İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 20. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi ve yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.571)

Ali Koçal

Zonguldak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 20. Birleşim · 5. yasama yılı · 24 Kasım 2010 · 916 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Koçal (CHP), 24 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.571)); konuşma 916 kelime.

Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi ve yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.571)”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2010-11-24-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-teklifi-ve-yukseko (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ KOÇAL (Zonguldak)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 571 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin birinci bölümüyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün Öğretmenler Günü. Öğretmenler Günü’yle ilgili, konuşmacı arkadaşlarım, görüşlerini sizlerle paylaştı. Ben de Öğretmenler Günü’nü, tüm öğretmen arkadaşlarımın Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Başta Başöğretmen Atatürk olmak üzere, eğitime katkı veren, görevi başında şehit olan öğretmenlerimizi saygıyla anıyorum. Bu onurlu görevi sürdüren öğretmenlerimize başarılar, emeklilerimize de sağlık ve esenlikler diliyorum.

Çağdaş ve nitelikli bir eğitimin gerçekleşmesinde öğretmenlerimizin önemi, kuşkusuz, büyüktür. Geleceğimizin aydınlık olabilmesi için, öğretmenlerimizin en doğru biçimde yetiştirilmesi ve toplumda hak ettiği yere gelmesi gereklidir. Ne var ki, AKP döneminde, nitelikli, çağdaş ve laik eğitim rafa kaldırılmış, liyakatsiz kadrolar prim yapmıştır. AKP, öğretmenlerin direncini kırmak, örgütlenmesini engellemek ve korku salarak istediğini yaptırmak amacıyla kadrolu öğretmen yerine “ücretli, sözleşmeli, vekil öğretmen” gibi atama uygulamaları icat etmiştir. Bu uygulama tamamen yanlıştır ve siyasi amaçlıdır. Öğretmenlik mesleğini parçalara ayıranlar, kuşkusuz, bunun bedelini öderler. Dolayısıyla tüm öğretmenler derhâl kadrolu öğretmen statüsüne dönüştürülmelidir.

Değerli milletvekilleri, bu Hükûmet döneminde hiçbir Öğretmeler Günü’nde öğretmenlerin gerçek sorunları tartışılmamış, yüz binlerce eğitim emekçisinin sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümü yönünde herhangi bir adım atılmamıştır ne yazık ki ve özellikle grevli, toplu sözleşmeli sendika tüm eğitim emekçilerimizin hakkıdır. Eğitim ve eğitimcilerimizin sorunlarını çözmek hepimizin görevi olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisinin demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini benimseyen, cumhuriyet ve Atatürk devrimlerinden yana olan ve bu devrimlerin bekçisi olan çağdaş öğretmenlerimizin yanında olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyor ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, hepimiz biliyoruz ki eğitimin ve eğitimcilerimizin çok önemli, çok ciddi sorunları vardır. Bugüne kadar iki dönemdir iktidarda bulunan Hükûmetin bu sorunlarla ilgili söylemden öteye geçemediği, eyleme söylemlerini dönüştürmediği hepimiz tarafından bilinmektedir. Öğretmenlerimizin çok ciddi sorunları vardır, eğitim emekçilerimizin ve eğitimin çok ciddi sorunları vardır. Bu sorunlara çözüm bulmak, kuşkusuz bu Meclisin, öncelikle de hükûmetlerin ve o hükûmetlerde bakanlık yapanların görevleridir ama bugünkü Öğretmenler Günü’ndeki konuşmalardan anlıyoruz ve görüyoruz ki, İktidarın, öğretmenlerin ve eğitimin sorunlarını çözmeye yönelik hiçbir çabası yoktur, esas çabası kendi ideolojisini gerçekleştirmektir. Bugün, burada, Sayın Millî Eğitim Bakanı, kendisine ayrılan yirmi dakikalık sürenin ancak on dakikalık bölümünü kullanarak Meclisten ayrılmıştır, buradaki bu tartışmaları izlememiştir, bu tartışmaları önemsememiştir. Çünkü öteden beri zaten yapılan budur. İktidar, hiçbir zaman için muhalefetin önerilerini ve öngörülerini önemsememiş, dikkate almamış, daima kendi bildiğini yapmakla meşgul olmuştur. Bu gerçekten Parlamento adına, ülkemiz adına son derece kaygı vericidir. Öğretmenlerimizin de sorunları vardır, eğitimin de sorunları vardır, bunları çözme görevi de hepimizindir ve bugün Türkiye’mizde öğretmenlik görevini güç koşullar altında yapan arkadaşlarımızın çalışma barışı yoktur, kendi aralarında çok büyük sıkıntıları vardır. Hem çalışma barışı yoktur hem de ekonomik olarak öğretmenlerimiz yoksulluk sınırının altındadır. Her defasında, her Öğretmenler Günü’nde, her 24 Kasımda yetkililerimiz ve etkililerimiz güzel sözlerle öğretmenlerimizi avutmaya çalışmaktadır. Bu, doğru değildir. Herkesin, özellikle de yetkili mevkilerde oturanların öğretmenlerin sorunlarına mutlaka çözüm bulucu çalışmalar içerisinde olmaları gereklidir.

Bu çalışmalardan bir tanesi de öğretmenlerin kendi içinde, eğitim içi, hizmet içi çalışması yapmasıdır. Hizmet içi çalışması epey zamandır yoktur. Öğretmenlerin grevli toplu sözleşme hakkı yoktur.

Öğretmenlerimizin, özellikle de yönetim kademelerinde bulunan öğretmenlerimizin atama yönetmeliği durmadan değiştirilmekte ve öğretmenler, yöneticiler mağdur edilmektedir. Senenin ortasında hiç gereği yokken, anlamı yokken yasal olmayan birtakım atamalar vardır. Bu atamalardan son günlerde ilköğretim ve ortaöğretim yöneticilerinin aynı okulda beş yıl yöneticilik yapmış olmaları nedeniyle aralarında yapılan değişikliği dikkate alacak olursak, bu değişiklikte belli bir sendika üyelerinin çok daha verimli, kapasitesi yüksek ve herkes tarafından takdirle anılan okullara verilmiş olması düşündürücüdür. Ve yine, ne yazık ki, bu öğretmenlerimiz ve bu yöneticilerimiz atanırken liyakate dikkat edilmemektedir. Oysaki öğretmenlerin ve yöneticilerin huzurlu olması demek, onların iyi öğrenci yetiştirmesi demektir, iyi insan yetiştirmesi demektir; ahlaklı, temiz insan yetiştirmesi demektir, ulusunu ve ülkesini seven insan yetiştirmesi demektir. Bunu sağlayabilmemiz için önce yöneticilerimizin ve öğretmenlerimizin huzurlu olması gerekiyor.

Tabii, görev başındaki öğretmenlerimizin sorunları var, atanmasını bekleyen öğretmenlerimizin sorunları var. 300 bin öğretmenimiz de atanmasını bekliyor ama 300 bin öğretmen atanmasını beklerken ne yazık ki bazı okullarımızda din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine cami imamlarına sokmaktan ve onları değerlendirmekten de geri kalmıyor bu İktidar. Bu dikkate değerdir, önemlidir, ciddidir çünkü bu kadar öğretmen açıktayken, bu kadar öğretmen aş beklerken, iş beklerken cami imamlarımızı esas görevlerinden alıp onları din kültürü ve ahlak derslerinde değerlendirmek bir gaflettir.

MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde)Sizin döneminizde öyle mi oluyordu?

ALİ KOÇAL (Devamla)Değerli arkadaşlar, burada, tabii, ücretli, sözleşmeli ve vekil öğretmenlik statüsünü de tamamen ortadan kaldırmak gerekiyor. Bu konuda verilmiş olan sözler vardır, bu sözler mutlaka yerine getirilmelidir.

Bu arada, yakın geçmişte, hatırlayacaksınız 18’inci Millî Eğitim Şûrası oldu. 18’inci Millî Eğitim Şûrası, ne yazık ki, 1.200 kişilik tam donanımlı Millî Eğitim Şûra Salonu olmuş olmasına karşın Kızılcahamam’da bir otelde yapılmıştır ve Millî Eğitimin paraları oraya aktarılmıştır ve uzakta tutulmuş olmakla asıl, Şûranın içinde bulunması gerekenler Şûranın dışında tutulmuş, Şûranın içinde olmaması gerekenler, görüş bildirmemesi gerekenler Şûranın içerisinde yer almıştır. Yanlış olmuştur. Bu yanlışı mutlaka önümüzdeki süreçte düzeltmek gerekir ve bunun gerekçesini de kamuoyuna açıklamak gerekir.

Ayrıca, bu Şûrada 5 farklı komisyonda 220 tavsiye kararı alındığı bildiriliyor ama bu 220 tavsiye kararının ne olduğunu ne yazık ki bilmiyoruz, bilemiyoruz, henüz hiçbir şekilde yayınlanmamış vaziyette. Ama şunu görüyorum değerli milletvekilleri: 5 ayrı komisyonda eğer 220 tavsiye kararı alınmışsa bu Millî Eğitim Bakanlığı batmış demektir, çökmüş demektir. Çünkü bu kadar karar alınıyorsa eğer, demek ki bu Millî Eğitim Bakanlığı hiçbir şey yapmıyor, sekiz yıldır, dokuz yıldır hiçbir şey yapamadı, bundan sonraki süreçte bir şeyler yapabilmenin çabası içerisinde veya eksiklerinin var olduğunu kendisi bu şekliyle kanıtlamış durumdadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 24 Kasım 2010

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook