Mera kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tekl.( ss:867)
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 86. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Nisan 2005 · 474 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 20 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.KAN.TEKL.( SS:867)); konuşma 474 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Mera kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tekl.( ss:867)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-22-2005-04-20-mera-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-kan-tekl-ss-867-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 867 sıra sayılı kanun teklifinin 3 üncü maddesi üzerinde şahsî görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bir defa, burada, bu kanun teklifinin görüşmeleri sırasında meselenin doğru bir biçimde ortaya konulmadığı kanaatindeyim. Meseleyi doğru ortaya koymak lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kurulduğu günden bugüne kadar mülkiyet sorunlarını çözememiş, hâlâ kadastral çalışmalarını tamamlayamamış, neresinin mera, neresinin yaylak, neresinin otlak, neresinin kışlak, neresinin tarım arazisi olduğu hâlâ tespit edilememiş bir ülke durumunda. Onun için de, devletimiz ne yapmış; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü kurmuş ki, nerelerin vasfının ne olduğu tespit edilip, tahdit edilip, kimlere ait olduğu kayıt altına alınsın; ancak, maalesef bugüne kadar bu henüz başarılamamış.
Öte yandan, yargıya baktığımız zaman, ilk derece mahkemelerimiz dahil, Yargıtayımız, hâlâ bugün yüzbinlerce mülkiyet ihtilafıyla alakadar davayla meşguldür. Böylesi bir, devlete ait kusur, böylesi bir, devletin üzerine düşeni vaktinde, doğru bir biçimde yerine getirememiş olmasından doğan büyük hukuk ihtilafları vardır. Onun için de, şehirleşmeler devam ederken, sınırları doğru bir biçimde belirlenememiş yerlerde mevcut yasalarla uygun olmayan bir biçimde tasarruflar yapıldığını görüyoruz. Bu nedenle, bu yürürlükte bulunan geçici 3 üncü maddenin kanunlaşmasına sebep olan sorunlar ortaya çıkıyor. Nedir o; İmar Kanununun 11 inci maddesinin son fıkrasına göre, belediyenin, kesinleşen imar alanları içerisinde kalan yerlerin mera vasfını kaybettiği ve bu yerlerin Hazine adına tescilleri gerektiği hüküm altına alınmış. Daha sonra, bu kanun değiştirilmiş, Mera Kanununun 35 inci maddesiyle bunun kapsamından meralar çıkarılmış; ancak, bu arada, belediye imar planları çerçevesinde Hazine adına tescilleri yapılması gereken bu özellikteki yerlerin yanlışlıkla belediye adına tescilleri yapılıyor. Belediye adına tescilleri yapıldıktan sonra da, buraların belediyeler tarafından özel kişilere satıldığını görüyorsunuz. Daha sonra da, bu arada, Hazine, buralar benim mülkümdür, belediyenin değildir diye dava açıyor ve yapılan yargılama sonucunda bu davaları kazanıyor; ama, bu arada, belediyeler şüyulandırma yapmak suretiyle, satışını yaptıkları bu parselleri dağıtıyorlar ve bu dağıtım sırasında, davaya konu yer ile mahkeme ilamındaki yer ile tescili istenen yerler birbirini tutmadığı zaman, tapu, mahkeme ilamının infazında sorun çıkarıyor. Sizin dava konusu ettiğiniz yerler ile burada bahsi geçen yerler birbirinin aynısı değildir; çünkü, şu anda, buranın kayıt maliki falandır filandır, onlara karşı dava açmanız gerekiyor diyor ve burada, mahkeme ilamının uygulanmasının bir imkânsızlığı ortaya çıkıyor. Onun için, burada, mahkeme kararlarının tescil imkânsızlığından bahsediliyor; yoksa, Orhan Beyin bahsettiği gibi, hileyle hurdayla hisseli birtakım yerleri zimmetine geçirmek isteyen, gayrimeşru yollarla devletin hukukunu dolanmak isteyen sahtekârlara imkân vermek için değil. Mevcut, ortada bulunan bir sorunu ve bu sorun da vatandaşın kusuruyla değil, doğrudan doğruya devletin kusuruyla ortaya çıkan bir sorunu ortadan kaldıran bir düzenlemedir. Bu sorunu çözüyor. Ne yapıyor; böyle yerler, belediye ve kamu tüzelkişileri adına bedelsiz tescil yapılacak. Öte yandan, eğer gerçek veya özel hukuk tüzelkişisi buranın kayıt malikiyse, onların adına da buraların tescili yapılacak diyor ve bu konudaki mahkeme ilamlarının uygulanmasındaki imkânsızlığı ortadan kaldırıyor; bu bir.
İkincisi, bu, Anayasanın...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
47 konuşma daha · 20 Nisan 2005