Birleşmiş milletler iklim değişikliği çerçeve sözleşmesine yönelik kyoto protokolüne katılmamızın uygun bulunduğuna dair (s.s.268)
Genel Kurul, 54. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Şubat 2009 · 536 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Işık (MHP), 5 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİNE YÖNELİK KYOTO PROTOKOLÜNE KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR (S.S.268)); konuşma 536 kelime.
Alim Işık (MHP, Kütahya). “Birleşmiş milletler iklim değişikliği çerçeve sözleşmesine yönelik kyoto protokolüne katılmamızın uygun bulunduğuna dair (s.s.268)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 5 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2009-02-05-birlesmis-milletler-iklim-degisikligi-cerceve-sozlesmesine-yonelik-kyo-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİM IŞIK (Kütahya)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 268 sıra sayılı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerindeki görüşlerimi belirtmek üzere şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, yüce Meclisi ve bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygılarımla selamlıyorum.
Konuşmamın başında, ülkemizin enerji kaynaklarının kullanımı, enerji üretimi ve tüketimiyle ilgili enerji politikalarını yakın dönemde doğrudan etkileyecek olan böyle bir protokolün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun görüşleri alınmadan Genel Kurula indirilerek görüşülüyor olmasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdiğimi belirtmek istiyorum.
Hâlen yıllık enerji ihtiyacının yüzde 75’ini ithal eden ülkemizde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının verilerine göre, 2010 yılında toplam 171 milyon ton petrol eş değeri olan enerji tüketimimizin 2020 yılında yüzde 75 oranında artarak 300 milyon ton petrol eş değerine çıkacağı, buna karşın, üretimin tüketimi karşılama oranınınsa, aynı dönemde yaklaşık yüzde 28’den yüzde 23’lere düşeceği, yani enerjide dışa bağımlılığın daha da artacağı beklenmektedir.
Diğer yandan, ülkemizde üretilen elektrik enerjisinin yüzde 80’den fazlası termik santrallerde üretilmekte, 2007 yılında tüketilen toplam 190,5 milyar kilovat saatlik elektrik enerjisinin karşılanması için yapılan elektrik enerjisi üretiminde yüzde 48,3’lük payla doğal gaz kaynaklı üretim ilk sırayı alırken, bunu, yüzde 28,5 payla kömür, yüzde 18,6’lık payla da hidroelektrik kaynaklı üretimler izlemiştir.
Doğal gaza bağımlılık oranı, doğal gazı satın aldığımız Rusya’da bile ülkemizdeki kadar yüksek değildir. Elektrik enerjisi tüketiminde bugün yüzde 50’ler düzeyinde olan sanayi sektörünün payının da 2020’de yüzde 60’lara yükselmesi beklenmektedir.
Değerli milletvekilleri, bu verilerle, sizlere, ülkemizin yaklaşık on yıl sonraki durumunu kısaca özetlemeye çalıştım. Bu veriler de göstermektedir ki, bir yanda gittikçe artan enerji ve sanayi üretimi talebi, diğer yandaysa taraf olduğumuz Kyoto Protokolü’yle sınırlandırılacak sera gazı salım değerleri bulunmaktadır.
Ayrıca giderek artan küresel ısınma nedeniyle ortaya çıkacak yeni değişiklikler, özellikle hidroelektrik enerji kaynaklarımızda oluşabilecek daralmanın yanında kömür kaynaklarımızın kullanımında ortaya çıkabilecek kısıtlamalar, nükleer enerji ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik düzenlemeler, enerji politikalarımızın da mutlaka gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Ülkemiz, ne yazık ki yakın dönemde karşı karşıya kalacağımız bu önemli gelişmelere ve sorunlara karşı ciddi bir hazırlık içinde değildir. İklim değişikliğiyle mücadele amacıyla 1992 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne 2004 yılında taraf olan ve bu kararı 2 Haziran 2008’de Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan ülkemizin, aradan geçen beş yıllık sürede bazı hazırlık çalışmalarını tamamlamış olması gerekirdi. Bu dönemde bir yandan enerji üretiminde dışa bağımlılık oranı daha da artarken, diğer yandan da birçok ilimizde düşük kaliteli kömür kullanımı nedeniyle hava kirliliği değerleri insan sağlığını tehdit edecek sınırlara ulaşmıştır. Ayrıca ülkemiz sanayi üretiminde baca gazı emisyonlarını azaltıcı tedbirler alınamamış, atık su arıtma tesislerine yönelik yatırımlar da artırılamamıştır.
Bu gerçekler ışığında ülkemizde yapılması gerekenleri de şu şekilde özetlemek mümkündür:
1) 2012 yılı sonrasına yönelik altyapı ve hazırlık çalışmaları, müzakere grubunun kurulması ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi çalışmaları vakit geçirilmeden başlatılmalıdır.
2) Gerekli tüm teknik, ekonomik ve politik çalışma ve yapılanmalar en kısa zamanda tamamlanarak 2009 yılı sonuna kadar müzakere edilecek konular belirlenmeli ve 2012 sonrası döneme ait sera gazı azaltımı veya sınırlanmasına yönelik hedefler ile çalışma grupları oluşturulmalıdır, belirlenmelidir.
3) Özellikle enerji politikaları yeniden gözden geçirilerek enerji verimliliği uygulamaları, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin yatırımlar ve teknoloji üretimleri ile ARGE çalışmaları teşvik edilmeli, enerji kayıp kaçak oranları mutlaka düşürülmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 5 Şubat 2009
