Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2010 · 905 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 905 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve bazı milletvekillerinin verdiği Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik öngören kanun teklifinin 23’üncü maddesi üzerinde AK PARTİ Grubunun ve şahsımın görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 23’üncü madde, Anayasa’mızın 159’uncu maddesinde değişiklik öngörmektedir. 159’uncu madde ise Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı ve işleyişiyle alakalı bir maddedir. Konuyu daha iyi anlamak için, mevcut durumu öncelikle tespitte fayda vardır. Bugün Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 5 asıl üyesi var, bunlardan 3 tanesi Yargıtay tarafından seçiliyor, 2 tanesi Danıştay tarafından seçiliyor. Baktığınız zaman, 7 üyenin yüksek yargıyı sadece temsil ettiği çok açık. Buna kürsüdeki hâkimlerin ne olduğunu sorarak cevap verirsek daha iyi anlaşılır. Bugün ilk derece mahkemelerinde görev yapan idari ve adli yargıdaki hâkim ve savcılarımızın sayısına baktığınızda, yaklaşık 12 bin civarında hâkim ve savcı var. Bunların Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda temsili mümkün mü? Mümkün değil.
Şimdi, işleyişe baktığınızda da orada şöyle bir şey var: Yargıtay salt çoğunlukla boşalan 1 üye için 3 aday seçiyor ve Sayın Cumhurbaşkanı bunlardan 1 tanesini atıyor. Aynı çoğunluk birbiriyle aynı 3 kişi seçiyor. Öte yandan, Danıştay aynı yapıyı işliyor ve atamalar oluştuktan sonra, bakıyorsunuz sisteme, Yargıtayın bütün üyelerini bu kurul seçiyor, Danıştayın bütün üyelerini bu kurul seçiyor. Görev süreleri dolduktan sonra da Yargıtay ve Danıştaya dönüyorlar ve orada da, Yargıtayda, Danıştayda aday olunacak başka yerler var, kendi seçtikleri üyeler eğer aday olurlarsa onlar da onları seçiyor. Baktığınız zaman, demokratik temsile uygun olmayan, yargının tamamını temsil edemeyen bir yapının burada olduğunu ve yargı bağımsızlığı açısından da bir teminat değil, aslında bir gölge bulunduğunu çok net olarak ifade etmemiz lazım. Onun için bu yapı eleştirildi, herkes tarafından eleştirildi. Daha ne dendi? “Teftiş kurulu Adalet Bakanlığına bağlı, yanlıştır.” Eleştirildi, herkes söyledi. “Özel ayrı bir sekreteryası yok, Bakanlık yürütüyor.” Eleştirildi. “Ayrı bir bütçesi yok.” Eleştirildi. “Baktığınız zaman kürsüyü temsil etmiyor.” Eleştirildi. Sadece Türkiye’de yargı bağımsızlığını savunanlar mı eleştirdi bunu? Hayır, Avrupa Birliğiyle ilgili Türkiye’ye dönük hazırlanan ilerleme raporları, istişari ziyaret raporlarına baktığınız zaman, bunların tamamında da Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısına dönük bir eleştiri var. Öte yandan bakıyorsunuz, bu Kurulun kararlarına karşı etkili bir itiraz yolu var mı? Yok. Yani itirazınız sadece beyhude bir zaman kaybından başka bir anlam ifade etmiyor. Öte yandan yargı yolu açık mı? Yok. Birini ihraç ediyor, karar veriyor, diploması âdeta yırtılıyor, avukatlık dahi yapamaz hâle geliyor, “Ben haksızlığa uğradım.” deme hakkı yok. İddianamede birinin ismini geçirdi diye, dünyanın hangi ülkesinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu “Sen niye böyle iddianame hazırlarsın?” diye görevden tardedilen bir savcı örneğini birileri bana gösterebilir mi? Var mı böyle bir şey? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bakın, daha başka bir şey söyleyeceğim. Adalet Bakanı inceleme başlattı -çok ilginç bir detaydır bu- Sayın Ferhat Sarıkaya’yla ilgili. Gazeteler ertesi gün manşet çektiler: “Bu, yargı bağımsızlığına müdahaledir.” dediler. “Devam eden bir soruşturma nedeniyle bir savcıya bunu yapamazsınız.” dediler. Daha ilginci ne biliyor musunuz? Ertesi gün HSYK’nın açıklaması var: “Bu, yargı bağımsızlığına müdahale değildir.” diye.
HAKKI SUHA OKAY (Ankara)Adalet Bakanı kim?
ATİLLA KART (Konya)HSYK Başkanı kim?
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Onun için, biz diyoruz ki: Bakın, bizim, bir durumu tespit etmemiz lazım. Ortada, hâkimler ve savcıları temsil eden değil, Yargıtay ve Danıştay üyelerini temsil eden bir Yüksek Hâkimler Kurulu vardır. Yapılan bu düzenleme, hâkimler ve savcıları tamamıyla temsil eden bir Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu oluşturmaktan ibarettir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği ile ilgili raporlar, uluslararası belgeler; bunların içerisine baktığınız zaman, bu yapılan düzenlemeyi de eleştiren, bu düzenlemenin de uymadığı yönler var ama bu raporların içerisindeki çok farklı şeylerin hepsini ben burada size tek tek zikredip vaktinizi almak istemem ama bilesiniz ki bu düzenleme, bu raporlarda yer alan ve Türkiye’ye dönük olarak değerlendirilen eleştirilerin büyük bir kısmını da karşılamaktadır.
Ayrıca bu düzenlemeler, Cumhuriyet Halk Partisinin 2001 yılında hazırladığı “Demokratikleşme Raporu, İnsan Hakları ve Demokratikleşme 2001” burada da Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısıyla ilgili değerlendirmeler var, onların da büyük bir kısmını -tamamını demiyorum ama- karşılayan düzenlemeler içermektedir.
Peki ne getiriyor diye bakarsanız, o zaman bu düzenlemeye oradan bir bakmak lazım. Eleştiri şu: “Yargıyı ele geçirme gayretidir bu.” Şimdi ben, getirilen düzenlemeyi izah edeceğim, geri kalan kısmı vicdanlarınıza bırakacağım.
Bugün 7 tane üye var; 2 tanesi tabii üye, 5 tanesi seçilmiş üye. Şimdi Yargıtay ve Danıştay seçiyor, nihayetinde Cumhurbaşkanı atıyor. Yeni düzenlemeye baktığınızda… Affedersiniz, 2 de Bakanla Müsteşar var. Bakıyoruz şimdi, Bakan bugünkü mevcut hâliyle Kurulun bütün toplantılarına istediği zaman başkanlık yapabilir mi? Yapar. Müzakerelere katılabilir mi? Katılabilir. Tayinlere, terfilere, cezalara, hepsine müdahil olabilir mi? Olabilir. Şu reis olsun, şu başsavcı olsun, şu, şu mahkemeye gitsin, buna bu cezayı vermeyeyim diyebilir mi? Diyebilir. Oy hakkı var mı? Var. Peki, yeni düzenlemeyle ne geliyor? Gelen şu: Adalet Bakanı Kurulun Başkanı, ama Kurul üç daire hâlinde çalışacak, atamalar, terfiler, disiplin işlerinin, vesairenin görüşüldüğü dairelerin hiçbirinin toplantısına Adalet Bakanı katılmıyor, oy hakkı yok. Düşünebiliyor musunuz yargıyı ele geçirmek isteyen Adalet Bakanının yaptığına, bütün yetkilerini veriyor, tayinine karışmıyorum, terfine karışmıyorum, disiplinine karışmıyorum, kendi içinizde bunu çözün. Peki ne olur?
ATİLLA KART (Konya)İnceleme ve soruşturmayla ilgili değişiklik var mı, onu söyle.
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Eğer bir etkili itiraz yolu olur da Genel Kurula gelirse konu, Adalet Bakanı Kurulun Başkanı olarak orada itirazın görüşmesi sırasında müdahildir. Bakın, burada, önemli bir değişim, yargı bağımsızlığı yönünde çok ciddi bir adım atılmaktadır. Yargıyı ele geçirenlerin değil yargının bağımsızlığı için uğraşanların ancak yapabileceği bir iştir bu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bir başka konu: Bugün, bakın Adalet...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
75 konuşma daha · 27 Nisan 2010