İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2010 · 1.067 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.067 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan AKP Anayasa değişikliği paketinin 25’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, değişiklik teklifinin 25’inci maddesi, mevcut Anayasa’mızın geçici 15’inci maddesinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin bir düzenleme. Geçici 15’inci maddeyi anlayabilmek için öncelikle 12 Eylül 1980’de ne olduğuna bakmak lazım. 12 Eylül 1980’de bu oldu değerli arkadaşlarım: Ordu yönetime el koydu. Ne yaptı? Hükûmet ve Parlamento feshedildi. Siyasal partilerin faaliyetleri durduruldu. Parlamenterlerin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Belediye meclis üyeleri ve il genel meclis üyeleri feshedildi. Belediye başkanları görevden alındı. Siyasi partilerin genel başkanları Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit Hamzakoy’a, Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan da İzmir Uzunada’ya sürüldü. Aralarında Deniz Baykal ve CHP’nin Grup Başkan Vekili Sayın Kemal Anadol’un da bulunduğu 47 tane Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili ve senatör, bugün Ankara Savcısının arama yaptığı, kozmik odanın da bulunduğu dil ve istihbarat okulunda gözetim altına alındı. Barış Derneği davasında yine Kemal Anadol, İsmail Hakkı Öztorun, Nedim Tarhan ve Mustafa Gazalcı gibi Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili ve senatörlerin bulunduğu insanlar yargılandı, hapis aldı. Deniz Baykal bu şekilde gözaltına alındı değerli arkadaşlarım. Yine Konsey “dur” dedi. Konsey niye “dur” dedi? Konsey, 12 Eylül 1982 Anayasası kabul edildikten sonra bile hiçbir yasal dayanağı olmayan, hiçbir mahkeme kararı da olmadığı hâlde tamamen Konsey Başkanının iki dudağı arasıyla 8 tane Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili ve 8 tane de Adalet Partisi milletvekilini Zincirbozan’a sürgüne gönderdi. Bunların arasında Deniz Baykal da vardı, Süleyman Demirel de vardı değerli arkadaşlarım. Bu, Zincirbozan’daki zorunlu ikamet, aslında Zincirbozan ahalisinin içerisine Deniz Baykal ve arkadaşlarının sokulması o kadar yasa ve hukuk dışıydı ki, bunu yapanlar da aslında yaptıkları işin hiçbir yasal dayanağı olmadığının, hiçbir mahkeme kararının olmadığının ve haklarında en küçük bir suçlamanın dahi bulunmadığını biliyorlardı ve o nedenle de 2 Haziran 1983 tarihinden bu yana tutuklu bulundukları hususunu hafifletmek için nizamiye kapısına şöyle bir yazı asmışlardı: “Misafirler, sıkıyönetim komutanının nezaretinde, eşsiz, güvenceli ve toplu olarak ikamet etmektedirler. Bu ikamet bir tutukluluk veya adli bir nezaret altında bulundurmak hâli değildir.” denilmekteydi. Ancak bu tespite, o tarihte Zincirbozan misafirlerinin yazdığı şöyle bir yazı vardı Konsey Başkanına: “Biz misafir değiliz. Misafir kendi serbest arzu ve iradesiyle bir barınağa geçici olarak intikal eden kişilerdir. Oysa biz buraya zorla gönderildik ve zorla bir garnizona tıkıldık.” demekteydiler.

Değerli arkadaşlarım, 12 Eylülde ne oldu? Tek celsede idam kararları verildi, hukuk ortadan kaldırıldı idam kararları verildi ve tek celsede insanlar asıldı. İnsanların yaşı bir gecede büyütüldü, Yargıtay bozma ilamları bile dikkate alınmadan bir gecede infaz edildiler ve o sürece damgasını vuran önemli söz “Asmayalım da besleyelim mi?” gibi hukuk dışı, çağ dışı bir sözdü.

Değerli arkadaşlarım, 12 Eylül darbesinin en büyük özelliği, sonuçları: 650 bin kişi gözaltına alındı, 7 bin kişi için idam cezası istendi, 517 kişiye idam cezası verildi, haklarında idam cezası verilenlerin 50’si asıldı, 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı, 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına gitti, 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü, cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi, 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü, 14 kişi açlık grevinde öldü. Bu liste böyle uzayıp gidiyor, zamanımız yok değerli arkadaşlarım.

Peki, 12 Eylül 1980 darbesi neden yapıldı? Darbeyi yapanlar -Kenan Evren başta olmak üzere- ve o zaman darbe şakşakçılığı yapanlar, darbenin yandaşı medya bu 12 Eylül darbesinin demokrasiyi kurmak için yapıldığını söylüyordu. Burada Kenan Evren “Demokrasiyi kaldırmadık, kurmak için hareket yaptık.” diyor. Burada yine Orgeneral Kenan Evren, demokrasinin sağlam temellere oturtulacağını, Anayasa ve Seçim, Partiler Yasası’nın değiştirileceğini söylüyor. “Atatürk yolundayız.” diyor değerli arkadaşlarım. Yine Kenan Evren “Hakiki demokrasi kurulacaktır.” diyor. İşte 12 Eylül faşist darbesi, Kenan Evren’e göre, demokrasiyi kurmak, demokrasiyi geliştirmek için yapılmış ve “Nitekim ülkeyi tertemiz hâle getirmeden bırakıp gitmeyeceğiz.” diyor değerli arkadaşlarım.

Yine, o zaman darbenin şakşakçılığını yapan bir gazetede yazı yazan ve bugün de iktidar partisi AKP’nin yandaşlığıyla bilinen bir şahsiyet diyor ki: “Memnuniyetle ifade edebiliriz ki demokrasinin nasıl işlerlik kazanabileceği hususunda yıllardır bizim yazdıklarımız Evren’in beyanları arasında tam bir mutabakat vardır. Açıklanan hedef de demokrasiye işlerlik kazandırmak olduğuna göre hürriyetlerin üzerine bir müddet şal örtülmesine razıyız.” diyor; “12 Eylül bir darbe değildir.” diyor; “’12 Eylül bir darbe değildir’ diyen Orgeneral Evren’e tamamıyla katılıyoruz.” diyor. Yine “12 Eylül bir ihtilal değildir.” diyor değerli arkadaşlarım. Bu yazı da 18 Eylül 1980 tarihli Tercüman gazetesinde.

Rahmetli Turgut Özal “Generallerle çalışmak Türkiye’nin son şansıdır.” diyor ve generallerle çalışmayı “Ben kendim onları ikna ettim.” diyor değerli arkadaşlarım.

Evet, değerli arkadaşlarım, darbeyi yapanlar ve yandaşlarına göre demokrasi için bu darbe yapılmıştı. Ama gerçekten bu darbe demokrasi için mi yapılmıştı? Toplumdaki kanaate göre, 12 Eylül 1980 darbesi, çeşitli yoksul ülkelerde faaliyet hâlinde olduğu artık bugün gün gibi aşikâr olan, hükûmetler deviren, sivil ya da askerî darbeler yoluyla anayasal düzeni işlemez hâle getiren; her türlü sosyal, etnik, dinî, kültürel yarayı kaşıyıp halkı birbirine karşı çatıştırmaya sokan, faili meçhul cinayet ve katliamlarla ülkede kaos yaratıp istediği türde yönetimleri işbaşına geçirmekte mahir olan emperyalizmin ve onun ülkemizdeki uzantısı kontrgerillanın kanlı bir tertibidir değerli arkadaşlarım.

12 Eylül darbesinin temel amacı hukuku yok etmekti değerli arkadaşlarım. İşte o nedenle de yeni Anayasa’ya göre, Millî Güvenlik Konseyinin alınacak kararlarının, yayınlanacak kanunlarının Anayasa’ya aykırılığı dahi iddia edilemeyecekti. 12 Eylül yönetiminin de, tıpkı bugün olduğu gibi, yargıdan ve hukuktan çok rahatsız olduğu çok belli değerli arkadaşlarım. İdarenin eylem ve işlemlerinin aleyhine Danıştaya dava açılamayacağını söylüyor Kenan Evren.

Değerli arkadaşlarım, bu 12 Eylül faşist diktatörlüğün bir de tabii ki ekonomik temelleri var. Aslında 24 Ocak kararlarının uygulamaya sokulması ve bu kararlara karşı halkın ve emekçi kesimlerin yükselen tepkilerini kanla, baskıyla durdurmak için, grevlerin ertelenmesi, sendikaların susturulması için bu gelmişti. 12 Eylül darbesi bugüne kadar yapılan darbelerin içerisinde belki en kanlısı, en zalimi ve planlanarak gelmişti. 12 Eylül öncesi 1 Mayıs olayına baktığımızda, 12 Eylül öncesi 16 Mart 1978, İstanbul Üniversitesi, Beyazıt’ta katledilen öğrencilerin olayına baktığımızda, Kahramanmaraş, Çorum olaylarına baktığımızda ve her gün, sağda veya solda, önde gelen tanınmış insanların öldürüldüğüne baktığımızda, toplu katliamlara baktığımızda 12 Eylül’ün planlandığı, darbenin koşullarının oluşturulduğu ve bu darbenin halk tarafından genel kabul görmesinin sağlandığı çok açıktır değerli arkadaşlarım. İşte, dışarıdan da bu darbenin arkasında dış güçlerin olduğu, emperyalizmin olduğu yine o günkü gazete kupürlerinden bellidir. “İhtilal sabahı NATO ülkeleri derin bir oh çekti ve ‘Türkiye kurtuldu’ dediler.” 20 Eylül 1980, Tercüman gazetesi. “Kissinger ‘Türkiye’ye katkılarımız artarak devam edecektir.’ dedi.”

Değerli arkadaşlarım, bugün bunun üzerinden gerçekten otuz yıla yakın bir zaman geçti. İşte, Türkiye’de gerçekten insanları kanla, şiddetle boğan böylesine bir zalim yönetimi Türkiye’ye getirenlerin kendilerinin korunmaya ihtiyacı vardı. İşte onun için hukuki sorumluluktan kurtulmak için geçici 15’inci maddeyi koydular.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

75 konuşma daha · 27 Nisan 2010

75 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook