2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 56. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Mart 2003 · 1.029 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Bodur (CHP), 26 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 9 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.029 kelime.
Ali Rıza Bodur (CHP, İzmir). “2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-bodur-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesinde-9-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ RIZA BODUR (İzmir)Evet Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun Sayın Bodur.
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA BODUR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, saygıyla selamlıyorum.
Huzurunuza, Çevre Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sunmak için çıkmış bulunuyorum.
Çevre Bakanlığı, 21 inci Yüzyılın güncel konularıyla ilgili bir kurumdur. Çevre Bakanlığı, gelişmiş bütün ülkelerde ve Türkiye'de, 1972 Stockholm İnsan ve Çevre Konferansı sonrası Birleşmiş Milletlerin dünyaya çağrısıyla kurulmuştur.
Çevre Bakanlığı, Avrupa Birliğinde 1992 Maastricht ve 1997 Tek Senet Sözleşmelerinden sonra, üsthukuk konusu olmuştur; yani, Avrupa Birliğinde, tek tek ulusal hukukun üstünde birlik hukukuna dahil edilmiştir.
Türkiye'de de çevre mevzuatının Avrupa Birliğiyle uyum çalışmaları halen sürmektedir.
Çevre Bakanlığı bütçesinin görüşmeleri sırasında, sürekli, şu Kızılderili atasözü konuşmacıların konuşmalarını süsler: "Dünya ve çevremiz bize atalarımızdan miras kalmadı; biz, onları, çocuklarımızdan ödünç aldık." Yüzyıllar önce söylenen bu atasözü, 21 inci Yüzyılın başlangıcında da, hâlâ geçerliliğini korumaktadır.
Çevre bilinci, özellikle, Türkiye'de de, 1970'li yıllardan sonra anlaşılmaya başlanmıştır. Daha önceleri, çevre denilince, akla, kent alanlarının temizliği, suların ve havanın temizliğinin gerçekleşmesi anlamında alınacak önlemler bağlamında birkaç sorun gelirdi. Daha sonra, sanayinin gelişmesi, plansız ve programsız doğa zenginliklerimizin hovardaca yoğaltılması sonucunda, ekosistemdeki olumsuz gelişmeler çevre gerçeğini gündemimize taşımıştır.
Ne yazık ki, daha sonraki iktidarlar da çevre konusuna gerekli özeni göstermedikleri için, bugün, çevre sorunları, karşımıza, devasa sorunlar olarak çıkmaktadır.
Geçmiş bütçe görüşmeleri sırasında AKP sözcüsü Sayın İlyas Arslan, "2001 yılı bütçesinde Çevre Bakanlığı bütçesinin genel bütçeye oranının onbinde 6, 2002 yılı bütçesinde ise, bütçe genel toplamının yüzde 100'ün üzerinde artış göstermiş olmasına karşın, Çevre Bakanlığı bütçesinin sadece yüzde 11'lik bir artış göstererek 32 trilyon 619 milyar Türk Lirası teklif edildiğine" işaret etmektedir. Bunun, 2002 yılı bütçesi içerisindeki payının onbinde 3 oranına düşürülmesinden haklı olarak yakınmaktadır Sayın Arslan. 59 uncu hükümetin sunduğu 2003 yılı bütçesinde, Çevre Bakanlığının bütçesi 43 trilyon 651 milyar Türk Lirası olarak teklif edilmekte ve bunun genel bütçe içerisindeki payı onbinde 2,9 noktasına düşürülmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önceki bütçede görülen düşüşü eleştiren AKP'nin bu durumu, bana hiç de sürpriz gelmedi; çünkü, AKP demek, dün eleştirdiğini bugün daha kötüsüyle taklit edip, uygulayan bir anlayış demektir. (CHP sıralarından alkışlar)
Ayrıca, AKP bununla da yetinmeyip, Çevre Bakanlığını Orman Bakanlığıyla birleştirme tasarısını hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuş; böylece, birleşme kılıfı altında Çevre Bakanlığını yok etme anlayışını ortaya çıkarmıştır.
59 uncu hükümet programında yer alan Çevre ve Orman Bakanlıklarının birleştirilmesi projesi, büyük bir hayretle karşıladığımız olumsuz bir durumdur. Bu tasarıda, Çevre Bakanlığında yıllarca hizmet vermiş olan sözleşmeli personelin geleceğe dönük hiçbir güvencesinin bulunmayışı, çevre konusunda öngördüğümüz kaygılarımızın ne kadar haklı ve gerçekçi olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı tasarıda teknik daire başkanlıklarının lağvedilmesi, tüm çevrecilerin ve yurtseverlerin hayretle karşıladıkları bir durum olmuştur.
25 Mart 2003 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi Birleşiminde, Başkanlığın sunuşları sırasında, Başbakanlığın bu tasarıyı geri çekmiş olması, umutlarımızın birazcık yeşermesine neden olmuştur. Hatadan dönmek erdemdir. Umarız ki, gerçek durum, bizim yorumumuz, hayra yorumumuz gibidir. Umarım, aynı hataya düşülmez, konunun bilincinde olan aydınların ve teknik personelin feryadına yanıt verilir.
Çevre Bakanlığı bütçesi konusunda grup sözcüsü olduğum ilan edildiğinden bu yana, birçok gönüllü kuruluş temsilcisinden ve demokratik kitle örgütlerinden bu konuda aldığım tepkiler, konuyu huzurlarınıza getirmemde önemli etken olmuştur.
Diğer yandan, aldığımız duyumlara göre, Çevre Bakanlığını çağdaş anlamda ayakta tutma savaşımı veren kamu görevlileri soruşturma ve denetimle yıldırılmakta ve hukukdışı cezalandırma yöntemleriyle şevkleri kırılmaktadır. Bu, 21 inci Yüzyılda, onaylanacak bir davranış değildir. Eğer, siyasî iradeden ayrı bir uygulama olarak yapılıyorsa, Sayın Bakanın bu konunun üzerine gitmesini ve onarılmayacak haksızlıklara engel olmasını diliyorum.
Sayın Bakana bir sorum daha olacak: Sayın Bakanım, biliyorsunuz, Avrupa Birliği mevzuatında toplam 300 çevre direktifi vardır; Türkiye'nin hazırladığı Ulusal Raporda, 213 direktife uyulma taahhüdü yapılmıştır. Taahhüt edilen direktiflerle ilgili durum nedir? Bu konuya ilişkin tasarı ve çalışmalar nelerdir? Varsa, yapılan çalışmalar hakkında Yüce Meclisimizi bilgilendirirseniz mutlu olacağım.
Türkiye'nin tüm akarsuları, yılların ihmali sonucu, işlevlerini yitirmiştir; Meriç'ten Küçük Menderes'e, Büyük Menderes'e, Gediz'e kadar, eskiden toprağa hayat veren bu akarsularımız, kasıt, ihmal, bilgisizlik nedeniyle, bugün, hem insanlık hem de tarım üretimi için felaket unsuru olmuşlardır.
468 kilometrekare yüzölçümüyle Türkiye'nin ikinci büyük tatlısu kaynağı olan Eğirdir Gölü, Türkiye'nin tuz ihtiyacının yüzde 74'ünü karşılayan Tuz Gölü, endemik balık türlerinin yaşadığı Burdur ve Van Gölleri, çevrelerinde bulunan yerleşim birimlerinin kanalizasyon atıkları ve tarımda kullanılan ilaçlar nedeniyle kirlenmiş, flora ve fauna sistemleri ciddî anlamda tahrip olmuştur. Uzmanlar, dünyanın ikinci büyük tuz kaynağı olan Tuz Gölünün, ciddî önlem alınmadığı takdirde, on yıllık ömrü kaldığına dikkat çekiyorlar. Yerkürede, evsel atıklar, kimyasal atıklar yeraltı sularını kirletmektedir. Yirmi yıl sonra, Türkiye'nin en büyük çevre sorunu, içilebilir su bulabilmek olacaktır. Bu konu, bugün sıkıntısını duymadığımız bir konudur; ama, yakın gelecekte ciddî bir sorun olarak önümüze gelecektir.
Her şeyi fütursuzca yok etmeye, kirletmeye, öldürmeye hakkımızın olmadığını bilmek gerek. Bu gerekleri yerine getirme konusunda koruyucu ve caydırıcı önlemleri almak devletin görevidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerjiyi, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sağlanabilir hale getirmek özendirilmelidir. Ne yazık ki, hükümet programında, temiz nükleer enerjiden söz edilmektedir. Çağdaş ülkelerde vazgeçilen nükleer enerjinin, hâlâ hükümetin programında yer alması, büyük talihsizliktir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çevre konusunda, ciddî kaygılarımızdan birisi de, 57 nci hükümet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan, kamuoyundan gelen, halkımızdan gelen büyük tepkiler nedeniyle görüşülemeyen Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı maalesef, bu hükümet tarafından, hiçbir değişikliğe uğratılmadan, Meclisin gündemine taşınmıştır.
Değerli arkadaşlarım, bu tasarı -bu konuda çok açık söylüyorum- sulak alanlar dahil, tarım alanları dahil, ormanlar dahil, SİT alanları dahil, bütün alanlarda, maden arama çalışmalarında izin kapsamını taşımaktadır. Bu tasarı, askerî yasak alanların dışındaki bütün alanların, maden çalışmalarına açılmasını öngörmektedir. Bu tasarıda, en büyük talihsizliklerden birisi de, millî parklarımız, SİT alanlarımız, zeytinlik alanlarımız ve bütün tarihî değerlerimizin bulunduğu yerler, âdeta madencilerin emrine tahsis edilmektedir.
Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundaki uzman kişilerin, bilim adamlarının varlığı, bu tasarıyla ortadan kaldırılmakta; enerji dairesi ve birtakım bakanlıkların daire başkanlıkları kurula katılarak, bu, Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, madencileri koruma kurulu şekline dönüştürülmektedir.
Değerli arkadaşlarım, sevgili milletvekilleri; Çevre Bakanlığının görevleri, çevreye dönük tüm katliamların üstesinden gelmektir; sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirebilecek, her türlü fizikî, hukukî, ekonomik önlemlerin alınması konusunda koordinasyon sağlamaktır. Yaşanabilecek bir tek dünyamızın olduğunu, onun tüm güzelliklerinin ve zenginliklerinin bugünümüze verilmiş ödül değil, geleceğimizden ödünç aldığımız değerler sistemi olduğunu hiç kimse unutmamalıdır, Çevre Bakanlığı da bunu kimseye unutturmamalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ RIZA BODUR (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkanım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mart 2003