Madencilik sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/67,75,82,122,141,180,193,208,216,229,304,309,320,324,336,337,342,374,377,388,404)
Genel Kurul, 5. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ekim 2009 · 1.762 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Koçal (CHP), 13 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADENCİLİK SEKTÖRÜNDEKİ SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ (10/67,75,82,122,141,180,193,208,216,229,304,309,320,324,336,337,342,374,377,388,404)); konuşma 1.762 kelime.
Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “Madencilik sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/67,75,82,122,141,180,193,208,216,229,304,309,320,324,336,337,342,374,377,388,404)”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 13 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2009-10-13-madencilik-sektorundeki-sorunlarin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onle (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ KOÇAL (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maden çeşitliliği bakımından zengin yataklara sahip olan ülkemizde mermercilik sektörü, taş kömürü ve bor madeni işletmeciliğiyle ilgili yaşanan sorunların tespit edilmesi ve bu sorunların giderilmesi amacıyla Anayasa’mızın 98’inci, Meclis İç Tüzüğü’müzün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince verdiğimiz Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerimiz hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Madencilik sektörü emek yoğun bir sektör olmasının yanında, yarattığı istihdam alanları ile de işsizliği büyük ölçüde önleyebilecek ve ülke ekonomisine katma değer yaratabilecek bir sektördür ancak yedi yıllık AKP İktidarı döneminde görüyoruz ki madencilik sektörü tümüyle ihmal edilmiş, sektörün sorunlarıyla bu zaman çerçevesinde yeterince ilgilenilmemiş ve sektör âdeta sahipsiz bırakılmıştır.
Ülkemizde mermercilik sektörü, üretimde dünya 7’ncisi, ihracattaysa 8’inci sıradadır. Ülkemiz ekonomisi için bu kadar önemi haiz mermercilik sektörü ileri teknolojiyle rekabet edemez hâldedir. Bunun için sektörün ihtiyaç duyduğu düşük faizli kredi olanaklarıyla pırlantaya sağlanan vergi muafiyetleri, çeşitli sektörlere sağlanan ÖTV indirimleri, teşvikler bu sektöre ne yazık ki sağlanmamıştır.
Ayrıca, enerji yoğun sektör olan mermercilik sektörüne verilmesi gereken ucuz enerji verilmemiştir. Ülkemiz ekonomisine daha fazla katma değer sağlayabilecek mermercilik sektörünün sorunları Hükûmet tarafından görmezlikten gelinmiştir. Öyle ki sektörde faaliyet göstermek isteyen bir firmanın 7 bakanlıktan ve 22 genel müdürlükten izin alması, bir başka ifadeyle mücadeleyi gerektirmektedir. “Bürokrasiyi azalttık.” diyen Hükûmet, mermercilik sektörünün içinde bulunduğu bu zorluklardan bihaberdir.
Mermercilik sektörü bu durumda da, dünya bor rezervinin yaklaşık yüzde 72’sini elinde bulunduran ülkemizde bor konusu acaba Hükûmetin ne kadar gündemindedir, bir de buna bakmak gerekiyor.
Dünya bor rezervinin yaklaşık olarak 1,2 milyar ton olduğu hesaplanmaktadır. Ülkemiz bu rezervin yaklaşık 883 milyon tonluk kısmına sahiptir. Devletin maden işletmeciliğine 1924 yılında kurulan Ergani Maden Şirketine Maliye Bakanlığının üçte 1 payla katılmasıyla başlayan ilgisi, bugün Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğümüzde devam etmekte olup, kurum bu konuda tek yetkili ve etkili hâldedir, ancak bugün görüyoruz ki kurum çeşitli sorunlarla ne yazık ki karşı karşıyadır.
Bor mineralleri katıldıkları malzemelerin değerini artırmakta, bu nedenle de “sanayinin tuzu” olarak nitelendirilmektedir. Gelişen teknolojiler bor minerallerine olan bağımlılığı artırmaktadır. Yabancıların ülkemizde bulunan bor madenleriyle ilgileniyor olmaları ve Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğümüzün özerkleştirilerek daha sonra da özelleştirileceği yönündeki kamuoyundaki yaygın kanı bizi ziyadesiyle rahatsız etmektedir. Bu konuda şimdiden Hükûmeti uyarmayı kendime bir görev olarak addediyorum. Tabii ki kurumun ve bor madeninin, Meclis araştırması açılması talebimizdeki gerçeklerin ve sorunların tamamını burada ayrılan süre çerçevesinde anlatma olanağım yoktur. Ancak, sorunlara kısaca birkaç maddeyle değinmek istiyorum:
Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Emet, Bigadiç ve Kesterek bor işletme müdürlüklerinde üretim faaliyetleriyle orantılı olarak ortaya çıkan stokların satılarak ekonomiye kazandırılması hususlarında gerekli çalışmaların yapılması; Bandırma işletmesi sülfürik asit fabrikasının temel maddesi olan biyet maddesinin temininde fiyat yönünden ortaya çıkan sorunların giderilmesi; Bandırma ihraç stok sahası yapımı işinin tamamlanmasını müteakip ortaya çıkacak Emirler Emet borik asit tesisi arasındaki kara ve demir yolunun yapılması için ve yine Çin ve Uzak Doğu’ya olan satışların artmasıyla meydana gelecek talep artışının karşılanabilmesi için gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması talebimiz vardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mermer sektöründe, bor madeninde durum böyle de taş kömürü madeninde sorunlar farklı mı?
Taş kömürü madencilik sektörü de emek yoğun bir sektördür. Defalarca, konuşmalarımızda, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sık sık bunu ifade etmeye çalıştık. Vermiş olduğumuz araştırma önergelerimizin görüşmeye alınması hâlinde bu sorunlar derinlemesine irdelenebilecektir.
Kuşkusuz, taş kömürü denince ilk akla gelen Zonguldak ilidir. Zonguldak Türkiye Taşkömürleri Kurumu, hepinizin bildiği gibi, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ülke sanayisinin kurulması ve gelişmesine büyük katkılar vermiştir. Uzun yıllar tek başına, başta demir-çelik sektörü olmak üzere ülkemiz sanayisinin koklaşabilir kömür ihtiyacını karşılayan havza, günümüzde ise enerji ve demir- çelik sektörü kömür ihtiyacının çok az kısmını karşılayabilmektedir. Son yıllarda tamamen ihmal edilen Türkiye Taşkömürünün kendi ayakları üzerinde durabilmesi, üretiminin ve verimliliğinin artırılarak maliyetlerinin düşürülmesine bağlıdır.
Taş kömürü, ülkemizin enerji ve demir-çelik sektörü için stratejik bir öneme sahiptir. Geçmiş yıllardan günümüze üretimin de giderek azaldığı, 20 milyon ton/yıl ihtiyaca karşılık 1 milyon 350 bin ton/yıla düştüğü bir gerçektir. Kurumda ciddi anlamda işçi açığı vardır. İşçi sayısındaki azalma ciddi üretim düşüklüğüne neden olmaktadır.
2004 yılına kadar havzaya özgü yasal düzenlemeler ile Maden Kanunu’na tabi olmadan faaliyette bulunan Kurum, Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun hükümleri çerçevesinde Maden Kanunu kapsamına alınmıştır. Taş kömürü havzasının Maden Kanunu’na tabi olmasıyla, hukuku Kurum uhdesinde kalmak şartıyla işlettirme yetkisinin tanınmasıyla, özellikle rödovans uygulamalarında ortaya çıkan yasal problemlerin çözülmesinde Kuruma kolaylıklar sağlanması, ayrıca, günümüze kadar havzada devletçe yapılan taş kömürü üretim ve yatırımlarının yanı sıra özel girişimciler tarafından da yatırım yapılabilmesinin önünün açılması öngörülmüştür.
Önceki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler’in “Kendi ayağımızın dibindeki kömürü çıkaramıyoruz. Türkiye’nin kendi kaynaklarını harekete geçirmek için yapılan çalışmalarla taş kömürü üretimini 10 milyon tona çıkaracağız. Bunun 5 milyon tonunu Türkiye Taşkömürü, 5 milyon tonunu ise özel sektör üretecek. Hesaplarımıza göre 8 bini özel, 2 bini kamuda olmak üzere toplam 10 bin ek istihdam sağlanacak.” şeklindeki söylemi Maden Yasası kapsamına giren Türkiye Taşkömürü ve Zonguldak halkını ne yazık ki umutlandırmıştı. Ancak, gelinen noktada Türkiye Taşkömürü Kurumu yönetiminin tüm çabalarına karşın beklenen verim alınamamıştır.
Bu nedenlerle, Türkiye Taşkömürünün sorunlarının belirlenmesi, Türkiye Taşkömürü üretimine dönük işçi açığının saptanması ve çözüm önerilerinin belirlenmesi konusunda gerekli araştırmaların yapılarak alınacak önlemlerin hızlandırılmasını istiyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 26 Ağustos 1931 tarihinde Zonguldak’ı ziyaret eden Yüce Atatürk “Zonguldak’ın derin toprakları altındaki serveti madeniye ne kadar kıymetliyse Zonguldak bizim için o kadar kıymetlidir.” diyerek Zonguldak’ın ve taş kömürü madenciliğinin ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Yine Zonguldak kömür madenlerinin tartışıldığı günlerde İsmet İnönü, yine bu Meclis çatısı altında “Kömür meselesini bütün memleket için büyük bir dava telakki ediyorum.” demiştir.
Taş kömürü 1829 yılında bulunmuş ve 1848 yılından itibaren de üretilmeye başlanmıştır. Cumhuriyet dönemine kadar daha çok yabancı şirketler, özellikle de İngiliz ve Fransızlar tarafından işletilen kömür ocakları cumhuriyetten bu yana devletin gözetim ve denetiminde işletilmektedir. Çok uzun bir süre Zonguldak’ta çıkarılan kömürler modern Türkiye'nin sanayileşmesine katkıda bulunmuş, şehirlerin hızla büyüyen sanayi kapasitesinin enerji ihtiyacını karşılamıştır. Altında 1 milyar 300 milyon ton kaliteli taş kömürü olan Zonguldak bundan otuz yıl öncesine kadar yılda 5 milyon ton üretir iken bu üretim 1,5 milyon tonlara kadar düşmüştür. Oysaki günümüzde enerji sektöründe yaşanan darboğaz, kömürün hem sanayinin hem de elektrik üretiminin vazgeçilmez bir enerji kaynağı olduğu gerçeğini bir daha göstermektedir.
Elbette “taş kömürü” ve “demir-çelik sektörü” denilince Zonguldak akla gelir. Zaten taş kömürü Türkiye'de sadece Zonguldak bölgesinde bulunduğu için KARDEMİR ve ERDEMİR fabrikalarıyla Çatalağzı Termik Elektrik Santrali bu bölgeye kurulmuştur.
Demir-çelik sektörünün yanı sıra yüksek kalorisi nedeniyle taş kömürü kullanan diğer sektörler de hesaba katıldığında ülkemizin yıllık taş kömürü ihtiyacı 20 milyon ton civarındadır. Ülkemizde ucuz enerji üretiminin sağlanması ve bu enerjinin sürekli ve güvenilir olması bakımından yerli kaynaklarımızın kullanılması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Türkiye, hemen her yıl, yaklaşık 2 milyar dolar ödeyerek taş kömürü ithal etmektedir. Bu rakamın giderek 4 milyar doları bulacağı tahmin edilmektedir. Bir taraftan Türkiye'nin taş kömürü ihtiyacı artarken diğer yandan taş kömürü üretimi gerilemeye devam etmektedir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin gelişmesinin önündeki engelin kamu kuruluşları olduğu, devletin küçültülmesi ve kamunun faaliyet alanının daraltılmasıyla ülke sorunlarının çözülebileceği söyleminin madencilik sektörüne yansıması; kamu madencilik kuruluşlarının kapatılması, özelleştirilmesiyle özel sektöre devredilmesi ya da en azından kamu kuruluşlarının yapmakla sorumlu oldukları işlerin şirketlere gördürülmesi şeklinde olmuştur. Ancak, bugüne kadar madencilik sektöründe özelleştirme ve özelleştirmeye yönelik olarak yapılan benzeri çalışmaların hiçbirisinde olumlu bir sonuç alınamamış, madencilik sektörü giderek ne yazık ki küçülmüştür. Dolayısıyla, ülke sanayisinin gelişmemesi madencilik sektörünü de olumsuz etkilemekte, bu sektöre yapılabilecek yatırımlar hızla hizmetler sektörüne kaydırılmakta ve madencilik sektörünün ülke ekonomisine katkısı giderek düşmektedir.
Değerli milletvekilleri, cumhuriyet devrimiyle birlikte, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının en öncelikle sahip çıktığı Zonguldak’ın maden ocakları, 1970’li yıllarda, başta bölgedeki iki demir çelik fabrikası olmak üzere, Türkiye'nin tüm ihtiyacının neredeyse tamamını karşılayabilecek durumdaydı ama 1980, 1990 ve özellikle de 2000’li yıllardan sonra izlenen ekonomik politikalarla Zonguldak ve taş kömürüne yapılan yatırımlar ihmal edilmiştir. Taş kömürü üretimi sürekli gerilemiş yani Türkiye Taşkömürü Kurumu küçültülmüştür. 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti geldiğinde yılda 2,5 milyon ton üretim yapan Türkiye Taşkömürü, geçen yıl ancak 1,5 milyon ton kömür üretebilmiştir. Bölgede bulunan KARDEMİR ve ERDEMİR’in yıllık taş kömürü ihtiyacı 2,5 milyon ton olmasına rağmen, Türkiye Taşkömürü ancak 400 bin ton kömür verebilmiştir bu ilgili kuruluşlara. Geriye kalan daha düşük kalorili kömür ise Çatalağzı Termik Santrali’nde kullanılmıştır. Demir-çelik sektörüne ve diğer sanayi sektörüne kaliteli kömür verilememiştir, ihtiyaçları giderilememiştir ve dolayısıyla dışarıdan ithal kömür almak zorunda kalınmıştır. Oysa önceki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler, 24 Haziran 2004 tarihinde Zonguldak’a yaptığı ziyarette bir açıklamada bulunmuş ve Türkiye Taşkömürünü canlandıracaklarını ve yılda 5 milyon ton kömür üreterek tam kapasite çalışacaklarını söylemişti. Ancak söylenen gerçekleşmemiş, aksine tam tersi olmuştur.
Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti kurulduğunda yani 2002 sonunda Türkiye Taşkömüründe 15.760 işçi çalışıyordu değerli arkadaşlar, bugün ise işçi sayısı 10.300. Eğer taş kömürü üretiminin artırılmasını istiyorsak derhâl üretim işçisi alınması zorunludur, aksi hâlde ocaklarda yapılan hazırlıklar heba olacaktır. Yüz altmış yıllık üretim kültürüne sahip olan Türkiye Taşkömürü Kurumunu dikkate almamak, gözden çıkarmak ülkemize ve o bölgeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Kömür, yer altında hazır ve kazılıp ekonomiye kazandırılmayı bekliyor. Bu kömürü şimdi üretmeyeceğiz de ne zaman üreteceğiz? Ancak öyle anlaşılıyor ki AKP Hükûmeti IMF’den korkusuna maden ocaklarına gerekli yatırımı yapamamaktadır. 5 milyon ton üretim kapasitesine sahip olan Türkiye Taşkömürü, kapasitesinin ancak üçte 1’iyle çalışıp zarara mahkûm edilmekte ve sonra da orada çalışanlara, görev yapanlara fatura kesilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız “Petrol ve doğal gaz fiyatları böyle giderse çok eski bir buluş olan kömürü yeniden keşfedeceğiz, buraya doğru bir gidiş var.” demiş olmakla kömürün önemi ve değerini, herhâlde, öncelikle Adalet ve Kalkınma Partisinin yetkililerine anlatmaya çalışmıştır.
Madencilik sektörünün ülkemiz için önemi göz önüne alındığında, sorunlarımızın çözümü ve sektörün ülke ekonomisi içindeki payının artırılması için madencilik bakanlığının kurulması da büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, TTK’da yılda 5 milyon ton taş kömürü üretmek mümkündür. Bunun için, biraz önce de ifade ettiğim gibi, öncelikle üretim işçisi alınmalıdır. Kömür geçmişimiz değil geleceğimiz olmalıdır. Bu pencereden bakmak zorundayız. Önümüzdeki yıllarda belki de yerdeki kömür tozlarını da toplamak zorunda kalacağız. O nedenledir ki en kısa zamanda, ayrıca bir kömür enstitüsü kurulması gerekmektedir. Bu enstitüde, ülkemiz kömürleriyle ilgili kapsamlı araştırmalar yapılmasına ortam hazırlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, madencilik sektörünün sorunlarının araştırılması çerçevesinde iş kazalarını da değerlendirmek gerekmektedir diye düşünüyorum. İş kazaları sonucu, yüz altmış yıllık kültüre sahip olan Zonguldak’ta bugüne değin 5 bin civarında maden şehidi verilmiştir. Bu şehitleri, Zonguldak ve bu işlerle ilgilenenler, artık daha da artırma yoluna gitmek yerine, bunları azaltmanın çarelerini aramaktadır. Elbette, tabii, madencilik sektörü, zor, yıpratıcı, yüksek oranda risk taşıyan ve bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren dünyanın en ağır iş koludur. Yüksek kâr sağlamak amacıyla yapılan üretim projeleri, hızlı ve yüksek kazanç için yapılan üretim zorlamaları, bir yandan yetersiz, liyakatsiz kişilerin siyasal amaçlarla…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 13 Ekim 2009
