Askerlik kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.322)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 54. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Şubat 2009 · 1.316 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Zekeriya Akıncı (CHP), 5 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ASKERLİK KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.322)); konuşma 1.316 kelime.
Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Askerlik kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.322)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 5 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-23-2009-02-05-askerlik-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok çeşitli düzenlemeleri içeren 322 sıra sayılı Yasa Teklifi üzerinde söz aldım. Hepinizi şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz yasa ve bu düzenlemeler bugüne kadar eksikliği hissedilen ve yeni bir uygulamaya ihtiyaç duyulan birçok konuda kolaylık sağlamaktadır. Arkadaşlarımız birçok yönüyle bunu ayrıntılarıyla sizlere anlattılar. Ama bu düzenleme içinde bir bölüm var ki, o da şehit ailelerinin geride kalan çocuklarının askerlikten muaf tutulmasına ilişkindir ve ayrıca önemlidir. Böylece, ulusumuz ile onun gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri arasındaki sıkı ve sıcak bağın daha da güçlenmesine olanak sağlayacak ve on yıllardır terörden büyük acılar çekmiş insanımızın yüreğine bir nebze de olsa su serpilecektir.
Diğer yandan bu düzenleme şehit ailelerine duyulan saygının bir ifadesi olarak ortaya çıkmıştır ve terörün açtığı yaraların sarılması açısından da önemli bir adım olmuştur. Bu vesileyle biz de bir kez daha, ulusumuzun birliği ve bütünlüğü adına canını vermekten çekinmeyen tüm şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyor, gazilerimizi selamlıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, hepimiz biliyoruz, hepiniz biliyorsunuz; ülkemiz terörün her türlüsünden çok çekti, büyük sıkıntılar yaşadı, yaşamaya devam ediyor. Belki de Türkiye bu anlamda dünyada ilk sırada yer tutan bir ülke. Son yirmi yılda da Hizbullah’la, El Kaide’yle dinci terörü yaşadı, yaşıyor; PKK ile ayrılıkçı terörü yaşadı, yaşamaya devam ediyor ama çok ilginçtir uzunca bir süredir kamuoyumuz artık bunlarla pek ilgili değil, başka bir şeyle biraz da fazlasıyla meşgul. Şu arada terör eylemlerinin azalma göstermesi bize sanki her şeyi unutturuyor. Türkiye sanki bu acı ve sıkıntıları hiç yaşamadı ya da her şey bitti, son buldu ve bir daha da yaşanmayacak. Sanki domuz bağları, betona insan gömmeler, köy ve karakol baskınları, Dağlıcalar hiç yoktu. Binlerce şehit cenazesini unuttuk sanki ya da sanki bütün bu örgütler iddialarından vazgeçti, haritalar, bayraklar, posterler artık yok. Sanki 40 bin insanını kaybeden bu ülke değil. Bombalanan çarşıları unuttuk, Anafartalar Çarşısı’nı unuttuk.
Artık ortada öyle bir örgüt var ki maazallah El Kaide, Hizbullah, PKK bunun yanında hiç kalır. “Hangi örgüt o?” derseniz: ETÖ yani Ergenekon terör örgütü. Şimdi herkes bununla meşgul, bunu yazıyor, konuşuyor ama ilginçtir bu terör örgütünün hiçbir güvenlik kurumunda kaydı yok -biraz önce Sayın Kaptan da söyledi- Emniyet Genel Müdürlüğünde, Genelkurmayda böyle bir örgüt bilgisi yok ama birileri sanki her şey unutulsun ve sadece bu konuşulsun istiyor. İşsizlik, yoksulluk konuşulmasın, Deniz Feneri kepazeliği konuşulmasın, esnaf, çiftçi konuşulmasın, borçlar konuşulmasın, hırsızlık, yolsuzluk konuşulmasın, Avrupa Birliği, Kıbrıs konuşulmasın ama hep ETÖ konuşulsun ama biz anlıyor ve görüyoruz ki aslında bütün bu sorunları konuşan ve muhalefet edenleri susturmak için gerekli aynı zamanda ETÖ. Hani, Hükûmet elinden gelse bir yasa çıkarıp, AKP politikalarına muhalefet eden, karşı çıkan herkesi ETÖ üyesi ilan edip hapse tıkacak, kestirmeden tüm sesleri susturacak yani “AKP politikalarını eleştiren, karşı çıkanlar üç yıldan on beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” diye bir yasa çıkarabilseler her şeyi kökten çözecekler, rahatlayacaklar.
Peki, ne bu ETÖ? Ne bu ETÖ? Galiba Ergenekon terör örgütünün isim babaları da hâlâ buna karar vermiş değiller; bazen darbeci, olmazsa Susurlukçu, bazen terörle mücadelenin kirlenen unsurları, bazen kirli ellerin sözde temiz eller operasyonu. Henüz ne olduğuna karar verilemedi ama her dalgasında iki tip insanın göz altına alındığı bir örgüt: Suçlu olabilecekler ve susturulması gerekenler. Susturulması gerekenleri suçlu olabileceklerin yanına monte etme çabası var sürekli ama öyle olacak ki kimin suçlu olduğunu sonuna kadar kimse bilmeyecek ama bazı şeyleri birileri herkesten önce bilecek ve servis yapacak; sonu hiç yok.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Görülmekte olan bir dava… Anayasa 138…
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)İyi biliyorum.
Ucu açık, sürekli genişleyebilir, herkese ulaşılabilir. Peki, başı? Başı belli değil mi? Başına sürekli bir, bir numara aranıyor. Bir gün birisi, olmazsa öbürü, o da olmazsa başka biri, hani neredeyse “Kim bir numaraya uygundur?” diye bir jüri kurulacak, yarışmalar açılacak, anketler düzenlenecek. Peki, üyeleri kim? Örgüt yapısı ne? O da belli değil. İki bin beş yüz sayfada her şey var, bunlar yok; iddia var. Duruma göre, kimi gece, kimi sabahın köründe göz altına alınır, kimi ertesi gün “pardon” dercesine serbest bırakılır, kimi “Suçum ne bilmiyorum, daha anlayamadım.” feryatları arasında iki yıl boyunca mahkemeye çıkmayı bekler…
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Anayasa’ya göre suç işliyorsun.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)…kimi o dalgada, kimi bu dalgada göz altına alınmıştır ama hepsinin ortak suçu AKP’li olmamaktır. Asla, suçlu olabileceğin üstüne gidilmez; silahlar, mermiler, bombalar sonuna kadar takip edilmez, “Şu gömdü, bu sakladı, o kullandı.” denilmez; her şey belirsizdir. Dolayısıyla herkes kolayca suçlanabilir, tutuklanabilir. Suikast planı bolluğundan geçilmez, krokiler gırla gider. Her dut ağacının altı muhtemel silah deposudur ama bu silahlar öyle gömülmüştür ki kepçeler zor kazar ama çıkarılan bütün silahlar pırıl pırıldır ama “Şu silahları, patlayıcıları bir araştıralım, bir araştırıverelim; ne var ne yok?” diye Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri önerge verdiğinde Meclis Başkanı bunu yürürlüğe koymaya bile gerek duymaz. Suikast planları dudak uçuklatır, herkese “Vay canına neler varmış, neler oluyormuş.” dedirtilmiştir artık. Bu hazırlık ve senaryodan sonra ülkedeki gelmiş geçmiş bütün cinayetleri üstüne yıkmaya ve dosyalarını kapatmaya hazır bir örgüt elinizin altındadır artık. Öyle ki, bugüne kadar üzerine atılmayan tek suç Kennedy cinayeti olarak kalmıştır. Kimse net bir şeyle suçlanmaz, kanıt yoktur. Çok mu önemli sanki, suçlarsın, gözaltına alırsın, hapse tıkarsın kanıt arkadan gelir.
YILMAZ TUNÇ (Bartın)Bu kanunla ne alakası var?
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Öyle ki, kimi kendi gazetesini bombalamakla suçlanır, kimi kefen parasız ölmüşken örgütün kasası ilan edilir.
YILMAZ TUNÇ (Bartın)Kanunla ilgili konuş. Kanuna gel.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Daha geriden neler gelecektir, hangi dalgalar kabaracaktır bilinmez. Ama ulusalcı, Atatürkçü, cumhuriyetçi, AKP karşıtı herkesin sabaha karşı kendini cezaevinde bulabileceği, herkese uzanılabileceği duygusunun yerleştirilmesi yolunda epeyce mesafe katedilmiştir.
ÖMER FARUK ÖZ (Malatya)Bağımsız yargı var, yargı!
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Bunun için itirafçılar, sahte hahamlar, görevli medya, hatta TRT üzerine düşeni harfiyen yapmıştır.
ÖMER FARUK ÖZ (Malatya)Bağımsız yargı var. Niye rahatsız oluyorsun?
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Hukukun bütün kuralları altüst edilmiştir, hiçbir evrensel kurala uyulmamıştır, hukuk ihlalleri alıp başını gitmiştir. Ne gam, gelsin ETÖ, gitsin ETÖ. Ek iddianame mi? “Hadi canım, çok mu lazım, al içeri yatsınlar, bir ara o da hazırlanır, acelesi yok.” düşüncesi egemendir ve bütün bunları savunmak da hukuk adamlarına görev olarak verilir.
Değerli arkadaşlarım, örgüt bu kadar vahşi olunca, tabii, örgüt üyeleri de bir o kadar gaddar oluyor. Terör örgütünün üyesine ne denir? Terörist denir. Ergenekon terör örgütü üyeliğiyle suçlananlara bakın, teröristin ne olduğunu anlarsınız. Boş verin Apo’yu, terörist dediğin Kemal Gürüz gibi olur, Sabih Kanadoğlu gibi, Sisi gibi, Mustafa Özbek gibi olur. Bırakın Karayılan’ı, Bayık’ı, terörist dediğin Hurşit Tolon, Mustafa Balbay, İlhan Selçuk, Sinan Aygün gibi olur. [AK PARTİ sıralarından alkışlar (!)] Ha, eğer bütün bunlar toplumu susturmaya yetmezse yani huzursuzluk artıyorsa, tepkiler yoğunlaşıyorsa, ekonomi iyiden iyiye kötüye giderken çaresiz iktidar IMF’nin gözüne bakmaya devam ediyorsa, Deniz Feneri rezaleti gizlenemiyorsa artık, yolsuzluk dalgaları en üst AKP yöneticilerini bir bir yutuyorsa, gıda, kömür, beyaz eşya kâr etmiyor, Kılıçdaroğlu, Karayalçın rüzgârları esmeye başlamışsa ve yerel seçimlerde başarısızlık ihtimali artıyorsa ve bütün bunları eğer bu Ergenekon terör örgütünün dalgaları unutturamıyorsa, gizleyemiyorsa, o zaman, gelsin Davos planları. Manşetler hazır, sloganlar bellidir, göz yaşları sel olup akmaktadır. O güne kadar “Biz kaybedelim, yeter ki Türkiye kazansın.” diye ahkâm kesenler “Aman biz kaybetmeyelim de Türkiye ne olursa olsun.” noktasına çoktan gelmiştir ve olan Türkiye'ye olmuştur.
Herkes Türkiye'nin yüzünü Doğu’ya döndüğünü ve giderek güvenilmez olduğunu söylerken bizimkiler hâlâ “Moderatöre gereğini yapamadık.” diye hayıflanmaktadır. Hatta durumu açıklayabilmek için o kadar ileri gidilmiştir ki uluslararası politikalarda en parlak örnekleri sergileyen ve bu mücadele içinde canlarını bile vermekten çekinmeyen kendi diplomatlarımız bile aşağılanabilmiştir.
Bu Mecliste “Gazze’ye İsrail saldırısını kınayalım.” diye getirilen önerge reddedilirken 2005 yılında altına imza atılarak “Hamas bir terör örgütüdür.” denilmiş olmasına rağmen, orada Hamas’ın avukatlığına soyunulmuştur.
ALİ KOYUNCU (Bursa)Biz o öldürülen çocukların avukatlığını yapıyoruz.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Bütün bu olumsuzluklar da “Ben diplomat değilim, siyasetçiyim.” diye açıklanmıştır. Neylersiniz, seçim yakındır ve krizi fırsata dönüştürmenin tam zamanıdır. Irak’ta 1 milyon 300 bin Müslüman’ın katledilmesi karşısında susan, hatta bu katliamın önünü açacak 1 Mart tezkeresini hazırlayanlar, Süleymaniye’de askerimizin başına çuval geçirilmesine sessiz kalanlar, Barzani’nin esip savurmaları karşısında gıkı çıkmayanlar…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 5 Şubat 2009