İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 132. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)

Alim Işık

Kütahya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 132. Birleşim · 2. yasama yılı · 17 Temmuz 2008 · 493 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Alim Işık (MHP), 17 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER HAKKINDA (S.S.269)); konuşma 493 kelime.

Alim Işık (MHP, Kütahya). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)”. TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim tutanağı, 17 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2008-07-17-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİM IŞIK (Kütahya)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 269 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birinci bölümünde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmündeki kararnamelerde değişiklik yapılmasını öngören bu tasarının birinci bölümünde, özet olarak, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’ndan 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve KDV Kanunu’nda değişiklik yapılmasına kadar birçok kanunda –ki on beş adet kanun ve iki adet kanun hükmünde kararnamede- değişiklik yapılması, ekleme yapılması veya yeniden düzenlenmesi yönünde bazı değişiklikler öngörülmektedir. Bunların gerçekten bir kısmı günümüz koşullarına uydurma açısından gerekliyken bir kısmı da -biraz önce de bazılarının tartışıldığını gördüğümüz- gereksiz düzenlemeler olarak görülmektedir. Örneğin, Millî Eğitim Bakanlığına tahsisli hazine mülkiyetindeki taşınmazların özelleştirilmesinin önü açılmaktadır. Yani, birçok ilimizde, şehir merkezindeki değerli arsalar üzerindeki birçok okul binası satılarak devletin sırtından âdeta yeni zenginler oluşturulmasının önü açılmaya çalışılmaktadır. Bu, gerçekten üzüntü verici bir değişikliktir. Bugün ilköğretim ve ortaöğretim seviyesinde okullarımızdaki öğrenci sayısının ortalama 50’nin altına düşürülemediği gerçeği önümüzdeyken, bu okullara ihtiyaç varken bunların arsalarının satılıp yeni okullar yaptırılma gerekçesi makul değildir. Evet, yeni okullara bu ülkenin ihtiyacı vardır ama eskilerinin satılmasının ya da yıkılmasının gereğini burada tartışmaya bile gerek görmemekteyim. Bu okullara ihtiyaç vardır, yeniler yapılacaksa başka kaynaklarla başka yerlere yapılmalıdır. Kütahya ilinde merkezde var olan bir okulun satılması bu kanun yasalaşırsa hızla gerçekleşecek. TOKİ tarafından yeni yapılan bir okula bu okulun öğrencileri taşındı ancak velilerin tamamı Valilik ve Belediye Başkanlığının önünde neredeyse boykot yapar hâle geldi. Çünkü 5-6 kilometre dışarıdaki okula bu öğrencilerin taşınması için yeni servis ücretleri devreye girdi, sosyal birçok sıkıntıları ortaya çıktı. Buna benzer birçok ilimizde olayların yaşandığını herhâlde benim kadar sizler de biliyorsunuz. Evet, yeni okullara ihtiyaç var özetle ama eskilerinin yıkılması, satılması gerekmiyor.

Diğer yandan, TOKİ Başkanlığının yetkileri arttırılarak ilgili belediyeler ve valiler tarafından uygun görülmeyip üç ay içinde onaylanmayan planların Başkanlık tarafından resen onaylanması sağlanmaktadır. Yani böylece TOKİ Başkanlığı ilgili belediye ve valiliğin üstünde bir yetkiyle donatılmaktadır. Bu değişiklik birçok ilimizde kurumlar arası anlaşmazlıklara yol açacak ve aynı ilde görev yapan devletin değişik kurumlarının birbiriyle ahengi bozulacaktır. Hâlen TOKİ tarafından inşaat yapılan birçok il ve ilçede yöre esnafının bu yatırımlardan yararlanamadığı gibi birçok mimar, mühendis ve müteahhidin işinden olduğu gerçeği ortadayken TOKİ Başkanlığının daha da geniş yetkilerle donatılması yeni sorunların yaşanmasına neden olacaktır.

Bir başka değişiklik de bazı suistimaller yaşanması nedeniyle özürlülere verilecek destek eğitimlerinin kısıtlanmasına yöneliktir. Günümüzde yaklaşık 8,5 milyon olduğu ifade edilen özürlü sayısı ve diğer 71 milyonun kalanının da potansiyel birer özürlü olduğu gerçeği varken bunların devletten aldığı desteklerin kısıtlanmasına ya da belirli süreyle daraltılmasına bence gerek yok. Bu maddenin komple çıkartılması yönündeki önergenin destekleneceğini ümit ederek bu konuyu da özetlemek istiyorum.

Bir diğer konu, üniversite döner sermaye paylarının üniversite personeli arasında paylaştırılmasında sağlık personelinin lehinde düzenlemenin bu kanunla getirilmiş olmasıdır. Buradaki sağlık personelinin tüm personel yönünde değiştirilmesinde büyük ihtiyaç vardır. Evet, sağlık personeli özellikle tıp fakülteleri hastanelerinde daha çok görev yaparak bu döner sermaye gelirlerinin oluşmasında katkı yapmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafında kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 17 Temmuz 2008

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook