İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 55. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma hayatındaki sorunlara ve ilgili kesimlere duyarsız kaldığı, görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği iddiasıyla çalışma ve sosyal güvenlik bakanı ömer dinçer hakkında gensoru açılmasına ilişkin (11/9)

Bekir Bozdağ

Yozgat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 55. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Şubat 2010 · 2.013 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bekir Bozdağ (AK Parti), 2 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA HAYATINDAKİ SORUNLARA VE İLGİLİ KESİMLERE DUYARSIZ KALDIĞI, GÖREV VE SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMEDİĞİ İDDİASIYLA ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER HAKKINDA GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN (11/9)); konuşma 2.013 kelime.

Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Çalışma hayatındaki sorunlara ve ilgili kesimlere duyarsız kaldığı, görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği iddiasıyla çalışma ve sosyal güvenlik bakanı ömer dinçer hakkında gensoru açılmasına ilişkin (11/9)”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2010-02-02-calisma-hayatindaki-sorunlara-ve-ilgili-kesimlere-duyarsiz-kaldigi-go (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinden bir kısım milletvekilinin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer Dinçer hakkında verdiği gensorunun gündeme alınıp alınmamasına dair yapılan görüşmede, AK PARTİ Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa’nın 99’uncu ve İç Tüzük’ün 106’ncı maddesi gensoruyla ilgili düzenlemeleri havidir. Gensoru o kadar önemli bir konu ki eğer yüce Meclis karar verirse gensoruya muhatap olan bakanın veya hükûmetin güvensizlik oyuyla düşürülmesi sonucunu doğuracak kadar ciddi bir denetim mekanizmasıdır, denetim yoludur. Öyleyse bu kadar ciddi olan bir konuda gensoru verirken gensoruyu hazırlayanların da bu ciddiyete uygun bir biçimde gensoruyu hazırlaması lazım.

Ben şimdi gensoru çok ciddi mi, ne var ne yok, şöyle bir el atayım, elden ne geliyor bir bakayım dedim, elimi attım elimde kaldı. Tuttuğum yer elime geliyor. Doğru bir şey var mı diye baktım, doğru bir şey görmekte zorlandım ama bir şey biliyorum rakamlara dans ettirmek bir maharettir ama bu gensoruda cümlelere, kanunlara, paragraflara dans ettiriliyor, öylesi bir gensoru. “Nereden çıkardınız?” derseniz, şöyle isterseniz gelin gensoru da yer alan konuları bir değerlendirelim, ne var ne yok, ona göre bir kararı siz verin, bizi izleyen milletimiz versin.

Ne deniyor? Deniyor ki: “Sayın Bakan İŞKUR Genel Kurulunda yaptığı bir konuşmada vizyonsuzlukla, sendikaları sorumsuzlukla itham etmiş.” Şimdi ben bakıyorum, o İŞKUR Genel Kurulunda Sayın Bakanın konuşması. Aldım baktım, yahu doğru mu, acaba Sayın Bakan siz sorumsuz musunuz demiş, vizyonsuz musunuz demiş veyahut da ne demiş? Açıp baktım ama belli ki gensoruyu hazırlayanlar gazete haberinden hareket etmiş, işin kaynağına gitmemiş.

Ne diyor Sayın Bakan? Diyor ki, sendikalarla ilgili söylüyor: “Bizim sendikalarımız, toplumun tüm kesimleri bizimle beraber bu sorunu çözme konusunda yeni bir vizyona, yeni bir yapılanmaya, topyekûn bir mücadeleye hazır olmalıdır.” diyor. Şimdi, Sayın Bakan yine devam ediyor: “Yeni bir zihniyete, yeni bir Çalışma Bakanlığı politikasına, yeni bir -mücadele eden- iş kolu örgütüne, yeni bir işçi -özellikle altını çizerek söylüyorum- sendikacılık anlayışına, işveren anlayışına da ihtiyacımız var." diyor ve bütün konuşmasında “Yeni bir anlayışa, yeni bir sendikacılığa ihtiyacımız var.” diyor.

“Sorumsuzluk” yok, böyle bir itham yok. “Vizyonsuzluk” yok. Nereden çıkardınız bunu? Konuşma burada ama çarpıtma yaparsanız bunu… Ama, ben bir şeyi anlıyorum, o da nedir: Değişime karşı olanlar, statükodan beslenenler, mevcut yapıdan kendi gücüne güç devşirenler “değişim” kelimesini gördüğü zaman rahatsız oluyorlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu gensoru “değişim” diye söz başlayan bir bakana verilecek gensoru değildir.

Bir başka konu, şimdi o da şu: İŞKUR Genel Kurulunda konuşmaları beş dakika ile Sayın Bakan sınırlamış. Arkadaşlar, İŞKUR Genel Kurulunda böyle bir sınırlama yok. İşte iş…

MEHMET EKİCİ (Yozgat)Emin misiniz?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Eminim. Siz açıp bakaydınız.

Bakın, İŞKUR Genel Kurulunda olan şey burada ve konuşmalarda sınırlama yok. Sendikaların konuşması: DİSK on üç dakika konuşmuş, Hak-İş on altı dakika, Türk-İş on bir dakika, TESK on dakika, TİSK on dokuz, TOBB on üç dakika… Toplam konuşma saatleri de iki buçuk saatten fazla sürmüş. Böyle bir şey yok İŞKUR Genel Kurulunda. Ha, ben doğrusunu söyleyeyim, siz araştırma zahmetinde bulunmadınız ama nerede var böyle bir şey? Sosyal Güvenlik Kurumunun Genel Kurulunun davetiyesinde böyle bir ifade var.Ama dersine belli ki iyi çalışmamışlar, bunlar hep ezberden yanlış türkü çağırıyorlar, bu da onun bir başka ifadesi, (AK PARTİ sıralarından alkışlar) bir başka şey, sakat bir şey, yanlış bir şey ve gerçekle ilgisi olmayan bir şey.

MEHMET EKİCİ (Yozgat)Ne demek? Demagoji yapma. Ne demek?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, SGK Olağan Genel Kurulunda ne var? On üç kişi konuşacak arkadaşlar, protokol konuşması, Genel Kurulun çalışması var. On üç kişi onar dakika konuşsa, yirmişer dakika konuşsa o Genel Kurul icra edilebilir mi? Mecliste de siz İç Tüzük gereği beş dakika, on dakika sınırlama yapıyorsunuz. Bütün modern toplumlarda bu böyledir. Zamanı doğru yönetmek konusunda bir tavsiyede bulunmak ne zamandan beri suç oldu, ne zamandan beri ayıp oldu, ne zamandan beri kusur oldu? Bu Meclis hep kusur mu işliyor o zaman?

Peki, bir başka konu, o da yine bunun içerisinde yer alan konulardan biri, sendikaların diyor… Sayın Bakan, Sosyal Güvenlik Bakanı ilk kez işçi -diyor- sendikaları tarafından ne yapılmış? Kınanmış ve böyle bir şeye muhatap olan ilk Bakan olmuş. Benim hafızam yanılıyor mu, acaba yanlış mı düşünüyorum yoksa bu heyet de yanlış mı düşünüyor, kulaklarıma inanamıyorum, gözlerime inanamıyorum.

Şimdi, bakıyorum, sendikalar ne yapmış, Bakanı kınamış mı? Şimdi burada sendikaların yayınladığı bildiri. Burada bir kınama yok, “sizi kınıyoruz.” diye bir ifade yok. Bakana dönük bir eleştiri var ama bizim tarihimize baktığınız zaman, sendika tarihimize, işçilerin mücadele tarihine baktığınız zaman pek çok olayı görürsünüz tarihte, pek çok sendikaların ortak bildirileri…

Ben şimdi, bakıyorum mesela Türk-İş, Hak-İş, DİSK, KESK, Türkiye Kamu-Sen, Memur-Sen genel başkanları, 29 Ocak 99, yine 27 Ocak 99 –elimde, getirdim- 14 Temmuz 99, efendim, 20 Temmuz 99, 2000, 2001… Neredeyse haftanın her günü, sadece Ankara’da değil ha, şimdi, Kızılay’da değil, her yerde, hangi ile bakarsanız bakın emek platformu ayaktadır. Herkes protesto ediyor. Orada atılan sloganlara baktığınız zaman, ben burada o sloganların hepsini tekrarlamaktan hicap duyuyorum. Öyle sloganlar var ki… Neler söylemişler? Burada ben edeben sizin huzurunuzda o sloganları tekrar etmekten hicap duyuyorum.

Mesela “Başkentte 24 Temmuz Provası”, “Gövde Gösterisi” diyor, Milliyet almış: “Direniş” Bunlar ne zaman oldu? Bizden önceki dönemde DSP-ANAP-MHP hükûmetleri dönemine bakarsanız bütün bu evraklar, onlara yapılan protestolar ve onlara dönük bildiriler, onlara dönük kınamalarla dolu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET EKİCİ (Yozgat)Allah ıslah etsin sizi!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Yani hani “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” derler ya, hani “merdikıpti şecaat arz etmesi” meselesi var ya tam da bu, aynen oturuyor. Gazetelerin hepsini göstereceğim ama zamanınızı çok alır. Neredeyse haftanın her günü işçi meydanda, emekçi meydanda.

Peki, ne denmiş o zaman? Bakın, şimdi emekçi dostu olanlar ne demiş? Sayın Bahçeli’nin o zaman bir açıklaması var, 11/7/99: “Sokaktan bir şey çıkmaz. Boşa uğraşmayın.” diyor. Şimdi, sokağı istismar etmek için Meclisi meşgul ediyorlar. Dün öyle, bugün böyle… (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu iş samimiyet ister.

MEHMET ŞANDIR (Mersin)Kimse istismar etmiyor.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakın, değerli dostlarım, bu da bir gerçek dışı olay, bir başka konu, yine gensorunun içerisinde: 18 Şubat 2009 tarihinde yapılan bir değişiklik var. Hani deniyor ya, Sayın Bakan sendikasızlaştırmak için uğraşmış, bilmem, yandaş bir sendikaya imkân sağlamak için yasada değişiklik yapmış. Yahu, var mı öyle bir şey? Yok.

MEHMET EKİCİ (Yozgat)Var, var. Sen yazdın.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, bakın, yandaş bir sendikaya… Sendikaları sendikasızlaştırmak için bir eylem var mı? Yok. Peki, bir düzenleme yapılmış burada, “SGK verileri esas alınacak.” denmiş. Denmiş, peki, ama ne olmuş?

Sendikalar gelip demişler ki: “SGK verileri esas alınırsa bizim sendikal faaliyetlerimiz sonlanır, şu kadar iş kolunda işçiler sendikasız kalabilir; bir çözüm.”

MEHMET EKİCİ (Yozgat)İşte onu söylüyor, işte!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Sonra oturmuş… Hani “diyalog yoksunu” diyorsunuz ya Sayın Bakana. Oturmuş sendika başkanlarıyla, konuşmuşlar, “Nasıl bir çözüm yapalım?” demişler, onlar da bakın şöyle bir protokol yapmışlar.

MEHMET EKİCİ (Yozgat)Hah, tamam!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Altında kimin imzası var? Türk-İş Başkanının, Hak-İş Başkanının, DİSK Başkanının, TİSK Başkanının imzası var. Yandaş bir sendikaya menfaat sağlanan böyle bir protokolü siz gördünüz mü? Gördünüz mü? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET EKİCİ (Yozgat)Sen yazdın Bekir Bey, sen yazdın!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bu da bir iftiradır. Bu da bir iftiradır, ama iftiraları burada o kadar çok dinledik ki ben şimdi birkaçını söyledim, şimdi bir başka daha ilave yapıp bir konuya daha gelmek istiyorum.

Mesela, tarım, ormancılık, hayvancılık ve balıkçılıkla ilgili sendikadaki rakam farkları.

Ya, arkadaşlar, kanun çok açık. Diyor ki ilgili kanunda…

MEHMET EKİCİ (Yozgat)Bak, Resmî Gazete!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bu farkın, buradan, iş kolundan ayrılan işçilerin gene burada yazılı gözükeceğine dair kanun maddesi var. Bu konuda mahkeme kararları var. Silmişler, mahkemeye gitmişler, mahkeme diyor ki: “Silemezsiniz.” Neden? O alanda bir sıkıntı var, o sıkıntı nedeniyle bunun devamına yasa imkân veriyor, mahkeme kararları imkân veriyor; siz mahkemenin doğru dediğine, yasanın emrettiğini yapan uygulamaya “skandal” diyorsunuz. Esas skandal, kanunu böyle tersinden okumaktır, gerçeği çarpıtmaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET EKİCİ (Yozgat)Burada belgesi var!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, bir başka konu. O nedir? O da üçlü diyalog mekanizmalarıyla ilgili konu.

Değerli arkadaşlar, üçlü diyalog mekanizmalarıyla ilgili konuda şimdi ben bir soru sormak isterim. Üçlü diyalog mekanizmasını kim kurdu? Kim getirdi? Bu Meclis getirdi. AK PARTİ İktidarında geldi. İş Kanunu’nun ilgili düzenlemesini biz yaptık ve sendikalar arasında üçlü bir danışma kurulu olsun, diyaloglar kurulsun, yürüsün diye. Ve bizim dönemimizde de bunlar yürümüş, Sayın Ömer Dinçer döneminde de bunlar yürümüş. 20 Mayıs 2009, 24 Haziran 2009, 29 Temmuz 2009, 21 Ekim 2009; bütün bunların hepsinde üçlü diyalog toplantıları da yerine getirilmiş ve bu konularda da diyalogu geliştirici düzenlemeler yapılmış.

Bakın, bir çarpıtma, bir başka konu: “Sayın Bakan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına katılmamış.” diyor.

Arkadaşlar, ben baktım, acaba ya bunlar ne diyor, doğru mu söylüyor? “Bakan katılabilir” mi diyor? Sonra, Kanun’un 39’uncu maddesi, İş Kanunu. Bakıyorum ben şimdi: Kim var? 5 tane işveren sendikası temsilcisi, 5 tane işçi sendikası temsilcisi, 5 tane de Hükûmet temsilcisi. Onlar kim? Çalışma Genel Müdürü veya Yardımcısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı, Devlet İstatistik Enstitüsünün bir temsilcisi, Hazine Müsteşarlığından birisi, DPT’den birisi. Bunların arasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı var mı? Var mı altında? Yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Peki, bu gensoruda ne gezer bu? Kanunu okumadınız mı? Bakanın bu toplantıya katılma görevi, yetkisi var mı yok mu? Bakana görev öğretiyorlar. Öyleyse, açıp bakacaksınız. Ben bir merak ettim: Yahu, bizim bakan katılmamış olabilir ama bunların bakanı katılmış mı? Olur ya! MHP’li iktidar döneminde Yaşar Okuyan katılmış olabilir veya DYP-SHP (CHP) koalisyonunda CHP’li bir bakan katılmış olabilir. Aldım getirdim, baktım. Arkadaşlar hiçbirinin altında bir tane bakanın imzası yok. Yahu, ilk defa, bu Meclis, bir bakana yasal olarak katılmaması gereken bir toplantıya “Niye katılmadın?” diye gensoruya muhatap oluyor. Bu gensoru bu cehaleti kaldırmaz. Ama, maalesef… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bir başka konu: Efendim, Sayın Bakan ne yapmış? İşverenle anlaşıp tek başına belirlemiş. Bu da bir iftira. Şimdi, uzun uzun hepsine girmeyeceğim. Ama, bu iftiralar sadece gensoruya girmedi. Şimdi, huzurunuzda, burada konuşan bir değerli hatip de çıktı şunu söyledi, bakın, dikkatinize sunmak istiyorum, diyor ki: “Hele beyaz gömlekli doktorlar yok mu? Nejat Uygur’u ziyaret etmek isteyen hanımefendiye ‘Gülhane’ye gelmeyin.’ demişler. Sizi beyaz gömlekliler sizi! Üç beş kuruşu görünce kendinizi ne sanıyorsunuz? Peygamber olarak -altını çiziyorum, dikkat buyurun- anılan bir Başbakanın eşini nasıl kabul etmezsiniz? Üç beş kuruş paranıza mı güveniyorsunuz? Sizin muayenehanelerinizi kapatsın da bir görün bakalım.” Bu sözler kimin biliyor musunuz?

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Benim, benim.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Biraz önce bu kürsüden Osman Durmuş söyledi.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Aynen katılıyorum.

AHMET YENİ (Samsun)Ayıp, ayıp!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi bakın… (AK PARTİ sıralarından “Yuh” sesleri, gürültüler) Bakın, AK PARTİ Grubunun Grup Başkanına, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına, ne AK PARTİ Grubunun içerisinde ne AK PARTİ’ye gönül vermiş insanların içerisinde bugüne kadar “Peygamber” diyen bir densiz çıkmamıştır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Aydın İl Başkanınızın demeci var.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ama bu kürsüde bunu ifade edenler çıkmıştır. Ben bunu kınıyorum. (AK PARTİ ve BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş)Kınıyoruz, kınıyoruz.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Burada, burada kınanması gereken nedir biliyor musunuz? Başı örtülü diye bu ülkenin Başbakanının eşini GATA’ya almayan zihniyeti kınamak lazımken, gelip nereye bağlıyorlar bunu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama biz… Ama bakın… (AK PARTİ sıralarından “Bravo Başkanım” sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, değerli arkadaşlar, biz bu zihniyete çok alışığız. Çok alışığız. “Erkek, ürkek” deyip Meclisin kapısında Nesrin Ünal’ın başını açtıran anlayışı da biz biliyoruz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Dışarıda öyle, içeride böyle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, burada da bunu söylemek, burada da bunu ifade etmek… Bunu diyen bunu ispat etmezse, ben bu Genel Kurulun huzurunda kendisini müfteri ilan ediyorum, ispata davet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Brovo” sesleri, alkışlar) Bir tane AK PARTİ’li, bir tane, bir tane, Türkiye’de bunu diyen bir densizin ismini söyleyin, sizinle beraber yakasına yapışalım.

MEHMET ŞANDIR (Mersin)Aydın İl Başkanınız söyledi.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Şu anda il başkanı.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ayıptır, ayıp.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa)Aydın İl Başkanı söyledi.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ayıptır. Konuştuğun lafı bilmiyorsun. Bir de bu ülkede Bakanlık yapmışsınız.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 2 Şubat 2010

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook