2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 56. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Mart 2003 · 1.126 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Said Yazıcıoğlu (AK Parti), 26 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 9 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.126 kelime.
Mustafa Said Yazıcıoğlu (AK Parti, Ankara). “2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-said-yazicioglu-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesinde-9-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA SAİD YAZICIOĞLU (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığının 2003 malî yılı bütçesi üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, milletlerin mutluluğu, refahı, kültür ve medeniyet dünyasındaki yerleri eğitime verdikleri değer ve katkıyla çok yakından ilgilidir. Eğitim alanında oluşacak zaaflar hiçbir alandaki üstünlükle giderilemez. Buna karşılık, eğitim alanında yakalanılacak üstün seviyeler, diğer tüm alanların toplam kalitesini yükseltir. İyi eğitimli ve çağdaş bir yurttaş olmanın yolu çok iyi bir eğitimden geçmektedir; bu da, eğitime ayrılan payla çok yakından ilgilidir. Bütçeden millî eğitime ayrılan payla, hedeflenen sonuçlara ulaşmak imkânsızdır, kaynak artırıcı yöntemlerin bulunması önem arz etmektedir.
Eğitimin ilk kademesi olan 6-14 yaş grubundaki çocukların eğitim ve öğrenimini kapsayan ilköğretim, 1997 yılından itibaren sekiz yıla çıkarılmıştır. Genelde, Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde 9 ile 12 yıl arasında değişen ilköğretim süresi, mevcut sorunlar aşıldıktan sonra, bizde de bu yıllara çekilebilir.
Ülkemizde, ilköğretim okullarında, 2002-2003 eğitim öğretim yılında 10 000 000'un üzerinde öğrenci öğrenim görmekte, 400 000'e yakın öğretmen görev yapmaktadır. İlköğretimde, 2002-2003 öğretim yılında okullaşma oranı yüzde 98'dir. Bazı komşu ülkelerin genel nüfusu düşünülürse, oranların ve sorunların büyüklüğü daha iyi kavranacaktır.
Sekiz yıllık uygulamayla beraber pek çok sorunla karşılaşılmış, zaman içinde bunlar aşılmaya çalışılmıştır. Öncelikle, derslik sayısı ve buna bağlı olarak finans sorunu ortaya çıkmış, eğitime katkı payı alınmasıyla bu zorluklar aşılmaya çalışılmıştır; ancak, ilköğretim kademesinin pek çok sorunu devam etmektedir. Bir fikir vermek için ifade etmek gerekirse, 2002 yılı sonu itibariyle, eğitime katkı payı olarak 1 katrilyon 633 milyar lira toplanmıştır. Bu parayla, okulların yapım, onarım ve donatımları karşılanmaya çalışılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, 1997-1998 öğretim yılında sekiz yıllık zorunlu ilköğretimin uygulamaya başlamasıyla birlikte bazı olumlar sonuçlar elde edilmişse de, kalabalık sınıfların oluşmasıyla, başka sorunlar da beraberinde gelmiştir. Özellikle fizikî gelişimin çok önemli olduğu ilköğretim çağında, 6-14 yaş arasındaki öğrencilerin bu dönemde yaşlarına göre çok farklı fizikî gelişim özellikleri gösterdikleri ve 6 yaşındaki çocuk ile 14 yaşındaki çocuğun boy, kilo ve benzeri özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, ilköğretim okulu binalarının yeniden tasarlanması konusu gündeme gelmektedir.
İlköğretimin sekiz yıla çıkarılmasıyla uygulamaya konulan taşımalı eğitim her boyutuyla yeniden tartışılarak, maliyet-fayda analizi yapılmalıdır.
Meslekî eğitime, hükümetimizin özel ilgisi dolayısıyla, ilköğretimde öğrencileri kabiliyetlerine göre yönlendirmeye ağırlık verilmesinin önem arz ettiğine işaret etmekle yetineceğim.
Değerli milletvekilleri, eğitimimizin diğer bir kademesi de ortaöğretimdir. Ortaöğretim, ilköğretime dayalı en az üç yıllık genel meslekî ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Ortaöğretimin amacı, öğrencilere asgarî ortak bir genel kültür vermek, birey ve toplum sorunlarını tanımak ve çözüm yolları aramak, ülkenin sosyoekonomik ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak bilinci kazandırarak, öğrencileri ilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda yükseköğretime; hem yükseköğretime hem mesleğe veya hayata ve iş alanlarına hazırlamaktır.
2002-2003 öğretim eğitim yılında 3 000 000'un üzerinde öğrenci öğrenim görmekte, 150 000'e yakın öğretmen görev yapmaktadır. Ortaöğretimde geçen yılki okullaşma oranı yüzde 76'dır. Ortaöğretimin yeniden yapılandırılması, millî eğitim şûralarında tartışılmış, kalkınma planlarında yer almıştır. Sonuçta, ortaöğretimin meslekî ve teknik eğitim ağırlıklı olarak yeniden yapılandırılması görüşü ağırlık kazanmış ve benimsenmiştir ve bu çalışmalar sürdürülmektedir.
Meslekî ve teknik eğitime talebi düşüren haksız ve adaletsiz uygulamalara sebep olan üniversiteye yerleştirme sistemi, yarışmayı teşvik edecek ve adaleti sağlayacak şekilde mutlaka değiştirilmelidir. Gelişmiş ülkelerle rekabet edebilme ve Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki mal ve hizmetlerin serbest dolaşımında, ülkemiz insangücünün değerini koruyabilmek, ekonomik alanda üretimi artırmak, sadece alan ve kullanan değil, üreten ve satan ülke olabilmek amacıyla ortaöğretim sisteminin meslekî ve teknik eğitim ağırlıklı olarak yeniden yapılandırılmasına imkân veren çerçeve niteliğindeki yasa 2001 tarihinde yürürlüğe girmişti. Böylece, kaynakların etkin ve verimli kullanılmasına, meslekî ve teknik ortaöğretim programları ile yükseköğretim programları arasında bütünlüğün ve devamlılığın sağlanmasına, işgücü piyasasının gerektirdiği bilgi ve beceri donanımına sahip insangücünün yetiştirilmesine, meslekî ve teknik eğitim sürecine sosyal tarafların daha etkin katılımına ve katkıda bulunmasına imkân sağlanmış olacaktır.
Meslekî ve teknik ortaöğretim ve yükseköğretim programlarının bütünlüğü ve devamlılığı esasına dayalı olmak üzere, meslekî ve teknik ortaöğretimi bitiren öğrenciler, istedikleri takdirde, bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya en yakın programların uygulandığı meslek yüksekokullarına sınavsız olarak devam edebilmektedirler. Bu uygulama, çok ihtiyaç duyulan ara insangücünün temini açısından çok olumlu olarak değerlendirilmektedir.
Değerli milletvekilleri, yaşanan sıkıntıların çoğunun kaynağı ve çözümü eğitimde saklıdır. Hükümetimizin, eğitimde temel hedefi, Büyük Önder Atatürk'ün özdeyişinde ifadesini bulan, fikrî hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmektir. Bu amaçla, her alanda olduğu gibi, Türk millî eğitim sisteminde de, insan merkezli bir anlayışa geçmek üzere, toplumun ihtiyaçlarına ve çağdaş uygarlık gereklerine göre yeniden yapılanma sağlanacaktır.
Çağdaş ve demokratik millî eğitim reformumuzun hedefi, evrensel standartlara uygun bir yapılanma içerisinde, özgür düşünen ve bağımsız karar verebilen, yeniliklere açık, özgüven sahibi, hayata olumlu bakabilen, problem çözme, iletişim ve organizasyon yeteneği gelişmiş, bilim ve teknoloji üretebilen, içerisinde yaşadığı toplumun değerlerine duyarlı bireylerin yetişmesine uygun koşulların ve fırsatların üretilmesi ve topluma sunulmasıdır.
Değerli milletvekilleri, ortaöğretimin en önemli alanlarından birisi de öğretmen yetiştirme ve istihdamı konusudur. Öğretmenlik, eğitim sistemimizin ana unsurudur. Öğretmen yetiştirmede seviye istenilen ölçüde olursa, eğitimde de başarı o derece yüksek olur.
Yüksek Öğretim Kurulu ve Millî Eğitim Bakanlığının işbirliğiyle öğretmen yetiştirme konusunda daha kaliteli ve seviyeli bir hale getirilmesine yönelik yeni esaslar belirlenmiştir. Sistemin özü şudur: Öğretmen olacak 4 yıllık lisans mezunları, lisans esnasında almadıkları pedagojik formasyon derslerini 3 yarı yıllık bir eğitimle alacaklar ve uygulamalı eğitime tabi tutulmak suretiyle, tezsiz mastır yapacaklardır; böylece, öğretmenliğe kalite ve seviye kazandırılmış olacaktır. Bu uygulamayı olumlu buluyoruz; ancak, her projenin, bir müddet uygulandıktan sonra ortaya çıkan aksaklıklarının olması da doğaldır. 3 yarı yıllık tezsiz mastır eğitimi, 2 yarı yılda da rahatlıkla yapılabilecek özelliktedir. 2 yarı yıl olarak düzenlenmesi halinde, eğitim öğretim dönemlerine daha uygun hale gelecektir.
Öğretmen atamaları için objektif bir ihtiyaç planlaması kesinlikle gerekmektedir. Bu planlama sonucunda ortaya çıkacak ihtiyaç durumuna göre atama yapılması en adil ve hakkaniyetli yol olacaktır. Burada, tezsiz mastır yapmamış; ancak, öğretmenlik formasyonu alarak mezun olmuş, yasal olarak atanmalarında hiçbir sakınca olmayan öğretmen adaylarına haksızlık yapılmamalıdır; örnek olarak, üç yıldır atamaları yapılmayan ilahiyat fakültesi mezunları gösterilebilir. Bu arada, fen edebiyat fakültesi mezunları ile diğer mağdurlara da, sistemi zorlamadan uygun bir çözüm mutlaka bulunmalıdır. Geleceğimiz olan gençlerimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin yetişmelerinde ve ekonomik sorunlarındaki olumsuzluklar giderilmelidir. Bir yanda öğretmen açığı varken, diğer tarafta atamalarda sıkıntılar yaşanması gibi çelişkilerin hükümetimizce çözüme kavuşturulacağına inanıyoruz. Norm kadro uygulaması, kâğıt üzerinde mükemmel gibi görünüyorsa da uygulamada sıkıntılar mevcuttur. Başarı ve liyakatin belirleyici unsur olması kesinlikle sağlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, şimdi de eğitim hayatının son basamağı olan üniversite eğitimine ve sorunlarına kısaca temas etmeye çalışacağım. Üniversitelerin eğitim, öğretim, araştırma, bilgi üretme, üretilen bilginin uygulanması ve teknolojiye dönüşmesi ile üretilen bilgilerin yayılması gibi temel yükümlülükleri vardır. Bunun için, üniversitelerin akademik, idarî ve malî özerkliğe sahip olmaları gerekmektedir. 2001-2005 yıllarını kapsayan Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının 2003 yılı programında "yükseköğretim sistemindeki rekabetçi bir yapının geliştirilmesine, idarî ve malî özerkliğin sağlanmasına, bilimsel özgürlüğün güçlendirilmesine, üniversite ve fakülte yönetimlerinin yetkilerinin artırılmasına yönelik düzenlemeler gerçekleştirilememiştir" ifadeleri yer almıştır; yani, bu tespitler çok önceden planlanmış, programlanmış, devletin dokümanlarında yer almış hususlardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mart 2003