İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 83. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)

Osman Kaptan

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 83. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Nisan 2005 · 1.000 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Kaptan (CHP), 13 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.861)); konuşma 1.000 kelime.

Osman Kaptan (CHP, Antalya). “Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-kaptan-22-2005-04-13-gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN KAPTAN (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 7 nci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın arkadaşlarım, bu kanun tasarısı, stratejik bir tasarıdır. Nasıl ki stratejik ortaklık oluyor, bu kanun da, IMF tarafından çıkarılması istenen bir kanundur; onun için, stratejik bir kanun demek daha doğru olacaktır. IMF, daha fazla vergi toplanıp borçların ödenmesini istiyor. IMF, uzun zamandır yeni bir gelir idaresi kurulmasını istiyordu ve sonunda, yeni stand-by için bu kanunun çıkarılmasını şart koştu. Hükümet de, IMF şartları yerine gelsin diye bu tasarıyı hazırladı.

Sayın arkadaşlarım, hükümetin, gelir idaresini Maliye Bakanlığından bir nevi kopararak vergi gelirlerini artırması mümkün müdür?! Daha önce Maliye Bakanlığına bağlı olan Hazine, Maliyeden koparılınca devlet iç ve dışborçları azalmış mıdır ki, gelir idaresi Maliyeden koparılınca vergi gelirleri artsın?! Gelir idaresi, bu yapılanmayla zayıflatılmakta, sadece tahsilat yapan bir kuruluş haline dönüştürülmektedir. Düyunu Umumiye ve Reji İdareleri de emperyalist güçlerin alacaklarını güvence altına almak için kurulmuşlardı. Acaba, IMF'nin dayatmasıyla, şimdi de ikinci düyunu umumiye idaresi mi kurulmak istenmektedir?!

Sayın milletvekilleri, IMF, daha fazla vergi verecek mükellefin durumunun iyileştirilmesine hiç bakmıyor; Türkiye'de üretimin artırılmasına, reel sektörün güçlendirilmesine IMF hiç bakmıyor; IMF, tarımın çöktüğünü, esnafın battığını, vergi verecek insan kalmadığını, verenlerin de Maliye Bakanlığının, esnafa, doktora, avukata, tehditle, matrah artır baskısı altında salma yöntemiyle mükellefleri korkutarak vergi aldığını görmüyor; IMF görmüyor, hükümet görmüyor; çünkü, hükümet, zaten kendisi yapıyor ve IMF'nin dediğini yapıyor.

ALİM TUNÇ (Uşak)İyi de yapıyor.

OSMAN KAPTAN (Devamla)Evet, iyi de yapıyor sayın arkadaşım.

Sayın arkadaşlarım, hükümet için gelir demek, zam demektir. Hükümet, gelir eksik kalınca, içkiye, sigaraya, akaryakıta zam yapmayı bir marifet sayıyor. Köylünün, çiftçinin mazot alacak parası olmadığı için, traktörlerinin pas tuttuğunu hükümet görmüyor; çiftçinin ürününün tarlada kaldığını hükümet görmüyor veya görmezden geliyor.

Sayın arkadaşlarım, yapılması gereken, vergi yönetiminin çağdaş bir sisteme kavuşturulmasıdır, verginin tabana yayılmasıdır, kayıtdışının kayıt içine alınmasıdır. Bunun için de, elbette, gelir yönetiminin işlevsel bir hale getirilmesi gerekir, elbette, gelir idaresinin güçlendirilmesi gerekir; ancak, bunlardan daha önce, vergi verecek mükellefin güçlendirilmesi gerekir, üretimin artırılması gerekir, üreticinin desteklenmesi gerekir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de gelir idaresi yarım asırdır iyileştirilmek isteniyor. Günlük siyasî kararlardan bağımsız, teknik bir gelir idaresinin kurulması, öteden beri hep istenegelmiştir; ancak, getirilen tasarı iyileştirme değil kötüleştirmedir. Mevcut durum, daha da geriye götürülmektedir. Bağımsız, tarafsız, etkin bir örgütlenme modeli getirilmiyor. Var olan çokbaşlılık giderilmiyor. Şeffaf, katılımcı bir gelir idaresi oluşturulmuyor. Türk kamu yönetiminde merkezî denetim biriminin en üst idarî amire bağlı kariyer mesleği olarak örgütlenmesi ilkesine uyulmuyor. Örneğin, gelirler kontrolörleri, mevcut durumda genel müdüre bağlıyken, yeni düzenlemede daire başkanına bağlanıyor, yani, tenzili rütbeye uğratılıyor.

Gelir İdaresi Başkanlığı adı, bakanlıklarda çok sayıda olan ve genel müdür yardımcılığının altında bir unvan olan daire başkanlığı adıyla eşdeğerde görülüp anlaşmazlığa yol açabilecektir. Gelir İdaresi Başkanlığı, madem doğrudan bakana bağlanıyor, o zaman adına niye müsteşarlık denmiyor?

Sayın milletvekilleri, bu tasarı, çalışan personel üzerinde olumlu bir heyecan yaratmamıştır. Çalışan personelde mutsuzluğa, umutsuzluğa, moralsizliğe, belirsizliğe, endişeye ve tepkiye yol açmıştır. Memurlar, şefler, müdür yardımcıları, gelirler kontrolörleri, kısaca, tüm personel bu tasarıyı tepkiyle karşılamaktadır. Konuyla ilgili dernekler ve sendikaların da bu tasarıya tepkileri artarak devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu kanunun 7 nci maddesi "Koordinasyon Kurulu" adını taşıyor. Gelir İdaresi Başkanı, yılda bir defa yardımcılarını, daire başkanlarını, birinci hukuk müşavirini, Ankara, İstanbul, İzmir Vergi Dairesi Başkanlarını toplayarak, yani, başkan, kendi personelini toplayarak koordinasyon kurulunu kuruyor. Sayın arkadaşlarım, bu görevliler, zaten, Gelir İdaresi Başkanına bağlı. Evet, Gelir İdaresi Başkanına bağlı bu görevlileri kendisi yönetiyor, kendisi yönetim süreç ve eylemlerinden sorumlu. Öyleyse bu maddeye niye gerek var?!

Gelir İdaresi Başkanlığı dışındaki, Devlet Planlama Teşkilâtı, Devlet İstatistik Enstitüsü gibi birimlerle, sivil toplum örgütleriyle eşgüdümü sağlamak istese böyle bir koordinasyonun sağlanmasına ihtiyaç vardır diyebiliriz. Örneğin; helva yapmak için, bir genel müdürlükte un vardır, bir başka genel müdürlükte şeker vardır, bir başkasında yağ vardır, bunları birleştirmek istersin; helva yapmak istersin; o zaman da koordinasyon kurulu kurarsın. Türk kamu yönetiminde koordinasyon kurulu diye, kendi bakanlığının, kendi birimlerine, kendi genel müdürlüğüne, kendi daire başkanına bağlı personelin toplanarak koordinasyon yapıldığı herhangi bir yasada yer almamaktadır; ilk örnek bu olacaktır. Zaten kendi başkanlığında olan kendisine bağlı personelin kanunla toplanmasına gerek yoktur. Bu nedenle, maddenin kanundan çıkarılmasında yarar olacağı kanısındayım.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; ülkemizde dolaylı vergilerin oranı Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasının 2 katıdır. Avrupa Birliği ülkelerinde dolaylı vergilerin oranı yüzde 35 dolaylarındadır; bizde ise, 2003'te yüzde 67, 2004'te yüzde 69, bu yılın sonunda da dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 72,8'e ulaşacaktır. Bu oranın, Avrupa ülkelerindeki yüzde 35 düzeyine indirilmesi gerekir. Çünkü, dolaylı vergi payının yüksekliği yoksullaşmayı daha da yaygınlaştırmaktadır. Dolaylı vergiler, insanlarımızın ödeme gücüne göre değil, kazanca göre değil tüketimine göre gelir kesimindeki yurttaşlarımızdan aynı oranda alındığından, tüketimindeki oranlara göre alındığından adaletsizliği körüklemektedir. Yeşilkartlıdan da aynı KDV alınmakta holding sahibinden de aynı KDV alınmakta, holding sahibinden de aynı KDV alınmaktadır. Ayrıca, KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin yüksekliği, sabit gelirli insanlarımızı ezmektedir. Sizler, KDV ve ÖTV'yi indireceğinize söz vermiştiniz.

AHMET YENİ (Samsun)ÖTV oranı inmiştir.

OSMAN KAPTAN (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükümet ve bakanlar, haksızlığı, hukuksuzluğu, eşitsizliği görmüyorlar; çiftçiyi, köylüyü görmüyorlar; esnafı, memuru, emekliyi görmüyorlar. Hükümet, işçileri, işsizleri görmüyor. Bu kesimleri, hükümet, gözden çıkarmıştır; ancak, bu dargelirli kesimler de hükümeti gözden çıkarmıştır. İnanmazsanız, halkın arasına çıkın da bir görün tepkiyi.

ALİM TUNÇ (Uşak)Her gün halkın içindeyiz!..

OSMAN KAPTAN (Devamla)Uzağa gitmeye gerek yok sayın arkadaşım; Ankara'nın ilçelerine şöyle gidin de bir görün. Polatlı köylüsünün, kurusoğanının tarlada kaldığını, buğdayının geçen yılki fiyatının altında satıldığını bir görün. Vatandaş, Nallıhan'da, Toprak Mahsulleri Ofisinin kaldırılmasını istemiyor; Çayırhan'da Ziraat Bankası şubesinin kaldırılmasını istemiyor. Vatandaş, Tarım Bakanının "pamuğu üretmemize gerek yok, pamuğu dışarıdan alırız" demesini istemiyor. Vatandaş, AKP Grubunda, tarımda kullanılan elektriğin fiyatının indirilmesini isteyen bir milletvekiline, Sayın Başbakanın "devlet hayır kurumu değil; bedava mı verelim; Allah'tan korkun" demesini istemiyor. Vatandaş, vergi kaçakçılığından yargılanan, hakkında hayalî ihracat raporu bulunan bir kişinin, vergi kaçakçılığını ve hayalî ihracatı önlemek zorunda olan bir bakanlığın başında bakan olarak kalmasını hiç mi hiç istememektedir.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar; AK Parti sıralarından gürültüler)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 13 Nisan 2005

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook