İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · PAZAR

2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

Ali Koçal

Zonguldak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 37. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Aralık 2009 · 881 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Koçal (CHP), 20 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 881 kelime.

Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2009-12-20-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ KOÇAL (Zonguldak)Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Yedi yıldır eğitim politikalarına kendi çıkarları doğrultusunda yön veren AKP Hükûmeti, bu yıl da yine, eğitim sisteminde yaşanan temel sorunlar üzerinden değil, rakamlar üzerinden konuşarak eğitim bütçesini sunmaya çalışmaktadır.

Artan öğrenci sayısı, derslik açıkları, fiziki altyapı, donanım eksiklikleri, eğitim niteliğinin yükseltilmesi, 30 öğrencili sınıfların oluşturulması, öğretmen açıklarının giderilmesi gibi sorunların bu bütçeyle sağlanması olası değildir.

Bakanlığın yatırım harcamaları payı yüzde 22,3’ten yüzde 9’lara kadar düşmüştür, yani bu bütçeyle yatırım yapılması mümkün görülmemektedir. Bu demektir ki AKP, eğitim ve yükseköğretim giderlerini tamamen yurttaşlarımızın üzerine yıkmak istemektedir.

Bakanlığın 2010 yılı personel giderlerindeki artışı ise yüzde 8 dolayındadır. Bu da gösteriyor ki atama bekleyen 250 bin civarında öğretmene umut ışığı görülmemektedir.

Burs, öğretim ve katkı kredisi alan yükseköğrenim öğrencilerinin ödenekleri yüzde 44’ten yüzde 41’lere düşmüştür.

Devlet bütçesinden yeterince kaynak ayrılmayan üniversitelerimizin bilimsel çalışma yapması ve hedeflenen amaca ulaşması bu şekliyle mümkün değildir.

Yine, yükseköğretimde yatak kapasitesi çok düşürülmüştür. Tarikat ve cemaatlerin yurtları devlet yurtlarını tehdit etmektedir. Giderek yurt ihtiyacını karşılayamaz duruma gelen iktidar, öğrencilerin kötü niyetli kimselerin eline düşmesine neden olmaktadır. Hükûmet çok acil bir şekilde yurt açığını giderici önlemleri almalıdır.

Bu bağlamda, mevcut özel öğrenci yurtları sahipleri tarafından YURTKUR’a devredilmeli ve tüm öğrenci yurtları devletin gözetim ve denetiminde devlet tarafından işletilmelidir. Hayırsever kişi ve kuruluşlarımız öncelikle büyük şehirlerde öğrenci yurdu yaptırmalı ve devlete bağışlamalıdır. Aksi hâlde, çocuklarımızı cumhuriyet düşmanlarına teslim etmek kaçınılmaz olacaktır.

Yükseköğretim öğrencilerine sahip çıkmayan, onlara barınma imkânı yaratamayan, burs ve kredi veremeyen iktidar kendi yandaşlarına teminatsız krediler verebilmekte, devlet bankasının içini boşaltabilmekte ve kendi yandaş zenginlerini de yaratabilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu bütçeyle eğitim sorunlarının çözülmesi mümkün görünmemektedir. Zaten bu İktidarla Türkiye'nin refaha ve huzura kavuşması da mümkün değildir. Yetim hakkı yiyen, insanlarını fakirleştiren, işsizlere iş bulamayan, tüm varlıklarımızı satan, Türkiye’yi borç batağına sürükleyen, emeği, emekliyi, işçiyi, çalışanı, köylüyü, çiftçiyi hiçe sayan, hak arayanlara işkence eden, süründüren, sadece kendini düşünen bu İktidarın bilelim ki kimseye faydası yoktur. Yolsuzluklara göz yuman, insana değer vermeyen, kamuyu zarara uğratanları koruyan bu İktidardan kimseye fayda yoktur.

Yolsuzlukların arkası kesilmemiştir. Yolsuzluk ve usulsüzlükleri soruşturan müfettişler görevlerinden alınmıştır. Milletin hakkını arayanlar sürgün edilmişlerdir. Deniz Feneri davası bir türlü sonuçlanamamıştır. Milletin din, inanç duygularını istismar ederek toplanan bağışlarla yandaş televizyonlar ve yandaş gazeteler kurulmaktadır.

Değerli milletvekilleri, YÖK Başkanlığına ve üyeliklerine siyasal iktidarın görüşlerini paylaşanların atanması bilelim ki bilinçlidir. YÖK’ün siyaset tarafından yönlendiriliyor olması ve iktidarın YÖK’e egemen olması, demokrasimiz açısından büyük bir felakettir. YÖK’le ilgili tüm iş ve işlemlerin kurullarda değil Başbakan ile YÖK Başkanı arasında görüşülüyor olması da bu kurumun siyasallaştığının bir göstergesidir. Siyasetle bu denli iç içe bir yükseköğretim üst kuruluşu, üniversite özerkliğinin güvencesi olmak bir yana onun en büyük engeli olacaktır.

Değerli milletvekilleri, AKP döneminde en çok eleştirilen Millî Eğitim Bakanlığının uygulamalarıdır. Bir ülkenin eğitim politikaları kıyasıya tartışılıyorsa, o ülkenin geleceği endişe vericidir.

Eğitim kurumlarında çalışma barışı kalmamıştır. Eğitimciler mutsuzdur, aldıkları maaş kendilerine yetmemektedir.

Atatürk ve cumhuriyet karşıtlarının yıllar süren çabaları sonucu eğitim birliği de ciddi biçimde zedelenmiştir.

Laik eğitim anlayışı yerine dini esas alan bir eğitim anlayışının giderek güçlendiği açıktır. Millî eğitimde Nurcular ve Fethullahçılar sistemi ele geçirmişlerdir.

Okullarda din kültürü derslerine imamlar ve müezzinler girmeye başlamıştır.

Üst düzey yönetici atamalarında ehliyet, liyakat, uzmanlık, deneyim göz ardı edilmiştir.

Bu Hükûmet döneminde onlarca kanun, yüzlerce yönetmelik değişikliği yapılmıştır. Bu değişikliklerle Millî Eğitim Bakanlığı otomatiğe bağlanmıştır, yani tarikat ve cemaatlere teslim edilmiş, tam bir kadrolaşma gerçekleştirilmiştir.

Öğretmen açığı çoğalmış, atamasını bekleyen öğretmen sayısı artmıştır. Öğretmenler arasındaki uyum ve adalet bozulmuştur. Kariyer basamakları uygulaması bu adaletsizliği daha da derinleştirmiştir. AKP İktidarında öğretmenler tam bir sürgün ve kıyım furyası yaşamış, yargı kararları uygulanmamıştır.

Eğitimle ilgili temel politikaları belirleyen Talim ve Terbiye Kurulu devreden çıkarılmış, ders kitaplarını, eğitim araçlarını, yardımcı ders kitaplarını seçme yetkisi Talim ve Terbiyenin elinden alınmıştır. Böylece, irticai yayınların okullara ulaştırılması kolaylaştırılmıştır.

Bu Hükûmet döneminde öğrencilere parasız dağıtılan kitaplarda Başbakan ve bakanların reklamı yapılmıştır. Bilim dışı ve hurafelerle dolu kitaplar dağıtılmıştır. AKP’nin ideolojisini içeren “100 Temel Eser” daha önce yasaklanan bazı kitaplar dâhil olmak üzere herkese mecbur edildi. Anadolu liselerinin hazırlık sınıfları kaldırıldı, dil eğitiminden vazgeçildi. Süper liseler kaldırıldı. Yatılı bölge okulları dinî eğitim veren okullara dönüştürüldü. AKP’li belediyeler tarafından okullara ideolojik amaçlı kitaplar dağıtılmasına göz yumuldu. Ulusal bayramlarımızın amacına uygun olarak kutlanması engellendi. Kaçak Kur'an kursları koruma altına alındı.

Bu Hükûmetin ideolojik kadrolaşması yüzünden Türkiye’de okullaşma oranı hâlâ düşüktür. Derslik, okul, öğretmen sayısı yetersizdir. Bütçeden eğitime ayrılan pay değişmemiştir, yatırıma ayrılan pay düşmüştür. Okullarda eğitimin kalitesi düşmüştür. Eğitim sistemimiz sınavlara hazırlık eğitimine dönüşmüştür. Müfredat ve ders kitaplarının içeriği sorun olmaya devam etmektedir. Eğitimde fiziki altyapı ve donanım sorunları çözülmemiştir. Okul öncesi eğitim amacına ulaşamamıştır. Okullarda şiddet artarak sürmektedir. Eğitimde çağ dışı uygulamalar devam etmektedir. Antidemokratik uygulamalar tavan yapmıştır bu dönemde.

Özetle değerli arkadaşlar, AKP İktidarı millî eğitimi bitirmiştir, sadece ideolojik amaçlarını gerçekleştirmek için çalışan Bakanlık millî eğitimi iflas ettirmiştir. On iki yıl eğitim verdiğimiz lise öğrencilerinin birçoğu okuduğunu anlamakta güçlük çekmektedir. Kalite iyice düşmüştür. Bilimsel ve çağdaş eğitim rafa kaldırılmıştır. Eğitim kurumlarında nitelik değil nicelik aranır olmuştur. Onun içindir ki, büyük bir özveriyle sınavlara hazırlanan gençlerimiz, öğrencilerimiz ve onlarla birlikte çile çeken, ekonomik olarak çöken anne babalar 2009 ÖSS sınavları sonunda hayal kırıklığına uğramıştır. Çünkü 110 bin kontenjan boş bırakılmıştır. 50 bin öğrenci Türkçe sınavlarının bir tek sorusuna cevap verememiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) –

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 20 Aralık 2009

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook