İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · CUMA

2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (gençlik ve spor genel müdürlüğü, devlet personel başkanlığı, başbakanlık yüksek denetleme kurulu, tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu, türkiye ve ortadoğu amme idaresi enstitüsü) beşinci tur

Atila Kaya

İstanbul Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Aralık 2007 · 965 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atila Kaya (MHP), 7 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI, BAŞBAKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ VE ALKOLLÜ İÇKİLER PİYASASI DÜZENLEME KURUMU, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ) BEŞİNCİ TUR); konuşma 965 kelime.

Atila Kaya (MHP, İstanbul). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (gençlik ve spor genel müdürlüğü, devlet personel başkanlığı, başbakanlık yüksek denetleme kurulu, tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu, türkiye ve ortadoğu amme idaresi enstitüsü) beşinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atila-kaya-23-2007-12-07-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-genclik-ve-spor-genel (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA ATİLA KAYA (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızın 58 ve 59’uncu maddeleri sporun geniş kitlelere yayılması görevini yerine getirmek üzere Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünü, daha doğrusu devletimizi görevlendirmiş, devletimiz de bu görevleri yerine getirmek üzere Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile özerk spor federasyonlarını yetkili kılmıştır.

Ben, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde değerlendirmelere geçmeden önce, sporun hem fert olarak hem de toplum olarak hayatımızdaki yerini ve önemini dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün, artık, dünyada spor, sosyal hayatın vazgeçilmez unsurlarından birisi hâline gelmiştir ve aynı zamanda, yalnız fiziksel sağlığımız açısından değil, ruhsal sağlığımız açısından da çok önemli bir işlevi yerine getiren bir kitle eğitim aracı konumundadır ve yine, spor, hem gençlere hem de topluma en etkili ve en kolay bir şekilde ulaşmanın araçlarından birisidir. Bu yönüyle de spor sayesinde, insanlar ve özellikle de gençlerimiz, yardımlaşmayı, dayanışmayı, iş birliğini ve kurallara uyma gibi, aynı zamanda, toplumsal uyumu da pekiştiren ve geliştiren hususlar bakımından önemli işlevleri yerine getiren bir faaliyet alanıdır.

Tabii, bunun yanında, sporun, özellikle, dünyada yaşayan bütün insanlar arasında ırk farkı, dil farkı, din farkı gözetmeden, insanları birbiriyle yakınlaştıran, birbiriyle kaynaştıran ve bu yönüyle de dünya barışına sunduğu katkıyı dikkate aldığınızda ve aynı şekilde de ülkelerin tanıtımı noktasında çok önemli bir işlevi yerine getirmesi bakımından, sporun, hem fert olarak hem de toplum hayatındaki yeri ve önemini, zannederim, daha iyi idrak etmiş, daha iyi anlamış oluruz.

Bu vesileyle, bugün görüştüğümüz Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesine baktığımızda, gördüğümüz, karşımıza çıkan durum şudur değerli milletvekilleri; aslında, yalnız bu spor konusunda değil, birçok konuda, Adalet ve Kalkınma Partisi sözcülerinde şöyle bir yaklaşım tarzını gözlemliyoruz: Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği 2003 yılı, âdeta, bir milat olarak kabul edilmekte ve neredeyse ondan önce, bütün cumhuriyet hükûmetlerinin yapmış olduğu faaliyetlerin yok sayıldığı bir anlayışı gözlemlemekteyiz. Aslında, sporda da baktığımız zaman, geçmiş hükûmetler döneminde -bu hükûmetlerin siyasi görüşlerinin hiçbir önemini dikkate almadan söylüyorum- önemli hizmetler yapılmıştır. Yani futbolu esas aldığımızda, çamur sahalardan yeşil sahalara geçilmesi ve modern tesislere kavuşmayla beraber, bu gelişmelerin bir neticesi olarak millî takımımız dünya üçüncüsü olmuş, bir kulübümüz Avrupa şampiyonu olmuş. Basketbolda, Avrupa Şampiyonasında final oynanma noktasına gelinmiş. Aynı şekilde, sporun temeli olan, anası olan atletizm dalında da Avrupa şampiyonluğu ve dünya ikinciliği gibi birtakım derecelere ulaşılmıştır.

Dolayısıyla, ben bu konuşmaya hazırlanırken Sayın Bakanın Bütçe Plan Komisyonunda Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu faaliyetler ve bundan sonraki programları hakkındaki sunuşunu dikkatlice okudum ve buradan bir mukayese yapılmak suretiyle - yani 2002 öncesindeki, işte, lisanslı sporcu sayısı, bunun yanında spor kulüplerinin sayısı - bir karşılaştırma yapılmak suretiyle bugün hangi seviyede olduğumuzu Sayın Bakan dile getirmiş. Ben, tabii, bu hizmetleri gerçekleştiren, bu sayıları artıran, sporumuzun yaygınlaşmasını, gelişmesini sağlayan bu çalışmaları elbette ki takdirle karşılıyorum. Ancak, değerli milletvekilleri, bu çalışmaların yanında -bu çalışmaları yürütürken daha doğrusu- bugün sporumuzun içerisinde bulunduğu, özellikle sportif anlamda ve tesis anlamındaki duruma baktığımız zaman, maalesef bazı konularda geriye gittiğimizi görüyoruz. Yani, bu yapılan hizmetleri takdir ediyoruz, ancak mesela, burada sormak ihtiyacını hissediyorum: Özellikle geçtiğimiz dönemlerde önemli madalyalar kazandıran spor alanlarından birisi olan halterde, bugün içinde bulunduğumuz durum nedir? Sürekli skandallarla, doping skandallarıyla karşı karşıya kalan ve hem Federasyonumuz hem de sporcularımızın ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldığı bu durumda Genel Müdürlüğümüzün hiçbir kabahati yok mudur?

Aynı şekilde -biraz sonra, zannediyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına değerli kardeşim Hamza Yerlikaya konuşacak- yine buradan soruyorum: Yani, son beş yılda bizim dünya minderlerine sunduğumuz böyle başarılı sporcular acaba var mıdır?

Aynı şekilde, biraz önce dile getirildi, atletizm alanında, atletizmde başarılı olmuş bir atletimiz vardı Süreyya Ayhan diye. Hem Avrupa şampiyonluğu hem dünya ikinciliğini kazanmış bu kardeşimiz, maalesef, birtakım ihmaller, birtakım yanlışlar sonucunda bugün spor yapamaz, spor yapma hakkı elinden alınma gibi bir durumla karşı karşıyadır. Dolayısıyla, yapılan işlerin yanında bütün bu eksikleri de görmek ve bundan sonraki faaliyetleri bu anlamda yönlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

Bir de, yine burada naçizane bir tavsiye olarak: Bu karşılaştırmaları yaparken, yani “2002’de şu kadardı, şimdi bu kadar” yerine, bugün Türkiye’de lisanslı sporcu sayısı 2 milyonlara ulaşmışsa, acaba bir de İstanbul kadar bir nüfusa sahip olan Norveç’teki ya da İsveç’teki ya da Almanya’daki lisanslı sporcu sayısıyla, kulüp sayılarıyla bir mukayese yapmamız daha iyi olmaz mı? Madem biz her konuda, her alanda çağdaş uygarlık seviyesini yakalama ve onu da aşma hedefini önümüze koymuşsak, dolayısıyla, o hedefi yakalamak için, kendi durumumuzu daha iyi görebilmek açısından bu mukayeseleri yapmamız daha yararlı olur diye düşünüyorum.

Bu hususta, özellikle, zaman zaman “Bu yapılan konuşmalarda tavsiyeler var mı?” diye dile getiriliyor. Bu anlamda, hem spordan sorumlu Devlet Bakanlığına hem de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüze Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ve şahsım adına şöyle bir teklifte de bulunmak istiyorum: Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, geçtiğimiz dönemler içerisinde, mecburiyetten dolayı çok uzun yıllar ayrı kaldığımız kardeşlerimiz, soydaşlarımız, dindaşlarımız var. Bunlar, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, Allah’a şükürler olsun, kendi bağımsız cumhuriyetlerini kurdular ve bugün, Birleşmiş Milletlerde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bayrağının yanında diğer beş Türk cumhuriyetinin de bayrağı dalgalanmaktadır. Bundan dolayı, hem bu cumhuriyetleri kapsayan hem de özerk ve federasyon şeklinde olan Türk topluluklarıyla bir Türk olimpiyatlarının gerçekleştirilmesini Sayın Bakanımıza ve Genel Müdürlüğümüze bir teklif olarak sunuyorum.

Tabii, konuşmanın süresi içerisinde, amatör sporlara önem verilmesi, sporun yaygınlaştırılması, bu konuda okullarla bir iş birliğine gidilmesi gibi hususları bu vesileyle de dile getirmek istiyorum.

Ama çok önemli bir mesele, gençlik meselesi değerli milletvekilleri. Gençliğin de bir milletin hayatındaki yerini ve önemini ortaya koyması bakımından şöyle bir örnek vermek istiyorum: Bizim nüfusumuzun üçte 1’i on altı – yirmi dört yaş kuşağına mensup gençlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla, bugün önümüze bir hedef olarak koyduğumuz ve birçok faaliyetimizi bu amaca göre planladığımız, yani cumhuriyetimizin yüzüncü yılını kutlayacağımız 2023 yılında, bugün bu on altı – yirmi dört yaş kuşağında olan gençlerimiz, bu Parlamentonun üniversitelerde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

58 konuşma daha · 7 Aralık 2007

58 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook