Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 117. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Haziran 2008 · 921 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Behiç Çelik (MHP), 12 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK); konuşma 921 kelime.
Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2008-06-12-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 223 sıra sayılı Tasarı hakkında konuşma yapmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle bu tasarı ne getiriyor, ona bakmak gerekiyor. Bu tasarı aslında 2005 tarihli 5444 sayılı Kanun’la, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesini düzenlemekte. Fakat bu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince, Hükûmet, bir yıl geçtikten sonra yabancıya toprak peşkeşini tekrar yüce Meclisin gündemine getirmektedir.
1’inci maddeyle ilgili hatipler birçok ifadelerde bulundular. 1’inci madde ölçüt getiriyor ve sınırları belirleme yetkisini Bakanlar Kuruluna tevdi ediyor, yabancı gerçek kişilerin uygulama ve mevzi imar planı kapsamında toplam yüz ölçümünün yüzde 10’una kadar alanda taşınmaz edinebilmesini düzenliyor ve bunu da, farklı oranlar belirleyebilmeyi Bakanlar Kuruluna terk ediyor ve diğer haritalarla ilgili özel düzenlemeler var ve enteresan olan, askerî yasak bölgeler, askerî güvenlik bölgeleri ile anlamı ne olduğu hâlâ belli olmayan stratejik bölgelere ve değişiklik kararlarına ait haritalarla ilgili düzenlemeler var.
Tasarının içeriği böyle, ama sayın milletvekilleri, böyle bir tasarı olamaz. Dili bozuk, özü bozuk. Lafzı ve ruhu ile mütenasip değil. AKP’nin yüce Meclise her getirdiği metin milletimizin ortak özlemine, ortak ihtiyaçlarına hizmet etmiyor. Bazı metinler İngilizce orijinalinden tercüme, bazıları malum egemenlerin direktifleriyle hazırlanan belgeler, bazıları da AKP korku diktatörlüğüne giden yola taş döşeyen belgeler. Genel Kurula her getirilen metin Türkiye’mizin geleceğine ipotek koymakta, gittikçe vahimleşen sömürgeleşme ve ayrışma zemini hazırlamaktadır. Elbette bunun hesabı sorulacaktır. Vakıflar Kanunu çıkarılıyor, 301’inci madde düzenleniyor, hemen 22 Temmuz seçimlerinden sonra yeni anayasa tartışmaları açılıyor, alabildiğine inanç hortumculuğu yapılıyor, yolsuzluk ve talan had safhada ve baş örtüsü istismarı yapılıyor, kendi devletini suçlayan bakanlarla Türkiye Cumhuriyeti karşı karşıya kalıyor. Böyle bir ortamda yine geliyor ve küresel sermayenin ve güç odaklarının önünü açmak için, yabancılara topraklarımızı peşkeş çekmek için böyle bir yasa ne yazık ki iktidar tarafından tasarı hâline getirilip yüce Meclisin önüne sunuluyor. Onun için bilumum Türklük düşmanlarının Türkiye'nin her yanını istila etmesine, istila iradesine ortak olmanız millî ve manevi değerlerinize, vicdanınıza da sizlerin yabancılaştığını göstermektedir.
Bu tasarı karşılıklılık ilkesi düşünülmeden hazırlanmıştır. Bu tasarı…
YILMAZ TUNÇ (Bartın)Karşılıklılık var.
BEHİÇ ÇELİK (Devamla)Karşılıklılık ilkesi yok.
YILMAZ TUNÇ (Bartın)Var var.
BEHİÇ ÇELİK (Devamla)Var ama başka anlamda, onu izah edeceğim daha sonra.
Köy Kanunu, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, Turizmi Teşvik Kanunu gibi kanunlarda yapılan düzenlemelerle aslında karşılıklılık ilkesi ortadan kaldırılmış, kanunda zaten yabancıların mal edinimiyle ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Ve ne kadar, yabancıların Türkiye'de gayrimenkul edindiklerine dair bir envanter çalışması da söz konusu değildir. Varsa da bu sağlıklı değil. Ayrıca hâlâ kadastral bilgi sistemi kurulmamıştır. O nedenle bu yasanın, bu tasarının geri çekilip eksikleri giderildikten sonra getirilmesinde yarar var.
Burada bir hususu özellikle vurgulamak istiyoruz. Yabancıların Türkiye'de mal edinimi ayrı bir konudur. Bunun yasal dayanaklarını mütekabiliyet esası gözetilerek düzenlemek mümkündür ama bunu sistematik olarak devletin takip etmesi ve bağımsızlık ve egemenliğimize asla zarar vermemesi öncelikle ele alınması gereken bir husustur.
Şimdi, düşününüz -size bir hususu belirtmek istiyorum- borsanın yüzde 70’ten fazlası yabancıların eline geçmişken ve zilyetlik kurumu, Anadolu’nun hâlâ kadastrosu tamamlanmadığı için, alabildiğine Türkiye'nin genelinde uygulanırken, yabancılar adına yerli vatandaşlarımızın satın aldıkları mülkler söz konusu iken ve yabancı bankalara ipotekli geniş araziler söz konusu iken, böyle bir ortamda, siz, Türkiye'nin ne kadarının acaba yabancıların eline geçtiğini düşünüyorsunuz? Bu konuda bir hazırlığınız var mı İktidar olarak? Böyle bir çalışmanız var mı? Borsanın yüzde 72’sinin yabancıların eline geçmiş olması demek, şirketler eliyle, Türkiye’de geniş alanların, tesislerin ele geçirildiğini göstermiyor mu?
Burada, Tapu Kadastroda çalışmış üst düzey bir bürokratın söyledikleri çok enteresan, diyor ki bu bürokrat: “Bütün bu yapılanlar anayasal suç niteliği taşımaktadır. Ülkemizin anahtar teslimi satışı ve tasfiyesi inatla sürdürülmek isteniyor yani 80 bin kilometrekarelik bir toprak parçası, hem de imar planlı olarak yabancıların eline geçmiş olacak ki, bu miktar, Türkiye yüz ölçümünü ham olarak düşündüğümüzde onun miktarıdır.” diyor. “Bütün zenginlikler, ormanlar, madenler, fabrikalar, tersaneler, bankalar, ne varsa, arazisi, tesisi, malzemesi ve çalışanlarıyla yabancılara devrediliyor. Satılan yerlerin tespiti yerine kalanların tespiti artık daha kolay yapılır hâle geldi.” diyor.
Şimdi borsaya dönersek, borsa kanalıyla yabancı şirketler geniş yerler alıyor. Zilyetlik kurumu var. Türkiye üzerinde hesaplar var. Dün, AKP’nin sayın hatiplerinin konuşmasında, burada, özellikle “Mülk satışıyla egemenlik ilişkisi arasında bir ilişki kurmayalım.” diye ifade ettiler. Fakat Türkiye -verdikleri örnekteki gibi- bir Dubai değil arkadaşlar, saygıdeğer milletvekilleri, Dubai değil burası; burası İspanya da değil, İrlanda, İzlanda da değil, İngiltere de değil, burası Türkiye. Burası, her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış ve emperyalizmin özellikle sürekli olarak takip ettiği bir kutsal vatan parçası. Atatürk’ün kurduğu bu cumhuriyet yoktan var edilmiş bir cumhuriyet ve devlet öylesine kutlu bir devlet. Bu devletin, bu vatanın topraklarını “Vatan sevgisi imandandır.” ilkesince en iyi şekilde korumak, kollamak ve bu konuda fevkalade şuurlu olmak hepimizin en asli görevidir diye düşünüyorum. AKP’nin bu aymazlığını burada şiddetle kınıyorum.
ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay)Biz de bu düşüncenizden dolayı sizi kınıyoruz.
BEHİÇ ÇELİK (Devamla)Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye’yi satış projesinin bir diğer ayağı olan bu tasarı yüce Meclisten geçmesin. AB istemiş, Batı istemiş, onların Türkiye şubesi istemiş olabilir. Lütfen Türkiye’yi parselleyip satmayın. Toprak ve mülk satarak açık kapatılmaz.
YILMAZ TUNÇ (Bartın)Siz de sattınız.
BEHİÇ ÇELİK (Devamla)Size Oğuz Kağan Destanı’nı hatırlatmak isterim. Toprak demek vatan demektir, vatan sevgisi de imandandır. Bakınız, Osmanlı, Balkanlarda, Orta Doğu’da, Anadolu’da imtiyazlar ve mülkiyet satışıyla topraklarını elden çıkarırken “Toprak bir yere mi gidiyor, işte orada duruyor.” diyorlardı. Malumunuz Balkanlar da, Orta Doğu da elimizden çıktı ve İstiklal Harbi’yle ancak geri alabildik. O zaman Maliye Nazırı Cavit de satıcıydı. Fakat 60’ıncı Hükûmetin Maliye Bakanı Unakıtan da “Yabancıya toprak satılmışsa ne oldu, adamlar ceplerine koyup da götürdüler mi? Bak, olduğu yerde duruyor.” diyebiliyor. Yüzyıl önce de…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 12 Haziran 2008