2003 mali yılı bütçesinde 2 tur görüşmeleri
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 54. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Mart 2003 · 1.059 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Berhan Şimşek (CHP), 24 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 2 TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.059 kelime.
Berhan Şimşek (CHP, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesinde 2 tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2003-03-24-2003-mali-yili-butcesinde-2-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)Teşekkür ederim.
Bir şeyi ifade etmek istiyorum Sayın Başkanım: Burhan değil, "r"sine bastığınız zaman ortaya çıkan bir ismim var; Berhan... Çok teşekkür ederim. Bunu da, lütfen, süreme katmanızı rica ediyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, sayın yurttaşlarımız; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne ayrılan bütçeyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, yıllardan beri bir türlü adını koyamadığımız, zaman içerisinde Gençlik ve Spor Bakanlığı, zaman içerisinde Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı ve bugün de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü olarak karşımıza çıkan bir yapılanma söz konusu. Ne kadar önem verdiğimiz de, gençlerimizi kiminle evlendireceğimizden -kurum olarak- belli oluyor; yani "gençlik" kelimesi, sadece tabelaların üzerinde kalmış ve spor önplana çıkmış. Üstelik, önplana çıkan spor da, sadece seyir sporudur; yani, sporla skoru ayırmayan, sporu bir yaşam biçimi olarak görmeyen bir anlayış.
Geçtiğimiz yıllarda, Galatasaray Futbol Takımının Avrupa kupalarındaki başarıları, Ulusal Futbol Takımımızın dünya üçüncülüğü, toplumumuza büyük sevinç yaşattı; fakat, sporun kitleselleşmesi mümkün olmadı. Oysa, her yaş grubundan insanımız, sporla tanışmalı, beden ve ruh sağlığını bu sayede geliştirmeli.
Böylesine bir bütçeyle, 2003 yılında da gençliğimizin ve sporumuzun sorunlarının çözülmesi mümkün değil. Öncelikle gençliğimize ve sorunlarına değinmek istiyorum:
Bugün, gençlerimizin geleceği ve eğitimi anne babalarının cüzdanına bağlı, devletin yetersiz kredi ve burslarıyla eğitimlerini sürdürmeye çalışıyor ve gençlerimiz kendilerine bu olanakları sağlayan belli çevrelerin tutsağı oluyorlar. Öğrenim sırasında yurt, çalışma hayatında barınma ihtiyaçları karşılanmıyor. Gençlerimiz, sağlıksız ortamlarda yaşamlarının en güzel yıllarını tüketiyor. Üstelik Anayasamızın 58 inci maddesine göre, gençliğimizi bilimsel esaslara göre yetiştirmek, her türlü kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak zorundayız. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 26 ncı maddesine ve Anayasamızın 42 nci maddesine göre "her yurttaş eğitim hakkına sahiptir; yani, gençlerimiz, aslında, insan olmanın en temel hakkı olan, eğitim hakkından mahrumlar.
Gençlerimiz bilgi çağının gerektirdiği yeterli bilgiyi alamıyor. Örneğin, şu anda, sadece, gençlerimizin yüzde 6'sı bilgisayar kullanabiliyor, yüzde 75'i gazete bile okumuyor. Avrupa'da çocuklar 3-4 yaşlarından itibaren ilgi ve becerilerine göre seçilip, eğitilirken, gençlerimiz 80-90 kişilik sınıflarda eğitim görüyor. Yaklaşık 2 400 000 kişilik işsizler ordusunun yarısı 15-24 yaş grubundan, bu, 1 200 000 kişinin ne okulu, ne de uğraşısı var. Liseyi bitirip, üniversite kapısından dönen ya da askerliğini yapmış, boşta gezen milyonlarca gencimize meslekî eğitim verecek okullar açılmalı; ayrıca, meslek liselerinin sayısı mutlaka artırılmalı.
İş bulmada ve kurmada karşılaştıkları büyük zorlukları çok iyi biliyorsunuz. Her gün hepimizin kapısına yüzlerce ziyaretçi geliyor, telefon açılıyor iş için. Gençlik, kültür ve gelişme merkezleri kurulursa, gençlerimiz kahve köşelerinde heba olmaz, kültürel, sanatsal faaliyetlerle uğraşır.
Gençlerimiz, toplumsal sorunların çözümünde ve ülkenin geleceğine ilişkin konularda söz sahibi olamıyor. Söz sahibi olmak isteyenlerse binbir türlü engellerle karşılaşıyor ve hatta, bağımsız Türkiye talebinde bulunanları darağacına götürdük. Başta Millî Eğitim, Kültür, Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları olmak üzere tüm bakanlıklar, yarınlarımızın teminatı olan gençlerimizden sorumludur.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yaklaşık 40 000 000 yurttaşımızın 24 yaşın altındaki bu gençlerimizin çoğu mutsuz, yön duygusu kalmamış. Gençlerimiz çıkış yolu bulamayıp kendi canlarına kıyıyor. Bir yılda intihar eden 1 802 yurttaşımızdan 1 077'si 35 yaşın altında; yani, intihar edenlerin yüzde 65'i genç nüfusumuzdan insanlar.
2003 yılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bütçesinde ise, gençlik hizmetlerine toplam 3 trilyon 214 milyar pay ayrılmış. Bu pay, Millî Piyango biletinin yılbaşı ödülünün üçte 1'i kadar. Yani, sizlerin yapmak istediği 15 000 kilometrelik duble yolun ancak 3 kilometresini yapıyor. Geleceğimizin teminatı olan gençliği 3 kilometre duble yolla eşit tutuyoruz.
İl müdürlüklerine bağlı gençlik merkezleri, gençlik kamp tesislerindeki faaliyetler için 2 trilyon yeterli görülmüş; gençlik kulüplerine ise, 250 milyarlık yardım öngörülüyor.
Bu kadar komik rakamlarla, gençliğimizin önünde çığ gibi büyüyen sorunları çözebilir miyiz?! Ülkemizin büyük ekonomik zorluklar ve kaynak sıkıntısı içerisinde bulunduğu doğru; fakat, toplumumuzun geleceği olan gençlerimizin uçurumun kenarında durduğunu unutmayalım. Gençliği başlı başına bir proje, yarınlarımıza yapılacak en önemli yatırım olarak düşünmek gerek. Okuldaki, tarladaki, fabrikadaki genci bir bütün olarak düşünüp, toplumumuzun geleceğini bu potansiyelle değerlendirmeliyiz. Gençlerimizi, tarikat liderlerinin dizinin dibinden ayağa kaldırıp, Büyük Atatürk'ün deyimiyle, aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek zorundayız.
Bu yıl, toplam 209 trilyon 118 milyarlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesi, genel bütçenin binde 1,3'ü. 1978 yılında bile bu bütçe binde 5,1'di; yani, her yıl, her geçen yıl gençliğe ayrılan pay azalıyor.
AKP'nin, seçim beyannamesine "gençlik geleceğimizdir" yazması bir şey ifade etmiyor. Binde 1,3'lük bir bütçeyle, gençlikle ilgili hiçbir atılım, proje hayata katılamaz. Üzgünüm, birçok konuda olduğu gibi, gençlik geleceğimizdir anlayışı da sadece seçim beyannamenizde kalmış oluyor.
Gençlik, bütün çağdaş toplumlarda, özgürlük, dinamizm ve yenileşme demektir. Türkiye, vizyonunu ve geleceğe olan güvenini yitirmiş insanların toplumu olamaz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Atatürk'ün eğitim politikası, özgür düşünen çağdaş yurttaşlar yetiştirmeyi amaçlıyordu. Bu hedefe ulaşmak için kentlerimizde halkevleri, köylerimizde köy enstitüleri kurulmuştu. Şimdiki gibi, eğitim alanında kent ve köy ayırımı yoktu; tevhidi tedrisat çerçevesinde, tüm gençlerimiz eşit koşullarda yetişiyordu. Süre içerisinde, gençlerin eğitimi ve aydınlanması seferberliğinden sapıldı. Böylelikle, az önce ifade ettiğim karanlık tablo ortaya çıktı; ezbere dayalı, sözel, yaratıcılığı körelten ve niteliksiz bir eğitim uygulandı.
Bugün gelinen noktada ise, sporun manzarası son derece olumsuz. Anayasamızın 59 uncu maddesinde "Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur" denilmektedir.
Durum, ne yazık ki, Anayasada belirtilen anlayışın tam tersidir; amatör branşlar ve beyinsel sporlar teşvik edilmemiş, alternatif spora yatırım yapılmamış; spor, sadece seyirde ve skorda kalmış.
Bilim adamlarımızın beyin göçünden sonra, şimdi de şampiyon sporcu göçüyle, nitelikli insangücümüzü Batıya kaptırıyoruz. Dünya Şampiyonu Bilardocumuz Semih Saygıner, kariyerini Hollanda'da; namağlup Avrupa Profesyonel Boks Şampiyonumuz Sinan Şamil Sam, kariyerini Almanya'da sürdürmek zorunda kaldı.
Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de sponsorluk kurumunu hayata geçirmek gerek. Çünkü, dünyada spor en büyük 21 inci endüstridir. Otomotiv sektöründen bile daha büyük bir oranda bir ekonomik potansiyeli var. Oysa, Türkiye'de, hâlâ, sponsorluğun önünde pek çok engel görülüyor.
Ayrıca, spor tesislerine ayrılan 61 trilyonluk bütçeyle yatırımlar tamamlanamaz, yine de, önemli olan, elimizdeki tesisleri yeterince kullanabilmek, sporu halka yaymak ve Avrupa kriterlerini yakalamak için ailelerden, gönüllü spor liderlerinden, teknik elemanlardan, doktorlardan, masörlerden, hakemlerden, öğretmenlerden oluşan bir yapı oluşturmak gerek. Böyle bir yapı için, ilerlemiş ülkelerin, Kanada, Almanya, Fransa, İspanya ve Japonya gibi ülkelerin uygulamaları iyi etüt edilmeli.
Millî Eğitim Bakanlığı ve diğer bakanlıklar ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlı tesislerden gençlerimizin ve toplumumuzun diğer kesimlerinin faydalanması mutlaka sağlanmalıdır.
Sonuç olarak; büyük bir ifadedir, Tokat'tan hatırlıyorum veya Yozgat'tan, Sayın Başbakan, seçim mitinglerinde diyordu ki: "Bu ülkede tuz var, şeker var, un var, kim yok; usta yok!" Herhalde 45 katrilyonluk bütçe ve...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
54 konuşma daha · 24 Mart 2003