İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Bengi Yıldız

Batman Milletvekili ·

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2010 · 951 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bengi Yıldız, 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 951 kelime.

Bengi Yıldız (Batman). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bengi-yildiz-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA BENGİ YILDIZ (Batman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Anayasa gibi çok önemli bir konuyu özellikle Hâkimler ve Savcılar Yasası’nı değiştiren bir değişiklik varken AKP sıralarının boş olması ve bu olaya çok sıradan yaklaşmalarını yadırgadığımızı belirtmek isteriz.

OKTAY VURAL (İzmir)Dinlemesinler, etkilenirler.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Oy kullanmaya gelince geliyorlar.

BENGİ YILDIZ (Devamla)Bu konuşmayı yapmadan önce, geçmişte muhalefet partilerimizin Hâkimler ve Savcıların yapısına ilişkin önerilerine baktım. Söylediklerinin arkasındalar mı hâlen? Mesela Cumhuriyet Halk Partisi 99 yılındaki raporunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna ilişkin görüşlerini belirtmiş ve bugün de aynı görüşleri devam ettirmektedir. Özellikle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun oluşumu, biçimi, işleyişi konusunda ciddi sıkıntılar olduğu, erkler ayrılığıyla, yargı bağımsızlığıyla ve idarenin yargısal denetimi ilkeleriyle çeliştiğini belirtiyor ve Adalet Bakanı ve Müsteşarının bu yapı içerisinden çıkarılması gerektiğini söylüyor. Bugün de aynı şeyleri söylüyor. Dolayısıyla, tutarlı bir çizgi izlediğini söyleyebiliriz.

Yine, kamuoyunda geçmişten bugüne kadar yapılmış Anayasa taslakları var. Hepsine bakıyorsunuz, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun içerisinde Adalet Bakanının olması, Müsteşarın olmasının ciddi problemlere yol açtığı ve bunun bir an önce aşılması gerektiği tespitinde bulunuyorlar. Yine, anayasa hukukçularımız aynı tespitleri yapıyor, ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisi, yeni bir Anayasa ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun demokratikleşmesi noktasında bir arayışının olduğunu söylüyor. Ama bu konuda bütün bu geçmişteki deneyimleri görmezlikten gelen bir yaklaşım sergilemeye devam ettiğini görüyoruz.

Yine, bu yapı içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesinin devre dışı bırakılması, aslında Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin kendilerine ve bu yapıya gösterdikleri yaklaşımın da bir göstergesidir. Avrupa ülkelerine baktığımızda, hemen hemen hepsinde çok önemli bir oranda meclislerin bu yapılara üye seçtiklerini görüyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi, başlangıçta Meclis iradesinin bu yapı içerisine yansıması gerektiğini söylüyordu, ama ondan da vazgeçmiş görünüyor.

Değerli arkadaşlar, bunu niye söylüyoruz? Çünkü bu Mecliste, biz inanıyoruz ki evet, herkesin bir siyasal düşüncesi, ideolojisi var, ama o kurumlara üye seçenlerin de, seçilenlerin de bir ideolojisi ve bir dünyaya bakış açıları var. Dolayısıyla, bu Parlamentoda belki o seçme noktasındaki çoğunluklara dikkat ederek, mesela üçte 2 veya beşte 3 gibi çoğunlukları hesaba katarak, aslında çok önemli anayasa hukukçuları, deneyimli hukukçular konusunda ortaklaşabileceğimizi düşünüyoruz, bütün düşüncelere eşit mesafede yaklaşan deneyimli insanları seçebilirdik diye düşünüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1982 Anayasası, devleti bireye göre biçimlendirip sınırlayacağına, bireyi devlete göre biçimlendirip haklarını sınırlamıştır; bireyi baskılara karşı çaresiz bırakıyor, halkına ve sivil toplumuna güvenmeyen ve demokrasiyi halkına lüks gören bir zihniyeti yansıtıyor.

1982 Anayasası ve yarattığı kurumlar olan Anayasa Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yargıtay ve Danıştay, hukuk devletinin değil, yasa devletinin pratik temsilcileridirler. Onun içindir ki, yasa devletinden hukuk devletine geçme çabalarında en büyük direnci bu kurumlar sergiliyorlar.

Batı ülkelerinde yargı, mahkeme imajı ile Türkiye’deki yargı, mahkeme imajı aynı mıdır? Mahkemeleri adaletin gerçekleştirildiği yer olarak gören Avrupa toplumu ile “Seni mahkemelerde sürüm sürüm süründüreceğim.” diyen Türkiye toplumunun yargı imajı aynı mıdır? Yargıya müracaat edip mahkeme kapılarında yıllarca bekleyen bir toplumuz. “Geciken adalet, adalet değildir.” gerçeğini biliriz ama buna ilişkin, yargı makamlarından pek şikâyet duymayız, sadece televizyonlarda siyaseti ve siyasetçileri eleştirmek ve mevcut saltanatı sürdürmek için bolca beyanat verdiklerini görürüz.

Yargıtay Başkanı kendi asli işi olan alanlarda konuşmuyor ama olmayan alanlara çokça karışma gereğini duyuyor. Mesela, şu anda onların da katkısıyla cezaevinde 120 bin insan yatıyor, bunun 70 bini tutuklu. Siz, hiç Yargıtay Başkanının bu konuda beyanat verdiğini, şikâyet ettiğini gördünüz mü? Mesela, hukuk birinci sınıf öğrencisi bile tutuklamanın bir istisna olduğunu, asıl olanın tutuksuz yargılama olduğunu bilir. Yargıtay Başkanının buna ilişkin bir açıklamasını gördünüz mü?

Yine, bugün cezaevlerinde binlerce çocuk var. Taş atıp da yaşı oranında ceza alanlara karşı Yargıtay Başkanının bir itirazını duydunuz mu? Evet, biz duyduk. Yargıtaya gelen dosyaları bozuyor ve yerel mahkemelere “Az ceza vermişsiniz, daha çok ceza vermeniz lazım.” diyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne kadar devletin demokratikleşmesine vesile olacak davalarda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun tavrı ne oldu? Şemdinli davasına bakıyoruz. Şemdinli davasının savcısı Ferhat Sarıkaya, soruşturmasını yapıyor ve iddianamesini hazırlıyor, mahkemeye sunuyor. Mahkeme iddianameyi hukuka ve usule uygun bulduğunu beyan ediyor ve kabul ediyor. Ama Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu iddianameyi hukuka ve usule aykırı gördü ve savcıyı görevden aldı. Yani Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yargının yerine geçip karar aldı. Böyle bir yetkisi var mıdır bu idari kurulun? Hayır. Ama kararları yargıya açık olmadığı için “Ben yaptım, oldu.” diyor. Kimden yana ve kimin telkiniyle aldı bu kararları? Genelkurmay Başkanlığının ve askerlerin. Şemdinli davasında görevli olan savcı ve hâkimler şimdi nerede? Hepsi sürgün ve daha alt dereceli görevlerde. Bu işler kimin iktidarında oldu? Adalet ve Kalkınma Partisinin. AKP kiminle uzlaştı? Dolmabahçe Sarayı’nda askerlerle uzlaştı.

Erzurum-Erzincan hattında ne oldu? CMK 250 maddesine göre yetkili Erzurum Savcısı Erzincan Savcısı hakkında soruşturma yapmaya çalışıyor, hemen görevden el çektiriliyor. Neden? “Yargılamayı Yargıtay yapar.” deniliyor. Doğru. Ya soruşturmayı kim yapar CMK 250’ye göre? Erzincan ilinin bağlı olduğu özel yetkili Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin savcısı. Çünkü o çevrede yetkili olan savcısı Erzurum’dur.

Bugün, Ergenekon davasından yargılanan bazıları ne yapıp yapıp bu dosyayı Yargıtayda görülen bir dava yapmalıyız telaşı içerisindedirler. Neden? Çünkü ideolojileri, dünyaya bakışları aynı; güçlerini halktan ve haktan değil, devletin derinliklerinden almaktadırlar. Türkiye, bu kast sisteminden kurtulmadığı sürece demokratikleşemez ve özgürleşemez.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Yargıtay üyeleri şunu görmezler: Bu ülkenin doğusunda yaşayanlar hâlen mahkemeye müracaat edeceği yerde örfi hukuka müracaat etmeyi tercih ediyor. Yine Yargıtay değil, o toplumun ileri gelenleri daha fazla güvenli görülüyor. Niye? Çünkü mahkemelerin yüzü soğuktur, masraflıdır, belalıdır, kararları toplum gerçekliğine değil, toplum mühendisliğine dayalıdır.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna kimin üye seçeceği şüphesiz önemlidir ama biz şunu da biliyoruz ki: Kim seçerse seçsin ve kimi seçerse seçsin, seçilen şahısların ideolojik yönü, devletçi yönü adaletin ve vatandaşın haklarından önce gelecektir. Vatandaşın hakları yerine, devleti koruma saiki egemen olacaktır. Bunu nereden biliyoruz? İlkokuldan hukuk fakültesine kadar verdiğimiz eğitim aynıdır: Kutsal devlet, kutsal yargı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

75 konuşma daha · 27 Nisan 2010

75 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook