Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 59. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Şubat 2008 · 922 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 6 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)); konuşma 922 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; açılan usul tartışmasında, Başkanlık Divanının tutumu lehinde görüşlerimi açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Hukuk devleti, adil bir hukuk düzeni kurar, bütün vatandaşları için güvenceleri, teminatları tanır ve bununla ilgili mekanizmaları, yargı yolu dâhil bütün mekanizmaları kurar ve bunun sağlıklı bir biçimde işlemesini de takip eder, deruhte eder.
Şimdi, buradaki konuşmalar çerçevesinde olaya baktığımızda söylenen şu: Anayasa’nın ilk üç maddesiyle ilgili, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez konularıyla alakalı bir Anayasa değişiklik görüşmeleri yapılıyor. Şimdi ben bakıyorum, bizim teklifimiz Anayasa’nın 1’inci maddesiyle ilgili mi? Değil. 2’nci maddesiyle ilgili mi? Değil. 3’üncü maddesiyle ilgili mi? Değil. Anayasa’nın 1’inci, 2’nci ve 3’üncü maddeleriyle ilgili olmayan, uzaktan yakından alakası olmayan bir anayasa değişiklik teklifidir. Yorumla, teville, şahsi, indî birtakım değerlendirmelerle, oradan buradan çekmelerle, bunun 2’nci maddeyle iliştirilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Anayasa’nın 10’uncu maddesi çok açık, okuyorum ikinci fıkrasını, diyor ki: “Kadınlar, erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” Bir yandan, kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir deniyor ve arkasından da devlete bu eşitliğin hayata geçmesi için gerekli şartları hazırlamayı bir ödev olarak yüklüyor. Öte yandan, Türkiye’de yaşanan sorunlara baktığımız zaman üniversitelerimizde, yükseköğrenimde birtakım gençlerimizin yükseköğrenim haklarını kullanma noktasında sıkıntılar yaşadığı ve Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesiyle bağdaşmayacak bir ayrımcılığın bulunduğu da bir hakikattir. Ne diyor Anayasa? “Devlet, bu eşitsizliği ortadan kaldırmakla yükümlüdür.” Öte yandan, devletin amaçlarını düzenleyen 5’inci maddesinde de, bireyin maddi ve manevi varlığını geliştirmeyi ve bunun önündeki engelleri kaldırmayı da devlete bir görev olarak Anayasa’mız yüklüyor. Şimdi, siz bütün insanlarınıza haklarını vereceksiniz, eşit olarak tanıyacaksınız. Sadece tanımakla kalmayacaksınız, bunu teminat altına alıcı düzenlemeler yapacaksınız. Maddi ve manevi varlığını geliştirmesi için de katkı sunacaksınız. Şimdi, bir insanın maddi ve manevi varlığını en iyi geliştireceği unsur nedir? Donanımlı olması, iyi bir eğitim almasıdır. Siz ona iyi bir eğitim vermezseniz, okumasını temin etmezseniz, dünyanın, çağın gerektirdiği gerekliliklerle, bilgilerle donatmazsanız ve bu bilgiyi vermeyi teminat altına almazsanız, o zaman, bireylerin bu kendilerini geliştirme sürecini doğru bir biçimde işletemezsiniz. İşte, bu düzenlemeler, işin esasında cumhuriyetimizin niteliklerini güçlendiren, taçlandıran, kuvvetlendiren düzenlemeler ve insanımızın önünde haklarını kullanma noktasındaki eşitlik ilkesiyle bağdaşmayacak biçimde olan engelleri kaldırma yükümlülüğü altında olan devletimizin yapması gereken işlerden bir tanesidir. Onun için, bunun laiklik ilkesiyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur, aleyhte bir ilgisi yoktur. Belki, şöyle denebilir: Laiklik ilkesini güçlendiren, cumhuriyetin niteliklerini güçlendiren bir yapısı vardır. Her vatandaşa eşit bir şekilde eğitim ve öğrenim hakkını vermenin neresi hukuk devletine aykırıdır? Hukuk devletine aykırı olabilir mi? Biri bunu söyleyebilir mi? Veya demokrasiye neresi bunun aykırı olabilir? Veya laiklik herkesin eşit eğitim, öğrenim hakkından yararlanmasının teminatı, güvencesi değil midir? Dolayısıyla, bütün bunlar bu müesseseleri güçlendiren düzenlemelerdir, farklı noktalara çekmek yanlıştır, bu bir.
İki: Şekil bakımından denetim noktasında. Şimdi, bizim Anayasa’mızın, 82 Anayasa’mızın öncesi bir dönem var -1961 Anayasası’nın uygulandığı dönem- bir de 82 Anayasası’nın uygulandığı dönem var. 61 Anayasası’nın 147’nci maddesi aynen şöyle, orijinal metni: “Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüklerinin Anayasaya uygunluğunu denetler.” Dikkat ederseniz, Anayasa’yla ilgili bir denetim görevi Anayasa Mahkemesine verilmemiş. Ancak, buna rağmen, Anayasa Mahkemesi, konu gittiği zaman, şekil ve esas bakımından denetimde bulunmuş ve bu yönde kararlar tesis etmiş. 1971 yılında, bu durumun sakıncaları değerlendirilmek suretiyle yeni bir düzenleme yapılıyor 147’nci maddede, o da aynen şöyle: “Anayasa Mahkemesi kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüklerinin Anayasaya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasa’da gösterilen şekil şartlarına uygunluğunu denetler.” Ama, burada dikkat buyurun, bir incelik de şu: “Şekil şartlarına uygunluğunu denetler.” demiş, fakat bu şekil şartlarının neler olduğunu hem belirtmemiş hem de tadat etmemiş, tanımlamamış, tamamen, şekil şartına dair değerlendirmeyi Anayasa Mahkemesine bırakmış. Anayasa Mahkemesi de bu noktada şekil değerlendirmesi yaptığı gibi, esasa girecek şekilde de birtakım değerlendirmelerde bulunmuş.
1982 Anayasası’na geldiğiniz zaman, bu uygulamalardan dolayı yaşanan sıkıntıları da giderici pek çok mekanizmayı 82 Anayasası’nın getirdiğini biliyoruz. Orada, bakın, 148’inci madde diyor ki –ilgili kısımları okuyorum- “Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.” dikkat buyurun “sadece” ifadesini kullanıyor ve tahsis ediyor ve devam eden fıkrada da şunu söylüyor “Anayasa değişikliklerinde ise -bu şekil denetiminin nasıl olacağını izah ederken- teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır.” Dikkat buyurun, “teklif ve oylama çoğunluğu, ivedilikle görüşülüp görüşülemeyeceği hususları ile sınırlıdır” diyor. Konu daha sonra Anayasa Mahkemesine bir kez daha gitmiş. 1987/9 esas, yine, 1987/15 kararda, Anayasa Mahkemesi, bu konuyla ilgili 70’li yıllarda verdiği içtihattan farklı bir içtihat veriyor ve diyor ki “Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini belirleyen Anayasa’nın 148’inci maddesinde, Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaların esas yönünden denetimine yer verilmediği gibi, bunların biçim yönünden denetimleri de teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlı tutulmuştur. İptali istenen bu sınırlı sebeplerden herhangi birine ilişkin bulunmadığı sürece davanın dinlenmesi olanağı yoktur.” Anayasa Mahkememizin verdiği içtihattır.
Şimdi konuşmalar sırasında bir başka şey de söyleniyor: Medyaya yansıyan biçimiyle de Anayasa’nın içerisinde, Anayasa hükümlerinin, yine Anayasa’da yer alan başka hükümlerle mukayese edilerek âdeta, Anayasa içerisinde bir üst Anayasa oluşturup diğer normları bunun terazisine vurarak yeni bir denetim mekanizması ve yolu ihdas etme çabaları var, böyle değerlendirmeler var. Bunlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan kimi Anayasa hukukçularımız var. Biz çok net söylüyoruz: Anayasa’nın 1, 2, 3 ve 4’üncü maddeleriyle ilgili bir değişiklik teklifimiz yoktur, bununla ilgili, bu maddelerin de hiçbir alakası yoktur.
Ancak, bakın, bugün bu lafları söyleyen kimi Anayasa hukukçularımız, başta, Sayın Erdoğan Teziç olmak üzere, bakıyorum, bir sürü, Bülent Tanör, Süheyl Batum, Necmi Yüzbaşıoğlu, TÜSİAD’a, başka birtakım sivil toplum örgütlerine hazırladıkları Anayasa değişiklik önerisi taslaklarında, bu ilk üç maddeyle ilgili, noktasına virgülüne dokunarak birtakım değişiklik önerileri ilave etmişler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
89 konuşma daha · 6 Şubat 2008