İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s. 262)

Berhan Şimşek

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Temmuz 2003 · 915 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Berhan Şimşek (CHP), 30 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S. 262)); konuşma 915 kelime.

Berhan Şimşek (CHP, İstanbul). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s. 262)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2003-07-30-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasarisi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 8 inci maddesiyle ilgili, Grubum adına, söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören Yedinci Uyum Paketi, Avrupa Birliği üyeliği hedefinde, önemli aşamalardan birini oluşturmakta. Bu tasarının, 8 inci maddesi ile 7.11.1979 tarihli ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde geçen "15" yaş ibaresi "18" olarak değiştirilmektedir. Mevcut düzenlemeye göre, 15 yaşından küçükler, çocuk kabul edilmekte ve onlar çocuk mahkemelerinde yargılanmaktadır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde ise, 18 yaşından küçük olan, çocuk kabul edilmekte ve yargılamaları farklı usullere göre yapılmaktadır. 1995 yılında, iç hukukumuza aktardığımız Çocuk Hakları Sözleşmesini şimdiye kadar uygulayamadık. 26 Eylül 1924 tarihinde, bugünkü, çağdaş çocuk hakları sisteminin özünü oluşturan Cenevre Çocuk Hakları Sözleşmesi, Atatürk tarafından bizzat imzalanmıştır. Beş maddelik bu beyannamede, çocuğun gelişmesi, korunması, en önce yardım görmesi, kardeşlik duygularıyla büyütülmesi gibi ilkeler yer almıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında, böylesine, önemli bir uluslararası beyannamenin imzalanması, cumhuriyet felsefesinin derinliğini ve önemini iyi bir şekilde göstermektedir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde, çocuğa sadece yargılanma konusunda haklar tanınmamakta; aynı zamanda, sosyal ve ekonomik yaşamda eğitim hakkı, sağlık hakkı, dernek kurma hakkı, genel ve yerel bütçede öncelik tanınması hakkı gibi birçok hak sıralanmaktadır. Bütün bu hakları çocuklarımıza sunmak, onların yaşamlarını daha güzel, daha iyi, daha refah içinde geçirmelerini sağlayacak düzenlemeleri yapmak zorundayız.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çocuklarımızın yargılanacakları mahkemeyle ilgili bu gerekli düzenlemeleri yapmak, hepimizin sorumluluğu ve görevidir. Acaba, çocuklarımıza, gençlerimize olan sorumluluğumuz, yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklara olan görevimiz burada bitiyor mu? Yaş sınırının Avrupa Birliği müktesebatına uygun olarak 15'ten 18'e yükseltilmesi, çocuklarımızın hem yargılamayla ilgili hem de sosyal yaşamda karşılaştıkları sorunları çözmede yeterli mi? Takdir edersiniz ki, bu düzenleme gerekli olmakla birlikte, yeterli bir düzenleme değil. Yargılanmaktan, suçlu ilan etmekten, ceza vermekten ya da affetmekten daha ziyade, ülkemizde, suçlu olduğu varsayılarak mahkemeye getirilen bir çocuğu suç işlemeye iten nedenleri ortaya koyduktan sonra, onların yeniden topluma kazandırılmasına ilişkin düzenlemelere ihtiyacımız var.

Çocuklarımızı suç işlemeye iten adaletsizlikleri, gelir dağılımı bozukluklarını, iktisadî yetersizlikleri ortadan kaldırmak zorundayız. Çocuğu dünyaya getirmek kadar, onu yetiştirmek de önemli. Ağır ekonomik şartlardan dolayı sahip çıkılmayan, cami avlusuna ya da karakol yakınına bırakılan çocuk sayısı, maalesef, 3 600'lere ulaşmış durumda. Aile içi şiddeti ortadan kaldırmak ve sağlıklı bir nüfus planlaması yapmak, çocuklarımız için yapılması gereken uygulamalardır.

Çocuklarımızı dışlayarak, onları suçluluk psikolojisi içinde hapsederek bir yere varamadık, varamayız. Sayın Başbakanın İstanbul'da yaptığı bir konuşma esnasında, bir genç kızımız, ekonomi ve ülke yönetimiyle ilgili eleştirileri dile getirmek isterken, Sayın Başbakanın konuşması bitene kadar tuvalete kapatıldı. Başbakanımızın daha sonra verdiği demeç şu: "Zaten sicili bozuk bir vatandaşımızmış." Bu yanıt, bence, gençlere nasıl baktığımızın çok iyi bir açıklamasıdır. Haklardan ve özgürlüklerden, gençlerden bahsederken, eğer hakları ve özgürlükleri talep edenlere böyle bir tavır koyarsak, bunun, sadece kâğıt üzerindeki hakların ve özgürlüklerin talebi olduğunu düşünüyorum.

Çocuk mahkemelerinin, çocuğun eğilimlerini ölçme, psikolojisini değerlendirme ve yaşantısını bu veriler doğrultusunda geçirmesini sağlama yönünde görevler üstlenmesi gerekmektedir. Devletin görevi ve toplumun gereksinimi, çocuklara ceza vermek değil, onları topluma yeniden kazandırmak olmalıdır.

Ülkemizde çocuklarla ilgili tek somut politikamız, çocuk esirgeme kurumları ve yetiştirme yurtlarıyla sınırlıdır. Bu kurumlarda, sadece 18 000 çocuk barınabiliyor. Devlet İstatistik Enstitüsü rakamlarına göre, ülkemizde korunmaya muhtaç çocuk sayısı ülke genelinde 500 000'den fazladır. Korunmaya muhtaç çocuklar arasında suç işleyenlerin sayısı ise, Adalet Bakanlığı verilerine göre 61 000 civarındadır. Ülkemizde, sokaklara terk ettiğimiz, sokaklarda yaşayan çocuk sayısı ise, 15 000'dir. Bunlar karşımıza, tinerci, kapkaççı olarak da çıkıyorlar.

Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Bu çocuklara sahip çıkmak, tabiî ki hepimizin görevi. Yargılama boyutundan daha ziyade, sosyal tarafına eğilmek durumundayız. 10-15 yaşında kız çocuklarına çarşaf, erkek çocuklara takke, şalvar giydirerek bunu başaramayız. Eğer bunu başaracak olsaydı, buradan Ortadoğuya baktığımızda gerçekleri görürüz.

Çocuklara olan yaklaşımımız, adalet anlayışımızı, geleceğe nasıl yöneldiğimizi, gelecek kuşaklar için bugünden nelere sahip çıktığımızı gösterir. O nedenle, çocuklarımıza sunacağımız olanaklar, ülkemizin geleceğine olan inancımızı ortaya koymaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çocuklarımızla ilgili atacağımız her adımda, alacağımız her kararda dikkatli olmak ve çocuğun yüksek yararını gözetmek durumundayız. Bu, yargılama sürecinde, eğitiminde, yetişmesinde, çocukla ilgili bütün süreçlerde aynen böyle olmalıdır.

Çocuklarımıza, çağdaş çocuk hakları sisteminin bütün getirilerini sunmalıyız. Ailede, sokakta, okulda, karakolda, tutukevinde, iş hayatında çocuk istismarının önlenmesi için bütün yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Binlerce çocuğumuz, çırak olarak, hiçbir sosyal şemsiye altında bulunmadan, atölyelerde ter dökmektedir. Biz ise, burada, Avrupa'nın bize ve çağcı anlamda bir şeyleri hayata katmak için uyum paketleriyle uğraşırken, yapmamız gerekenleri -burnumuzun ucunda- görmezlikten gelmeye devam ediyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; içerisinde bulunduğumuz çağda en önemli yatırım, insana yatırımdır. Eğer, Afganistan'da insana yatırım yapılmış olsaydı, Kabil'in altyapısı da yapılmış olurdu. Onun için, mutlaka, gençlere ve çocuklara bir yandan yaşadığı anda birey olarak çağdaş çocuk haklarını tanımalıyız, bir yandan da geleceğin hür düşünceli, açık fikirli, yaratıcı insanlarının gelişmesine katkıda bulunmalıyız. Çocuklarımıza sunacağımız haklar ve onlara yaklaşımımız, ülkemizi çağdaş dünyada önder bir konuma yükseltecek insangücünün yetişmesinde önemli rol oynayacaktır. Çağımızdaki küresel rekabet ortamında, ülke olarak varolmak, zenginleşmek, kalkınmak, tarihsel gelişimimize uygun bir yer almak istiyorsak, çocuklarımızı birey olarak kabul etmek ve onlara sahip oldukları yaratıcılık ve yetenek geliştirmelerine olanak tanıyacak hakları vermek zorundayız.

Bu yasaları çıkarmak, elbette, önemlidir. Ancak, yasa çıktıktan sonra, görev, Meclisten çok hükümete ve aileye ve bürokrasiye, ülkenin bütün fertlerine düşmektedir. Bu reformların kâğıt üzerinde yasa metni olarak kalmasından, AB'ye "bakın, biz, bu yasaları çıkardık, verdiğiniz görevleri yerine getiriyoruz" demekten ziyade, uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir. Avrupa Birliğine uyum sürecinden geçtiğimiz dönemde, çıkarılan bazı kanunların hâlâ uygulanmadığını, raflarda yasa metni olarak kaldığını gördüğümüzden, bunların -bir kez daha, kâğıtlarda kalmaması kaydıyla- uygulanmasında fayda görüyoruz; çünkü, unutmayalım ki, bu ülkenin yüzde 50'sinden fazlası 30 yaşın altında.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

47 konuşma daha · 30 Temmuz 2003

47 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook