24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 89. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Nisan 2005 · 822 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 26 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.03.2005 TARİHLİ VE 5321 SAYILI EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS:873)); konuşma 822 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-04-26-24-03-2005-tarihli-ve-5321-sayili-emniyet-teskilati-kanununda-degisikl-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4 üncü madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini beyan etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, maddeyle ilgili değerlendirmeme geçmeden evvel, iktidara mensup bazı konuşmacıların yanlış sunuşlarına dikkatinizi çekmek istiyorum. Yanlış bilgilendirme yapılıyor; o sebeple, bu konuya açıklık getirmek istiyorum.
Bakın, 4652 sayılı Polis Yükseköğretim Kanunu, polis mesleğine alınacakların öğrenci kaynağını düzenleyen kanun. Burada 10 uncu maddede ne diyor: Polis meslek yüksekokullarına alınacak kişilerin genel lise, erkek tekniköğretim, kız tekniköğretim, ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları arasından yapılacak sınavla alınacağını düzenliyor. Öyle bir sunuş yapılıyor ki değerli arkadaşlarım tarafından, sözcüler tarafından; sanki sadece imam-hatip mezunları için bir kısıtlama getiriliyor gibi bir sunuş yapılıyor.
Ama, değerli arkadaşlarım, öyle değil. Bakın, bu, Anayasa Mahkemesine de konu oluyor; kanun metninden de gayet açık bir şekilde anlaşılıyor ki, imam-hatip mezunları dışında, fen lisesi mezunları, anadolu lisesi mezunları da bu okullara giremiyor. O zaman, bu sunuşunuz yanlış, bu sunuşunuz kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir sunuş, değerli arkadaşlarım!
Artık, gelinen aşamada, bazı kavramlara dayalı olarak, bazı kurumlara dayalı olarak politika yapma alışkanlığından, lütfen, vazgeçelim, bunlara, tenezzül etmeyelim artık.
Değerli arkadaşlarım, bu değerlendirmemi yaptıktan sonra, tasarıyla ilgili genel değerlendirmemi sürdürmek istiyorum. Getirilen bu tasarı -1 inci maddeyle ilgili değerlendirmede de ifade ettim- kıdem ve liyakati esas almayan, objektif esasları gözardı eden bir anlayışla hazırlanıyor. Getirilen tasarı, polis kaynağı ve eğitim düzeyi bakımlarından, örgütte ayırımcılığı artıran bir özelliğe sahip. Bütünleştirici, kaynaştırıcı ve dayanışma duygusunu artıran özelliklere sahip olması gerekirken, bütün bu özelliklerden uzak olan bir tasarıyla karşı karşıyayız.
Burada, yine, iktidara mensup bir arkadaşımızın değerlendirmesi oldu, "polis eğitiminde maliyeti düşürmek" gibi bir kavramdan söz etti Sayın Şükrü Önder. Böyle bir değerlendirmeyle, değerli arkadaşlarım, etkinliği, verimi sağlayamazsınız. Talihsiz bir değerlendirme olduğunu, hemen ifade etmek istiyorum.
Aslında, bu tasarının amacına ulaşmasının önündeki en büyük engel, kabul etmek gerekir ki, şu, değerli arkadaşlarım: Bizatihi Bakanlığın, haksız ve hukuka aykırı olan uygulamalarıdır. Bunları biraz somut örneklerle de açıklamak istiyorum. Yine, daha evvelki konuşmalarımda anlattım; ama, yeri geldiği için bir defa daha anlatacağım; çünkü, Sayın Bakan, bu konuda hiçbir zaman, hiçbir aşamada yazılı soru önergelerimize de tatminkâr bir cevap vermediler.
Bakın, değerli arkadaşlarım, elimde bir liste var. Bu liste, ikinci sınıf emniyet müdürlerinin terfi listesi. Bakın, biliyorsunuz, bu terfiler, kıdem ve liyakat esaslarına göre yapılıyor. Terfi listesinin 1 inci sırasına bakıyoruz, kıdem listesinin 294 üncü sırasındaki kişiyi terfi listesinin 1 inci sırasına getirmişiz; terfi listesinin 2 nci sırasına kıdem listesinin 175 inci sırasındaki kişiyi getiriyoruz; 3 üncü sırasına 220 nci sıradaki kişiyi getiriyoruz.
Bakın, değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan hemen şu açıklamayı yapıyor: "Efendim, o kıdem listesinin dışında bir de liyakat listesi var." Değerli arkadaşlarım, hepinizi insafa davet ediyorum; bu nasıl bir liyakattir ki, kıdem listesinin 294 üncü sırasındaki kişiyi terfi listesinin 1 inci sırasına getiriyorsunuz?! Bu, böylece devam edip gidiyor. 81 kişi içinde, yani, birinci sınıf emniyet müdürü olan 81 kişi içinde 72-73 kişinin tamamı, kıdem listesinin 150 nci sırasından sonra!
Bu nedir değerli arkadaşlarım; bu, bu kurumun, Emniyetin arşivini yok etmektir, bu kurumun istihbaratını yok etmektir, bu kurumun sürekliliğini yok etmektir. Orada, doğaldır ki, ne olacak; İstanbul'daki terör olaylarında veya daha başka önemli olaylarda bir kopukluk doğacak, bir istihbarat zafiyeti doğacak. Anlatmaya çalıştığımız bu, değerli arkadaşlarım. Bunun anlamı şu: Bunun anlamı, o kurumun içini boşaltmaktır. Bunun anlamı, o kurumun teknik işlevini kaybetmesidir, değerli arkadaşlarım. Bunun başka bir açıklaması olamaz.
Şimdi, tekrar ifade edeyim. Bu nasıl bir liyakat ölçüsüdür ki, 294 üncü, 275 inci sıradaki insanları 1 inci sıraya alıp getiriyorsunuz. Demek ki, sizin liyakat ölçünüzde objektif ölçüler yok. Sizin liyakat ölçünüzde kişisel ilişkiler var, sübjektif ilişkiler var veya daha başka faktörler var. Ben, daha başka faktörleri çok fazla dillendirmek istemiyorum; çünkü, bunu da birilerinin istismar ettiğini çok iyi biliyorum; ama, o kavramı kullanmadan en hafif deyimiyle ifade ediyorum ki, bu sübjektif ölçüleri kural haline getirdiğiniz içindir ki, bunları genel bir uygulama haline getirdiğiniz içindir ki, orada Emniyet birimlerinin, Emniyet kurumunun içini boşaltıyorsunuz Sayın Bakan. Bu kuruma, bu haksız, keyfî ve hukuka aykırı uygulamalarla en büyük kötülüğü yapıyorsunuz. Bu sebepledir ki, 10 000 polis memuru değil 35 000 polis memurunu bir defada alsanız da suç ve suçluyla mücadelede etkinliği ve verimi sağlayamazsanız, değerli arkadaşlarım. Artık bunu görmemiz gerekiyor; bunu sağduyuyla değerlendirmemiz gerekiyor ve Türkiye Cumhuriyetinin kaynaklarını daha fazla da heba etmememiz gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, bütün bu açıkladığım gerekçelerle bu tasarının amacına ulaşmayacağını, ulaşmasının mümkün olmadığını; bu tasarının amaca ulaşması isteniyorsa, kıdem ve liyakat esaslarına uygun, objektif ve teknik esaslara uygun bir değerlendirme yapılması gerektiğini, terfi sisteminin buna göre yapılması gerektiğini bir defa daha önemle ifade ediyorum. Bunu yapmadığınız takdirde, siz, üç ay sonra, altı ay sonra yine bu noktada benzer tasarıları getireceksiniz; ama, bunun anlamı kamu kaynaklarını heba etmekten başka bir anlama gelmeyeceği gibi, mevcut emniyet yapısını daha da işlemez hale getiren, o hiyerarşik yapıyı daha da bozan daha da kaosa sürükleyen sonuçlar yaratacaktır. Bu kaçınılmazdır değerli arkadaşlarım.
Bu değerlendirmelerle bu tasarıya elbette karşı çıktığımızı, olumsuz oy vereceğimizi bir defa daha ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 26 Nisan 2005