Avusturya cumhuriyeti bulgaristan cumhuriyeti macaristan cumhuriyeti romanya ve türkiye cumhuriyeti arasında nabucco projesi hakkında anlaşmanın onaylanması (s.s.447)
Genel Kurul, 69. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Mart 2010 · 1.036 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Işık (MHP), 4 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVUSTURYA CUMHURİYETİ BULGARİSTAN CUMHURİYETİ MACARİSTAN CUMHURİYETİ ROMANYA VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARASINDA NABUCCO PROJESİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASI (S.S.447)); konuşma 1.036 kelime.
Alim Işık (MHP, Kütahya). “Avusturya cumhuriyeti bulgaristan cumhuriyeti macaristan cumhuriyeti romanya ve türkiye cumhuriyeti arasında nabucco projesi hakkında anlaşmanın onaylanması (s.s.447)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2010-03-04-avusturya-cumhuriyeti-bulgaristan-cumhuriyeti-macaristan-cumhuriyeti-r-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilk kez BOTAŞ tarafından Şubat 2002’de gündeme getirilen ve bazı evrelerden geçtikten sonra 13 Temmuz 2009’da Ankara’da imzalanan, büyük bir bölümü Türkiye topraklarından geçerek Hazar ve Orta Doğu’daki doğal gazı Avrupa’ya nakledecek olan Nabucco Boru Hattı Projesi’ne dayalı uluslararası anlaşmanın onaylanmasına ilişkin 447 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, yüce Meclisin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Ülkemiz ve dünya enerji sektörü açısından önemine herkesin inandığı bu önemli projeye ilişkin anlaşmanın onaylanması hakkında görüşümüzün olumlu olduğunu başlangıçta belirtmek isterim ancak ülkemizin enerji geleceğini yakından ilgilendiren böyle bir anlaşmada tali komisyon olarak belirlenen Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun görüşünün alınmamış olmasını yadırgadığımı da ifade etmek isterim. Nitekim, görüşmelerde Hükûmet adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının bugün aramızda oluyor olması, konunun sahibinin, adresinin orası olduğunu göstermektedir fakat böyle bir önemli anlaşmada maalesef ne Bakanlığın ne de Komisyonun görüşü alınmamıştır.
Nabucco Projesi’ne ilişkin teknik özelliklere benden önceki değerli konuşmacılar detaylı bir şekilde değindiği için bu projenin bu tür özelliklerini tekrarlamayacağım fakat projenin büyüklüğünü size özetle şöyle tanımlamak istiyorum: Avrupa Birliğinin toplam gaz tüketiminin 2008 yılı rakamlarıyla 517 milyar metreküp olduğu düşünülürse Nabucco’nun sağlayacağı gaz toplam AB tüketiminin yaklaşık yüzde 5’i kadardır ancak bu miktardaki gazın hangi kaynaklardan temin edileceği ise henüz netleşmiş durumda değildir.
Diğer taraftan, proje kapsamında topraklarından boru hattı geçen ülkeler geçiş ücreti alamayacaklar ancak vergi gelirlerini topraklarındaki boru hattı uzunluğuyla orantılı olarak paylaşacaklardır. Vergi gelirinin ne olacağı da henüz belli değildir. Sayın Bakanın ifadesine göre, ülkemizin Nabucco’dan yirmi beş yılda 4,2 milyar avro vergi geliri elde etmesi beklenmektedir. Dolayısıyla projenin aslında dünya gözü önündeki büyüklüğünü bu şekilde özetlemek mümkündür.
Genel anlamda projeyi bu şekilde özetledikten sonra, bu konuda öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Merkezi tarafından Temmuz 2009’da hazırlanan raporda da yer almış bazı görüşleri, konunun genel hatlarıyla daha iyi anlaşılabilmesi açısından, sizlerle paylaşmak istiyorum. Büyük ölçüde Rus enerji kaynaklarına bağlı olan ve bu bağımlılığını azaltmak isteyen AB ülkeleri Nabucco teklifini sıcak karşılamakla kalmamış, Türkiye’nin yanı sıra Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Avusturya ve Almanya da projeye taraf olmuşlardır. Proje Avrupa Birliği ülkelerinin Rus enerjisine bağımlı kalmasından rahatsızlık duyan ABD tarafından da desteklenmiştir. AB ve ABD’nin projenin arkasında durması, Rusya’nın ise projeyi küçümseyici ve eleştirel bir tutum takınması projenin ekonomik olmaktan çok, siyasi unsurlarını öne çıkarmıştır. Rusya AB’nin enerji tedarikindeki egemenliğinin sarsılmaması için Nabucco’nun alternatifi olarak Güney Akım Projesi’ni ortaya atmıştır. AB enerji kaynaklarını ve nakil yollarını çeşitlendirerek enerji güvenliğine katkı sağlamayı hedeflerken Türkiye de bu konuda üstlendiği rolle AB için taşıdığı önemi artırmak istemektedir. Projenin Türkiye’nin AB üyeliği için ne getireceği şimdilik bilinmese de inşaatın başlaması ve sonradan da hattın devreye girmesiyle elbette ki bazı getirileri olacaktır ancak bu getirilerin hak ettiği düzeyde olup olmayacağı şimdilik belli değildir. Önümüzdeki süreçte sahip olduğumuz stratejik konumu ve fiziki üstünlüğü mutlaka ekonomik anlamda da üstünlüğe çevirmek için gerekli politikaları üretmek zorundayız. Projeye AB ve ABD’den destek gelse de projede bazı belirsizlikler vardır ve bu da Nabucco’nun başarılı olup olamayacağı hakkında tereddütlere neden olmaktadır. Yılda 31 milyar metreküp doğal gaz taşıma kapasitesi olan hattın bu gazı nereden ve nasıl temin edeceği netleşmiş değildir. Bu noktada, başta Azerbaycan ve Türkmenistan olmak üzere İran, Irak, Mısır, Katar ve Rusya’nın da adı potansiyel tedarikçi ülkeler arasında geçmektedir.
Söz konusu anlaşmayla ilgili bu genel tespitlerden sonra altı ülkenin taraf olduğu Nabucco boru hattıyla ilgili hükûmetler arası anlaşmada önemli gördüğümüz bazı konuları ve bu konulara ilişkin görüşlerimizi dört ana maddede özetlemek istiyorum:
1) Türkiye’nin doğal gaz arz güvenliği açısından Azerbaycan’dan almakta olduğu ve kademeli olarak yıllık 6,6 milyar metreküp değerine yükselecek olan doğal gaz alımına ek olarak daha fazla gaz alma talebi söz konusudur. Ancak AB ve Şahdeniz Konsorsiyumu -Azerbaycan dâhil- bu konuda olumlu görüş taşımamaktadır. Türkiye’nin yılda 8 milyar metreküp daha gaz talebi olduğunu da özellikle hatırlatmak isterim. Bu konu imzalanmış olan anlaşmanın 3’üncü maddesinde “Boru hattının içinden geçecek en çok 31 milyar metreküp doğal gazın yarısı -yani yılda 15 milyar metreküpü geçmeyecek şekilde- öncelikle Nabucco hissedarı ülkelere, bağlı şirketlere ya da devralanlara teklif edilir ve eğer kabul edilirse rezerve edilir.” şeklinde ifade edilmektedir. Bu hüküm doğrultusunda her hissedar hissesi oranında doğal gaz talep ettiği takdirde Türkiye’ye 15 milyar metreküp gazın yüzde 16,67’si kadar yani yaklaşık 2,5 milyar metreküp gaz kalacaktır. Diğer hissedarlar hiç talepte bulunmazlar ise en fazla 15 milyar metreküp gaz kalacak demektir.
Türkiye’nin enerji arz güvenliğine katkı sağlayacak bu konunun doğal gazda Rusya’ya olan yüzde 63 oranındaki aşırı bağımlılığı bir ölçüde azaltacak biçimde Azerbaycan’dan daha fazla gaz alabileceğinin daha net bir ifadeyle mutlaka belirtilmesi gerekmektedir.
2) Ülkemiz ve BOTAŞ açısından bir diğer önemli talep, daha ucuza gaz alabilmektir. Bu konu, imzalanan anlaşmanın giriş bölümünde “kendi doğal gaz pazarını geliştirme isteği doğrultusunda rekabetçi fiyatlarla kendisine doğal gaz sağlanması gerektiği konusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin arzusunun kaydedildiği” şeklinde ifade edilmiştir. Mevcut ifadeden bu talebin karşılanmasının garanti edildiği anlamı asla çıkmamaktadır. Hâlbuki Türkiye doğal gaz kaynağına, yani Hazar ve Orta Doğu bölgesindeki Azerbaycan ve diğer ülkelere, Nabucco ortağı diğer ülkelerden daha yakındır. Dolayısıyla ülkemizin ucuz gaz talebi haklı bir taleptir. Ancak anlaşmada bu konuya ilişkin bağlayıcı bir ifade yer almamakta. Bunun sağlanmasında mutlaka yarar olduğu kanaatindeyiz.
3) Türkiye’nin haklı taleplerinden bir diğeri de gaz ticaretinde hub olmaktır, yani bir noktadan çıkışa sahip olmaktır en az. Mevcut anlaşmada gazın boru hattına girildikten sonra çıkış noktası olarak Avusturya’nın Baumgarten yerleşkesinin belirlenmiş olması, Türkiye’nin hub olabilme arzusunu mümkün kılmamaktadır. Bu konunun da Türkiye’nin beklentisine cevap verecek şekilde yeniden düzenlenmesinde yarar görülmektedir. Örneğin, Ahiboz mevkisinin bir hub olabilecek biçimde anlaşma maddelerine yerleştirilmesinde fayda vardır.
4) Nabucco’nun hedeflediği arz kaynaklarının, yani Azerbaycan, Irak, İran ve benzeri gibi ülkelerin her birinin teknik ve jeopolitik yönden sorunları bulunmaktadır. Azerbaycan’la, Türkiye-Ermenistan ilişkisi nedeniyle yaşanmakta olan sorunlar bunun çarpıcı bir örneğidir. Ermenistan açılımının bu konudaki mevcut sorunları olumsuz yönde etkileyerek artırdığı açıktır. Öte yandan, ABD’nin İran üzerinde uyguladığı ambargo ve benzeri kısıtlayıcı politikalar stratejik ortak olarak ülkemizin bu ülkenin kaynaklarından yararlanmasını bu aşamada engellemektedir. Aynı zamanda Irak’taki istikrarsız durum, bu ülkede yapılabilecek yatırımları ve taşımayı engeller durumdadır.
Yukarıda ana hatlarıyla özetlemeye çalıştığım, ülkemiz açısından hayati öneme sahip konularda Nabucco Projesi’ne bakışımız yeniden değerlendirilmeli, ülkemizin doğu ile batı arasındaki enerji koridoru olma özelliği mutlaka anlaşma kapsamında gözden geçirilmelidir.
Bu düşüncelerle, anlaşmanın ülkemize hayırlı olmasını diliyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 4 Mart 2010
