İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 68. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi (s.s.:462)

Behiç Çelik

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 68. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mart 2010 · 896 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Behiç Çelik (MHP), 3 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİN HALKOYUNA SUNULMASI HAKKINDAKİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S.:462)); konuşma 896 kelime.

Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi (s.s.:462)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2010-03-03-anayasa-degisikliklerinin-halkoyuna-sunulmasi-hakkindaki-kanunda-degis (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde konuşmak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinin özü 1’inci maddedir. Diğer iki madde ise yürürlük ve yürütme maddeleridir. 3376 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde ifadesini bulan, Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulmasına ilişkin süre yüz yirmi günden altmış güne indirilmektedir. Ayrıca yabancı ülkelerdeki vatandaşlar için öngörülen kırk günlük sürenin de yirmi güne indirilmesi düzenlenmektedir.

Acaba Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında 3376 sayılı Kanun’da değişiklik talebinin hikmeti nedir? Tabii ki, iktidarın Anayasa değişikliklerine gideceğini göstermektedir. Kapalı kapılar ardında, milletimizin hayrına olmayacak, dayatmacı, otokrat, keyfî bir anlayışın Anayasa değişiklik metni ile karşılaşacağımız anlaşılmaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz ne istiyoruz? Yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyaç var öncelikle. Millî güvenlikten ve bin yıllık kardeşlik hukukundan asla taviz vermemeyi özellikle ortaya koyuyoruz. Liyakat sahibi, vizyon sahibi bir zihniyet ancak Anayasa değişikliğini yapabilir. Anayasa değişiklikleri sicili bozuk olanların, sabıkası kabarıkların işi olmamalıdır. Anayasa değişiklikleri ülkenin yedi yılını berhava etmiş olanların sığınma vasıtası da olmamalı ve Vakıflar Kanunu’nu, Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesini, Mayın Temizleme Yasası’nı Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçiren iradenin Anayasa değişikliği konusunda özürlü ve çarpık anlayışından dolayı asla iş birliğine gidilemez. Devlet organlarını hırpalayan, birbirine düşüren, kavga ve sürtüşmeyi her alana yayarak gerilimi tırmandıran bir kafa yapısı tabiatıyla Anayasa değişikliği yapamaz, yapmamalıdır. Devlette ahenk yaratılmadan yapılmak istenecek değişiklik teşebbüsü yeni rejim krizlerini ve hatta daha ileri düzeyde devlet krizini getirecektir. Yıpranmış, meşruiyetinin sonuna yaklaşmış, dökülen bir iktidarın yapacağı en hayırlı iş, Anayasa değişikliklerini 24’üncü Döneme terk etmek olmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasiyle yönetilen ülkelerde halk oylaması yani referandum doğrudan demokrasinin en önemli aracı olarak nitelendirilir. Ancak referandum yoluna başvuran İsviçre ile hiç referandum uygulamayan Almanya da her ikisi birden demokratik ülkelerdir. Referandum ile demokrasinin doğrudan ve sıkı bir ilişkisini söylemek mümkün değildir. Ünlü siyaset bilimci Maurice Duverger, dünyada toplum çeşitliliğince yönetim olduğunu iddia eder. Türkiye’ye uygun, uyumlu ama evrensel standartları benimseyerek bunu içselleştirmiş bir demokrasiyi oturtmamız önem arz etmektedir. Burada asıl vurgulamak istediğim husus, referandumu iktidar nasıl ve hangi yönlendirmeyi yaparak halka götürecektir? Yani referandumun halka demokratik ilkelerden ayrı, sonucu önceden tahmin edilebilecek şekilde sunulması meselesini tartışmamız gerekir.

Değerli arkadaşlar, referandumun AKP’nin otokrat himayesinde plebisite dönüşebilme riski taşıması söz konusudur, yani adı referandum olan plebisit halkı aldatarak bir metni onaylatırken aslında bir kişiye veya zümreye sınırsız iktidar bahşedebilme yetisi olarak karşımıza çıkabilir. Bu kafa yapısıyla bir halk oylaması muhalefetsiz bir seçim ve rakipsiz bir yarış olacaktır. Bu yola çoğunlukla kendi otokrat ve keyfî iktidarlarına meşruiyet kazandırmak isteyen diktatör heveslilerinin başvurduğu bir yöntem olarak anayasa hukukçularınca ifade edilmektedir. Onun için referandumun yolu plebisite gitmeden halkın özgür iradesini serbestçe ortaya koyabilecek düzenlemeleri içermesi gerektiği net bir şekilde ortadadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; halk oylamaları art niyetli ve despot iktidarların elinde bir silah olarak kullanılır, dolayısıyla biz AKP İktidarını bu anlamda iyi niyetli görmüyoruz. Bunu Sayın İyimaya’nın dikkatine de sunmak isterim.

Şimdi bakınız, 5678 sayılı Kanun çıkarılmıştır ve şimdi her şey bu Yasa nedeniyle tartışma gündemine gelmektedir. Bu Yasa’nın içeriği genel seçimlerin dört yılda bir yapılması, Cumhurbaşkanı görev süresinin beş yıl olması, 367 demokrasi tıkacının ortadan kaldırılması, bu anlamda iyi bir hüküm aslında ama bunun yanında 11’inci Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören bir –Anayasa’yı değiştiren- yasa fakat bu, şu anda tartışmaya açıktır çünkü bu Kanun’un yürürlük tarihi 21 Ekim 2007 ve Cumhurbaşkanının seçimi daha önce, 28 Ağustos 2007’de olmuştur. Burada, tabii, tartışmalara açık dediğim, tepkiyle Anayasa değişikliğine giderseniz her şeyi altüst edersiniz ve tartışmaya açarsınız.

Şimdi, bu konuda hukukçuların, bilim insanlarının, siyasetçilerin ve devlet yetkililerinin hep tartıştıkları temel mevzu, bu tür, palyatif, önceden öngörülemeyen, Türkiye'nin vizyonu düşünülmeden hazırlanan metinler yüzünden olmaktadır.

Demek ki tepkiyle, husumetle, öfkeyle ve otokrat yönetim anlayışıyla, muhalefeti baskılayarak, toplum kesimlerini baskılayarak, birtakım düzenlemelere gitmek, kurumları çatıştırarak düzenlemelere gitmek memleketin hayrına değildir, bizatihi iktidarın hiç hayrına değildir, bunu böyle bilmeleri gerekir.

Diğer bir konu, bu şartlarda Cumhurbaşkanının halkoyuyla seçilmiş olması Türkiye’de bizim rejimimizi de tartışma gündemine getirdi. Acaba Türkiye’deki rejim parlamenter rejim mi, yarı başkanlık sistemi mi, başkanlık sistemi mi? Deve kuşu gibi hepsinden alınan ama ne deve olan ne de kuş olan bir sistemin içerisine Türkiye, AKP İktidarıyla sokulmuştur. Bunları el birliğiyle bu Parlamentonun ele alarak bir uzlaşı içerisinde tartışıp 24’üncü Döneme hazırlık yapması gerektiğini düşünmekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, iktidarın en önemli görevi, adalet, huzur, refah ve kalkınmadır ama AKP yedi yıldır bunu sağlayamıyor, ardından Anayasa değişikliği istiyor ve sanki Anayasa değişikliği olunca başımıza nur yağacak, bolluk, bereket olacak, yolsuzluklar, yoksulluklar ortadan kalkacak, terör ve bölücülük son bulacak. Böyle bir şey tabii söz konusu değil.

Saygıdeğer milletvekilleri, Anayasa değişikliği için uzlaşma şarttır, sosyal, siyasal, ekonomik, hedefsel uzlaşma tam olarak sağlanmalıdır. Şimdi böyle bir ortam mı var, ona bakalım. Şimdi, tabii, uzlaşmaz ve itici tavırlar, başına buyruk siyaset anlayışı, millî kimliği tahrip uygulamaları, özürlü demokrasi anlayışı, bölücü terörle girilen sıcak ilişkiler, etnik ayrışma projeleri ve farklı düşünceleri aşağılama, böyle bir ortam yaratılmışken, sonuç itibarıyla Anayasa değişikliğini bu iktidarın yapması mümkün değildir. Bu iktidar, aslında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Çelik, konuşmanızı tamamlayınız.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Bu yapı içerisinde, bu iktidar aslında ömrünü tamamlamak üzeredir ve kendi makûs kaderine doğru hızla ilerlemektedir.

YILMAZ TUNÇ (Bartın)Sen kendine bak!

BEHİÇ ÇELİK (Devamla)Siz, laf atmadan, arkadaşım, oturamıyor musunuz yerinizde? Niye böyle sürekli müdahale ediyorsunuz? Susmasını öğrenin.

YILMAZ TUNÇ (Bartın)Siz kendinize bakın!

BEHİÇ ÇELİK (Devamla)Susmasını ve dinlemesini öğrenin. Dinleyin!

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

61 konuşma daha · 3 Mart 2010

61 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook