Grup önerisi
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Nisan 2005 · 973 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 6 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ); konuşma 973 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Grup önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-04-06-grup-onerisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grup gündem önerisi hakkında görüşlerimi beyan etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bugün gündeme getirilen dosya, daha evvel Kayseri Milletvekili Adem Baştürk yönünden de gündeme getirilmişti. Aynı dosya sanıklarından Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin Besli yönünden de Genel Kurulu ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam etmek istiyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bu dava dosyasında 159 kişi sanık sıfatıyla yargılanıyor. Bu dosya sanıkları arasında, İGDAŞ Yönetim Kurulu Başkanı olan Kayseri Milletvekili Adem Baştürk, eski yönetim kurulu başkanı olan İstanbul Milletvekili Mustafa Açıkalın, eski yönetim kurulu üyesi Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Nevzat Pakdil, eski yönetim kurulu üyesi İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin Besli; eski murahhas aza, Ordu Milletvekili, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler; eski yönetim kurulu üyesi, Devlet Su İşleri Genel Müdürü Sayın Veysel Eroğlu ve en nihayet, yine eski yönetim kurulu üyesi ve Başbakanlık Müsteşarı olarak halen görevini sürdüren Sayın Ömer Dinçer de var değerli arkadaşlarım.
Sayın milletvekilleri, İstanbul Milletvekilleri Hüseyin Besli, Mustafa Açıkalın, Kayseri Milletvekili Adem Baştürk ve Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil yönlerinden, Anayasanın 83 üncü maddesi gereğince bu dosyaların tefrik edildiğini ve bu arkadaşlarımız hakkında fezleke düzenlendiğini biliyoruz. Bu milletvekilleri hakkında, doğal olarak, Anayasa gereğince yargılama yapılamıyor. Aralarında Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanının da bulunduğu diğer sanıklar hakkında ise Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamanın sürdüğünü biliyoruz. Burada hemen iki temel hususu Genel Kurulun bilgilerine sunmak istiyorum.
Sayın Enerji Bakanı hakkında neden fezleke düzenlenmediğini ve dosyasının tefrik edilmediğini geldiğimiz aşamada halen anlayabilmiş değiliz. Yargılamada ne gibi işlemler yapıldı, hangi aşamaya varıldı; bunları değerlendirmek ve sizin bilgilerinize sunmak istiyorum değerli arkadaşlarım.
Bu sanıklar açısından, yani, dört milletvekili dışında kalan sanıklar açısından yargılama safahatı ne aşamadadır; yargılama aşamasında dosyaya, yargılamaya hukukdışı müdahalelerin yapıldığı yolundaki iddialar doğru mudur değil midir; çünkü, bu yolda tarafımıza birtakım bilgiler ve iddialar ulaşıyor. İşte, hem Enerji Bakanı yönünden dosyayı incelemek ve hem de davanın geldiği aşamayı bizzat değerlendirmek, gözlemlemek amacıyla, 18 Mart tarihinde, yani, yirmi gün kadar evvel, değerli arkadaşlarım, Eyüp Adliyesine gittim. Mahkeme başkanına, dosyayı inceleme ve dosyadan örnek alma talebimi ilettim. Sayın mahkeme başkanı bu talebimi yerinde görmedi; yazılı olarak da bana cevap verdi. Dosyada avukat sıfatımın bulunmadığını, ayrıca, Bilgi Edinme Yasasının ilgili maddesine göre, bu talebimin, yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek ve sanıkların adil yargılanma hakkını ihlal edecek nitelikte olduğunu gerekçe göstererek bu talebimi reddetti sayın mahkeme başkanı.
Değerli arkadaşlarım, ben, milletvekili ve karma komisyon üyesi sıfatıyla, bu dosyaları inceleme mevkiinde olan bir kişiyim; dokunulmazlığın kalkması veya erteleme kararı verilmesi anlamında değerlendirme yapacak olan bir kişiyim; bir görevim var. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için, herhalde, bu dosya kapsamını ve gelişmeleri bilmem gerekiyor. Denetim görevini yapıyorum; millet adına yapıyorum, vatandaş adına yapıyorum. Bu dosyaları milletvekili incelemeyecek de kim inceleyecek değerli arkadaşlarım! Yapmış olduğum bu talebin, Anayasanın 138 inci maddesi anlamında, yargı yetkisinin kullanılmasına müdahale teşkil edecek bir yönü de yok değerli arkadaşlarım. Ben, yargı yetkisinin kullanılması mahiyetinde bir talepte bulunmuyorum, böyle bir girişimim söz konusu değil. Yapmak istediğimin esası ve özü, milletvekilliği görevinin sorumluluğunu, denetim görevini yapmaya çalışıyorum. Bu konudaki gelişmeleri, yani, mahkemenin bu hukuka aykırı değerlendirmesini, yaklaşımını, bir soru önergesiyle Sayın Adalet Bakanına ilettiğimi de yine Genel Kurulun bilmesini istiyorum.
Hemen yeri gelmişken, şunu soruyoruz tabiî; kayıp trilyon dosyası ve benzeri dosyalarda -ben, dava dosyasından örnek aldım, fotokopi aldım- o aşamada neden bir engelleme yapılmadı da, İGDAŞ dosyası aşamasında bir engelleme sürecinin, hukuka aykırı bir sürecin başladığını görüyoruz. Bu engelleme faaliyeti, hukuka aykırı süreç nereden kaynaklanıyor; gelin, değerli arkadaşlarım, bunu biraz irdeleyelim.
Değerli arkadaşlarım, bu dosyalarda, iki temel iddia var. Bu iddialar, hemen ifade edeyim ki, gelişigüzel söylentilere veya basın haberlerine dayanmıyor değerli arkadaşlarım; bu iddialar, Hesap Uzmanları Kurulu raporlarına ve mülkiye müfettişleri raporlarına dayanıyor; 1 000 sahifeye ulaşan raporlara ve yargılama aşamasına dayanıyor. Nedir bu iddialar; birinci iddia şu değerli arkadaşlarım: İstanbul Büyükşehir Belediyesinde, 1994-2000 yılları arasında İGDAŞ bünyesinde 170 trilyona ulaşan yolsuzluğun yapıldığı iddiası. İkinci iddia ise -bu, ekonomik boyutu da aşan, daha da vahim bir iddia; nedir bu- doğalgaz vanalarında deprem anındaki kesmeyi sağlayan cihazın alımında yolsuzluk yapıldığı iddiası, yani, deprem ticareti yapıldığı iddiası değerli arkadaşlarım. Bu iş için dört ay evvel özel bir şirketin kurulduğunu, alım işi bittikten sonra bu şirketin tasfiye edildiğini ayrıca kim tespit ediyor değerli arkadaşlarım; mülkiye müfettişleri ve Hesap Uzmanları Kurulu dışında, Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanı olan Sayın Hamza Albayrak da tespit ediyor, İGDAŞ inceleme komisyonu üyesi Abdülaziz Engin'le birlikte bu yolla rapor düzenliyor değerli arkadaşımız. Tabiî, bu raporu hazırlayarak görevinin gereğini yapan Sayın Hamza Albayrak'ın, Adem Baştürk'le ilgili oylama esnasında aleyhte oy kullanmasını da, herhalde, hem siyaseten hem de etik olarak değerlendirmek gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, bu dosya sanıklarından birisinin Başbakanlık Müsteşarı Sayın Ömer Dinçer olduğunu biraz evvel ifade etmiştim. Gelinen bu aşamada, dokunulmazlık konusunda Anayasa değişikliği yapılması gereğinden artık söz etmeyeceğim değerli arkadaşlarım; çünkü, bu noktada, kişisel ve siyasî kaygılarla, dokunulmazlık konusunda anayasal düzenleme yapılmayacağı ve siyasî iktidarın bu konuda kararlı olduğu, olayların gelişiminden anlaşılmıştır. Ben, mevcut İçtüzüğün amacına uygun olarak kullanılması gereğinden söz edeceğim. Keza, soruşturma izni prosedürünün kötüye kullanılmamasından ve en nihayet, yargılama süreçlerine hukukdışı müdahalelerin yapılmaması gereğinden söz edeceğim ve bu konudaki kaygılarımı sizinle paylaşacağım.
Değerli arkadaşlarım, biraz evvel de ifade ettim, gelinen noktada şunu artık kabul etmemiz gerekiyor: Eylemli bir şekilde İçtüzük ihlali yapıyorsunuz değerli arkadaşlarım. Genel Kurul, maalesef, eylemli bir şekilde İçtüzük ihlali yapmaya ısrarla devam ediyor. Nedir bunun anlamı; anlamı şu: İçtüzüğün 131 ve müteakip maddeleri neyi düzenliyor; dosyanın önemine göre, dosyanın özelliğine göre ya dokunulmazlığı kaldırın diyor ya da dönem sonuna erteleme kararı verin diyor. İçtüzük, bütün sanıklar için erteleme kararı verin demiyor değerli arkadaşlarım; ama, 22 nci Dönemde neyi görüyoruz; bütün dosyalar yönünden tamamen kişisel ve siyasî kaygılarla dönem sonuna erteleme kararı verildiğini biliyoruz. Bunun anlamı şudur: İçtüzüğü ihlal ediyorsunuz. Bu, Anayasa ihlali kadar önemli ve ağır sorumluluk gerektiren bir ihlaldir değerli arkadaşlarım.
Bakıyoruz, soruşturma izni konusunda ne yapıyoruz; iktidar olarak bu kurumu da, bu kavramı da...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 6 Nisan 2005