İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 47. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

Behiç Çelik

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 47. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Ocak 2008 · 814 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Behiç Çelik (MHP), 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 814 kelime.

Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 56 sıra sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nda vurgulanan 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ilgili maddelerinin, 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanunu’nun ilgili maddelerinin, 6968 sayılı Zirai Mücadele ve Karantina Kanunu’nun ilgili maddelerinin değişikliğini içeren sekizinci bölüm hakkında, MHP Grubu adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, yarın 10 Ocak 2008, basın çalışanlarının günü, onları da yüce Meclisten selamlamak, kutlamak istiyorum. Ayrıca, yine, 10 Ocak Türk İdareciler Günü yarın kutlanacak. Bu vesileyle, Büyük Atatürk’ün ifade ettiği gibi, tatbik eden, icra edenin daima karar verenden daha güçlü olduğunu gösteren idarecilerimizi ve günlerini buradan kutlamak istiyorum.

6831 sayılı Orman Kanunu, ormanla ilgili her türlü düzenlemeyi kapsayan bir yasadır ve bir hayli uygulama imkânı bulmuş bir yasadır. Ancak, bu, bizim şu anda görüşmekte olduğumuz metin içerisinde, köylülerin zatî ihtiyaçlarına ilişkin tedbirler, köyün müşterek ihtiyaçları, nakliye tezkeresi düzenleme esasları, tebligat işleri, özel orman alanları, orman amenajman planları, orman alanlarının imarı, geliştirilmesi, ağaçlandırma yapılması, hastalık ve haşerelerle mücadeleyi kapsayan ve ayrıca, tohumlama alanları ve fideliklerle orman yangınlarıyla mücadeleyi kapsayan ve bu hususta kanun hilafına hareket edenler için müeyyideler getiren hükümler içermektedir.

Aslında, bu hükümlerle ilgili herhangi bir sorun yoktur ve müeyyidelerin olması veya günümüz şartlarına uydurulması gayet aklidir, yerindedir ancak özellikle, bizim Orman Bakanlığının izlemiş olduğu, özellikle son beş yıldaki politikaları tasvip etmek de mümkün değildir. Zira, Orman Bakanlığı, sürekli olarak personeli üzerinde siyasal bir hegemonya tesis etmek suretiyle, Türkiye'nin özellikle orman alanlarında, kendi alanlarında görev yapan orman şefleri, orman işletme müdürleri, hatta bölge müdürleri, yardımcılarıyla birlikte özellikle yetkilileri siyasal baskı altında tutarak, orman alanlarının korunmasında, maalesef zafiyet yaratmışlardır.

Bu sebeple, mümkün olduğunca teşkilat içerisinde partizan muamelelerin ortadan kaldırılması, bunun yerine kariyer ve liyakate dayanan ve Türk milletinin ve devletinin ali çıkarlarını ön planda tutan bir uygulamayı öncelemesini özellikle tavsiye ediyoruz.

Bu arada, 2/B konusunda burada, birtakım konuşmalar oldu, Sayın Bakan açıklama yaptı.

Bir gezimizde, Mersin Aydıncık ilçesinde Devlet Su İşleri sulama kanalları yapmış, vatandaşlar oraya yerleşmiş, elektrik verilmiş ve seralar yapılmış, yüzlerce sera ve şunu ifade ettiler: “Burası orman alanı ve biz, bir mahalle olarak üçte 1’imiz sürekli olarak jandarma tarafından götürülüyoruz, tutuklanıyoruz, tekrar çıkıyoruz, öbür üçte 1 cezaevine giriyor.” Bunun, mutlaka, özellikle 2/B konusunda Anadolu’da çözülmesini, çözümlenmesini biz de talep ediyoruz. Çünkü, büyük kentlere ilişkin 2/B uygulaması çok farklı bir çalışmayı gerektirmektedir, Anadolu’daki yoksul, fakir insanlarımızdan daha farklı bir uygulamayı içermektedir.

Bu arada, yine Mersin Anamur Ören beldesinde, TOKİ, her nasılsa maki ormanını darmadağın ederek orada kültürü, oradaki yerleşmiş gelenek ve görenekleri dikkate almadan bir köy durumunda olan yere 1.200 civarında konut yapmıştır ve orman alanını darmadağın etmiştir. Çevre ve görüntü kirliliği yaratan bu konutların altyapısı da yoktur. Buna benzer uygulamaları tasvip etmemiz yine mümkün değildir.

Burada, yüz seksen günden az çalışan özellikle işçilere değinmek istiyorum. Yine, Genel Kurulda arz etmiş olduğum üzere, yüz seksen günden az çalışan işçilerin de kadroya geçirilmesinin sağlanmasını özellikle Hükûmetten talep ediyoruz.

Bu arada, Sanayi Sicil Kanunu, 6948 sayılı Kanun’un sanayi kuruluşlarının sicillerinin tutulma esaslarını, uymayanlar ve yanlış işler yapanlar hakkında da müeyyideleri içermektedir. İl sanayi ve ticaret müdürlüklerine bu konuda yetki verildiğini görüyoruz ve bu yetkinin müeyyidelerinin güncelleştirildiğini görüyoruz.

Yine, 6968 sayılı Zirai Mücadele ve Karantina Kanunu, Türkiye'ye zirai ürün girişi, çıkışı ve nakilleri, numunelerine yapılacak işlemler, bitki zararlılarına karşı alınacak önlemler ve bitki yetiştirilen alanların temizliğiyle diğer ilgili hususları içermektedir.

Yine, zirai mücadele ve karantinanın Türkiye’nin millî menfaatlerine uygun olarak yetişmiş ve bilinçli personelle yapılması ve laboratuvarların çok iyi çalıştırılması gerektiğini düşünmekteyiz.

Bu arada, maalesef 58, 59 ve 60’ıncı Hükûmetler döneminde pancar kotalarının oldukça daraltılması ve hepiniz biliyorsunuz Cargill uygulaması Bursa’daki, içler acısı bir hukuk katliamı şeklinde cereyan eden Cargill olayı ve genetiği değiştirilmiş organizmalarla ilgili, maalesef, Tohumculuk Yasası’yla bütünleşen bir uygulama getirilmiş ve bunun sonucunda Türkiye, maalesef kendi besinini üretemeyen, kendi doğal besinleriyle beslenemeyen, dışarıdan sürekli gıda ithal eden ve suni tatlandırıcılar kullandırtılan bir ülke hâline gelmiş ve Türkiye’nin bu uygulamalar ve çıkarılan yasalarla gittikçe, âdeta -söylemek istemiyorum ama- bir müstemleke ülkesi hâline getirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bundan süratle kaçınmak gerekiyor.

Pancar pahalı diye bir şey yok. Pancar, yıllardır Türk köylüsünün ürettiği, emek çektiği zahmetli bir iş ve bunun doğal şeker olarak fabrikalarda işlendikten sonra, bunun küspesinin de hayvanlarda yüksek süt verimine neden olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Şeker fabrikaları bir bir kapatılıyor. Ama “Cargill”lere izin veriliyor ve böylece nişastadan, mısır nişastasından elde edilen tatlandırıcı ile insanlarda gelecekte ne tür rahatsızlıklara yol açacağı şu anda kanıtlanmış değildir.

Yine, tütüne değinmek istiyorum zirai mücadele ve karantina konusunda. Tütün ekim alanlarının da oldukça yok edildiğini görmekteyiz. Tütün üreticileri, maalesef, Türkiye’de mağdur edilmiştir, daraltılmıştır. Tekel yolsuzlukları basında çıkmaktadır, ayyuka çıkmıştır. Bunların hepsinin Türkiye'de tütünde, pancarda ve diğer bütün ürünlerde, narenciyede, buğdayda, ne duruma getirildiği çok acı bir şekilde, acı bir tablo olarak karşımızda durmaktadır. Böylece, bir bütün olarak tarım sektörünün çökertilmesi ve tarım ve hayvancılıkta, süt ve süt ürünlerinde Türkiye'nin daha bağımlı hâle getirilmesi, sanıyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 9 Ocak 2008

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook