İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)
Batman Milletvekili ·
Genel Kurul, 105. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Mayıs 2008 · 848 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bengi Yıldız, 15 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI; TRABZON MV.CEVDET ERDÖL VE 2 MV. İLE ŞANLIURFA MV.RAMAZAN BAŞAK'IN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:224)); konuşma 848 kelime.
Bengi Yıldız (Batman). “İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 15 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bengi-yildiz-23-2008-05-15-is-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasar (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA BENGİ YILDIZ (Batman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 224 sıra sayılı İş Kanunu hakkında Demokratik Toplum Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, benden önceki konuşmacı arkadaşın rakamlarla vermiş olduğu istatistiklere cevap vererek konuşmama başlamak istiyorum.
Anadolu Ajansının… TÜSİAD ve Merkez Bankasının ortaklaşa başlattığı proje kapsamında hazırlanan iş gücü, gelir, harcama ve yoksulluk açısından, Türkiye'de, hane halkı raporuna göre çalışmak isteyip de iş aramayanlar dikkate alınarak, çokça da örnek alındığı gibi, Amerika Birleşik Devletleri benzeri alternatif işsizlik tanımlamaları yapıldığında, Türkiye'de 2006 yılında yüzde 9,9 olan resmî işsizlik oranı 16,9; 2007 yılında ise 16,3 olarak gerçek işsizlik rakamlarına yakın bir belirleme yapılmış. Rapora göre, Türkiye’de iş gücü piyasasında ücretsiz aile işçileri ve iş gücüne dâhil olmayanlar diğer ülkelere göre daha ağırlıklı bir rol oynarken, ücretsiz aile işçilerinin toplam istihdam içindeki payı Türkiye’de yüzde 20 civarında iken Avrupa Birliği ülkelerinde, on beş ülkede yüzde 1,2’dir. İş gücüne dâhil olmayanların çalışma çağındaki nüfusa oranı Avrupa Birliğinin yirmi beş ülkesinde yüzde 30 civarında iken, Türkiye’de bu oran yüzde 49 civarındadır. Bunlar da TÜSİAD’ın ve Merkez Bankasının hazırladığı bir rapordu.
İşsizlik oranları, Avrupa Birliği ülkelerinde işsizlik oranı: Almanya’da 9,9, Avusturya’da 5,4, Belçika’da 8,4, Danimarka’da 5,3, Hollanda’da 2,6, bu şekilde sıralanıyor.
Yine “İşsiz ve ümitsiz Türkiye” başlıklı bir habere göre, TÜİK raporları toplam nüfusta- on beş yaş ve üstü nüfus- 48 milyon çalışabilir insan gücü; istihdam, 2006 yılında 21 milyon, 2007 yılında 20 milyon insan; iş bulma ümidi olmayanlar, 2006’da 600 bin, 2007’de 630 bin; mevsimlik işçiler, 2006’da 344 bin, 2007’de 409 bin ve ev işleriyle meşgul kadınlarımızın oranı 2006 yılında 12 milyon, 2007 yılında 12 milyon 300 bin kişi olarak sunuluyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuoyunda istihdam paketi olarak sunulan ancak daha çok fakirden alıp zengine veren bir düzenleme olarak anılacak bu tasarı içinde birçok yeni husus bulunmaktadır. Dünden beri sayın milletvekilleri bunları dile getirdiler ama başlıklarıyla söylüyoruz:
Eski hükümlüye iş yok yani cezaevine düşmüş ve çoğu da ekonomik temeli olan suçlular çıktıktan sonra kendi başlarına bırakılıyor.
Engellilerin oranında ciddi bir düşüş var.
Aynı zamanda, kadınlar ile on sekiz–yirmi dokuz yaş arasındaki gençlere yer açmak için beş yıl boyunca işsizlik sigortasından oraya belirli bir oran aktarılıyor fakat diğer taraftan, otuz yaş ve üstü çalışan insanların bu teşvik karşısında korunmadıklarını bu tasarıda görüyoruz.
En önemli düzenleme olarak gördüğümüz düzenleme GAP’a ilişkin olan kısmıdır. Tasarının 25’inci maddesinde, yapılacak değişiklik ile Özelleştirme Fonu’nda biriken tutardan 1 milyar YTL’lik kısım aktarılıyor GAP’a ve 2009 ile 2012 tarihleri arasında Özelleştirme Fonu’ndan 2,5 milyar YTL’lik kısım GAP kapsamındaki yatırımlara yönlendiriliyor. Bu düzenleme ve öngörü yerini bulursa kısmi bir iyileşme gerçekleştirilecektir ancak Sayın Başbakanın 12 milyar dolarlık paketi gibi, umarız sadece enerji ağırlıklı olmaz; yeni barajların yapılmasıyla bölgede bir gelişme olmaz, yeni istihdam alanları açılmaz. Örneğin bölgede Türkiye'nin en büyük barajları kurulmuş durumdadır. Bu alanlarda kaç işçi çalışmaktadır? Bu barajların sayesinde ne kadar sulanabilir tarım arazisi sulanabilmektedir? Resmî verilere göre yüzde 14. Yeni barajlar yapılarak mesela Hasankeyf gibi binlerce yıllık ortak mirasımız sular altında bırakılacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz bu yasayı tartıştığımız sırada Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüz binlerce emekçi Parlamentodan gelecek haberi bekliyor. O da bölgede yaşanan kuraklığın yarattığı doğal afetin görülmesidir. Bilindiği gibi, Diyarbakır, Batman, Urfa, Mardin, Adıyaman, kısmen de Siirt ve Şırnak gibi illerde yaşanan kuraklık, tarladaki buğday, arpa, mercimek gibi ürünlerin yüzde 90’ıyla, bazı yerlerde tamamen kurumasına neden olmuştur. Yine, hayvancılıkla uğraşan insanlarımızın bölgede kuraklık nedeniyle hayvanlarını otlatacak bir alan bulunamamaktadır. Her yıl çıktıkları yaylalar da güvenlik nedeniyle yasaklı olduğundan, hayvancılıkla uğraşan insanlarımız hayvanlarını yok pahasına satmaktadırlar.
Şimdi istihdamı tartışıyoruz. Ne yapacaksınız bu insanlara? Bölgenin iki temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık iflas etme noktasındadır ve Hükûmet ses çıkarmıyor. Bu durum, Hükûmet ve yereldeki yetkililer tarafından bilinmektedir. Buna rağmen şimdiye kadar bu konuda bir düzenleme yapılmamıştır. Böylesine bir doğal afete kaynak bulamayan Hükûmetin bundan daha öncelikli hangi işi olabilir ki insanlar tarım ve hayvancılığı bırakacak, üretim dışına itiliyor ve biz burada istihdamı tartışıyoruz. Yap-işlet-devret modellerine zaman ve kaynak buluyorsunuz, işverenin primini hazineden ödüyorsunuz ama işini, aşını kaybeden milyonlarca insanı görmezden geliyorsunuz. Merak etmeyin, vatandaş, onları görmezlikten gelenleri ilk seçimde görünmez hâle getirecektir.
Değerli arkadaşlar, duymazlıktan geliyorsunuz diyoruz çünkü dün basında, sadece, ne yazık ki bir tek gazetede yer alan bir haber var. Haykıran esnaf odaları, ziraat odaları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki sivil toplum örgütleri Diyarbakır’da bir araya geliyor ve seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ancak, sesleri Ankara’dan duyulmuyor. Ne diyorlar? “15 milyon dekar araziyi etkiledi bu kuraklık.” diyorlar ve taleplerini dile getiriyorlar: “Kuraklık yaşanan bölge, afet bölgesi ilan edilmelidir.” diyorlar, “Ziraat odalarının da içinde yer aldığı hasar tespit komisyonları oluşturulmalıdır.” diyorlar, “Çiftçinin zararları ürün bazında tespit edilip tüm üreticilerin zararları en kısa zamanda karşılanmalıdır.” diyorlar ve benzeri taleplerini dile getiriyorlar sayın milletvekilleri.
Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisinin seçim bildirgesine baktığımızda, bugün haykıran vatandaşın sesini o dönemde onlar da dile getirmiş. Deniliyor ki: “Türkiye’de tarım sektörü yıllarca ihmal edilmiş. Özellikle son yıllarda yaşanan derin ekonomik krizden çiftçilerimiz, köylülerimiz çok olumsuz etkilenmiştir. Uygulanmakta olan ekonomik program da tarım sektörünün problemlerine çözüm getirememiş, çiftçilerimiz daha da zor duruma düşmüştür. Son yıllarda mazot, gübre, ilaç, tohumluk, makine gibi tarım girdilerinin fiyatlarında büyük artışlar meydana gelmiştir.”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 15 Mayıs 2008