İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 43. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması

Atilla Kart

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 43. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Aralık 2005 · 1.076 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Kart (CHP), 26 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.076 kelime.

Atilla Kart (CHP, Konya). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-12-26-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının 23 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve kişisel görüşlerimi beyan etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz 23 üncü madde, tasarının üçüncü kısmında yer alıyor; kamu personeline ilişkin hükümleri düzenleyen üçüncü kısımda yer alıyor. Yine, 23 üncü maddede de kadroların kullanımına ilişkin hususları düzenliyor. Bu kullanıma ilişkin hükümleri uygulayacak siyasî kadronun, yani, Sayın Başbakanın, Sayın Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, Sayın Maliye Bakanının ve bu arada, Sayın Kürşad Tüzmen'in, bugüne kadarki uygulamalarını, bu maddeyle sınırlı olmak üzere değerlendirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, değerlendirmelerime, Sayın Mehmet Ali Şahin'le başlıyorum. Kamu personeli yönetiminde etkili konumda bulunan Sayın Bakanın, bu yetkisini, kamu yararına uygun olmayacak bir şekilde, büyük ölçüde, vasıfsız ve partizanca kadrolaşma amacıyla kullandığını görüyoruz. Açıktan atama ve naklen atamalardaki partizanca uygulamaları bir tarafa bırakıyorum. Vekâleten uygulamalarda, son derece çarpıcı ve dramatik bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu, somut olarak anlatacağım değerli arkadaşlarım.

Bakın, 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 86 ncı ve 87 nci maddeleri, vekâleten görev yapma ile ikinci görev yasağına ilişkin hükümleri düzenliyor. Bilindiği gibi, hem doktrine ve hem de yargı kararlarına göre, vekâleten görevlendirmelerin geçici ve istisnaî olarak uygulanması gerekir. Bu görevlendirmelerin geçici olduğu, işlemle birlikte sürenin de belli edilmesi gerektiği, yine, bu sürenin makul bir süre olması gerektiği, yargı kararlarında hep ifade edilmektedir. Makul süre ise, görevin niteliğine göre, üç veya dört ay civarındaki bir süredir. Hal böyle olmasına rağmen, 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde, vekâleten görevlendirme uygulamasının, partizanca kadrolaşma amacıyla kullanılır hale geldiğini ve süreklilik kazandığını görüyoruz. Böyle bir uygulama, hukuka açıkça aykırı olduğu gibi, beraberinde, yargı kararlarının uygulanmaması sonucunu da yaratmaktadır.

Sayın Bakan, önergelerimize verdiği cevaplarında, vekil olarak görev yapanların da asillerin şartlarını taşıdıkları, bu sebeple, hukuka aykırı bir durumun olmadığı, bu çerçevede, atanma kararları Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmeyen bürokrat sayısının 86, görevlerini vekâleten yürüten bürokrat sayısının ise 97 olduğu yolunda cevaplar vermekte ise de, yine, üzülerek ifade ediyoruz, Sayın Bakan, kamuoyunu, bilerek, gerçeğe aykırı beyanda bulunmakta kamuoyuna karşı ve yanlış bilgilendirme yapmaktadır değerli arkadaşlarım. Önerge cevaplarında sunduğu resmî kayıtlar Sayın Bakanı yalanlıyor.

Bakın, Sayın Bakanın Temmuz 2005 tarihli önerge cevabına dayanarak söylüyorum değerli arkadaşlarım. Bu cevaptan şunu anlıyoruz: Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın dışındaki bütün bakanların ve bağlı birimlerin, 325 civarında müsteşar yardımcılıkları, daire başkanlıkları, genel müdürlükler, teftiş kurulu başkanlıkları görevlerini vekâleten sürdürdüklerini görüyoruz. Başka bir ifadeyle, Sayın Bakan, kendisinin imzaladığı resmî kayıtlara aykırı beyanda bulunmak pahasına, gerçeğe aykırı beyanda bulunuyor. Yani, açık bir şekilde bunu görüyoruz. 325 civarındaki bir görevlendirme var. Siz, bunu, 86 veya 97 rakamıyla geçiştirmeye çalışıyorsunuz.

Hemen, yeri gelmişken ifade ediyorum: Vekâleten görevlendirme konularında yasa ve Anayasaya uygun davranan, özen gösteren, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın'a huzurunuzda teşekkür etmeyi bir görev biliyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanın da ifade ettiği gibi, vekâleten görevlendirmenin süresiz olması söz konusu olamaz. Böyle bir mantığın, pratik anlamı ve sonucu, Cumhurbaşkanlığı makamını fiilen by-pass etmektir değerli arkadaşlarım. Aslında, bu mantığa göre ve yaklaşıma göre, Sayın Bakanın gerekçelerine göre, bu kararnamelerin Cumhurbaşkanlığı makamına gönderilmesi de gerekmez. Böyle bir uygulamanın ise hukukta yerinin olamayacağı açıktır.

Bakın, değerli arkadaşlarım, böyle bir uygulama nasıl sonuçlara yol açıyor: Bakın, böyle bir uygulama tahribat yaratıyor, kamu yönetiminde tahribat yaratıyor. Gümrüklerdeki çürümeyi, en üst düzeye çıkmış olan çürümeyi başka türlü izah edemezsiniz. Bir gümrük kapısında, sadece bir gümrük kapısında sayıları 100'ü bulan kamu görevlilerine yönelik son derece ciddî iddialar söz konusu değerli arkadaşlarım. Sayın Tüzmen'in "çürük elmaları ayıklıyoruz" dediğine bakmayın; o çürük kadrolaşmayı yapan Sayın Tüzmen. Üç yılı aşan bir süreden bu yana gümrüklerde görev yaptığını biliyoruz Sayın Tüzmen'in. Bunları, defalarca, zemini geldiğinde soru önergeleriyle uyardık, anlattık. Öylesine çürük bir yapılaşma söz konusu ki değerli arkadaşlarım, Sayın Tüzmen'in, kaçakçılık mevzuatına göre ihbarda bulunan kişinin kimliğini gizli tutması gerekirken, önerge cevaplarında o kişinin kimliğini açıkladığını görüyoruz. Bunların resmî önerge cevaplarını biliyoruz, elimizde mevcut.

Edirne'deki olayın özü şu, değerli arkadaşlarım: Bu çürümüşlüğe ve siyasî müdahalelere rağmen, meslek onuruna sahip bazı kamu görevlileri sorumluluk duygusuyla o çürümüşlüğü, o tahribatı en aza indirmeye çalışıyorlar.

Bakın, değerli arkadaşlarım, kamu yönetiminde yaratılan kaos ve tahribat sebebiyledir ki, sporun çoğu branşında uluslararası alanda men cezalarıyla karşı karşıya kalıyoruz; hiçbir dönemde karşılaşmadığımız bir tablo bu. Kurumların içinin boşaltılması ve işlevini kaybetmesi derken, bunları kastediyoruz değerli arkadaşlarım; bunlar, dayanağı olan iddialar, bunları bilmenizi istiyorum.

Bakın, Türkiye'de, bu süreç, maalesef, yaşanıyor değerli arkadaşlarım. Sayın Mehmet Ali Şahin'i, gelinen aşamada, kamu personeli yönetimini daha fazla tahrip etmemesi noktasında uyarmak gereğini duyuyorum; kamu yönetiminin çivisiyle daha fazla oynamayınız, daha fazla tahribat yapmayınız.

Burada, Maliye Bakanlığı ve Gümrük Müsteşarlığındaki o vekâleten görevlendirmeleri uzun uzadıya anlatmak istemiyorum. Bakın, Gümrük Müsteşarlığı bünyesinde değerli arkadaşlarım, Müsteşar dahil olmak üzere, 30 civarındaki gümrük ve muhafaza müdürünün hepsi vekâleten görev yapıyor değerli arkadaşlarım. Böyle bir yapılanmada otorite boşluğunun doğması kaçınılmazdır; böyle bir yapılanmada nitelik kaybının doğması kaçınılmazdır; böyle bir yapılanmada verimliliğin sağlanması mümkün değildir; bunları anlatmaya çalışıyoruz değerli arkadaşlarım.

Devam ediyoruz, bakın değerli arkadaşlarım…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Mehmet Moğultay zamanında ne olmuş; bir de ondan bahseder misin?

ATİLLA KART (Devamla)Değerli arkadaşlarım, şu anda 2006 yılı bütçesini tartışıyoruz. O dediğiniz konuları da yeri geldiği zaman tartışırız.

Bakın, tabiî, bunların devamında, Sayın Maliye Bakanı ve Sayın Başbakana yönelik olarak da, özel bir paragraf açmak gerekiyor. Aslında, bu ikilinin yanına, yani, Sayın Başbakan ve Sayın Maliye Bakanının yanına, Sayın Enerji Bakanı ve Ulaştırma Bakanını da katmamız gerekiyor; çünkü, bu Bakanlıklar, Hazine zararına yol açmak konusunda, maalesef, daha özel bir konuma sahipler değerli arkadaşlarım. Bakın, şunu görmemiz gerekiyor: Bütçe verimliliği ve denetiminin sağlanabilmesinin temel şartı, icraatlarda tutarlı ve inandırıcı olmanın yanında, topluma ve kamu birimlerine güven vermekten geçer. Bu noktada, Sayın Başbakan ve bütçeyi uygulamak mevkiinde olan Sayın Maliye Bakanının, bu güveni yaratamadıklarını, bu konuda ciddî zaafları bulunduğunu, üzülerek gözlemliyoruz. Sayın Maliye Bakanı, bazen, arada, doğruları da söylüyor; ancak, öylesine tutarsız ve gayri ciddî davranıyor ki değerli arkadaşlarım, arada söylediği doğrular da etkisini kaybediyor, inandırıcılığını kaybediyor. Böylesine dramatik ve tehlikeli bir süreçle karşı karşıyayız.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Güven yok da faizler niye düştü?

ATİLLA KART (Devamla)Bakın değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanla ilgili, 150 000 000 dolarlık dosyayı tekrar anlatmayacağım; bu, artık kamuoyuna mal oldu. 150 000 000 dolarlık sahte belge düzenlenmesi organizasyonunu tekrar anlatmayacağım; ama, bu dosyalarla ilgili, karma komisyona intikal eden iki dosyanın da -üçüncü dosya da yolda biliyorsunuz- her nedense, her nasılsa, idarî ve adlî aşamalarda bir yıl kaybolduğunu görüyoruz değerli arkadaşlarım. Böyle tesadüfler de, her nedense, hep, Sayın Maliye Bakanına denk geliyor.

Bakın değerli arkadaşlarım, Sayın Maliye Bakanının TÜPRAŞ, Galataport, Kuşadası olaylarındaki suçüstü halini size bir belgeyle anlatmak istiyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

174 konuşma daha · 26 Aralık 2005

174 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook