Grup önerisi hk.
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 94. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Mayıs 2005 · 1.019 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 4 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 1.019 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-05-04-grup-onerisi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ATİLLA KART (Konya)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Danışma Kuruluna sunulan ve reddedilen Cumhuriyet Halk Partisi Grup gündem önerisi üzerinde, lehte konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Meclis gündemine bugün getirdiğimiz dosya, kamuoyunda "kayıp trilyon dosyası" olarak bilinen dosya. Bu dosyada, 79 kişi yargılanmış, aralarında Sayın Necmettin Erbakan'ın da bulunduğu 70 kişi hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş; aralarında Sayın Dışişleri Bakanının bulunduğu 5 milletvekili hakkında ise, yasama dokunulmazlığı sebebiyle tefrik kararı verilerek yargılama durdurulmuştur. 70 sanığın mahkûmiyetine ilişkin karar, Yargıtay tarafından onanmıştır; bu cezaların büyük bölümü infaz edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, bu kişiler, suç tarihi itibariyle Refah Partisi yönetiminde görevli olan kişilerdir, il yönetimlerinde görev yapan kişilerdir. Bu kişilerin önemli bir bölümü ise, halen Adalet ve Kalkınma Partisi kadrolarında görev yapmaktadır.
Sayın milletvekilleri, dokunulmazlığın Anayasadaki amacı dışında kullanılması, Meclis İçtüzüğünün eylemli olarak ihlal edilmesi, kamuoyuna verilen sözlerin tutulmaması, milletvekili saygınlığının ihlal edilmesi boyutları dışında, bu konuşmamda, bu dosyayla birlikte 5 dosyada doğmuş olan kamu ve hazine zararının boyutlarını Genel Kurula ve kamuoyunun bilgilerine sunmak istiyorum.
Başka bir ifadeyle, dokunulmazlık konusunda mevcut hükümler uygulanmadığı zaman nasıl sonuçlar doğuyor; bunu anlatmak istiyorum; hazine ve kamu nasıl zarara uğruyor; bunu anlatmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bakın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kaynaklı 3 olay ve Sayın Maliye Bakanının dosyasından söz edeceğim.
Değerli arkadaşlarım, İstanbul Milletvekili ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Sekreteri Sayın İdris Naim Şahin'in sanık sıfatıyla yargılandığı reklam panoları dosyasında, hazinenin uğratıldığı zarar, 2002 yılı itibariyle, 146 trilyon civarında; yani, 100 000 000 dolara yakın bir kamu zararı söz konusu.
İkinci dosya, şu anda Mecliste görev yapmakta olan 4 milletvekilinin de sanıkları arasında bulunduğu, ayrıca, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ile Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in de aralarında bulunduğu ve toplam 159 sanığın yargılandığı dosya; İGDAŞ dosyası.
Değerli arkadaşlarım, bu dosyadaki raporlara göre, 2002 yılı nisan ayı itibariyle hazinenin uğradığı zarar 170 trilyon civarında. Yine bu dosyadaki bilgilere göre, kötü yönetimden dolayı kamunun uğradığı zarar ise, 29 trilyon civarında. Yani, yaklaşık rakamlarla, 140 000 000 dolar civarında bir zarar söz konusu.
BELBİM dosyası olarak bilinen dosyada ise, Büyükşehir Belediyesinin uğradığı zarar 321 milyar civarında. Bu dosyada da, diğer sanıkların yanında, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Amasya Milletvekili Akif Gülle'nin yargılanmakta olduğunu biliyoruz.
Sayın Maliye Bakanının, Al-Baraka Türk özel finans kurumundaki sahtecilik, hayalî ihracat, naylon fatura eylemlerine ilişkin olayda ise, 150 000 000 dolar tutarında bir sahteciliğin olduğu, birbirini doğrulayan hesap uzmanları ve gümrük müfettişleri raporlarıyla açıklık kazanmıştır, o dosyada da ciddî iddialar ve deliller vardır.
En nihayet, işbu kayıp trilyon dosyasında ise, hazine zararı, 1997 yılı itibariyle, 10 000 000 Alman Markı ve 943 390 ABD Doları seviyesindedir.
Değerli arkadaşlarım, yukarıda sözünü ettiğim toplam 5 dosyadaki kamu ve hazine zararı, çok basit bir hesapla söylüyorum, 400 000 000 dolar seviyesindedir; bu 5 dosyadaki kamu zararı ve hazine zararı tutarı 400 000 000 dolar civarındadır.
FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş)İddia, değil mi efendim?
ATİLLA KART (Devamla)Elbette, tabiî, iddia. Yargılama aşamasına varan, raporlara bağlanan bulgulardan ve delillerden söz ediyorum; ciddî delillerden ve belgelerden söz ediyorum. Bu arkadaşlarım suçludur demiyorum; ama, bu arkadaşlarımın yargılanması gerekiyor değerli arkadaşlarım; bunları anlatmaya çalışıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bakın, bu dosyaların bir bölümünde sanıklar beraat etmiş olsalar bile, bu durum, zarara yol açanların hukukî tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ortada, doğmuş olan bir zarar vardır; bu bir vakıadır. Bu durum yasal raporlara bağlanmıştır, bu raporların aksi de ispat edilememiştir. Bu durumda, ciddî ve sorumlu bir kamu idaresi, zarara yol açanlar aleyhine, her halde ve mutlaka, yargı yoluna başvurmalıdır.
Tarafımızdan yapılan duyurulara rağmen, İçişleri Bakanlığı, üstüne düşen görevi yapmaktan kaçınmıştır. Soru önergesiyle bu konuyu takip etmemize rağmen, İçişleri Bakanı görevini yapmaktan kaçınmıştır. Sayın Maliye Bakanı ise, olayın doğrudan muhatabı ve faili konumunda olduğundan, bu zararın tahsili sürecini gereğince işletmemektedir.
Değerli arkadaşlarım, anlatmak istediğimiz olay işte budur. Olayda taraf durumunda olan, sorumlu durumunda olan bürokrat ve siyasîleri görev başında tutmak istediğiniz zaman, orada sistemin çökmesi ve teknik işlevini kaybetmesi kaçınılmazdır.
Değerli arkadaşlarım, bakın, yirmi gün kadar evvel, bir grup halinde, Polatlı İlçesi Uzunbeyli Köyünü ziyaret ettik. Ben, size, o köyden, Uzunbeyli Köyünden Vecdi Doğan'ın ifadesini aktarmak istiyorum. Ne diyor Vecdi Doğan biliyor musunuz; "Başbakan, kendince, sistemden öç alıyor" diyor.
FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş)Kim demiş?..
ATİLLA KART (Devamla)Tekrar ifade ediyorum: Köylü vatandaşımız diyor ki "Sayın Başbakan, kendince, sistemden öç alıyor." Sade köylünün ve vatandaşın olağanüstü sezgisi ve sağduyusuyla yapmış olduğu bu tespite, ben şu ilaveyi yapıyorum: Sayın Başbakan ve dar bir siyasî kadro, aynı zamanda, sistemin işlemez hale gelmesine, bilinçli veya bilinçsiz olarak yol açıyorlar. Böyle bir sürecin sonunda ise, çökecek olan bu çatının altında hepimiz ve herkes kalır. Bunu, artık, görmemiz ve değerlendirmemiz gerekiyor.
Bakın, değerli arkadaşlarım, ortada bir olaylar zincirinden söz ediyorum, biraz evvel sözünü ettiğim 5 dosyadan söz ediyorum. Hadi, bu olayın cezaî boyutunu, kendinizce birtakım gerekçelerle işletmiyorsunuz; ama, hiç olmazsa, gelin, olayın hukukî boyutunu işletin. Ortada, devletin, kamunun devamlılığı, sürekliliği diye bir kavram var. Bu kavramı yok ediyorsunuz. Buna hiçbir şekilde hakkınız yok değerli arkadaşlarım.
Hukukî sorumluluğun unsurlarıyla cezaî sorumluluğun unsurlarının farklı olduğunu biraz evvel ifade etmiştim. Bunu, tekrar, ayrıntılarıyla anlatmak istemiyorum.
Bakın, değerli arkadaşlarım, ben, buradan, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının saygıdeğer bürokratlarını uyarıyor ve görevlerini yapmaya davet ediyorum. Bu zararın; yani, 5 dosyada oluşan 400 000 000 dolar civarındaki zararın takip ve tahsili gerekmektedir. Sayın Bakanların, İçişleri ve Maliye Bakanının, bunun aksine sizlere verecekleri talimatlar, Anayasanın 137 nci maddesi anlamında, kanunsuz emir niteliğindedir.
Bu sebeple, konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez. Yerine getiren kimse; yani, o bürokratlar sorumluluktan kurtulmaz değerli arkadaşlarım.
İşte, bu gerekçelerle, bürokratları görevlerini yapmaya davet ediyorum hukuk davaları sürecini başlatmaya davet ediyorum. İçişleri Bakanı ve Maliye Bakanı sizi engellese de, size aksine talimat da verse, kamu görevlisi olarak, bürokrat olarak bu kanunsuz emri dinlememeye davet ediyorum. Bürokratlara bu uyarıyı buradan yapıyorum. Siyasî kadroyu da, bu noktada, sorumluluk üstlenmeye, yasal ve anayasal sınırlar içinde görev yapmaya davet ediyorum. Bürokratları ve kamu görevlilerini hukuk ile siyaset arasında tercih yapmak zorunda bırakmayın, böylesine açmaza sürüklemeyin. Bürokratlar hukuku uygulamak zorundadır. Bu sebeple, gelin artık bu aşamada bürokrasiyi işlemez hale getirmekten vazgeçin, bu tahribata son verin.
İnanıyorum ki, Genel Kurul bu açıklamalarımı, bu değerlendirmelerimi sağduyu içinde, sorumluluk içinde değerlendirecektir.
Bu düşüncelerle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 4 Mayıs 2005