Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)
Edirne Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 132. Birleşim · 2. yasama yılı · 17 Temmuz 2008 · 1.096 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemaleddin Uslu (MHP), 17 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER HAKKINDA (S.S.269)); konuşma 1.096 kelime.
Cemaleddin Uslu (MHP, Edirne). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)”. TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim tutanağı, 17 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemaleddin-uslu-23-2008-07-17-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CEMALEDDİN USLU (Edirne)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 269 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili olarak şahsım adına söz aldım. Bu vesileyle, sizleri, gerek şahsım gerekse Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubu adına saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, önceki konuşmacılar tarafından da belirtildiği gibi, bu tasarı, mali sistemin temel kanunu olan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile birlikte, gider kanunlarıyla ilgili olan yirmi dört kanunda ve iki kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasını öngörmektedir.
Bilindiği üzere, 5018 sayılı Kanun tüm hükümleriyle birlikte ancak 2006 yılı başında yürürlüğe girebilmiştir. Anılan kanunun yürürlükte olduğu son iki yıllık devrede uygulamada ortaya çıkan sorunlar yeniden düzenleme yapılmasının gereğini ortaya çıkarmış ve öngörülen bu değişiklikler görüşmekte olduğumuz bu tasarının önemli bir kısmını teşkil etmektedir. Bunun yanı sıra, mali hükümler içeren muhtelif kanunlarda yapılması ihtiyacı beliren değişikliklerin her birinin ayrı ayrı tasarı hâlinde yapılması yerine, tek bir tasarı hâlinde gündeme getirildiği görülmektedir.
Değerli milletvekilleri, iyi bir kamu mali yönetim sisteminin iki önemli ekonomik işlevi vardır: Birincisi, makro mali disiplini sağlar; ikincisi, kaynak dağılımındaki etkinliğin yanı sıra mal ve hizmet sunumunda verimliliğin gözetilmesini özendirir. Bu ekonomik işlevlerin yanında iyi bir mali yönetim sistemi, devletin hesap verme sorumluluğunu sağladığı ölçüde, devletin vatandaş önünde inanılırlığına ve güvenilirliğine katkıda bulunur. Bu işlevleri yerine getiren bir kamu mali sisteminde, bütçenin tüm kamusal harcamaları kapsaması, saydam olması, sistemin süreçlere uygunluğunun yanı sıra performansı gözetmesi, etkin ve bağımsız bir dış denetimin varlığı gibi özellikler bulunur.
Türkiye’de son dönemde yaşanan makroekonomik istikrarsızlığa ve sıkıntılara yol açan etkenlerin başında, kamuda mali disiplinin zayıflaması, saydamlığın neredeyse tümüyle yok olması gibi etkenler vardır. Kamu mali yönetiminin zaafları ile son zamanlarda kamuoyunda yankı uyandıran yolsuzluk konusu gibi konular arasında önemli bir bağlantı olduğu kabul edilmektedir.
Bir ülke ekonomisinde istikrarın var olabilmesi için en başta mali disiplinin mevcut olması gerekir. Mali disiplin, kamu maliyesinde gelirler ve giderler arasında bir dengenin olması anlamına gelir. Mali disiplin, mali sorumluluk ahlakının bir gereğidir. Mali disiplinsizlik sorunu, hükûmetlerin sorumsuzca harcamaları artırmaları, keyfî ve takdirî olarak vergileme yetkisi kullanmaları, diledikleri ölçüde iç ve dış borçlanmaya başvurmaları neticesinde ortaya çıkar. Mali disiplinsizlik, kamu ekonomisinde vergi ve borç yükünün ağırlaşmasına neden olur. Ağır vergi yükü, bir taraftan toplam tasarruflar, yatırımlar ve çalışma gayreti üzerinde olumsuz sonuçlar doğurarak ekonomik büyümeyi olumsuz olarak etkilerken, öte taraftan vergi kaçakçılığına yol açarak kayıt dışı ekonominin genişlemesine neden olur. Toplam borç yükünün artması ise devleti, adım adım faiz batağına doğru sürükler; bu ise üretim ekonomisinin daralmasına, rant ekonomisinin ise genişlemesine neden olur.
Türkiye’de kamu mali yönetimini iyileştirmek için neler yapılması gerektiği konusunda mutlaka, her kesimden ortak bir çalışma sergilenmelidir. Her ne kadar kamu mali yönetim reformu, IMF ve Dünya Bankası programlarının önemli bir parçası hâline gelmişse de bu konuda bütün kurumlarımıza ve vatandaşlarımıza da görev düşmektedir. Buna karşılık reformun ciddi zorluklar ile karşı karşıya olduğu da gözükmektedir. Bu zorluklar karşısında siyasi iradenin kararlılığı, reformu üstlenecek merkezî kuruluşlar arasındaki iş birliği ve anlayışı önemli hâle gelmektedir. Ayrıca kamu mali yönetimi reformunun nihai başarısı idarede etkinliğin artırılmasına bağlıdır.
Değerli milletvekilleri, gerçekten Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çok önemli bir yasa. Bu Yasa, harcama yapılırken denetimi öngören bir uygulamayı da içeriyor. Bu nedenle, bu Yasa’nın, politik olarak da işlem olarak da doğru olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla iki yıllık süre içerisinde ihtiyaç duyulan düzenlemelerin de yapılması anlaşılır görülüyor. Çünkü, gerçekten, yapılan bir harcamanın verimli olup olmadığı denetim sayesinde ortaya çıkacaktır. Denetimin iki şekilde yapılabildiği görülmektedir: Gelir ve harcama denetimi. Bu iki hâldeki denetimin eş zamanlı ve eşit ağırlıkta yapılması lazımdır. Şu an kayıt dışı ekonominin vardığı nokta, denetimin ve uygulamayla ilgili yönetimin yetersizliğini gösteriyor. Ancak denetimle bütün sorunları da çözmek mümkün değil. Denetim, aslında olağan dışı bir olay. Olağan olan, her yurttaşın kendi kazancını götürüp, bir şekilde yasalara uygun beyan edip vergisini ödemesidir. Denetim, o beyanların doğruluğunu yansıtıp yansıtmadığını gösteren bir hâldir.
Kayıt dışı ekonomi, bugün artık toplumun her kesimi tarafından kabul ediliyor ve bunun yüzde 50’den aşağı olmadığını bütün otoriteler söylüyorlar. Şimdi, bu konuyla kim ilgilenmeli? Kayıt dışı ekonomiyle kim ilgilenmeli? Bunun temel alanı Maliye Bakanlığıdır. Kayıt dışı ekonomiyi önleyeceğiz diye çok basit söylemlere gitmek doğru değil. Önemli olan, kayıt dışı ekonomi hangi alanda var, hangi sektörlerde var, nedenleri nedir, hangi önlemleri almak gerekir, tespitlerinin yapılması gerekiyor. Hiçbir yasa kayıt dışı ekonomiyi savunmaz. Eğer siz yasalarda bazı açıklar bırakırsanız, o zaman sistem tabii ki doğal olarak başka alanlara, kayıt dışılığa kayacaktır. Aslında devletimizin ilgili kurumları yetişmiş kadrolarıyla bu kayıt dışılığı ortadan kaldırmaya da muktedirdir. Gelir denetimini yapan hesap uzmanları, maliye müfettişleri, gelir kontrolörleri, vergi denetmenleri, vergi dairesi müdürleri var. Bunlar gelir denetimini yapıyorlar. Öbür taraftan harcamaları da Sayıştay denetliyor. Gider denetiminde çok önemli bir işleve sahip olan Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu var. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu üyeleri KİT’lerde, yani kamu sermayesinin olduğu yerlerde doğrudan hem harcamaları hem gelirleri denetleyerek de önemli bir işleve sahip bulunuyorlar.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu kanun tasarısı, torba yasa olarak isimlendirebileceğimiz, birbiriyle ilgisi olmayan çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasını öngörmektedir. Bu bakımdan tasarının bir bütünlüğü yoktur. Diğer taraftan tasarıda kamu hayatının ihtiyaçlarından doğan düzenlemeler olduğu gibi, zorunlu olmayan ve izaha muhtaç hususlar da bulunmaktadır.
Az önce Manisa Milletvekilimiz Erkan Akçay’ın da ifade ettiği gibi, tasarının 2’nci maddesiyle 13’üncü maddesinin, onuncu, on birinci ve on ikinci fıkralarındaki düzenlemelerle, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’nda kapsamlı değişiklikler yapılmıştır.
Tüm bu değişiklikler TOKİ’yi kamu kurumları arasında ve serbest piyasada imtiyazlı bir konuma getirmektedir. Kamu arsalarını kullanması, imar planları yapabilmesi, bazı vergi ve harçlardan muaf olması ve yapılan tüm bu düzenlemeler TOKİ’yi kuruluş gayesinden uzaklaştırmakta, TOKİ’yi serbest piyasa içinde haksız rekabet yapan ayrıcalıklı bir kurum hâline getirmektedir.
Hâlbuki 2985 sayılı Kanun’da Toplu Konut İdaresinin ana gayesi, dar gelirli vatandaşlarımıza sosyal konut inşa etmek, gecekonduyu önleme faaliyetleri yürütmek, toplu konut alanlarına arsa temin etmek, ferdî ve toplu konut kredisi vermek, afet mahallerine konut yapımını organize etmek, iş ve istihdam yaratmak üzere esnaf ve sanatkârlara ait iş yerleri ve küçük sanayi teşebbüslerini desteklemektir.
Tamamen sosyal amaçlara yönelmesi gereken TOKİ, lüks konutlara da yönelerek inşaat sektöründe özel firmaları zor duruma düşürmüştür. Diğer taraftan bu konutların tapu tahsis ve dağıtımı mevcut iktidar için seçim malzemesi olmakta, seçimlerde propaganda aracı olarak oya dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
Diğer taraftan tasarının 3’üncü maddesi ile ve 12’nci maddesinin on dördüncü fıkrası ile 3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun’da bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Buna göre herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan gelir veya aylık bağlanamayan ve sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmayı gerektiren bir işte de çalışmayan hak sahiplerinin aylıklarının on altı yaşından büyük işçiler için uygulanan otuz günlük net asgari ücret tutarı esas alınarak ödeneceği öngörülmektedir.
Bilindiği üzere, çeşitli savaşlara katılarak zaferler kazanan, ülkemizi ve milletimizi en iyi şekilde temsil eden, Türk kahramanlığını dünyaya tanıtan gazilerimiz, 1005 sayılı Yasa’yla şeref aylığı bağlanarak ödüllendirilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 17 Temmuz 2008