İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 94. BİRLEŞİM · PAZAR

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Behiç Çelik

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Nisan 2010 · 832 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Behiç Çelik (MHP), 25 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 832 kelime.

Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2010-04-25-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 497 sıra sayılı Anayasa Değişikliğine İlişkin Kanun Teklifi’nin Anayasa’nın 145’inci maddesini değiştiren çerçeve 16’ncı maddesi için söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, söz konusu Anayasa değişikliği, ülkemizin temel nizamını tahrip edici mahiyet arz eden bazı hükümler incelendiğinde açıkça görülecektir ki açılım politikalarına ve Habur rezaletine hizmet etmektedir; Türk milletinin temel değerlerini tahrip etmektedir; millî egemenliğin 90’ıncı yılında egemenliği ve bağımsızlığı dönüştürmektedir. Bunu kabul etmek mümkün değildir.

İktidar partisinin Anayasa’yı değiştirme aşamasına kadar getirdiği yedi buçuk yıllık dönem, Türkiye'nin temel kurumlarının, iç dinamiklerinin, dış politikalarının, güvenlik politikalarının, jeopolitik doğrularının sulandırıldığı ya da farklı bir mahiyet arz edecek şekle dönüştürüldüğü dönemi ifade etmektedir. Bunu özellikle vurguluyoruz çünkü farklı rejim arayışlarının bir uğraşısı olduğunu görüyoruz. Bu bir iddia değil gerçektir. Bize gizli gündem tatbikinin ipuçlarını vermektedir. Meşruiyet alanının dışına çıkmaya can atan AKP’nin altından hukuki zemin kaymakta olduğu kesin ve gerçektir.

AKP İktidarının meşruiyetini sağlayan yüzde 47 oyun demokraside anlamı anayasal düzen içinde yasama ve yürütme faaliyetlerini icra etmesidir. Elbette en çok oyu alan bir siyasi parti olarak AKP, iktidar olmalıydı, olmalıdır ve olmuştur. Vatandaşın oyunun kutsal olduğuna inanan Milliyetçi Hareket Partisi sonuçlara da saygı duymuştur ancak ne kadar oy alındığının yanında oyların nasıl alındığının da önemine dikkat çekmek isterim. Gerilim siyasetiyle, mağduriyet edebiyatıyla, hazine kaynaklarının istismarıyla, muhtelif kanaat önderlerinin malum ikna yöntemleriyle, kamu çalışanlarının baskılanmasıyla, sosyal devlet ilkesi dışına çıkılarak iane ve sadaka uygulamalarıyla, velhasıl e-muhtırayla, sözde “Müslüman Cumhurbaşkanı” söylemleriyle, din istismarcılığıyla…

AHMET YENİ (Samsun)Ayıp, ayıp!

BEHİÇ ÇELİK (Devamla)…millî iradenin iğfali sonucunu doğurmuştur ki bu, kamu hukukunda önemli bir müessese olan siyasal meşruiyeti gündeme getirir. Anayasa değişikliği bu bağlamda ele alındığında, uzlaşı arayışı olmadığı için asla kamu vicdanında ve temel hukuk normları muvacehesinde kabul görmez.

Değerli milletvekilleri, “Statükoyu yıkacağız, statükoyla mücadelemiz sürecek.” diyen AKP İktidarı, statükodan neyi kastettiğini açıklığa kavuşturmalı ve kamuoyuyla paylaşmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, Türk milletinin üstün millî ve manevi değerlerini korumayı ve geliştirmeyi, Türkiye'nin kuruluş felsefesini savunmayı, millî devleti, üniter yapıyı, bayrağı, Türkçeyi, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, demokrasiyi, İstiklal Marşı’nı temel ve vazgeçilmez, tartışılmaz ilkeler olarak benimsiyoruz. Statükoyu savunmak eğer buysa, evet, biz statükocuyuz. Bunun tersini savunmak yıkıcılıktır, bölücülüktür, anarşidir, kaostur. Dünyada var olan sosyoekonomik ve kültürel bütün gelişmeleri takip edip iktidarımızda reformist bir yaklaşımla uygulamak da temel gayemizdir. Bu yönüyle atılımcı ve reformist yaklaşımımıza dikkatinizi çekmek isterim.

Değerli milletvekilleri, lekeli açılım siyasetinin hayata geçirilmesine yol açacak olan bu Anayasa değişikliği aslında öncelik sıralamasında aşağılarda olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye'nin en öncelikli sorunu açlık, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, terör ve ekonomide ciddi gerilemelerdir. Esnaf kepenk kapatıyor, mutfakta yangın var, memur, kamu çalışanları ve işçiler perişan, öğrenciler perişan, asayiş bozuk ve intiharlar artmış durumda, genel ahlak yozlaşmış, tarım sektörü ve çiftçiler çökertilmiş ve çaresiz.

Tekrar etmek isterim ki, böyle bir ortamda, biz, Anayasa değişikliğinden ziyade insanları iş, güç sahibi yapacak, karınları doyuracak, refaha ulaştıracak temel meseleleri tartışmalıydık, bu daha anlamlı olurdu ama ne yazık ki gündeme getirilmekten kaçınılıyor.

Değerli milletvekilleri, sıklıkla ifade ettiğimiz gibi, siyasal partilerin, muhtelif toplum kesimlerinin, devletin önemli kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınarak bir uzlaşma metni hazırlanması temel demokrasi değerlerine uygun olurdu ama bu yapılmamıştır. Tam tersine, kurumlar arasına nifak sokularak, onları birbirine düşürerek buradan güç devşirme faaliyeti oldukça tehlikelidir, bu denenmiştir. Hele, bu, yargı erkini ele geçirme icraatı olarak yapılırsa, kesinlikle dikta rejimine giden yolu açmış olur. Fitne çıkaran fitnesinde önce kendi boğulur. AKP’nin izlediği politika ne yazık ki dayatmacı, fitneci, nifakçı görünüm arz etmektedir. Tabiatıyla bu Anayasa değişikliği toplum sözleşmesi özelliğinden uzak, konjonktürel sayısal çoğunluğun oldu bittileriyle yürüyecek bir süreci temin etmiştir.

Değerli milletvekilleri, her bakımdan tükenmiş olan bir iktidarın dış desteklerle Anayasa değişikliği yapamayacağı açıktır. Yurt dışında tasarlanmış, yurt içinde tanımlanmış, dolayısıyla kimliğini bulamamış bir iktidarın bin yıllık kardeşliğe fitne tohumları ekerek sözde açılım politikalarına hizmet edecek bir Anayasa değişikliğini bizim kabul etmemiz mümkün değildir. Kanuna karşı hile yoluyla kuvvetler ayrımını kuvvetler birliğine çevirerek otokratik yönetim özlemi dikkatimizden kaçmamaktadır. Gelin, bu sevdadan vazgeçin, toplumu germeyin, bölmeyin, mağduriyet edebiyatıyla milleti aldatmak ve kandırmak da artık mümkün değildir. Gelin, ekonomik sorunlara çözüm bulun, dokunulmazlıkları kaldırın, parti kapatmalarında bireysel sorumluluğu koyun, şiddet ve terör unsurunu ilave edin, siyasi ahlak yasasını çıkarın, dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim mekanizmasını güçlendirin, yargı bağımsızlığını artıracak tedbirler alın.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk milletinin tarihin derinliklerinde kurduğu en önemli kurum ordudur. Erinden en üst komutanına kadar yüksek ahlak, disiplin, vakar, feragat ve fedakârlık timsali Türk ordusu, daima insanlığa hakkı, adaleti ve barışı götürmüş, kadınıyla, çoluğuyla çocuğuyla bir bütün olarak birlikte gülmüş, birlikte gururlanmış, birlikte ağlamıştır. Onun için Türk ordusu, mübarek bir ocak, bağımsızlık ve egemenliğin yıkılmaz seddidir; mazisinde vahşet, soykırım, katliam olmamıştır; bilir ki lüzum olmadıkça savaş bir cinayettir. Batı tipi profesyonellik, lejyonerlik asla kabul edilemez; her asker namusu ve şerefi için, aziz Türk milleti için yaşar ve ölür. Böyle bir orduya dil uzatmak, aşağılamak, etkisizleştirmek olsa olsa Türk milletinin hasımlarıyla iş birliği yapmak anlamına gelir ki bu da ihanetin temel göstergesidir. Cumhuriyetimizin ve devletimizin ilelebet payidar olması, demokrasimizin gelişerek hayatiyetini sürdürmesi ancak milletimizin üstün değerleriyle bütünleşmiş ordumuz sayesinde mümkün olabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

85 konuşma daha · 25 Nisan 2010

85 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook