Abdi ipekçi'nin ölüm yıldönümü münasebetiyle
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 52. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Şubat 2009 · 487 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 3 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ABDİ İPEKÇİ'NİN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 487 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Abdi ipekçi'nin ölüm yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 3 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-02-03-abdi-ipekci-nin-olum-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son otuz yıldır ülkemizde emperyalizm, yerli iş birlikçileri gerici ve karanlık güçler vasıtasıyla kanlı senaryoları uygulamaya koymuştur.
Emperyalizm ve onun iş birlikçisi karanlık ve gerici güçlerin Abdi İpekçi’yi aramızdan alışının üzerinden otuz yıl iki gün gibi bir süre geçmiştir. Bu süre içerisinde pek çok gazeteci ve aydın, demokrat insan, yurtsever insan katledilmiştir. Uğur Mumcular katledilmiştir, Bedrettin Cömertler katledilmiştir, Doğan Özler katledilmiştir, Cavit Orhan Tütengil, Muammer Aksoylar, Bahriye Üçoklar, Çetin Emeçler katledilmiştir ve isimlerini burada sayamayacağımız pek çok gazeteci ve aydın katledilmiştir. Bunları öldürtenler, hiç şüphesiz ki Türkiye’nin aydınlık geleceğinden korkan emperyalizm ve onun iş birlikçisi gerici ve karanlık güçlerdir. Bunlar aydınlık Türkiye’den korkmuşlardır. Fakat bu tür cinayetlerde bazılarında belli bir yere kadar gidiliyor ve bazılarında sadece tetikçiler bulunuyor. Tetikçilerin arkasındaki destekçileri, asıl karanlık güçler bir türlü bulunamıyor.
Bakın, Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi İzet 1 Şubat 2009 günü babasının mezarı başında şunları söylemiştir: ”Otuz yıldır tanıklığım hukuksuzluğun tanıklığıdır.” demiştir. “Ülkemiz için otuz yıl hâlâ çözümlenememiş bir cinayet olarak kaldı. Bize şimdiye kadar kimlerin suç örgütü olmadığı, kimlerin suç örgütüyle ilişkisinin olmadığı söylendi. Biz sadece bunları duyduk. Ama gladyosuyla hesaplaşmış bir ülkeden geri gönderilen tetikçinin daha yıllar önce askerî cezaevinden kaçırılışını, kimlerin kaçırdığının söylenmesini istiyoruz. Asıl suçluları devletten kaçırdılar. Sanki suçlu biz gibiydik.” demektedir. Yalan mı söylüyor sayın milletvekilleri Sayın İpekçi’nin kızı?
Sayın İpekçi, Uğur Mumcu, demokrasi, özgürlük ve aydınlık bir Türkiye için kalemlerini kullandılar. Onlar araştırdılar, düşündüler ve kalemleriyle yazdılar. Düşündüklerini de yiğitçe, korkmadan herkese söylediler. Onların gazetecilik ve bilim aydınlığı duyumlara, dedikodulara, söylentilere, yalanlara ve iftiralara dayalı değildi. Onlar gerçekten objektif bir gazetecilik, objektif bir aydının yapması gereken şeyleri yaptılar; korkmadan da düşüncelerini söylediler, hiç kimseden çekinmediler. Onlar demokrasinin, özgürlüğün savaşçısıydılar, yılmaz savunucusuydular. Onlar düşündüklerini, halkın geleceği için, aydınlık Türkiye için korkmadan söylediler. Onlar bugünkü ortamda görüldüğü gibi kendi çıkarlarını ülkenin çıkarlarının üstünde tutan sözüm ona bazı aydınlar gibi davranmadılar.
Değerli arkadaşlarım, Abdi İpekçi ve Uğur Mumcu gibi aydınlarımız, gazetecilerimiz, yazarlarımız gerçekten basının kendi kendisini kontrol etmesinin savunucularıydılar ve bunun için gerekli önlemlerin alınmasını da, hayata geçirilmesini de savundular. Onlar gerçekten bu ülkenin yılmaz savaşçılarıydılar.
Bugün bu ülkede bunları katledenlerin katilleri bulunmadan, bu cinayetlerle yüzleşilmeden demokrasiye varmak mümkün değildir; bu demokrasi olsa olsa çeyrek demokrasi olur, özgürlüğü bir türlü tesis edemeyiz. Onun için bunları katledenleri, katillerini, gerçek katillerini bulmak zorundayız, Diyarbakır Cezaevinde yaşananları açığa çıkarmak durumundayız, Doğu’da insan dışkısı yedirilen köylülere insan dışkısı yedirenleri açığa çıkarmak zorundayız, biz bunların gerçek katillerini bulmak zorundayız; yoksa bugünkü demokrasi gerçekten -bir gazetecinin söylediği gibi- kanadı kırık bir demokrasi olmaktan öteye gidemez.
Bu gazetecilerimiz ve bundan önce öldürülen yazarlarımız Muammer Aksoylarımız, Uğur Mumcularımız, Vedat Aydınlarımız, Bahriye Üçoklarımız hepsi ama hepsi demokrasi, özgürlük, insan haklarının yılmaz savunucusu ve savaşçılarıydılar. Onlar aşkın, sevginin, yaşamın havarileriydi, bütün ömürleri bu kavgayla geçti. Yeryüzü denen cenneti bize sunmak istediler ama ne yazık ki sunamadan gittiler. Yeryüzü cennetini artık bundan sonra özgürlük, demokrasi ve insan hakları savunucuları yeniden tesis etmek durumundadırlar.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 3 Şubat 2009