Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Mardin Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 56. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Şubat 2026 · 510 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Beritan Güneş Altın (DEM Parti), 4 Şubat 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 510 kelime.
Beritan Güneş Altın (DEM Parti, Mardin). “Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/beritan-gunes-altin-2026-02-04-karayollari-trafik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=141913
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Aylardır gelip giden, bir türlü nihayete ermeyen ve ekonomik krizin yükünü yine ve yeniden halka, yurttaşa yüklemeye çalışan bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız. Yasa denen mefhum eskiden cezayı tanımlardı ancak günümüzde, şu an ceza yasanın içerisine yerleştiriliyor. Sonuç ne oluyor bu yöntemle? Adil ve eşit bir yaşam imkânsız hâle geliyor. Her gün artırılan vergilerle, zamlarla bu teklifte de artırmayı planladığınız trafik cezalarıyla savaş ekonomisinin faturasını yine halka kesiyorsunuz. Bu da yetmiyor, trafik cezalarını bile siyasi bir yaptırım aracına dönüştürüyorsunuz.
Örnek vereyim: Suriye'de Kürtlere karşı saldırıları aleni biçimde desteklerken Türkiye'de Rojava'daki kardeşlerine, akrabalarına destek olmak için sokağa çıkan halka "Eyleme gidiyor." diye trafik cezası kesiyorsunuz. Sadece belirli plakaları durduruyorsunuz "Sen en temel, barışçıl protesto hakkını kullanıyorsan bunun bir bedeli olacak." diyerek trafik cezası kesiyorsunuz. Kürt onuruna, varlığına, kardeşine, toprağına sahip çıkmasın diye elinizdeki tüm aygıtları yasa tanımaz, hukuk bilmez şekilde devreye koyuyorsunuz. Her türlü zoru, zulmü deneyerek yapamadığınızı trafik cezalarıyla yapmak istiyorsunuz fakat başaramayacaksınız.
"..."[2] Yani sınırın Kamışlı tarafında ve Nusaybin tarafında Kürt'e varlığının faturasını kesmek istiyorsunuz. Oysa Nusaybin'de Rojava protestoları için sokağa çıkan halka "Konvoy yapıyor." diye trafik cezası kesiyorsunuz, bu da trafik cezasının faturası.
"Rojava onurumuzdur." diyen bir aileden 4 kişiye otobüste türlü bahanelerle trafik cezası kesiyorsunuz. Bunun adı düşmanlık değil de nedir? Trafikte, mahkemede, sokakta, stadyumda Kürt'e karşı farklı bir hukuk işletiyorsunuz.
Sınırın öteki tarafındaki Kobani'ye yardım ulaşmasın, çocuklar açlıktan ölmeye devam etsin diye, kuşatmayla halklar yılsın diye, bıksın diye sınır kapılarını kapalı tutuyorsunuz. Sınırın bu tarafında ise yine Kobanili olup Mersin'de yaşayan bir sivilin bir faşistin kurşunuyla Mersin'de katledilmesi sonucunda Valiliğiniz açıklama yapıyor ve zanlıya âdeta nasıl ifade vermesi gerektiğini basın açıklamasıyla duyuruyor. Aslında siz bize şu mesajı veriyorsunuz, "Kobane'de yaşayan bir Kürt'ün de Kobaneli olup Türkiye'de yaşayan bir Türk'ün de Türkiyeli olan bir Kürt'ün de yaşam hakkını engellemek, hakkına hukukuna kavuşmasını engellemek için biz yüz yıldır her türlü tekniği geliştiriyoruz." diyorsunuz fakat sonuç hüsran. Sadece Kürt'ün değil kimsenin hakkının olmadığı bir denklemle bugün karşı karşıyayız.
Bakın, 6 Ocaktan beri benim kendi gözlerimle gördüğüm, engel olmaya çalıştığım, açık videoları olan, sokak ortasında, gözaltında, hastanede işkence pratikleri sergileniyor. Diyar Koç Jandarma tarafından alındığı andan itibaren telin arkasında işkenceye uğradı, üzerine su dökülüp dışarıda bekletildi, hastaneye geç götürüldü, hastanede avukatlar doktorun kollukla görüştükten sonra tavrının değiştiğini ifade etti. Yargılama süreci yaşam hakkının önüne geçirildi. Hastane süreci işkenceye dönüştürüldü. Diyar Koç halkları birbirine kırdırmak için yapılan provokasyonun kurbanı ilan edildi. İşkence yapanlara ne oldu peki? Hiçbir şey olmadı. İşkencecilerin sırtı sıvazlandığı için ertesi gün 13 yaşında yoldan geçen bir Kürt çocuk kolluk tarafından alınıp yere fırlatıldı. Bu çocuğa bunu yapan polisin Mardin Emniyeti tarafından tespit edildiği söylendi. Soruyoruz: O polise, o kolluğa, o jandarmaya ne oldu? Sonuç önemli. Eğer geçmiş örneklerle yüzleşilseydi, işkence cezasız kalmasaydı Mardin Emniyeti her eylem sonrasında insanlara işkence yapamayacaktı, bu gücü bulamayacaktı.
Sadece Mardin'de değil Şırnak'ta Ramazan Kalkan gözaltında başına poşet geçirilerek işkenceye maruz bırakıldı. Asla Kabul etmiyoruz, işkenceyi asla kabul etmeyeceğiz. Tarih yazsın; Mardin'de, Şırnak'ta, Batman'da, Urfa'da kolluk, Jandarma işkence pratikleri sergiliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Devamla)Bitiriyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
103 konuşma daha · 4 Şubat 2026