Kat mülkiyeti kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı ve adalet komisyonu raporu (s. sayısı: 35)
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 19. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Kasım 2007 · 933 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 13 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAT MÜLKİYETİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (S. SAYISI: 35)); konuşma 933 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Kat mülkiyeti kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı ve adalet komisyonu raporu (s. sayısı: 35)”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 13 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-23-2007-11-13-kat-mulkiyeti-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasarisi-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3’üncü madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, polemik yaratmak amacıyla konuşmuyorum, somut olaylar ve süreçten söz ediyorum. Bu vahim örneklerin münferit olmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Olayların ve sürecin daha gerçekçi olarak değerlendirilmesi ve gözlemlenmesi için somut öneriler ve olaylardan söz ediyorum. Benzeri faciaları ve sonuçları yaratması kaçınılmaz olan usulsüzlük ve yolsuzlukları, bu süreçteki kurumsallaşmayı görmemiz gereğinden söz ediyorum. Takdir olunur ki, böyle bir değerlendirmeden sonra, demagoji yapılmadan bu somut eleştirilerimize cevap verilmesi gereğini önemle ifade ediyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kamu yönetimindeki vasıfsız ve liyakat dışı kadrolaşmanın yarattığı tıkanmalar, yolsuzluklar, ölümler ve vahim sonuçlarla karşı karşıyayız.
Soruyorum size değerli arkadaşlarım: Küçük Dilaralar rögar kapaklarında tesadüfen mi öldü, mühendis Gülserenler vinç altında tesadüfen mi kaldı ve öldü? Eğer siz iş güvenliği önlemlerini almıyorsanız ve denetimleri yapmıyorsanız, bu kazaların tesadüf olarak ve takdiriilahi olarak değerlendirilmesi söz konusu olamaz. Siz, yerel yönetim olarak, belediye ihalelerinde iş güvenliğini önemsemiyor, ihaleleri yandaş-siyaset-cemaat ilişkileri içinde yaptırıyorsanız, işi alanlar hiçbir güvence almadan bu işleri taşeronlara havale ediyorsa ve nihayet, yoğun işsizlik sebebiyle, insanlarımız, çaresiz bir şekilde, her türlü olumsuz şartlara rağmen çalışmayı kabulleniyorlarsa, bu faciaların doğması kaçınılmazdır. Bu sebeple, kendi getirdiğiniz kadroyu görevden alıp, aynı kadro için aynı nitelikte birilerini göreve getirip, bunu “yeni bir dönemin başlangıcı” olarak sunmak, toplumu kandırmaktan başka bir anlama gelmez.
Değerli arkadaşlarım, sorun, İSKİ genel müdürlerinin görevden alınmasıyla çözümlenebilecek olan bir sorun değil. Sorun, Sayın Başbakanın “Bu işi halledin, sorumlusunu bulun, bir daha böyle bir şey olmasın.” diye ferman buyurmasıyla çözümlenebilecek olan bir sorun değil. Cemaat ve siyaset ilişkilerinin istismar edilmesi suretiyle vasıfsız kadrolaşmanın yol açtığı tahribatlardan söz ediyorum. Bu yapılanma sebebiyledir ki kamu hizmeti verimliliği kaybolmakta, kamu kaynakları bir yerlere haksız olarak aktarılmakta ve bunun devamında da kamu hizmetinin hiç işlememesi veya çok kötü işlemesi sonuçları doğmaktadır. Dilaralar ölmekte, Gülserenler ölmektedir. Bu anlayış ve kadrolaşma devam ettiği takdirde, bu tür vahim olaylar, hiç endişeniz olmasın, hiç kaygınız olmasın, bundan böyle de maalesef devam edecektir.
Bakın değerli arkadaşlarım, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyesi kaynaklı ihalelerde, ihale yapılmadan çoğu zaman teknik ve kompleks işlerin, acil yapılması gereken iş statüsüne sokulduğunu ve davetiye usulünün kadro ilişkileri içinde uygulandığını görüyoruz ve o zaman orada elbette yapı denetimi ve güvenliğinden söz edemezsiniz. Bunu yaptığınız içindir ki, kadro olarak bunu yaptığınız içindir ki, yönetim olarak bunu yaptığınız içindir ki, anlayış olarak bunu yaptığınız içindir ki İSKİ bünyesindeki Terkos-İkitelli İçme Suyu İsale Hattı inşaatında 14 Nisan 1999 tarihinde bitmesi gereken iş, bakıyoruz “İlave işler” adı altında 10 defa revize ediliyor ve aradan geçen sekiz dokuz yıla rağmen bitmiyor değerli arkadaşlarım. Yirmi dört ayda bitmesi gereken, bitmesi taahhüt edilen işler dokuz on yıla sarkıyor beyler. Bunu kabul etmek mümkün mü? Bunun izahı mümkün mü değerli arkadaşlarım?
Bu hukuksuzluğu ve illegal ilişkileri, bakın bizzat İSKİ Araştırma Raporu ortaya koyuyor değerli arkadaşım.
HÜSNÜ TUNA (Konya)Kat mülkiyetiyle ilgisi ne? Hukukçusunuz!
ATİLLA KART (Devamla)Kat mülkiyeti yapı denetimi ve güvenliğinin esasıdır. 3’üncü maddede, 2’nci maddede, burada bu gerekçeler dile getiriliyor. Onun için bu gerçeklerin ortaya çıkmasından rahatsız olmayıp, milletvekili olarak bu gerçekleri sorumluluğunuzun kapsamı doğrultusunda irdelemeniz gerektiğini, burada sizin, iktidara mensup olmaktan öte, ondan önce milletvekili olduğunuzu hatırlatmak gereğini elbette duyuyorum.
Değerli arkadaşlarım, bakın, İSKİ Araştırma Raporu bunları ortaya koyuyor. Bunları ben gelişigüzel, soyut ifadeler olarak söylemiyorum. Ne diyor orada? Tamamen yasal dayanaklardan yoksun olarak ek sözleşmeler yapılmasının hukuksuz olduğunu tespit ediyor, ancak Büyükşehir Belediyesi bildiğini yapmaya devam ediyor. Anlatmaya çalıştığımız bu değerli arkadaşlarım.
Bakıyoruz, bu şirketin, yani o Terkos-İkitelli İsale Hattı Anlaşması’nı yapan, ne zaman yapan, 1999 yılında yapan bu şirketin ve benzeri yapılanmaların, Dilaraların ölümünde de Mühendis Gülserenlerin ölümünde de başka bir şekilde ortaya çıktığını, yine, dehşetle ve ibretle görüyoruz değerli arkadaşlarım.
Bu sebeple şunu diyoruz, anlatmaya çalıştığımız şu: Ortada bir çark kurulmuş, çark! Bu anlayış ve çarka, doğrudan veya dolaylı olarak sahip çıkar ve desteklerseniz, orada Dilaraların, Gülserenlerin ölmesi kaçınılmazdır değerli arkadaşlarım. Orada yapı denetimi ve güvenliğini sağlamanız mümkün değildir. Orada toplu mülkiyetin güçlendirilmesi, takviye edilmesi ve toplu yapılanmadan doğan ihtilafların giderilmesi noktasında yapılacak olan çalışmaların fiilî ve pratik bir anlamı olmaz. Bunu anlatmaya çalışıyoruz, bunu ifade etmeye çalışıyoruz. Ama, nedense, bu gerçeklerin, Türkiye gerçeklerinin konuşulmasının milletvekili arkadaşlarımı rahatsız ettiğini, onu üzülerek ve biraz da ibretle izliyorum.
Değerli arkadaşlarım, yeri gelmişken ve emeğe sahip çıkmak adına ifade etmek istiyorum: 22’nci Yasama Döneminde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, o dönemdeki milletvekili arkadaşlarım Ersin Arıoğlu, İsmail Özay, Nadir Saraç ve merhum Nezir Büyükcengiz’le birlikte hazırladığımız Zümrüt Apartmanı faciasıyla ilgili çalışmamızı -ki bu çalışmanın başlığı şudur: “Sorumsuzluklar Zihniyetinin Göçüğü” adıyla hazırladığımız bu çalışmayı- elbette, diğer çalışmalarla birlikte, icra ve sorumluluk mevkisinde olanlar tarafından göz önüne alınması dileğiyle, bir kez daha bilgi ve takdirlerinize sunuyorum.
Bu kaynaklarımızı, bu çalışmalarımızı, gösterişe kaçmadan, görünürde bir şeyler yapıyor izlenimi yaratmadan icra ve sorumluluk mevkisinde olanların göz önüne alması ve gerçekten bunu uygulamaya sokmaları gereğini bir kez daha ifade ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, geldiğimiz aşamada şunu özetle tekrarlamak istiyorum: Toplu yapılanmadan doğan ihtilaf ve suistimalleri yasal mevzuatımızdaki “taksir” kavramıyla çözme anlayışından vazgeçmemiz gerekiyor. “Ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesini, elbette ihlal etmemek kaydıyla, “olası kast” kavramı doğrultusunda cezai müeyyidelerin yeniden düzenlenmesi, Ceza Yasası’yla birlikte diğer ilgili mevzuatta da paralel düzenlemelerin yapılması gereğini önemle ifade ediyorum.
Yine şu tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum: Yapı denetimi ve güvenliği noktasında mesafe alabilmemiz için vasıfsız ve liyakat dışı kadrolaşmadan vazgeçmemiz gerekiyor; ihale mevzuatını amaca uygun bir şekilde işletmemiz gerekiyor; idari ve adli denetim mekanizmalarını işletmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım. Umarım, bundan sonraki süreçte bunlara dikkat edilir, yeni faciaların, yeni sorunların doğmasına yol açılmaz.
Bu düşünce ve değerlendirmelerle, getirilen bu tasarının yararlı ve verimli sonuçlar vermesini diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 13 Kasım 2007