Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 83. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Nisan 2005 · 1.024 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 13 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.861)); konuşma 1.024 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-04-13-gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 861 sıra sayılı tasarı hakkında... (CHP sıralarından "ses gelmiyor" sesleri)
BAŞKANBuyurun Sayın Kart...
AHMET YENİ (Samsun)Muhalefetin sesini duyalım...
ATİLLA KART (Devamla)Sesimi birazdan duyacaksınız ve inanıyorum ki üzülecek ve rahatsız olacaksınız.
AHMET YENİ (Samsun)Sizin sesinizi duymak istiyoruz, fikirlerinizi almak istiyoruz; o nedenle söyledim.
BAŞKANBuyurun, Sayın Kart.
ATİLLA KART (Devamla)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 861 sıra sayılı tasarının 9 uncu maddesi hakkında, hem Grup adına hem de şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, tasarının 9 uncu maddesi "Gelir Yönetimi Daire Başkanlığı" başlığını taşıyor; bu maddede, Başkanlığın görevleri 8 bent halinde sayılıyor. 13 üncü maddesi ise "Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı" başlığını taşıyor; bu madde de, 16 bent halinde düzenleniyor. 9 uncu maddenin (b) bendinde, Gelir Yönetimi Daire Başkanlığının, gelir kanunlarının uygulanmasını, düzenleyici işlemlerle yönlendireceği, 13 üncü maddenin (m) bendinde de, Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığının, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununa ilişkin düzenleyici işlemleri yapacağı yolunda düzenlemeler getiriliyor. Bu düzenlemeleri yapmak, sözü edilen daire başkanlıklarının görevleri arasında sayılıyor.
Değerli arkadaşlarım, teknik niteliği ağır basan bir tasarıda, bilinçli veya sehven yapılan bazı hatalı düzenlemelerin yaratacağı tahribatı, takdir edersiniz ki, gidermek çok zordur. Yapılan bu düzenleme, öncelikle ifade edelim ki, 9 ve 13 üncü maddelerde yapılan bu düzenleme, normal hiyerarşisine aykırıdır. Kanun, tüzük, yönetmelik ve sair düzenleyici işlemler kavramlarının hatalı kullanılması veyahut kötüye kullanılması, sonuçlarını da beraberinde getiren bir düzenleme söz konusudur. Bu düzenleme karşısında, anayasal yapı içinde, yürütme organının düzenleyici işlem yapma yetkisini ve sınırlarını tartışmamız ve değerlendirmemiz gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, Anayasada açık bir hüküm olmasa bile, yürütme organının düzenleme yetkisine sahip olduğu, bu yetkinin yürütme ve idare fonksiyonunun mahiyetinden doğduğu açıktır. İdarenin düzenleme yetkisi takdir yetkisinden doğmaktadır. İdarenin bütün yetkilerinin bağlı yetkiler olamayacağı, idare kavramının zorunlu takdir yetkisini de içereceği açıktır. Bu anlamda değerlendirme yapıldığında, düzenleyici işlem, idarenin takdir yetkisinin tezahüründen başka bir anlam yaratmaz.
1982 Anayasası da, yürütmenin karar, tebliğ, sirküler gibi değişik adlar altında düzenleyici işlemler yapma uygulamasını devam ettirmiştir, daha evvelki anayasalar gibi.
Yönetmelik düzenlemesi, Türk hukukunda, idarenin en geniş düzenleyici işlem türü olduğuna, Başbakanlık, bakanlıklar ve tüm kamu tüzelkişileri yönetmelik çıkarabileceklerine göre, bu değişik adlar altında yapılan düzenleyici işlemlerin de yönetmelik olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünmek ve kabul etmek gerekir.
Görüldüğü gibi, yönetmelik çıkarma yetkisi bakanlıklar ve kamu tüzelkişileriyle sınırlıdır. Daire başkanlıkları, yani, tasarının 9 ve 13 üncü maddesinde düzenlemesi yapılan daire başkanlıkları, bu anlamda yönetmelik düzenleme yetkisine sahip değildirler. Mevcut tasarının 9 ve 13 üncü maddesindeki düzenlemelerle, bu konuda net sınırlar belirtilmediği ve ölçüler getirilmediğinden, hatalı değerlendirmelerin yapılması ve kötüye kullanılması kaçınılmazdır. Nitekim, bunun örneklerini bu dönemde daha da yoğun bir şekilde görüyoruz, yaşıyoruz. Yapılan bu uygulamalarla değerli arkadaşlarım, yetki tecavüzü ve gasbı yapıldığını görüyoruz; ancak tüzükle yapılabilecek bir düzenlemenin yönetmelikle yapıldığını, yönetmeliklerle yapılması gereken bir düzenlemenin tebliğle, sirkülerle yapıldığını, genelge adı altında yapıldığını biliyoruz. Bu uygulamalar -tekrar ifade ediyorum- en hafif deyimiyle görevin kötüye kullanılması anlamına gelmektedir. Mevcut Ceza Kanununun 240 ıncı maddesi anlamında görevin kötüye kullanılması anlamına gelmektedir.
Bütün bu sebeplerle, 9 ve 13 üncü maddelere ilişkin olarak yapılan bu düzenlemelerin, Anayasanın 2, 6, 7, 8, 9, 115 ve 124 üncü maddelerine açıkça aykırı olduğunu önemle ifade ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, gelinen bu aşamada ilgili birimlerin, ilgili bakanlıkların başındaki siyasî sorumlunun, yani bakanın kamu yönetimi anlayışının ve uygulamalarının çok önem kazandığını görüyoruz. Bu aşamada, karşımıza bütün tipik unsurlarıyla -ama hangi anlamda; olumsuz anlamda- bu tasarının birinci derecede siyasî sorumlusu olan hükümet ve hükümeti temsilen Sayın Maliye Bakanı karşımıza çıkmaktadır. Sayın Maliye Bakanının kamu yönetimi anlayışı ve uygulamaları konusunda hem siyaseten ve hem de etik olarak son derece olumsuz bir örnek olduğunu üzülerek ifade ediyorum. Öncelikle, milletvekili sıfatının dışında, sade bir vatandaş olarak, Hazineyle ve bütçe kavramlarıyla böylesine çıkar çelişkisi içinde olan, Hazineyi zarara uğrattığı, hayalî ihracat ve naylonfatura yoluyla Hazineyi soyduğu yolunda -nasıl soyduğu yolunda; organize suç ilişkileri içinde soyduğu yolunda- son derece ciddî deliller ve yargılama dosyaları bulunan bir kişinin halen Maliye Bakanı olarak görevini sürdürmesini kabullenemediğimi, içime sindiremediğimi yeri gelmişken ifade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Hangi dosyalar?
ATİLLA KART (Devamla)O dosyaları anlatacağım, o dosyaları rakamlarıyla ifade edeceğim değerli arkadaşım. İnanıyorum ki, bu dosya kapsamları hakkında yeterince bilgi sahibi olduğunuz zaman, tavrınız daha farklı olacaktır. Bunun aksini düşünemiyorum, bunun aksine ihtimal veremiyorum.
Bakın, değerli arkadaşlarım...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Mercedes mi!
ATİLLA KART (Devamla)Hayır, hayır; anlatacağım.
Mercedes olayı, hem Sayın Bakanı hem Sayın Kürşad Tüzmen'i hem Sayın Başbakanı doğrudan ilgilendiren bir dosya; o dosyayı, ayrı bir gündemde, isterseniz memnuniyetle anlatırım.
Bakın, Sayın Bakanı, sorumluluğunun gereğine ve ciddiyete bir defa daha davet ediyorum. Bu anlayış ve uygulama içinde olan bir Maliye Bakanına karşı, vergi mükelleflerinin sorumluluklarını gereğince ve şevkle yerine getirip getirmeyeceğini, hepimizin gerçekçi bir şekilde değerlendirmesi gerekir.
Düşünebiliyor musunuz değerli arkadaşlarım, burada, neyi tartışıyoruz biz?
MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Hiçbir şeyi...
ATİLLA KART (Devamla)Tartıştığımız tasarının başlığı ne, değerli arkadaşım; Gelir İdaresi Başkanlığı. Bu tasarının özü nedir; bu tasarının özü, Maliye gelirlerini daha etkin bir şekilde, daha verimli bir şekilde nasıl çoğaltabiliriz, bunu tartışıyoruz. Bunun özü bu; bu tasarının esası bu, değerli arkadaşlarım; ama, o Maliye teşkilatının başında, Hazineyi, bakın, 1 milyar dolar seviyesinde, hayalî ihracat yoluyla, naylonfatura yoluyla zarara uğrattığı, organize bir şekilde soyduğu yolunda, mülkiye müfettişlerinin, Hesap Uzmanları Kurulunun ve yargılama dosyalarının bulunduğu bir Maliye Bakanı orada görev yapıyor.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Burayla ne ilgisi var? Yargılama yeri mi burası?
ATİLLA KART (Devamla)Bakın, değerli arkadaşlarım, hukukta ne vardır, biliyor musunuz...
HASAN KARA (Kilis)Mahkeme kararı olmadan bunu konuşamazsın!
ATİLLA KART (Devamla)Hukukta ne vardır, hukukta ne vardır... Bakın, ne diyorum ben...
HASAN KARA (Kilis)Böyle konuşamazsın!
ATİLLA KART (Devamla)Ben, ne diyorum değerli arkadaşlarım... (AK Parti sıralarından gürültüler)
Ben ne diyorum değerli arkadaşlarım; bir kesin hükümden söz etmiyorum. Bir kesin hükümden söz etmiyorum. Kesin hükümle...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Mercedes firmasının yetkilileri dışarıda...
ATİLLA KART (Devamla)Değerli arkadaşlarım, müsaade eder misiniz.
TUNCAY ERCENK (Antalya)Ne demek bu?! Sen çık, açıkla.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Kendisi bilir...
ATİLLA KART (Devamla)Sayın Başkanım, lütfen; göreve davet ediyorum sizi, Sayın Başkanım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 13 Nisan 2005