Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi (s.s.:462)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 68. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mart 2010 · 606 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 3 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİN HALKOYUNA SUNULMASI HAKKINDAKİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S.:462)); konuşma 606 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi (s.s.:462)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-03-03-anayasa-degisikliklerinin-halkoyuna-sunulmasi-hakkindaki-kanunda-degis-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün Türkiye’de esas olarak açlık, yokluk, yolsuzluk ve yoksulluk hâkim iken ve insanlar inim inim inlerken, biz burada Anayasa değişikliğinin altyapısına ilişkin bir kanun teklifini görüşüyoruz. Bu nereden çıktı değerli arkadaşlarım? Bu, AKP, öyle anlaşılıyor ki, Anayasa değişikliği yapar gibi bir görüntü içerisine girip bir tasarı gündeme getirmiştir. Aslında AKP’nin de Anayasa’yı değiştirip, gerçekten çağdaş, demokrat, özgürlükleri geliştirici, insan haklarını güvence altına alan bir Anayasa yapmaktan yana olmadığı, ancak böylesine bir kanunla Türkiye kamuoyunu işgal edip ve ileride, akabinde Anayasa değişiklikleriyle boşuna kamuoyunu tartıştırmaktan ibarettir.
Değerli arkadaşlarım, bugün AKP’nin savunduğu Anayasa değişikliğinin aslında temel eksenini, belkemiğini oluşturan, HSYK’dan duyduğu rahatsızlıktır. Yani bunun temeli, AKP’nin yargı denetiminden duyduğu rahatsızlıktır. Yasama ve yürütmenin yargı denetimine tabi olması hukuk devletinin olmazsa olmaz koşuludur. Bugün bu Anayasa’nın, 12 Eylül Anayasası’nın taşıdığı antidemokratik hükümleri, değiştirilmemesini savunan, bu Mecliste hiç kimsenin olduğunu ben sanmıyorum. Cumhuriyet Halk Partililer olarak bizler, 12 Eylül’ün en fazla mağduru olan kesim olarak bunu herkesten daha fazla istediğimizi düşünüyorum. Ancak bu bugünkü aşamada bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanmamıştır, demin de söylediğim gibi AKP’nin HSYK’yı hizaya getirme, yargıyı teslim alma ihtiyacından kaynaklandığı çok açıktır.
Değerli arkadaşlarım, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu, demokrat ve çağdaş bir anayasa yapabilecek anlayışın öncelikle demokrat ve çağdaş kişilerden oluşması gerektiğini düşünüyoruz. Bugün özgür basını susturan, üniversiteleri susturan, toplumsal muhalefeti sindiren, insanları korkutan, Tekel işçilerini kışın ortasında Ankara’da havuzun içerisine döken, 1 Mayıs’ı Taksim alanında kutlamak isteyen işçilerin üzerine polisi saldırtan bir siyasal anlayışın demokrat, çağdaş, insan haklarını ve demokrasinin güvencesi olan özgürlükçü bir anayasayı yapabileceğine inanacak kadar da saf olmadığımızı burada herkese ilan etmek istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin Anayasa’yı değiştirebileceği bir çoğunluğa eriştiğinde gerçekten demokrat, özgür ve çağdaş bir anayasanın yapılacağını da biz herkese söylüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, AKP’nin yapmak istediği şey gerçekten HSYK’yı teslim almaktır ve yargı reformu strateji çalışmalarının esasını bütün HSYK oluşturmaktadır. Şimdi, AKP Anayasa değişikliğinde neden bu HSYK’ya odaklanmıştır, neden siyasi parti kapatmalarına odaklanmıştır? Yani “Anayasa’da HSYK’nın yapısını AKP’nin istediği gibi değiştirdiğimizde Türkiye’de demokratik hak ve özgürlükler gelişecek midir, insan hakları daha üst düzeye taşınacak mıdır?” bu değildir; tüm mesele AKP’nin kısmen de olsa teslim alamadığı yargıyı tamamen teslim alarak, hatta ve hatta HSYK’yı gerçekten tek kişi olan Sayın Başbakanın emir ve talimatı altına sokma girişimleridir.
Bugün, Türkiye’de yaşanan bu olayları demokrasinin gelişimi, demokratik hukuk devletinin gereklerinin yerine getirilmesi olarak açıklamamız mümkün değildir değerli arkadaşlarım. Gerçekten demokrat bir anayasa isteyen anlayış, 12 Eylülde 12 Eylül’ü yapan darbecilerin yargılanmasını öngören Anayasa kuralının kaldırılması konusunda samimi olurlardı, onun kaldırılmasını savunurlardı. Gerçekten, 12 Eylül Anayasası’na karşı olan bir anlayış, darbelere karşı olan bir anlayış, darbecilerle ilgili araştırma yapılmasına ilişkin Meclis araştırma önergelerini reddetmezdi değerli arkadaşlarım ama AKP bir yandan demokrasi türkülerini çağırıyor ama bir yandan da kendisi gibi düşünmeyeni ve tanımadığı, sevmediği insanları gerçekten korkutma, sindirme operasyonlarına girişiyor. Böyle bir antidemokratik anlayışın yapabileceği demokrat bir anayasa olamaz. Zaten AKP de bunu kendisi çok iyi bilmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Öztürk.
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bakın, Adalet Bakanı, Stratejik Düşünce Enstitüsü toplantısında yaptığı bir konuşmada, siyasi partilere gittiği veyahut da yüksek yargı organlarına gittiği, sözüm ona, uzlaşma ziyaretlerinin aslında uzlaşmayı taşımadığını çok açık bir şekilde söylemektedir. Orada aynen şunu söylüyor Sayın Bakan: “Taraflı bir yargı bağımlı bir yargıdan daha kötü sonuçlar doğurur.” Bu düşüncenin vardığı sonuç şudur: Türkiye’de yargı taraflı olduğuna göre yargıyı tarafsız yapabilmek için yargının bağımsızlığından taviz vermek gerekir. Adalet Bakanının sahip olduğu anlayış budur.
Değerli arkadaşlarım, Anayasa’yı değiştirmeden önce, mevcut kanunlarımızda gerçekten antidemokratik bir sürü hüküm var; Anayasa değişikliğine ihtiyaç olmaksızın bunların hepsi değişebilir. Ancak bunların değişebilmesi için Sayın Bakanın öncelikle kendi anlayışını gözden geçirmesi gerekmektedir.
Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
61 konuşma daha · 3 Mart 2010