İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 29. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Atilla Kart

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 29. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Aralık 2008 · 852 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Kart (CHP), 17 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 852 kelime.

Atilla Kart (CHP, Konya). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-23-2008-12-17-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Başbakanlık bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 11 Temmuz 2003 tarihli Sabah gazetesinde Yavuz Donat’ın makalesini ve haberlerini sizinle paylaşmak istiyorum. Yavuz Donat “Erdoğan’ın Özel Timi” başlıklı bu haberinde, bu yazısında Başbakanın yolsuzluklar ve hukuksuzluklarla mücadele için güvenlik uzmanlarından oluşan bir ekip kurduğunu ve bu ekibin İçişleri ve Adalet Bakanlarının da bilgisi dâhilinde oluşturulduğunu ifade ediyor. Bu habere göre bu çalışmalar gizli bir şekilde sürdürülüyor. Ankara’nın göbeğinde fakat gözlerden uzak, kulaklara kapalı, dış etkilenmelerden arındırılmış ve Meclise yürüme mesafesindeki bir mekânda bu çalışmalar yapılıyor. Makale şöyle bitiyor değerli arkadaşlarım: “Bu çalışmalar yani bu ekibin yaptığı çalışmalar kişisel ve kurumsal intikama, hesaplaşmaya yönelirse, bu yapılanma yerel seçimler için rant aracı olarak kullanılırsa, bu çalışmaların içinde görev üstlenenler şov yapmaya, kahraman olmaya yeltenirlerse bir çuval incir berbat ediliverir.”

Değerli arkadaşlarım, kabul etmek gerekir ki Yavuz Donat’ın haber ve makalesinin sonunda dile getirdiği bu endişeler aradan geçen altı yılın sonunda maalesef gerçekleşmiş ve daha da ötesi kurumsal bir hâle gelmiştir. Bakın, altı yılın sonundaki tablo şudur: Türkiye yasa dışı telefon dinlemelerinin olağan ve mutat hâle geldiği bir ülke hâline gelmiştir. Hükûmete muhalif olduğu bilinen kişi ve kurumlar yasa dışı telefon dinlemesi ile baskı ve tehdit altına alınmaya başlanmıştır. Mevzuatımızda “ortam dinlemesi” adı altında bir dinleme şekli olmadığı hâlde sayılarının 11 ila 15 arasında olduğu bilinen özel donanımlı araçlar Ankara’da, İstanbul’da saatli bomba gibi faaliyet göstermektedir. Bu araçları kimin, kimlerin kullandığı belli değildir ancak bu araçların Başbakanın ve Başbakanlığın bilgi ve talimatı çerçevesinde kullanıldığı sabittir değerli arkadaşlarım.

İkinci olay: Örtülü ödenek ve Özel Kalem Müdürlüğü harcamaları. Bakıyoruz, örtülü ödeneğin başında Başbakanın Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemindeki sırdaşı vardır. Bu kişi diploma sahteciliğinden mahkûmdur. Vakıfbank Valide Sultan Şubesi Müdürlüğü döneminde Büyükşehir ve bağlı iştirakleri için, görünen ve görünmeyen hesapları oluşturan kişidir. Özel Kalem Müdürüne, Hikmet Bulduk ismindeki kişiye bakıyoruz: Bu da yine Büyükşehir Belediyesi döneminden gelen bir bürokrat. Beş yıl boyunca özel kalem müdürü olarak görev yapıyor. 2008 yılı Şubat ayında, kamuoyuna bir açıklama yapılmadan görevden ayrılıyor. Burada, değerli arkadaşlarım, kayda değer olan husus şu: Başbakan bu kişi hakkında mal varlığına yönelik soruşturma açamıyor. Ortaya çıkan bulgu nedir? Bu kişinin ve eşinin mal varlığında beş yıl içinde olağanüstü bir artış söz konusu. Bunları biz belgeleriyle ve o taşınmaz bilgileriyle dile getirdik. Peki, Başbakanın soruşturma açmasını engelleyen kişisel ve özel bir durum mu var değerli arkadaşlarım? Bunu soruyoruz. Bu soruyu sizlerin adına soruyoruz, milletin vekilleri adına soruyoruz ama böyle bir tablo içinde neyi görüyoruz: Başbakan bu soruşturmayı açamıyor. Başbakanın ahlakına ve sorumluluğuna tevdi edilen örtülü ödeneğin Başbakanlığın Özel Kalem Müdürlüğü harcamalarında kullanıldığına dair ciddi kuşku ve bulgulardan söz ediyorum değerli arkadaşlarım.

Üçüncü olay: Türkiye'nin ikinci büyük medya grubunun ihalesi olayı. Bakıyoruz, bu süreçte de, ihale sürecinden itibaren Başbakanın bu olaylara müdahil olduğunu görüyoruz değerli arkadaşlarım. “Sabah-ATV’nin ihalesi -Başbakanın tekzip edilmeyen ifadesiyle söylüyorum- bilindiği gibi bizim Çalık’ta kaldı.” Kamu malını şahsa satan devlet, şahsın ihale bedelini kamudan ödemek için her türlü organizasyonun içine giriyor. Örneği görülmemiş bir şekilde bankacılık kuralları ihlal ediliyor ve satış bedelinin 750 milyon doları kamu bankalarından ödeniyor; usulsüz kredi sebebiyle Vakıfbank’ın mevduat dengesi bozuluyor. “Ne yapalım?” deniyor. Adli emanet paraları faizsiz olarak Vakıfbank’a mevduat takviyesi için aktarılıyor. Bitmiyor, bakıyoruz, o ihaleye giren Katar firmasının aslında yüzde 25 değil yüzde 50’yle o Turkuvaz şirketine ortak olduğu anlaşılıyor, resmî raporlarla anlaşılıyor ve bu durumda o ihalenin iptal edilmesi ya da o kredinin geri alınması yolunda Hükûmetin bir çalışma yapması gerekiyor ama bu çalışmanın da yapılmadığını görüyoruz. Bunun ortaya çıkardığı tablo şu: Yolsuzlukları yapanlar, yolsuzlukların yarattığı tahribatı gidermek için yeni yolsuzluklar yapıyorlar değerli arkadaşlarım. Bu anlamda yolsuzlukların artık denetlenemez hâle geldiği bir Türkiye fotoğrafıyla karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlarım, dördüncü bir olay Türk Telekom. Bunları dün Genel Başkanımız da anlattı. Denetim kurulunda Ojer adına 2 kişi var, Hazine adına 1 kişi var. Hazine adına Ulaştırma Bakanlığı görevlisi, Müsteşarı İsmet Yılmaz görev yapıyor, Ojer adına bakıyoruz, orada Ticaret Sicili Gazetesi’nden söylüyorum, şirket karar defterinden söylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Müsteşarı görev yapıyor değerli arkadaşlarım. Bunun bir açıklaması olabilir mi? Bunun bir açıklaması var, elbette var bir açıklaması. Çünkü bu dönemde devlet yönetimiyle şirket yönetimi iç içe geçmiş durumda ve devlet çıkarlarıyla şirket çıkarları çatıştığı zaman şirket çıkarlarına üstünlük tanıyan bir yönetim anlayışını gösteren bir tablodan, bir fotoğraftan söz ediyorum. Genel Başkanımız sordu, dün çok açık bir şekilde sordu ve bu soruya bakıyoruz, Başbakan cevap vermiyor. Genel Başkanımız dedi ki: “Bu satışta, Telekom'un satışında –aynen ifade ediyorum- Türkiye ya da Başbakan bir şey aldı mı almadı mı?”

Değerli arkadaşlarım, bu ne kadar ağır bir soru. Ama elbette bu sorunun sorulmasını gerektiren bulgular var, dayanaklar var. Peki, bu soru sizi rahatsız etmiyor mu sayın milletvekilleri? Bu soru Sayın Başbakanı rahatsız etmiyor mu değerli arkadaşlarım? Neden cevap vermiyor Sayın Başbakan? Siz bunu sorgulamıyor musunuz? Bunları sorgulamayacak mısınız değerli arkadaşlarım? Bunları sorgulamanız gerekiyor. Eğer Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi içinde görev yapıyor iseniz halk adına, millet adına bu soruları sizin de sormanız gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de zaten sağlıklı ve verimli olmayan kamu yönetimi 59 ve 60’ıncı Hükûmet döneminde tam anlamıyla çökertilmiş durumdadır. Artık kamu yönetiminde kamu görevlisi değil parti memuru…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

73 konuşma daha · 17 Aralık 2008

73 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook