Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
İstanbul Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2010 · 808 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atila Kaya (MHP), 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 808 kelime.
Atila Kaya (MHP, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atila-kaya-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA ATİLA KAYA (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 497 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, sadece bu çatı altında bulunan bizler değil, Türkiye kamuoyu da uzun zamandır, AKP’nin hazırlamış olduğu Anayasa taslağı içinde yer alan 1982 Anayasası’nın geçici 15’inci maddesinin kaldırılması teklifini tartışmaktadır. Bu tartışma öyle bir hâl almıştır ki geçici 15’inci madde tartışmaları, bir bütün olarak Anayasa tartışmalarının da önüne geçmiştir. Bulunduğumuz bu noktada sormamız gereken soru nasıl bu duruma gelindiği ve bu durumu kimlerin amaçlamış olduğudur.
Açıktır ki içinde bulunulan durum, AKP’nin hazırladığı oyunun bir parçasıdır ve geçici 15’inci maddeyle ilgili olmayan bir amaca hizmet etmektedir. O hâlde yapmamız gereken öncelikle bu maddenin kaldırılmasını tartışmak değildir, AKP’nin geçici 15’inci maddeyi tartışmamızı istemesini yahut tartışıyor olmamızı tartışmaktır. Bunun farkına varmak Anayasa paketi içinde neden geçici 15’inci maddenin kaldırılması teklifinin bulunduğunu da açıklar.
Değerli milletvekilleri, kendi hazırladığı Anayasa paketinin ardında durmanın güçlüğünü bilen AKP, geçici 15’inci maddenin kaldırılması teklifini de buna ekleyerek Anayasa tartışmalarını geçici 15’inci madde tartışmasına indirgemek istemiştir. Bunu yapmakla amaçladığı da içinde geçici 15’inci maddenin kaldırılmasını da barındıran değişiklik paketine karşı çıkanları “12 Eylül savunucusu” olarak yaftalamakla tehdit etmektir. Demek ki bu maddenin pakette bulunmasının esbabı mucibesi gerçekte 12 Eylül cuntasını yargılamak değil, bu cuntaya karşı oluşmuş olan nefreti tahrik etmek suretiyle paketin bütününü kabul ettirebilmektir. Bu amacın gerçekleştirebilmesi doğrultusunda talimatlandırılmış medyanın çabaları da bu maddenin pakette bulunmasının araçsallığının en açık göstergelerinden biridir.
Değerli milletvekilleri, en azından metodolojik bakımdan Anayasa tartışması 12 Eylül tartışmasına dönüşmemeliydi. Ne var ki iktidar eliyle “12 Eylülcü” yaftasının bir tehdit unsuru olarak kullanılmasının denendiği yerde tarafların 12 Eylül karşısındaki konumlarını tartışmak da şart olmuştur.
Huzurunuzda Anayasa Değişikliği Teklifi’ne bütünüyle karşı olan Milliyetçi Hareket Partisinin bir milletvekili olmanın ötesinde, birçok mensubu gibi 12 Eylül zulmünü şahsen tecrübe etmiş, onun işkence tezgâhlarından geçmiş ve zindanlarında yıllarını vermiş birisi olarak bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, 12 Eylül savunucusu olma ithamını başkaca amaçlarına ulaşmak için bir silah olarak kullanmayı deneyenler bu silahla vurulmayı da göze alabilmelidir. Kimin 12 Eylülcü olduğunu anlamak için Anayasa maddelerinden turnusol kâğıdı rolü beklemeye gerek yoktur. Gerçek, bütün çıplaklığıyla ortadadır. 12 Eylül kimin önünü açmışsa, 12 Eylül’den kim faydalanmışsa 12 Eylül’ü savunan da odur. Bunu örneklendirelim isterseniz: Anayasa taslağını hazırlayan partinin kurucu kadrosunun birçoğuyla birlikte 12 Eylül öncesinde her birimiz kendi teşkilatlarımızda çalışırken 12 Eylül fırtınasına yakalandık. Ne var ki bizleri zindanlara ya da eski bir deyimle dama tıkan 12 Eylül, onların başlarının üstüne dam kurmuştur. Ülkücüleri ve solcuları işkencehanelere tıkan, darağaçlarına gönderen 12 Eylül, siyaset yapabilmeleri için Tayyip Erdoğan ve onun gibilerin kendilerini mensup hissettikleri örgütlenmelerin de yolunu açmıştır. (MHP sıralarından alkışlar)
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa)Ne alakası var?
AHMET YENİ (Samsun)Saçmalamaya başladın!
OKTAY VURAL (İzmir)Dinleyin… Dinleyin…
ATİLA KAYA (Devamla)Yani, gerçekte varlığını 12 Eylül’e borçlu olan örgütlenmelerin içinden çıkanların ve onların uzantılarının, 12 Eylül mağdurlarının hissettiklerini hissetmesi, 12 Eylül’ü onların gözüyle görmesi mümkün değildir. Başta 12 Eylül olmak üzere askerî darbelere karşı çıkmak adına AKP’nin tavrını savunmak hamakattir, geçmişe saygısızlıktır. 12 Eylül cuntası ülkücü ve devrimci olmak üzere onlarca insanı idam sehpalarına yolladı, binlercesini işkencehanelerde, hapishanelerde zulüm altında inletti.
SELAMİ UZUN (Sivas)Şimdi Anayasa’yı savunuyorsun.
ATİLA KAYA (Devamla)Bugün AKP, bu insanların kendilerinden, yakınlarından ve onların yolunda olanlardan medet umuyor.
Değerli milletvekilleri, AKP dünün devrimcilerine, bugünün yeni liberallerine uzun zamandır yandaş televizyonlarında programlar yaptırıyor, gazetelerinde yazdırıyor, eski ülkücü de buldu maalesef, konuşturuyor. Peki, neden kendi 12 Eylül mağdurları konuşmuyor? Konuşamaz çünkü yok. (MHP sıralarından alkışlar) Bu ülkede 12 Eylül’ü en son tartışabilecek olanlar iktidar mensuplarıdır, ilk söz söyleyecek olanlar ise bedel ödeyenler olmalıdır. 12 Eylül belki de en çok “Asmayalım da besleyelim mi?” sözüyle hatırlanıyor.
Değerli milletvekilleri, biz 12 Eylül’ün astıklarındanız, iktidar ise beslediklerinden. (MHP sıralarından alkışlar) 12 Eylül’ün beslediklerinin kendilerini demokrasi havarisi olarak öne sürüp de onun astıklarını 12 Eylülcü olarak göstermeye çalışmaları, nezaket sınırı muhafaza edilerek adlandırılabilecek türden bir eylem değildir.
Sayın milletvekilleri…
NURİ USLU (Uşak)Sizi asanlara…
ATİLA KAYA (Devamla)Biraz sabredersen öğreneceksin.
Sayın milletvekilleri, ömrünün en güzel yıllarını 12 Eylül zindanlarında bırakan birisi olarak, neden böyle bir teklife karşı çıktığımız sorulduğunda da söyleyeceklerimiz şunlardır:
Her şeyden önce, dolaylı da olsa varlığını 12 Eylül uygulamalarına borçlu olan AKP’nin elinde acılarımızın istismarına yönelik bir silah olduğu için karşıyız. Kendi önlerine yollar açan cuntanın zulmüne maruz kalanları böyle bir durumda bırakmanın istismarın en bayağı ve en karşı koyulması gereken şekli olduğuna inandığımız için karşısındayız. Yaşadığımız zulmün istismarının da en az onun kadar acı verdiğini bilmezden geldiğiniz için karşısındayız.
AKP, 12 Eylül cuntasının yargılanmasını adaletin gereği olarak görüyor ama bu görüşü Anayasa paketinin geçmesi için bir istismar aracı olarak kullanıyorsa bu, adaleti zulmün aracı hâline getirmek demektir. İktidar partisi, mağdurların duygularını istismar etmekten vazgeçmelidir. Bize işkence edenlerin yargılanmasını hiç kimse bizden daha fazla isteyemez, ne Başbakan ne de bir başkası. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
75 konuşma daha · 27 Nisan 2010