstünde orman köylüsü, ormanın içinde yaşıyor. Yıllar önce yerleşmiş oraya. Tabiî, 1918'de, 1920'de yerleşen insanlarımızın o gün köylerinin nüfusu 100 ise, bugün 1 500 olmuş; yani, 10 katına, 15 katına, 20 katına çıkmış. Orman köylümüz ne yapmış; yiyecek rızkını temin edebilmek için ormana doğru taşmış, ormandan tarla açmış; yani, bunu keyfi için falan açmamış, rızkını temin etmek için açmış. Yoksa, onlara istihdam sahası yaratsaydık, onlara başka yerlerde ekmek kapısı bulsaydık, bunlar, oralarda bu tarlaları açmazlardı ve ormanı da kesmezlerdi; ama, rızkı için ormanı kesmiş, yer açmış ve yıllar geçmiş, nüfus çoğaldıkça da bu devam etmiş. Biz, orman ile vatandaşı mutlaka birbirinden ayırmamız, barıştırmamız gereken noktaya gelmişiz artık.
Muhterem arkadaşlar, bugün, orman köylüsünün en büyük derdi ormandan açılan araziler; ne yapıp edip, buna çözüm bulmamız lazım. Yıllardır, bu kürsüde, orman köylüsünün derdini parlamenterler dile getirdiler. Sayın bakanlarımız çıktı, bu kürsüde, bu meselelerin çözülmesi gerekli dedi; ama, neticede de, bu meselelere, hiç kimse fazla bir çözüm getirmedi. Benim dileğim, inşallah, gelecek yılki bütçede, bizim burada dile getirdiğimiz ana unsurlardan birçoğu çözülmüş olsun; ki, biz de bir daha dile getirmeyelim.
Değerli arkadaşlar, köylümüz ormandan tarlayı açmış, bağ bahçe yapmış, ürün yetiştirmiş; ev yapmış, yerleşmiş; vardığınız zaman, ormanla hiçbir ilişkisi kalmamış, tamamen köy, yerleşim alanı; ama, ortada bir dert var; ormancı geliyor, vatandaşa diyor ki: "Burası orman -hukuken orman, doğru- hakkında zabıt tutacağım." Zabıt tutarsa, vatandaş hapis yatacak, hem de orman kesmenin cezası fazla olduğu için çok uzun süre yatacak; ama, bir tarafta da, ekmek kapısı olan yer. Hatta, birçoğu bu yerlerin ormandan açıldığını bile bilmiyor, ebesi, dedesi açmış. Adama sorsan, kendi malı biliyor; tapulu değil; ama, kendi mülkü biliyor. Yani, yer, artık, vatandaşın öz malı olmuş.
Burada, bize, devlet olarak, bakanlık olarak düşen nedir; bu meseleyi kökünden çözmek. Daha önceleri, “2/B yasası” adı altında bir kanun çıkarıldı Meclisten, belli ölçüde uygulamalar yapıldı; ama, sonra, iptalden dolayı kadük oldu ve askıda kaldı. Şimdi, hızlı bir şekilde bu meseleyi çözmemiz lazım. O vatandaşları bu dertten mutlaka kurtarmamız lazım. Onun için de, bu kanunu -öyle tahmin ediyorum ki, Orman Bakanlığımızın hazırlıkları devam ediyor- hızlı bir şekilde çıkarmamız lazım ki, vatandaş, ormanla problemden kurtulsun, ormanla kavgadan kurtulsun.
Değerli arkadaşlar, artık, bu bağı bahçeyi söküp, evleri yıkıp, tekrar orman yapacak halimiz yok! Orman yapacak, ağaç dikecek çok yerimiz var, hatta, ben, buradan, bütün orman köylüsü adına sesleniyorum ve Sayın Bakana taahhüt ediyorum ki, orman köylüsü olarak her birimiz 50-100 ağaç dikelim, yeter ki, orman köylümüzün elindeki yerlerle ilgili sorunları hukuken çözün; artık, yıllardır sürünmekten bıktık biz.
Biraz önce söyledim, ormancı geliyor, zabıt tutsa, köylü mahpushaneye girecek, zabıt tutmasa, bu defa ormancı mahpushaneye girecek; köylü ortada, ormancı ortada. Değerli arkadaşlar, bunlara sessiz ve kayıtsız kalamayız; ne yapıp yapıp 2/B ile ilgili yasayı çıkarmamız lazım, vatandaşlarımızın yerlerini mutlaka teslim etmemiz lazım.
Burada hassas bir nokta var, kimse alınmasın; Sayın Bakanım, herkes görevini mutlaka yapacak; ama, yıllardır üzüntü çektiğim bir olay var. Bizde, ormancı, ormancı gibi düşünüyor yani; "ben ormancıyım, bir çalı görsem dahi, işte oraya takılır kalırım, başka da hiçbir şeye bakmam, köylüye bakmam, sadece, o, bir çalıya bakarım." Böyle bir zihniyetten, artık, Orman Bakanlığını kurtarmamız lazım; eğitimi, köyün içinde vermemiz lazım; köylü anlaması lazım, onun için de bu 2/B yasasını hızlı bir şekilde uygulamamız gerekli.
Yalnız, 2/B ile ilgili daha önceki uygulamada 31.12.1981'den önce belediye olan yerlerde bu kanunu geçerli saymadık "31.12.1981'den önce açılan yer” dedik. Biraz önce konuşan bir arkadaşımız da dile getirdi, 31.12.1981'den sonra, yirmi yirmibeş yıl önce açılan binlerce dönüm yer var, bağ bahçe olmuş, aynı konumu haiz. Buralarda ne yapabiliriz, bilmiyorum; buralarda, tekrar, bir çalışma yapmakta fayda görüyorum ben. Tekrar, bir çalışma yapmamız lazım; ama, belediyelik konusunu da mutlaka işin içerisine almamız lazım.
Benim, Mersin'de, birçok, belediyelik olan yerlerim var; bunlar, Mezitli Belediyesi, Tece Belediyesi, Erdemli Belediyesi vesaire... Birsürü belediyenin sınırları içerisinde, binlerce insan, ormandan geçmiş, arazi açmış, orada yaşıyor. Şimdi, bizler oraya gitsek, buralar yıkılır mı; yıkılması mümkün değil; burası ekilir mi; ekilmesi mümkün değil. Ne yapacağız o zaman; bu konuyu mutlaka çözmemiz lazım.
Muhterem arkadaşlar, bence, orman köylüsünün üç tane derdi var; birisi, 2/B; yani, ormanda açılan tarlaların vatandaşa verilmesi konusu; ikincisi, yaylaklar...
Değerli arkadaşlar, buradan Adana'ya doğru giderken, Tekir Yaylasını görürsünüz. Ormanın içerisine yerleşmiş; zamanında yerleştirmeseydik; ama, vatandaş yerleşmiş! Benim birçok yaylam var, öyle; Gözne Yaylam, Ayvagediği Yaylam, Hacıalanı Yaylam, Avgadı Yaylam, Abanoz Yaylam, Gökbelen Yaylam; yani, bizim bütün yaylalarımız ormanın içerisinde. Şimdi, burada oturan vatandaşlarımız, hiçbir ağaca da dokunmamış, üstelik, buraları korumuş; evini yapmış, ağacı da korumuş! Şimdi, ormancı geliyor, diyor ki, burada ağaç olmasaydı 2/B'yi uygulardık; ağaç olduğu için 2/B'yi uygulamayız. Yani, vatandaşa diyor ki, sen, zamanında, niye kesmedin bu ağacı! Olur mu böyle bir mantık?! Vatandaş, o ağaca gözü gibi bakmış.
Değerli arkadaşlar, bizim ormandaki ikinci konumuz da yaylaklar; ne yapıp yapıp, mutlaka, bunu da çözmemiz lazım. Şimdi, vatandaş, yaylada ağacı korumuş, oraya yerleşmiş; bu yerleşen vatandaş, bugün de yerleşmemiş, belki yüz yıl olmuş -biraz önce söyledim- tapulu malı olmasa da, kendi malı zannetmiş...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mart 2003
